payday loans Car insurance
Author Archive

Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir

Yayın Tarihi: 23 Nisan 2012 Pazartesi Saat: 15:30

Büyük İnsanların da Günleri 24 Saattir

“İşlerim çok. BaÅŸka hiçbir ÅŸeye bakamıyorum.”

Bu lafı bir kiÅŸiden daha duyarsam, büyük ihtimalle katil olacağım. Mailime iki satır bile cevap yazmayanlar “çok yoÄŸun”; bir ÅŸey anlatmak için söz verip haftalarca sesi çıkmayanlar “çok yoÄŸun”; benden baÅŸka herkes ama herkes çok yoÄŸun.

“Aaa tabii; onun için konuÅŸmak kolay. Evde oturup yazıyor sadece. Çalışmaktan haberi yok.” İstesem ben de “çok yoÄŸun” olabilirim. “Bugün ÅŸunu yetiÅŸtirmem lazım; yarın ÅŸuraya gidip yazı konusu bulmam lazım, birkaç ay içinde romanımı bitirme planım var, sarkmaması lazım, o lazım, bu lazım…”

Hayatı boÅŸ vermek istedikten sonra “yoÄŸun” olmaktan kolay mazeret yok ki. Hatta sadece yemek piÅŸirip, alışveriÅŸe çıkıp, dizi izleyip yaÅŸayarak da “yoÄŸun” olabilirsiniz.

“Sinemaya gidemem ki, bugün temizlik yapacağım.” E yapma.

“Ay seni arayacaktım, hep aklımdasın ama iÅŸlerden başımı kaldıramıyorum ki…”

Kâinatın en saçma ve zekâ özürlü mazereti. Yani “kafama uçan daire düÅŸtü, hastanedeydim” deseniz daha inandırıcı olur. Normalde hiç kimse hayatının 24 saatini çalışarak geçirmez. En azından yemek yemek, uyumak ve tuvalete gitmek için ara vermeniz gerekir. Ve bu aralarda sevdiÄŸiniz insanlarla en azından telefonda konuÅŸabilirsiniz, deÄŸil mi? Ben bir insana vakit ayırmamanın mazereti olarak “çok çalışıyorum”u kesinlikle kabul etmiyorum. EÄŸer biriyle aylarca görüÅŸmüyor ve “iÅŸlerim var, ondan” diyorsanız, bunun iki anlamı vardır:

a) Ben aynı anda iki iÅŸi yapamam. DoÄŸal olarak çalışırken araya kimseyi katamam. Merdiven çıkarken çiklet de çiÄŸneyemem. Hayatım allak bullaktır. Zaman nasıl deÄŸerlendirilir bilmiyorum.

b) Seninle görüÅŸmek istemiyorum.

c) Ciddi anlamda iÅŸlerim yüzünden görüÅŸemediÄŸimizi sanıyorum. Bu mazerete gerçekten inanmışım. Kimi kandırıyorum ki?

(Son şıkkı kabul edecek babayiÄŸit pek bulunmaz.) Ve hiç kimse beni birinci şıkka inandıramaz. Çünkü biriyle görüÅŸmek isterseniz, mutlaka vakit ayırırsınız.

