AÅžK
« Önceki ÖrneklerRehberlik Hikayeleri ÖLÜMSÜZ BİR AÅžK HİKAYESİ HERO İLE LEANDROS
Yayın Tarihi: 09 Nisan 2012 Pazartesi Saat: 20:15Rehberlik Hikayeleri ÖLÜMSÜZ BİR AŞK HİKAYESİ HERO İLE LEANDROS
Åžu her gün karşımızda gördüÄŸümüz BoÄŸaziçi?nin güzelliÄŸini müjdeleyen Kızkulesi var ya, bir zamanlar bu kulede bir kız yaÅŸarmış derler, ona aşık bir delikanlı her gece Galata?dan kuleye yüzer, sevgilisine kavuÅŸurmuÅŸ? Bir gece fırtına çıkmış, deniz delikanlıyı alıp götürmüÅŸ, ölü gövdesini ertesi sabah kulenin dibine atmış.
Bu masal Kızkulesi için anlatılır, oysa, Hero ile Leandros?un efsanesi aslında BoÄŸaziçi?nde deÄŸil, Çanakkale BoÄŸazında geçer. Ama masal bu, sahnesi nerede olursa olsun, bir hayal, birde hakikat payı taşır.
İstanbul limanının süsü bugün de dimdik ayakta duran sevimli Kızkulesi bu masalı kendine yakıştırmış ya, doÄŸru veya yanlış, varsın sahibi o olsun bundan böyle.
Bir varmış, bir yokmuÅŸ, Çanakkale BoÄŸazının en dar olduÄŸu yerde biri Sestos, öbürü Abydos diye iki ÅŸehir varmış. Abydos, Anadolu topraklarında, Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. BoÄŸazın en dar geçidi, Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destanlarına sahne olmuÅŸ gerçi, ama insanlığın kara günlerini dile getiren bu olaylar, dalgalarının bir aÅŸk faciasına sebep olduÄŸunu unutturmuÅŸtur bize.
Abydos?ta adı Leandros olan bir kral oÄŸlu yaÅŸarmış, Sestos?ta adı Hero olan aÅŸk tanrıçası Aphrodite?nin bir rahibesi varmış. Hero ile Leandros gönül vermiÅŸ birbirlerine. Neden vermiÅŸler, nasıl vermiÅŸler ? Masal açıklamıyor bunları. Sevgililer birbirlerini niçin sevdiklerini, sevgi kıvılcımlarının yüreklerinde ne zaman çaktığını bilirler mi ? Biz diyelim ki, bir bahar günü Sestos?ta bayram yapılmış, Aphrodite?nin çok genç ölen sevgilisi Adonis?in ÅŸerefine bir bayrammış bu. Adonis, veya Temmuz (temmuz adının adı oradan gelir) aÄŸaç kabuÄŸundan doÄŸmuÅŸ, çiçek gibi körpe, canlı bir çocukmuÅŸ. Aphrodite onu görür görmez, güzelliÄŸine vurulmuÅŸ, çocuÄŸu yer altı tanrıçası Persophone?ye vermiÅŸ, büyütsün diye. Ne var ki, karanlık ülkenin tanrıçası da çocuÄŸa tutulmuÅŸ. Aphrodite?ye geri vermek istememiÅŸ. Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte birini yeryüzünde Aphrodite ile, üçte birini yeraltında Persephone ile, geri kalanını da kendi nerede dilerse orada geçirecek diye kesip atmış. Ama Adonis yılın sekiz ayını Aphrodite?nin yanında geçiriyor, yalnız dört ay iniyormuÅŸ karanlık ülkeye, Persephone kıskançlığından bir yaban domuzu salmış ormanlara, hayvan Adonis?i avlanırken yaralamış, öldürmüÅŸ. Can çekiÅŸen sevgilisinin yanına koÅŸarken Aphrodite?nin ayağına bir gül dikeni batmış. O güne kadar beyaz olan gül, tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış.
Tanrıça, Adonis?in gövdesinde ne kadar kan damlası varsa, o kadar gözyaşı dökmüÅŸ, topraÄŸa dökülen her damla kandan bir lale, her damla yaÅŸtan bir kırmızı gül fışkırmış. Bundan böyle bahar bayramında kadınlar, ? Ah Adonis! Vah Adonis!?diye bağırıp dövünürler, tören yaparlarmış.
