Vakıf haftası hakkında genel bilgi
Yayın Tarihi: 23 Nisan 2012 Pazartesi Saat: 13:00Vakıf haftası hakkında genel bilgi
Bir hizmetin sürüp gidebilmesi için, kişilerin kendi istekleriyle bağışladıkları para ve mülklere ? Vakıf? denir. Bağışlanan mülklerin, eserlerin geleceğe sağlıklı kalabilmeleri korunmalarına bağlıdır. Geçmişin geleceğe taşınması ve yaşatılması vakıfların görevi arasındadır.
İnsanlar arasında sosyal dayanışmanın sağlanması, yardımlaşmak, birbirine destek olmak, acı ve mutlu günleri paylaşmak, sevgi ve saygı tohumlarını atabilmek için fertler arasındaki ilişkilerin iyi olması gerekir.
Vakfın tarihçesi çok eskilere dayanır. Dinimiz yardımlaşmayı ve ihtiyacı olanlara destek olmayı dini temeli saymıştır. Vakıflar Osmanlılar zamanında daha da yaygınlaşmıştır. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra da etkinliğini aynı ölçüde sürdürmüştür. 5 Haziran 1935?te çıkan bir kanunla ?Vakıflar Genel Müdürlüğü? kuruldu. Ülkemizdeki vakıfların hepsinin yönetimi, bu teşkilata verildi.
Vakıflar eğitime, öğretime, belediyelere, sağlık işlerine, yoksullara hizmet ederler. Vakıf tarafından yardım alan kişilerin adları, kurum tarafından açıklanmaz.
Ülkemizin sosyal, ekonomik, kültürel ve yurt savunmasında vakıfların yardımlar büyüktür. Bu kadar güzel bir hizmetin sürekliliğini sağlamak hepimizin görevidir. Vakıflara yardım ederek gelirlerini çoğaltmak ve çalışmalarını desteklememiz gerekir.
Vakıfların toplumsal yaşamımızdaki hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz.
1. Dini hizmetler
2. Sağlık hizmetleri
3. Eğitim ve öğretim hizmetleri
4. AÅŸ evi hizmetleri
5. Sosyal hizmetler
6. Sanat ve kültür hizmetleri.
7. Para yardımı
8. Milli savunma hizmetleri
9. İktisadi hizmetler.
10. Ulaştırma hizmeti
11. Spor hizmetleri
İnsanlardaki yardım duygusunu geliştirmek, dayanışmanın önemini anlatmak ve insanların gönül zenginliğine ulaşmasına yardımcı olmak amacı ile 1985 yılından beri 3 ? 9 Aralık tarihleri arasında ?Vakıf Haftası? kutlanmaktadır.
Bir Yazın Tarihi (HALİD ZİYA UŞAKLIGİL)
Yayın Tarihi: 23 Nisan 2012 Pazartesi Saat: 11:45Bir Yazın Tarihi (HALİD ZİYA UŞAKLIGİL)
1.KİTABIN KONUSU: Dört yıldan beri taÅŸrada mühendislik yapan bir gencin yaz tatilini geçirmek üzere İstanbul?a akrabasının yanına gelmesiyle orada bulunan bir genç kıza aşık olması.
2.KİTABIN ÖZETİ
Hasan , üniversiteden mezun olduktan sonra taÅŸrada görev yapmaya gitmiÅŸtir . Dört yıl taÅŸrada mühendis olarak çalıştıktan sonra , bu denli çalışmanın verdiÄŸi yorgunlukla İstanbul ?daki uzun zamandır görmediÄŸi akrabasının evine gitmeye karar verir . Akrabasının evine gittiÄŸinde karşılaÅŸtığı manzara ile bir anlamda ÅŸok olur. Evde beÅŸ tane genç kızla karşılaşır. Bunların ikisi akrabasının kızı diÄŸerleride uzaktan akrabalarıdı. Onları en son üniversiteden sonra görmüÅŸtü. Sadece küçüklüklerini hatırlıyordu. Åžimdiyse hepsi birer genç kız olmuÅŸtu. Bu genç kızların isimleri Nevin, Güzin,Aliye,Samiye,Meliha?dır. Bu kızların hepsininde huyları ve görünüÅŸleri farklıdır. Hasan eve geldikten sonra hepsi ona karşı yabancılık duymadan odasını hazırlamasına yardımcı olurlar . Hasan ?ın gözüne evde ilk takılan ÅŸey bütün kızların neÅŸe içinde cıvıl cıvıl olmalarına raÄŸmen Meliha?nın çok sessiz ve suratında sürekli bir aÄŸlama ifadesinin bulunmasıydı.Meliha?nın suratı her zaman solgun ve mutsuzdu.Meliha kızların en büyüÄŸü olmasına raÄŸmen sanki onların en küçüÄŸüymüÅŸ gibi duruyordu.
