You are here: Melodi Akçay » Archive for Nisan, 2009
HAYVAN SEVGİSİ VE HAYVAN İSİMLERİ
Hiç düşündünüz mü? Evimizde beslediğimiz hayvanların ismini neden genellikle hep yabancı isimlerden koyarız. Ya da benim çoğu hikayemde karakterlere koyduğum yabancı adlar gibi kahramanlara koyarız. Hiç kedinize, köpeğinize veya evinizde beslediğiniz diğer dostlarımıza Türk isimleri ya da Türkçe anlam ifade eden isimler koyduğumuzu. Örneğin kedimize Ayşe, Zehra, Hayriye, Hasan, Hüseyin, Mehmet, Veli gibi isimler koymuyoruz. [...]
SEVDA KÖRFEZİ
Uzaklarda yemyeşil çiçeklerle bezenmiş olan hayal adasında bir sevda körfezi vardı. Orada bütün aşıklar mesut ve bahtiyar yaşarlardı. Sabahları uyanınca okyanusa, yemyeşil adaya ve sevdiklerine günaydın derlerdi. Arkadaşları adada yaşayan kediler, köpekler, atlardı ve tüm canlılardı. Sandallarına binip hadi vira deyip açılırlardı yosun rengi denize doğru Sevda körfezinin denizi o kadar durgun, o kadar berraktı [...]
REBECCA’NIN YERİ
Umut yollarımın tükenmeye başladığı bir anda rastladım Rebecca’ya. O zamana kadar bütün çıkmaz yollar sanki beni buluyordu. Sersefil, perişan bir halde, çıkmaz yollarda karanlık duygularda boğuluyordum. Neye el attıysam hep yarım kalıyordu. Nerdeyse bu koskoca şehirde kaybolmak üzereydim. Rebecca’ya rastladığım gün bir mucizeydi. Artık yolun sonuna geldiğimi düşündüğüm bir anda, inanmadığım mucizeler gerçekleşmeye başlamıştı. Evet, [...]
EN SONUNDA BAŞARDIN
Bitip gitmeyen senle dolu umutlarım hazan mevsiminde düşen yapraklar gibi toprağa karışmak üzere bir bir ayrılıyorlar bu gönül limanından. Galiba en sonunda başardın. Umutlarımı benden bir hırsız gibi sessizce, usulca aldın. Ümitlerimi öksüz bıraktın. Yükledin sırtına sanki onlar seninmiş gibi. Bende olan her ne güzel şey varsa, hep senin sandın. Yeni yeşeren bir dalı ağacından [...]
GÜNEŞ DAİMA SENİNLE OLACAKTIR
Bir rüyaydı gerçekleri bir kez daha bana gösteren. O gerçek ki, yaşamın bütün olumsuzluklarını, insanın çelişkilerini, sorgulamalarını, isyanlarını alıp, uykuyla dünya arasında beni gerçeğe ulaştıran. Varlık en büyük gerçekmiş. Sevdiklerinin yanında olduğunu bilip, görüp onlarla hayata her gecenin sabahında yeniden merhaba demekmiş. Dokunabilmek, dokunduğun anda hissedebilmek, yanında olamasan da varlığını bilmekmiş. Her yıkıldığın günün sonunda [...]
KENDİ YOLUNU BULMAK
Gençtim, gözü kara biriydim. Deli dolu, hırçın, dünyayı yakabilecek kadar çılgındım. Hayatımın baharıydı. Kendi yolumu bulmam adına, bir seçim yapmam için ailem tarafından önüme seçenekler sunulmuştu. Ya gitmeli, ya kalmalıydım. Yani kısacası adam olmalıydım. Fakat, deli dolu ben’e ağırdı bu sunulan seçenekler. Birinden birini tercih etmeliydim. Bu sefer kesin ve net olmalıydı. Bana sunulan şartlar [...]
UNUTULMAYAN AŞK – ŞİİR
Tarihin yaşanmamış aşk sayfasına Bir aşk daha eklendi Günümüze yakın iki köyde başladı Bu unutulmayan aşk masalı Tanrı tarafından bahşedildi Yüreklerine kazındı Birbirlerine yanıktılar Bir gece yarısı düğünde görmüştü onu Mavi gözlü sürmeli dilber Kaşları yay, kirpikleri ok gibiydi Bırakıverdi bakışlarını sevdalı gence doğru Göz göze geldikleri an zaman durmuş Dilleri lal olmuştu Yasak bir [...]
EMPATİ VE SEMPATİ ARASINDAKİ FARK
Empati ile Sempati birbirine benzer gibi anlam ifade etseler de aslında ikisi de ayrı ayrı anlamları, olguları bünyelerinde barındırır. Olaylar ve durum karşısında farklı anlam alabiliyorlar. Empati kişinin karşısındaki bireye karşı kendini onun yerine koyması, onun gözünle, onun bakış açısıyla olaylara bakmasıdır. Sempati ise kişiye karşı duyulan hayranlık, beğenmek duygusudur. Birbirleriyle anlamdaş gibi görünen bu [...]
SONER ÖZBİLEN “ZİLLİDE MAŞA DARBUKA”
Çocukluğuma dair hatıralarım geldikçe aklıma, Türk Halk Müziği Sanatçısı Soner Özbilen’in yeri benim ve ailemin kalbinde ayrıdır. Soner Özbilen, 1947 yılında Yozgat Boğazlıyan doğumlu, Kosovalı bir ailenin çocuğudur. Rumeli Türkülerini hem seslendirip, hem de derlemeler yapan Türk Halk Müziği Sanatçıdır. Soner Özbilen’i anneannemin çok sevdiğini hatırlarım. Ne zaman Soner Özbilen radyo veya televizyonda türkü söylemeye [...]
İÇİMDEKİ SÜRGÜN
Konuşmayı becerebildiğim gün başladı kendimle ve hayatla ilk kavgam. Sonra konuştuklarımın ve duyduklarımın yavaş yavaş anlamlarını, manalarını, mecazi anlamlarını öğrenince daha bir bitmedi içimdeki savaşım. Hayat iki ucu sivri bıçak gibidir kanadı yaralarım. Bana öğretilenlerle, duyduklarımla ve gördüklerimle büyüdüm. Algılayamıyordum. Benim anlatmak istediklerimle, hayatın algıları birbirini tutmuyordu. Her anlatmak istediklerim anlaşılamadan bumerang misali bana geri [...]