Leandros, Hero?yu bu törenlerin birinde tepeden tırnaÄŸa kırmızı güllerle donanmış olarak görmüÅŸ belki. Çiçeklerin kadife kırmızısı, kızın sütbeyaz güzelliÄŸini daha da belirtiyordu. Abydos?lu kral oÄŸlu Sestos?lu, rahibeye ne pahasına olursa olsun kavuÅŸmak istedi. Ne yapsın ki, Hero rahibeydi, Bir erkeÄŸe varamazdı, rahibe kaldıkça kızlığını korumalıydı. İki sevgili bakışlarıyla mı anlaÅŸtılar, yoksa mektuplaÅŸtılar mı, efsane bunu anlatmıyor, ne varki, Leandros Anadolu kıyısından Sestos?a geçmek için yanıp tutuÅŸuyordu. Bir gece dalgalara bakarken, Sestos?taki kulenin tepesinde bir ateÅŸin yandığını gördü. Hero kuleye çıkmış, sevgilisine, ?Gel, gel!? diye bir meÅŸale sallıyordu.
Deniz durgundu, ay suda hafifçe dalgalanan ışıltılarıyla Leandros?a bir yol çiziyor gibiydi.
Leandros dayanıklı bir yüzücüydü. Karşı kıyıda Hero?ya varan ışık yolu ise kısa görünüyordu.
Dalgacıklar, ?Gel, biz seni götürürüz? der gibi fış fış ediyor, kuledeki meÅŸale çağırıyordu.Leandros suya daldı, var gücüyle yüzdü. BoÄŸazın serin akıntıları yanan gönlünün ateÅŸini dindireceÄŸine, sevgiyle hızlanan gövdesine arttıkça artan bir güç katıyordu. Hero?nun elinde sallanan meÅŸale gittikçe yakınlaşıyordu. Adonis bayramında gördüÄŸü pembe beyaz kız ÅŸimdi gümüÅŸ ve altın rengi ışıltılar saçıyordu. Bir kulaç, bir kulaç daha, ona kavuÅŸacak, ince gövdesini kolarında saracak, dudaklarını dudaklarına alıp sevgisinin yumuÅŸaklığını tadacaktı. Leandros artık yüzmüyor, su fırtınası arasında uçuyordu. Son bir kulaçla karaya ayak bastı, soluk bile almadan kumsaldan yukarı koÅŸtu. Kulenin kapısı açıktı, içeriye daldı, merdivenleri tırmandı. İlk defa birbirine sarılacak bir kadınla bir erkek nasıl bir an duraklar, karşılarına çıkan mutluluÄŸa nasıl ÅŸaÅŸkınlıkla inanmadan bakarlarsa, Hero ile Leandros da öyle durakladılar, bakıştılar. MeÅŸale söndü, Sestos kulesi kapkara bir taÅŸ yığını gibi yükseldi gene ay ışığında.
Bir gece, bir gece daha, her gece Leandros kulede sallanan meÅŸaleye doÄŸru yüzüyor, her gece Hero?ya kavuÅŸuyor ve her sabah doymadan, yaz gecelerinin kısalığına üzülerek dönüÅŸ yolunu tutuyordu. Yaz geçmiÅŸ, boÄŸazda dondurucu poyrazlar esmeye baÅŸlamıştı. Ne var ki, Sestos kulesinde meÅŸalenin yandığını gördü mü, ne rüzgar, ne dalga, ne soÄŸuk durdurabiliyordu Leandros?u. Denize dalar dalmaz en yüksek dalgaları yara yara yüzüyor, yorgunluÄŸunu duymadan varıyordu karşı yakaya. Hero korkmaya baÅŸlamıştı, denizden çıkan sevgilisinin buz gibi bedenini sararken bir tehlike sezinleyerek ürperiyordu. Hızla esen bora meÅŸalesini söndürecek gibi oluyordu bazı geceler. Yine de gelme diyemiyordu Leandros?a. ÖpüÅŸmemek, kavuÅŸmamak, biri boÄŸazın bir kıyısında, öbürü öbür kıyısında bütün bir gece ayrı kalmak akla sığmayan, olmayacak bir ÅŸeydi.
