Tem 02

Hayatın ne kadar çok hızla ve çabuk değişebileceğini bilmiyordum. Hele de içimde tüm şiddetiyle esen fırtınaların gölgesinde kalmaktan, korkunç bir gümbürtüyle ses çıkaran şimşeklerden ve git gide büyüyen çığın altında kalmaktan yoruldum.
Her yaşımın basamaklarından çıkarken, bana getireceklerini beklediğim belkilerin gölgesinde kalmak, gördüğüm hayat resminin içine giremeyişim, en küçük esintide bile dallarımın kırılışı ve sürekli olarak aklımdan çıkarmaya çalıştığım kötülüklerin karşısında yeniden umut etmek, belki demek, kırılan dallarımı tutunabileceğim dala dönüştürmek için belkilerle yakından arkadaş olmuştum.
Keşkelerimden daha çoktur belkilerim. Kimin öyle değildir ki. Ateş kırmızısı bir elbise gibidir keşkelerim. Giydikçe yakar ve yanarım. Ne kadar yaksam ve yansam da; havalar bir kararıp, bir açsa da yaşadım derim.
Oysaki İşte! Keşkelerimden daha çok içimi acıtan, mavi bir elbise gibidir belkilerim. Giyemedikçe sadece yanarım. Ne kadar yansam da, her şeyin daha iyi olacağına inanırım. Ve, gördüğüm bu rüyadan hayal kırıklığıyla uyanırım. Ben, bunu bile bile yaparım. Çünkü insanım.
Görmek istemedikçe, yaşamak istemedikçe hüzünle biten bir filmin son sahnesi gibi, keşkelerime yenileceğimi bildiğim halde, oynadığım bu hayat filminin son sahnesini başa sarıp belkilere sığınırım.
Yaşarken öğrendiğim, cevabını bildiğim soruların cevap şıklarına, daima son bir şık eklerim. Hayatımda dört yanlış bir doğruyu götürse de, pervane böceği gibi döne döne yanacağımı bilsem de, içimdeki kurtarıcımdır belkilerim.
Keşkelerimden daha çok ağırdır belkilerim. Belkilerle, belki bir gün neden olmasın derim. Umut ettikçe, belki dedikçe gelmez bir türlü belkilerim. Sanki dağlar ardındadırlar. Bana gelmek üzere yola çıkmışlarda, bir türlü ulaşılamayan engelli yollara sapmışlar gibi hissederim. Tutunamam, dokunamam artık hayallerde bile yaşayamam. Gittikçe büyür içimdeki yangın. Belkilerden yardım beklerim. Umut ettiğim kurtarıcım yavaş yavaş elini eteğini çeker benden, bir türlü ulaşamam.
Hasrete inat, Belki! Belki bir gün belkilerim gelir derim. Ama bir türlü gelmez belkilerim. İşte! O zaman keşke! Keşke belkileri beklemeseydim derim. Artık ısrar etmem, umut etmem. Belki bir gün belkilerim gelir diye beklemem.
Sonra ne olur, hafif bir esintide yine kırılır umutlarım. Hızla gelir keşkelerim. Dalında daha açmadan yüzünü göremediğim, ama bir yerlerde olduğunu bildiğim, şans meleğim belkilerim gelir. Yanıldığımı görürüm. Hem şaşkın, hem kuşkuyla neler oluyor böyle diye durakladıktan sonra, artık ikinize de ihtiyacım yok derim.
Arapsaçına dönen bir benlikle belkilerin ve keşkelerin yıkıntıları arasında, bir an bile üzerime giyemeyeceğimden artık emin olduğum mavi elbiseli belkilerimden vazgeçerim.
Bu sefer belkilerim inat eder içimde. Direnirim. Kaçmak, kurtulmak kolay değildir. Tekrar tuzağa düşürürler beni umut ederim, belki bir gün derim. İnandırırlar, umut ettirirler ama bir türlü gelmezler.
Hayatımı alt üst eden, şans meleğim belkilerim!
Yüreğimi karış karış dolaşsanız da, her şeyin daha güzel olacağına inandırsanız da, kırılan dalımın yeniden tamir edileceğini düşündürseniz de; belki, belkiler gelir diye umut ettirseniz de,
Belkiler! Belkilerden bıktım artık, gelmeyeceÄŸinizi biliyorum. KeÅŸkelerim ve belkilerim sizleri istemiyorum. Artık gelmeyin….
Yazan : Melodi AKÇAY
Yorum Yapın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Son Yorumlar