You are here: Melodi Akçay » Archive for Aralık, 2008
ARKASI YARINLAR
Çok kanallı televizyonların hakim olmadığı zamanlarda insanlar, radyodan arkası yarın ve radyodaki olan bütün programları dinlerlerdi. Neredeyse tüm Türkiye, bu programlara kilitlenirdi. Yüzlerini göremediği, sadece seslerini duyduğu bu kişilerin, söyledikleri şarkılarla ve anlattıklarınla bambaşka dünyalara dalarlardı. Şimdiki gibi, televizyonun görselliğinden daha çok, radyolardaki arkası yarınlar, radyo tiyatroları, mikrofon da tiyatro gibi skeçler, bizleri daha fazla [...]
TÜKENMEYEN SEVDA
Nazım Bey Amca; okumuş, kültürlü, emekli bir bankacıydı. Eşi Münevver Hanım da, emekli bir öğretmendi. Her ikisi de emekliliklerinin tadını çıkarmaya çalışıyorlardı. Her sabah erkenden kalkar, oturdukları evin balkonunda çaylarını yudumlarken seyrederdim onları. Evimizin tam karşısında, eski bir köşk te oturuyorlardı. Onları seyretmek bana, büyük bir haz ve huzur veriyordu. Sevgileri, saygıları yıllardır sürüyordu. [...]
YAŞARKEN ÖLMEK
YAŞARKEN ÖLMEK Gecenin karanlığında, deniz boyunda bir bankta oturuyorum. Kıyıdaki dalgalar çıldırmışçasına, rıhtıma vuruyor. Benim gibi bir şeylere kızdıkları, isyan ettikleri belli. Ne varsa silip süpürüyor. Bir yükselip bir alçalıyorlar, duygularım gibi. Yalnızım, üşüyorum ve korkuyorum. Rüzgarın o soğuk etkisi, ellerimi birbirine tutuşturuyor. Ellerimde yaşanmışlıkların, acıların izleri var. Her biri bir şeyler anlatıyor. Bir an [...]
SEVGİLİYE MEKTUP
Şarkıların söylediği gibi, şimdi çok uzaklardasın. Gönlüm hüsran ve hasretle dolu. Senden hiç ayrılmayacağımı sanırken, sensizliğe mahkum ettin beni. Beni, benimle bıraktığın yerde el ele dolaşan, göz göze bakışan iki sevgili görsem, bizi ve bana söylediğin o şarkıyı hatırlarım. “Şarkılar seni söyler dillerde nağme adın Aşk gibi sevda gibi huysuz ve tatlı kadın” Şimdi o [...]
YÜK ÜSTÜNE PANAOK(HİKAYE)
Eskiden iki şehir arasında tek bir otobüs çalışırmış. O da her zaman değil. İnsanlar ya, yayan yürüyerek, ya da atlı ve eşekli arabalarla yolculuk yaparlarmış. Köyden köye, kasabadan kasabaya satacakları veya evlerine götürecekleri şeyleri eşek veya atlarla taşırlarmış. Bazen bu hayvanların iki tarafına yüklenen yük dışında, semerin orta yerinede fazladan bir yük koyarlarmış. Buna panaok denirmiş. [...]
KEŞKE ! BİRBİRİMİZİ DİNLEYEBİLSEK…
Bir inat, hırs uğruna tüketiyoruz zamanı ve böylece hayatı. Kişiliğimizden ödün vermemek için uğraşıyoruz. Yenildik zannetmesinler diye, bir yudum mutluluğu ıskalıyoruz. Ağzımızdan çıkan sözler bazen çok acı. Dilin kemiği yok misali, yürek yaralıyor. Başka şeylere ve hatta kendimize kızarak suçsuz, günahsız yürekleri yaralıyoruz. Neyin savaşını veriyoruz. Neyin inadını yapıyoruz. Ve kime neyi ödetmeye çalışıyoruz ki. [...]
ESKİ TAS(HİKAYE)
ESKİ TAS Bir aile varmış. Çok uzaklarda bir yerlerde bir köyde yaşarlarmış. Beş kişilik bir aileden oluşuyorlarmış. Anne, baba ve çocuk haricinde, evde dede ve babaanne de yaşarmış. Çocuklarının adı Ahmet miş. Ahmet in anne ve babası, büyüklerini bu evde istemezler. Onlarla yaşamak ağır gelirmiş. Ahmet in dedesi ve babaannesi bir istekleri, ihtiyaçları olduğu zaman, [...]
HAKKIMDA
İsmim Melodi Akçay, 1976 doğumluyum. Ziraat Mühendisiyim. Mesleğimle ilgili özel bir şirkette çalışmakta ve işim gereği interneti sürekli olarak kullanmaktayım. Hayata bakış açım, her şeyin anlayıştan ve eğitimden geçtiğidir. Anlayışla ve eğitimle her şeyin çözüme kavuşturulacağına inanıyorum. İlgi alanlarım arasında, belki çoğunuza klişe bir sözmüş gibi gelecek ama, kitap okumak yatıyor. Yalnızca çok ağır,uzun, açık [...]
YILKI ATLARI GİBİ ÖZGÜRÜM
Yılkıya bırakılmış atlar misali, dikenli telleri çoktan aştım, çayırlara doğru koşmak üzereyim. Bambaşka bir hayata kucak açtım. Bu hayat, beni bekliyor. Özgürüm artık. Nereye gideceğimi biliyorum. Bir rota belirledim kendime. Çizdiğim bu rotada eğri, büğrü olmadan, yalpalamadan özgürce koşacağım. Yolumu buldum. Bu yolda düşmeyeceğim. Özgürce yaşayabileceğim, çayırların kenarlarında dikenli teller olmadan. Hiçbir şeyin beni kısıtlamasına [...]
İYİLİĞİN BEDELİ
Gecelerden birinde bir adam, at arabasınla bir şeyler alıp sattıktan sonra, kasabasına dönmek üzere yola çıkmış. Sattıklarının karşılığında aldığı parayla da evine bir şeyler almış. O gün fazla bir satış yapamadığı için üzgünmüş. Başka geceler normalde kasabasına daha erken dönermiş. Ama, bu gece, başka köylere de uğradığı için geç kalmış. Kasabasına yaklaştığı bir sırada, atlarının [...]