Bir gece fırtına daha sert esti, Hero?nun elindeki meÅŸaleyi söndürdü, daÄŸ gibi yükselen dalgalar Leandros?un çırpınan gövdesini döve döve Sestos?tan çok ötelere sürdüler. Delikanlı bütün gücüyle karşı koymaya çalıştı, ama kulenin tepesindeki ışığı görmüyordu ki, nereye doÄŸru yüzeceÄŸini bilsin. Yol gösteren ay ışığını kara bulutlar kaplamıştı. Leandros?un yüreÄŸindeki ateÅŸ yanıyordu daha, ama kollarının, bacaklarının gücü tükenmiÅŸti. Buz gibi bir donukluk sarıyordu bedenini. Ne olduÄŸunu bilmeden bıraktı kendini denize. Sabah karşı dalga ölüsünü attı
Sestos kıyılarına. KurÅŸun gibi bir sabahtı. Hero sönen meÅŸalesini yine yakmış, bitkin ellerinde tutuyordu. Kıyıya çarpan ölüyü görünce, ona ölümde olsun kavuÅŸmak için kendini denize attı. (*)
Olcay Öncül
(*) Kaynak : Azra Erhat – Mitoloji SözlüÄŸü
Aşk Bekliyor (KERİME NADİR)
Yayın Tarihi: 07 Nisan 2012 Cumartesi Saat: 22:00Aşk Bekliyor (KERİME NADİR)
KİTABIN ADI : AŞK BEKLİYOR
KİTABIN YAZARI : KERİME NADİR
YAYIN EVİ VE ADRESİ: GÜL MATBAASI-İSTANBUL
BASIM YILI : 1981
1.KİTABIN KONUSU:Kitab, cem adlı bir gencin hayatını anlatıyor. Bu hayat öyle bir hayat ki,her tad var. aÅŸkın,sevginin acının en büyüklerini yaşıyor bu insan.
2.KİTABIN ÖZETİ:Annesini yeni kaybetmiÅŸ olan Cem, gaddar bir üveyannenin esiri olmuÅŸtu. Ne derse yapıyordu fakat buna raÄŸmen dayak yemekten kurtulamıyordu. Babası ise ayyaşın tekiydi. Bu olaylara göz yumuyor,karısının aÄŸzının içine bakıyordu.Hamit Cem?in üveyanası Hasna?nın isteklerini yerine getirmekten çocuÄŸunu iyice unutmuÅŸtu. Hamit?in arkadaşı olan Rüstem Hasna?nın eski bir kırığıydı ve Hasna ile Hamit?in evliliÄŸini hiç içine sindirememiÅŸti. Bir gün bir mahalle düÄŸününde Rüstem Hamit?i bıçaklayarak öldürdü. Artık Cem?in ne anası ne de babası kalmıştı. Üveyanası bütün olayları onun üstüne yükledi ve iyice baskı yapıp çocuÄŸu hayattan bıktırdı.Cem?e sadece Gülizar adında bir komÅŸuları sahip çıktı. Gülizar muhtara haber verdi ve Cem?in eniÅŸtesi HurÅŸit Bey?in nerde olduÄŸunu araÅŸtırttı. Artık Cem komÅŸuları Gülizar Teyzeside kalıyor ve muhtardan gelecek haberi bekliyordu. Beklenen haber geldi:Cem eniÅŸtesi HurÅŸit Bey?in yanında kalacaktı.
