Reklam :
Anlattıklarım karşısında gülümsemesine yeni bir gülümseme eklendi. İnanamıyordu. Ve bana – Bir gece evine aldığın bir kadın için mi buraya kadar geldin? Ne aptalca bir şey dedi.
Anlattıklarım karşısında Kevın’a eğlence olmuştum. Suratım onun davranışları karşısında asıldı. Bunu fark etmiş olacak ki,
Bilmiyordu. O geceden sonra Elizabeth’ten başka, gözümün hiçbir şeyi görmeyecek kadar arzulamanın ne olduğunu. Roxvel kasabasından ayrılıp eve vardığımda bir an önce Kevın’dan gelecek cevabı bekliyordum. İki hafta boyunca bir haber gelmedi. Bir cumartesi sabahı telefonum uykudan uyandırırcasına çalıyordu. Arayan Kevın’dı. O an tek istediğim bana onun izini bulduğunu söylemesiydi. Kevin yüksek sesle
Heyecanımdan dolayı başım dönmeye başladı. Bir anda kendimi toparlayıp yürümeliyim diye düşündüm. Ortalıkta büyük bir sessizlik hakimdi. Etrafta kimse görünmüyordu. Elizabeth ile karşılaşınca onun benim hakkımda neler düşündüğünün merakı içerisindeydim. Elimdeki anahtarla kapıyı açtığımda karşıma büyük, genişçe, ferah ve kahverengi tahta mobilyalardan yapılmış büyükçe bir salon çıktı. Bir yabancının evindeydim ve korkuyordum. Acaba bu anahtar ve zarf bana mı bırakılmıştı sorusu, evin içerisine girdiğim anda aklıma takılmıştı. İzinsiz girdiğim için tutuklanabilirdim. Bir an kimse yok mu? diye seslendim. Salonu yukarıdaki katlara bağlayan uzun, genişçe bir merdivenden ayak sesleri gelmeye başladı. Heyecanlandım. Merdivenin basamaklarından daha kimin indiğini göremeden bir bayan sesi
Bir an gözlerimizle birbirimize dimdik bakıştık.
Okumaya başladığımda bilmediğim bir çocuk ismiyle, Elizabeth’in ismi evlatlık verildiklerine dair evlatlık verilen ailelerin ismi ve öz ailelerinin isimleri beraber geçiyordu. Çiftliğin posta kutusunda yazan Marc Brandon adı burada da geçiyordu. Şaşırmıştım.
Ona çok kızmıştım, çok öfkelenmiştim.
- Peki beni o gece nasıl peronda buldun.
ANAHTARLIÄžIN SIRRI












