BEĞENDİKLERİM
« Önceki Örnekler Sonraki Örnekler»
Yayın Tarihi: 05 Ağustos 2009 Çarşamba Saat: 7:22

Mutlu oluyorum senden geriye kalan anıları düşündükçe. Mutlu bir tablo bıraktın anılarından geriye.
Hatırlıyorum da; senin kalbin bana göre bir yerdi. Orada dalıyordum hayallere, hiç gözümü kırpmadan bilmediğim şeyleri okuyordum; cevaplar buluyordum sorularıma.
Bugün bir kez daha karşılaştım bana öğrettiklerinle. Dayıcığım! doğrusu ben senin öldüğünü sanıyordum. Meğerse hiçbir şey ölmüyormuş insanın içinde. Öyle olmadığını öğrendim şimdi yine.
Aramakla başlayacaksın demiştin ilk önce bir işe. Neyi ve nasıl arayacağını iyi gözlemleyerek diye eklemiştim sözlerine.
Upuzun yollar var önünde. Dağıtacaksın yüreğindeki güz rüzgarlarını, bahar tohumları ekeceksin yüreğine her sene.
Gözlerindeki ve yüreğindeki umudu hiç yitirmeyeceksin. Umut senin içindeki tek gerçek olacak.
Senin gördüklerini başkası belki görmeyecek
Senin bildiklerini başkası belki bilmeyecek
Senin hissettiklerini başkası belki hissetmeyecek
İşte o zaman korkmayacaksın! Umudunun kanadı kırılmayacak; sonbaharda güz rüzgarlarına kapılıp atmayacaksın dalından umutlarını
Garip gelmesin sana yaşadıkların, hissettiklerin. Şaşırma! Yüreğinde umutla ilerle demiştin.
Günün ilk ışıklarıyla herkesten önce kendine bir merhaba de! Derin derin nefes al! aç pencereni çek içine hayatın sana getirdiği kokuları.
Bak! yanılmadığımı göreceksin. Sen bu hayatta önce kendini seveceksin.
Sonra bir an durakla! at beyninin içindekileri rahatla! yeni güne hazırlanmak üzere yüzünde gülümseyen bir ifade oluşsun. Lakin yüzünden önce yüreğin gülsün.
Hiç kaçmayı düşünme hayattan. Önemli olan, senin hayatını nerede geçirmek istediğin.
Korkak ve kuşkucu bir yürek olma. Emin adımlarla atıl sende diğer yolcular gibi hayatın tuzağına.
Dikkat et! Hayat tam önünde ve arkanda duruyor. Bazen sana güzel ve büyüleyici gelecek; bazen de dipsiz bir kör kuyu gibi seni içine çekecek. Önemli olan düştüğün kuyudan sıçrayıp tekrar hayata katılmaktır. Bunu sakın unutma!
Doğruların ve yanlışların kimi zaman karışabilir hayatta. Hayat işte böyle çelişkili bir yerdir. Unutma!
Sen yinede doğrudan şaşma! Yanlıştan dolayı umutlarının dağılmasından korkma!
Karşındaki insanın neler hissettiğini, anlamaya çalış; fakat kendi düşüncenden vazgeçme!
Oku! bol bol kitap oku! Araştır!
Öğren. Öğrendiklerini okuduklarını hayata katarak kendine bir yol aç. Açtığın yolda ilerle. Anlayan olmazsa bile senin hikayenden, sen yine yüreğindekileri aynen yap.
Makyajsız yüzünle, her sabah aynı bilgilerinle yürü hayata doğru yeni öğreneceğin bilgilerine.
Öğrenmeye açık ol! Ama içgüdüsel olarak ta temkinli ol!
Bil ki! senin duygularınla hareket eden yolcular vardır bu hayatta. İşte! onları bulduğun zaman peşinden iyiliğe ve doğruluğa gelecek olan insanların sayısı, parmaklarının sayısını geçecek buna emin ol!
Ben buralardan gideceğim. Ama içinde birisi daima kalacak. Belki kimseler bilmeyecek, duymayacak lakin, yüreğinin bir yerlerinde ben hep olacağım. Hayatta nasıl davranacağını biliyorsun artık benden bu kadar demiştin.
Yazan : Melodi AKÇAY
Etiketler: anı dayı dayım düşünce duygu hatıra hatırlanmak hayatdersi mutluluk öğüt sevgi
Yayın Tarihi: 03 Ağustos 2009 Pazartesi Saat: 7:04

Yazmadığım bir hikaye var. O da yalnızlığın hikayesi.
Bazen, yollarda onunla yan yana yürüyoruz. Bazen de evimizde samimi bir şekilde onunla oturuyoruz. Öyle bir an geliyor; bizi bizden alıverip garip duygulara götürüyor. Bir türlü istediğimiz ve beklediğimiz soruların cevapları bir araya gelmiyor.
Gecenin karanlığı ya da gündüzün aydınlığı fark etmiyor. Usul usul, yavaşça geliyor ve bir anda yalnızlığın esiri olarak garip bir dünyanın içinde buluveriyoruz kendimizi.
O andan itibaren dilin tutulur, yüreğin konuşur. Hayalinde yaşadığın her şeyin, bir anda anlamsızlaştığını fark edersin. Bir boşluğa bakar gibi gözlerini bir yere odaklarsın ve oraya dakikalarca; belki saatlerce bakarsın.
Orada görebildiklerin senin yapmak isteyipte yapamadıklarından ve yaşayamadıklarından öteye gitmez. Dalarsın. Ve hatta yalnızlığın uykusuna dalarsın.
Sınırları olmayan yalnızlığının içinde, kendine küçük bir dünya yaratırsın. Yaşayamadıklarını, yapamadıklarını bu dünyaya sığdırırsın.
O andan itibaren yalnızlığın karanlığında kaybolursun. Sonra içini bir hüzün kaplar; göz kapaklarını yavaşça kaparsın. Orada gördüklerine inanamazsın. Aniden bir ürperti, titreme gelir içine; yalnızlığın karanlığından silkelensen de kurtulamazsın.
Duyguların ve düşüncelerin karmakarışıktır. Bir türlü gelmez düşündüklerin bir araya. Yalnızlık bedenini ayırır bedeninden. Yüreğinin ta içine girer sana hissettirmeden.
Yanıp yanıp küle dönecek olan duyguların, yıkılan hayallerinle birlikte gittikçe açılır mesafe; kurtulamazsın.
İzin vermez kaçıp kurtulmana nasır bağlar yüreğin zamanla yalnızlığa; yine de alışamazsın.
Ufacık, küçücük bir yer açılsın istersin ve bir an önce oraya gitmeyi beklersin. Sevgiye, mutluluğa hasret kalmış bir yürekle yalnızlıkta çırpınır durursun.
Birisi gelsin istersin. Dokunsun, sımsıcak elleriyle yüreğini okşasın; sevgi sözleriyle mutluluk versin istersin.
BeklediÄŸin kiÅŸi, beklediÄŸin olay gelmez bir türlü. Ne saatler engeldir buna, nede mesafeler. O andan itibaren anlarsın; yalnızlık ebediyete kadar seninle….
Yazan : Melodi AKÇAY
Etiketler: alışmak cümle DENEME düşünce duygu yalnızlığıncümleleri yalnızlık yalnızlıkcimleleri yazı
« Previous Entries Next Entries »