Cem, tam düÄŸün günü eniÅŸtesine gitmiÅŸti. Ev kalabalık bir haldeydi. EÅŸini kaybeden HurÅŸit Bey,Canan adında çok genç bir kızla evleniyordu. Üveyana çilesi çeken Cem,Canan tarafından dışlanacağını sanıyorken tam tersi oldu ve ikisi çok iyi anlaÅŸtılar. Evde HurÅŸit Bey ve Canan, Cem, dadı, bahçıvan Åžaban,evin hizmetçisi Dilber ve Canan?ın iki yaşındaki kızkardeÅŸi Müjde yaşıyordu. Mutluydular. Cem yaÅŸlarının yakın olması nedeniyle Canan ile çok iyi anlaşıyordu. İlk baÅŸlarda sade olan bu iliÅŸki daha sonra çok büyük bir aÅŸka dönüÅŸtü. Cem artık eniÅŸtesinin karısına aşıktı ve bu onu yiyip bitiriyordu. HurÅŸit Bey?in ortağı Sadık Bey?in oÄŸlu Ekrem ve Kuzeni Ayten arasıra Cem?e uÄŸrarlardı. Fakat o bunları hiç sevmezdi. Vaktini hep Canan ile geçirmek isterdi. Canan çok iyi piyano çalıyordu. Bir gün hocası onu ders için daÄŸevine çağırdı. Ama bu öylesi bir çağırma deÄŸildi. Hocanın düÅŸünceleri farklıydı. Cana daÄŸevine vardığında evde ikisinden baÅŸak kimsenin olmadığının farkına vardı. Birden hoca Canan?ın üzerine doÄŸru gitmeye baÅŸladı ve aralarında bir kovalamaca, bir boÄŸuÅŸma baÅŸladı. BoÄŸuÅŸmada hoca kafasına çekmeceye vurdu ve yere yığıldı,kafası kanıyordu. O ölmüÅŸtü. Canan ne yapacağını ÅŸaşırdı. Korkuyla daÄŸ evinden fırladı,dışarıda fevkalade bir ÅŸekilde yaÄŸmur yağıyordu. Eve vardığında Canan sırılsıklam ve tir tir titriyordu. HurÅŸit Bey evde yoktu. Olayları ona anlatmama kararı aldılar. Gece yarısı eve polis geldi,HurÅŸit Bey ÅŸok olmuÅŸtu. O an canan bayıldı. Ama poliste onun suçsuz olduÄŸunun farkındaydı. Canan ÅŸiddetli ÅŸekilde hastalanarak yataÄŸa düÅŸtü. Menenjit olmuÅŸtu. Artık o ölüm döÅŸeÄŸinde gibiydi. Cem yemeden içmeden kesilmiÅŸti,herkes çok mutsuzdu. Bir gece Canan Cem?in ismini sayıklamaya baÅŸladı. Dadı onu çağırdı ve Cem koÅŸarak odaya geldi. Birbirlerine aÅŸklarını ilan ediyorlardı. Canan en son ?Seni seviyorum Cem? diyerek öldü. Bu olaya ÅŸahit olan HurÅŸit Bey kendinden geçti. Cem?i boÄŸazlamamak için kendini zor tutuyordu. Dadı HurÅŸit Bey?i zar zor sakinleÅŸtirdi. Artık o evde Cem?in yerinin olmadığını düÅŸünen HurÅŸit Bey,onu Fransa?da bir üniversiteye gönderdi. Artık eÄŸitimini orda sürdürecekti ve yılda bir veya iki kez gelebilecekti eve. Her geldiÄŸinde Müjde?yide yanına alarak bütün zamanlarını Canan?ın mezarının başında geçiriyorlardı. Cem?in Müjde?den baÅŸka hiç kimsesi yoktu. O da büyüdükçe ablasını anımsatıyordu. Aralarında bir elektriklenme olmuÅŸtu. Müjde,Cem abisine tapıyordu. Bir gün yemekte HurÅŸit Bey,tekresr gelmemek üzere Cem?i evden kovdu. Müjde onsekiz yaşındaydı ve çok güzeldi. HurÅŸit Bey onou ortağı Sadık Bey?in oÄŸlu Ekrem ile evlendirmek istiyordu. Bu olay iki gönülü birleÅŸtirmek deÄŸil,milyonları birleÅŸtirmekti. Müjde?nin içi kanb aÄŸlıyordu fakat hayır da diyemiyordu. Müjde?nin büyük yalvarmalarıyla HurÅŸit Bey Cem?e bir özür mektubu yazdı ve artık eve gelebileceÄŸini söyledi. Cem de tam düÄŸün vakti eve geldi ve gözlerine inanamadı. Müjde ile Ekrem evleniyordu.
Ekrem evliliÄŸe sadık gibi gözüküyordu fakat Ayten ile iliÅŸkisi vardı. Bu Ekrem?e göre iliÅŸkiydi. Çünkü Ayten?in zaten bir sevgilisi vardı ve amaçları zengin çocuÄŸundan para sızdırmaktı. Ayten büyük isteklerine cevap veremeyen Ekrem,babasından da para alamayınca çareyi kayın babasının kasasını soymakta buldu ama Cem?e yakalandı. BoÄŸuÅŸmaya ev halkı uyandı ve Ekrem Cem?e ÅŸerefsizce iftira attı. Onun hırsız olduÄŸunu söyledi. Cem koÅŸarak evden uzaklaÅŸtı. Bu iliÅŸkiyi bozmamak için gerçeÄŸi söylemedi. O zaten Ekrem ile Ayten?in iliÅŸkisini de biliyordu. Aynı zamanda da kalbinden rahatsızdı,Fransa?da bir çok operasyon geçirmiÅŸti. Ama sırf Müjde?yi üzmemek için herÅŸeyi saklıyordu. Çünkü onu çok seviyordu. Ayten?in sevgilisi,onun Ekrem ile iliÅŸkisinden çok rahatsızlık duyuyordu ve en sonunda bir konserde Ayten?i vurarak öldürdü ve teslim oldu. Mahkemede bütün gerçekler,Ekrem ile Ayten?in iliÅŸkisi,Cem?in hırsız olmadığı ortaya çıktı. Müjde Ekrem?den tek celsede boÅŸandı. Ama bir türlü Cem?i bulamıyordu. Doktor Sedat?tan onun birhastahanede yattığını öÄŸrendi. EniÅŸtesini de alarak hastahaneye koÅŸtular. Müjde ile Cem en sonunda birbirlerine aÅŸklarını ilan ettiler ve HurÅŸit Bey herÅŸey için Cem?den özür diledi.