Bu aralar üst üste birkaç kiÅŸiyle bu “çok çalışıyorum da; baÅŸka bir ÅŸeye bakamıyorum” muhabbetini yaÅŸadım; konuya o yüzden taktım. Bir insandan örnek vereceÄŸim. Åžu an için kendimi örnek veremem çünkü “evde çalışan yazar” olduÄŸum için kimsenin beni iÅŸ konusunda ciddiye aldığı yok.
Neyse canım, bana ne? Ben yazıyor muyum? Yazıyorum. Paramı alıyor muyum? Alıyorum. Gerisi beni hiç ilgilendirmiyor. Ama ÅŸunu da belirtmem gerek. ÖÄŸrencilik hayatım boyunca hiçbir zaman derslerin, sınavların, çalışmaların, zevklerimin önüne geçmesine izin vermedim. Benim için okul her zaman ikinci plandaydı. EÄŸer çok sevdiÄŸim bir film oynuyorsa, yarınki sınava çalışmayı birkaç saat sonrasına erteledim ve filmi izledim; canım ertesi günü ödev yetiÅŸtirmeye oturmadan önce gezmek istediyse çıkıp gezdim; ders çalışmayı planladığım gece bir arkadaşım “haydi sinemaya gidelim” dediyse herÅŸeyi olduÄŸu gibi bırakıp sinemaya gittim. Çünkü benim için “sevdiÄŸim insanlar” ve “kendime vakit ayırdığım hayatım” herÅŸeyden önemliydi. Hayatımda hiç kimseyi “çalışmam gerek” diye geri çevirmedim. Bir arkadaÅŸa “hayır, eve gideceÄŸim” dediysem, bu o anda eve gitmek istememden baÅŸka bir sebebe asla dayanmadı. En önemli iÅŸin başında da olsam, bir dostum “seninle konuÅŸmaya ihtiyacım var” dediÄŸinde ben tüm iÅŸleri bırakırım. Çünkü hiçbir ÅŸey, çevrenizdeki sevgi ve sahip olduÄŸunuz yüreklerden daha önemli olamaz. Hayat kısacık, acayip bir ÅŸey. Hırslarla, kıskançlıklarla ve eÅŸek gibi çalışmakla bitirilemeyecek kadar da deÄŸerli.
 
Elbette boÅŸ boÅŸ oturun demiyorum. Çünkü hayat aynı ÅŸekilde, boÅŸ boÅŸ  oturulmayacak kadar da deÄŸerli. Ama iÅŸ dediÄŸiniz ÅŸey, sevdiklerinizle, kendinizle, hobilerinizle geçireceÄŸiniz zamanın tamamını çalıyorsa, inanın bunda büyük bir terslik vardır. Kendini çalışmaya ciddi bir biçimde adayan ve sevdiklerine zaman ayıramayacak kadar iÅŸlerine gömülmeyi kendi özgür iradesiyle seçen kiÅŸiler de var tabii. Ben böylelerinin asla evlenmemesi gerektiÄŸini düÅŸünüyorum. Ve bu, kesinlikle tahammül edebileceÄŸim bir kiÅŸilik tarzı deÄŸil.

Neyse, geçeyim örnek kiÅŸime: Ben ortaokul hayatım boyunca Soma´da yaÅŸadım.
(Oradaki hayatım da alemdi aslında. Bir ara onu da yazayım…) Anlatacağım kiÅŸi, bir arkadaşımın babası. (Ailecek de görüÅŸüyorduk; aynı apartmandaydık.) Adam her sabah en geç altıda iÅŸe gitmek zorundaydı. (Mühendisti galiba. Maden ocaklarına çıkıp oradaki iÅŸleri yürütüyordu.) Yani haftanın beÅŸ günü, ciddi anlamda “sabahın körü” diyebileceÄŸiniz bir saatte iÅŸinin başında olmalıydı. Bu durumda erkenden yattığını ve hafta içi baÅŸka hiçbir ÅŸeye vakit ayıramadığını düÅŸünürsünüz, deÄŸil mi? En azından benim hayatımdaki “yoÄŸun insanlar” için bu çalışma tarzı “iÅŸe git, eve gel, yemek ye, uyu, iÅŸe git, eve gel, yemek ye, uyu” düzenini gerektiriyor. Ve hafta sonları da “hafta içinin yorgunluÄŸunu bir türlü atamıyorum” diye evde yatarak geçirilirdi. Aşırı yoÄŸun çalışma temposu yüzünden bunlara laf da söylenmezdi. Çünkü “çok çalışıyorum, görmüyor musun?” demeleriyle, her türlü tartışma anında biterdi.
 
Peki arkadaşımın babası böyle mi yaşıyordu?
Büyük harflerle cevap veriyorum: HAYIR, ASLA… AkÅŸam eve döndüÄŸünde sosyal hayatı baÅŸlardı. Yemek bazen evde, bazen bizim de dahil olduÄŸumuz dost topluluÄŸuyla beraber dışarıda yenirdi. Sonra mutlaka birinin evinde toplanılır; eÄŸlence gırla giderdi. Bu adam iÅŸinin dışındaki tüm vaktini
sevdikleriyle geçirir ve karısına asla yalnızlık hissettirmezdi. Hemen hemen her hafta sonu mutlaka ya Dikili´ye ya da AliaÄŸa´ya yemeÄŸe giderdik.
 