Hasan tatilini uzattıkça kızlarla muhabbeti iyice geliÅŸtirir ve kendini çok farklı hissetmeye baÅŸlar . Kendini aşık hisseder fakat hangisine olduÄŸuna karar veremez. Hasan iyice kendini çok zor durumda hissetmeye baÅŸlamıştır, ne yapacağını tam olarak bilememektedir.
Bazen kızların gece eÄŸlencelerene katılmaktadır. Bu gecelerde bazı kızlar çalmakta bazıları ise söylemektedir. Hasan?ın ilgisini ise Meliha?nın çaldığı ud çekmiÅŸtir. Gerçekten de Hasan ud müziÄŸinden çok hoÅŸlanıyordu.Meliha?nın da bu eÄŸlencelere katılmasına çok sevinmiÅŸtir.Fakat Meliha hiç de mutlu görünmüyordu.Bu durum ise Hasan?ı çok üzüyordu. Hasan sürekli olarak Meliha ile konuÅŸmaya çalışsada Meliha Hasan ?dan sürekli kaçmaktadır.
Hasan sonunda bu kızlardan kime aşık olduÄŸunu bulur. Bu kız Meliha?dır. Artık onu sürekli olarak göz hapsinde bulundurur . Fakat Meliha o sararmış , aÄŸlamaklı suratı ile Hasan?dan sürekli olarak kaçar.
Bir gece kızlar Meliha ?nın hasta olduÄŸunu söylerler. Hasan koÅŸarak Meliha?nın odasına çıkar. Meliha her zaman ki gibi solgun haliyle, yatakta yatmaktadır.Hasan bir an cesaretlenerek ona ?seni seviyorum? der. Meliha bundan hoÅŸnut olmasına raÄŸmen onu mutlu edemem, hastayım düÅŸüncesi ile evden bir an önce gitmesini rica eder. Hasan da bu ricayı kırmayarak , kalbinde derin bir yara ile evi terk eder .
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
Karşımıza çıkan her kiÅŸiyi sevgili olarak algılamamalıyız. Gerçek sevgiyi doÄŸru kiÅŸide ve doÄŸru zamanda bulmak için beklemeliyiz.
4.KİTABTAKİ OLAYLARIN VE SAHIŞLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
.Hasan :Yirmi beÅŸ yaÅŸlarında ,üniversite mezunu bir mühendistir. Duygulu, içine kapanık fakat gerektiÄŸinde çok iyi iliÅŸkiler kurabilen birisidir.
Güzin : Sarı saçlı , ela gözlü , sinirli ve huysuz bir kızdır.
Nevin : Kumral ,ela gözlü ve hırçın birisidir.
Aliye : İnce uzun boylu , iyi huylu birisidir.
Samiye : Kısa , biraz şişman bir kızdır.
Meliha : Uzun boylu ,iyi huylu bir kızdır.
5. KİTAP HAKKINDA ÅžAHSİ GÖRÜÅžLER:
Kitap güzel bir aÅŸk hikayesi anlatmaktadır. AÅŸkı kitaplarda okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1867?de İstanbul ?da doÄŸdu. Mahalle mektebinden sonra Fatih RüÅŸtiyesi?ne gitti. Tüccar olan babasının iÅŸleri bozulması üzerine ,1879? da İzmir?e yerleÅŸtiler. Halid Ziya burada fransızca öÄŸrendi . Fransızcadan çeviriler yaptı. 1884?te Nevruz dergisini ,1886? da Hizmet dergisini çıkarttı . İlk romanlarını bu dergilerde yayımladı.
1896?da Edebiyat-I Cedide topluluÄŸuna katılarak Servet-i Fünun dergisinde kendine geniÅŸ ün saÄŸlayan romanlarını yayımladı. Halid Ziya Edebiyat-ı Cedide ?nin sanat anlayışı doÄŸrultusunda yeni bir dil üretmek için çaba göstermiÅŸtir. Osmanlıca da bile kullanılmayan Farsça ve Arapça kelimeler bularak Türkçe ?de olmayan kurallarla tamlama yaparak konuÅŸulan dilden çok ayrı , süslü yapay bir dil oluÅŸturmuÅŸtur. Daha sonraki yıllarda dilini yalınlaÅŸtırma gereÄŸi duymuÅŸtur. UÅŸaklıgil batılı manadaki Türk romanının öncüsü olmuÅŸtur.1945?te İstanbul? da öldü.
« Previous Entries Next Entries »