3.KİTABIN ANAFİKRİ:Bir insan ancak bu kadar fedakar olabilir. AÅŸk zaten sevgiyi bulmak,mutlu olmak demak deÄŸildir,aÅŸk:acı çekmektir.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
a.ÅžAHISLAR
(1)CEM:Zeki ve yakışıklı bir genç,fedakar bir insan,aÅŸkı için herÅŸeye razı bir kiÅŸidir.
(2)CANAN:Çok güzek bir kız,Cem?e deliler gibi aşık.
(3)HURŞİT BEY:Cem?in eniÅŸtesi,zengin ve düÅŸüncesiz bir insan.
(4)MÜJDE:Canan?ın kızkardeÅŸi,o da ablası gibi çok güzel ve Cem?e aşık.
(5)SADIK BEY:HurÅŸit Bey?in ortağı ve paragöz bir insan.
(6)EKREM:Sadık Bey?in oÄŸlu,Müjde?nin kocası fakat çok vefasız birisi.
(7)AYTEN:Ekrem?in kuzeni,iliÅŸk,leri ve para yüzünden ölüyor.
b.OLAYLAR
Bazı olaylar biraz sıradışı,Cem?in eniştesinin karısına aşık olması,ama aşk bu mekan,zaman ve kişi dinlemiyor. Daha sonra Canan?ın kızkardeşi ile olan aşkı biraz garip geliyor.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ÅžAHSİ GÖRÜÅžLER
EÄŸer aÅŸkı,acı çekmenin,çaresizliÄŸin ve fedakarlığın neler olduÄŸunu en açık ÅŸekilde öÄŸrenmek istiyorsanız,okuyacağınız tek kitap:?AÅŸk Bekliyor?.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
Kerime Nadir (1917-1984) İstanbul doÄŸumludur. Saint Joseph?i bitirmiÅŸ, ayrıca özel eÄŸitim almıştı. 1937?den 1981?e dek, genellikle İstanbul?da geçen, gündelik yaÅŸam gerçeklerinin ve toplumsal olayların hiç yer almadığı, ama aÅŸk ve duyguların öne çıktığı 37 roman yazdı.
EskimiÅŸ bir dili, aÄŸdalı bir üslubu var Kerime Nadir?in. Mesela bir romanında ??Uykusuz Geceler?de- ?yadı binbir elem kaynağı olan hatıralar yaÅŸadığım her dakikada beraberimde bulunuyor. Zihnim o yüz kızartıcı hayat safhasının daimi refleksiyonuna maruz bir perde vazıyetinde (…) Ben ÅŸimdi ne Cemile ve hatta ne de Jale?yim… Adını kendi koyan bir sefıleyim? tarzındaki ifadeler, onun metinlerinin genel özelliÄŸidir. Olup bitenlerin hızlı geliÅŸtiÄŸi, sevgililerin son ana dek kavuÅŸamadıkları, cinselliÄŸin üstü kapalı geçiÅŸtirildiÄŸi metinlerinin sonlarının baÄŸlanışı da çok zayıftır.
Yayınlanmış kitapları:Bir Çatı Altında,Zambaklar Açarken,YeÅŸil Işıklar,Uykusuz Geceler,Suya DüÅŸen Hayal,Seven Ne Yapmaz,Posta Güvercini,Pervane,Kalp Yarası,Kırık Hayat,Karar Gecesi,Günah Bende mi?,GümüÅŸ Selvi?
« Previous Entries