Asıl çarpıcı örneÄŸimi daha vermedim. Haftanın her günü sabah altıda iÅŸte olan ve akÅŸam hava kararınca eve gelen bu adam, (bazen cumartesileri de çalışıyordu galiba) evlilik yıldönümünde karısını Soma´ya iki saat uzaklıkta olan İzmir´e götürdü. Hayır, hafta sonu deÄŸil. BÜTÜN GÜN çalıştığı bir günün akÅŸamında eÄŸlenmek için gittiler ve gece yarısını geçe döndüler. Ertesi gün de bu adam tekrar sabahın köründe iÅŸine gitti!!!

Hiç kimse bana hiçbir ÅŸey için “çok meÅŸgulüm, çok yoÄŸunum, vaktim yok da ondan” gibi bir mazeret sunmasın. Ben inanmıyorum. EÄŸer biri beni aramıyorsa, aramak istemediÄŸi içindir. EÄŸer benimle görüÅŸmüyorsa, görüÅŸmek istemediÄŸi içindir. Ben baÅŸka HİÇBİR mazereti kabul etmiyorum. Son örneÄŸimin ardından bu yazıyı bitirebilirdim. Çünkü gerçekten baÅŸka hiçbir lafa gerek yok. Vakit ayırmak istersen, istediÄŸin herÅŸeye ve herkese vakit ayırabilirsin. Ama müsaadenizle ben bu konuyla ilgili söylenmiÅŸ ve gerçekten çok hoÅŸuma giden sözlerden de bir demet sunmak istiyorum. Bunları herkesin çerçeveleterek duvarına asması gerek. “İşim var, vaktim yok” diye saçmalamaya ve daha da korkuncu bu saçmalığa kendimiz de inanmaya baÅŸlarsak acilen okuyup kendimize geliriz:

- İşinizin çok önemli olduÄŸunu düÅŸünüyorsanız, bu sinirlerinizin ciddi biçimde bozulduÄŸunun en açık göstergesidir. (Bertrand Russell)

-İşini her ÅŸeyden önemli sayarak günde sekiz saat çalışan, sonunda çalıştığı yerin başına geçer ve günde aynı hızla yirmi dört saat çalışmaya mahkum olur (Robert Frost)

-MutluluÄŸun formülü, gerektiÄŸinde önemsiz ÅŸeylerle meÅŸgul olabilmektedir. (Edward Newton)

-Bitap bırakan günlük yaÅŸam, ancak bir aptalın karşılaÅŸabileceÄŸi bir hayat krizidir. (Anton Çehov)

-Eğer boş zamanınız yoksa, ruhunuzu kaybediyorsunuz demektir.(L.P.Smith)

-Kalitenizin ölçüsü, boÅŸ zamanlarınızda ne yaptığınızdır. Medeniyetlerin kalitesi de insanlara saÄŸladığı boÅŸ zaman ve bunun kalitesi ile ölçülür. (Irwin Edman)

-Babam bana çalışmayı, fakat iÅŸin esiri olmamayı öÄŸretti. Åžimdi okumanın, hikaye anlatmanın, ÅŸakalaÅŸmanın, konuÅŸmanın ve gülmenin iÅŸ kadar; hatta ondan da önemli olduÄŸunu biliyorum. (Abraham Lincoln)

-BoÅŸ zamanı iyi deÄŸerlendirmek, çok ciddi bir sorumluluktur. (William Russell)

VE BENİM FAVORİM:

“Yeterli zamanım yok deme. Büyük insanların da günleri 24 saattir…”   

CAN DÜNDAR

Etiketler:

Benim Yüce Milletim

Yayın Tarihi: 23 Nisan 2012 Pazartesi Saat: 14:15

Benim Yüce Milletim

Åžarkıyı İndirmek İçin BURAYA Tıklayın

Etiketler: