L İLE BAŞLAYAN DEYİMLER VE ANLAMLARI

AÅžK, DENEME, DEYİMLER, GENEL Yorum Yok »

Lades Tutuşmak : İki kişi, tavuğun lades kemiğini birer ucundan tutup çekerek kırmak. (bu işlemle bir dikkat oyunu başlar. Hangisi ötekinin elinden bir şey alırken aklımda demeyi unutursa yenilmiş olur).

Lafa Boğmak: Birinin söz söylemesine fırsat vermeyip meseleyi gereksiz ve boş sözlerle anlaşılmaz kılmak, gürültüye getirip uzatmak.

Laf (lakırdı, söz) Altında Kalmamak: Bir münakaşa sırasında söylenen her dokunaklı söze karşılık vermek, söz altında ezilmemek.

Laf (söz) Aramızda: “SöyleyeceÄŸim sözleri baÅŸka biri duymasın, bilmesin, konuÅŸtuklarımız aramızda kalsın” anlamında kullanılır.

Laf Atmak: Dokunaklı sözlerle sataşmak, uzaktan işittirmek. Karşılıklı söyleşmek, konuşmak. Sözle sarkıntılık etmek

Lafa Tutmak (birini): Birini konuşarak, gereksiz meseleler anlatarak işinden alıkoymak

Laf Dinlemek :Söz dinlemek

Laf Ebesi: Söyleyecek sözü bol olan, her söze karışan, herkese söz yetiştiren, çok konuşan

Laf Etmek: KonuÅŸmak. Bir ÅŸeyi dedikodu konusu yapmak

Lafı (sözü) Ağzına Tıkamak: Birinin sözünü bitirmesine fırsat vermemek, onu susmak zorunda bırakmak, konuşmasını önlemek

Lafı (sözü) Ağzında Gevelemek: Söylemek istediğini açık olarak bir türlü söyleyememek, şundan bundan bahsetmek

Lafı Ağzından Kaçırmak : Söylemek istemediği şeyi bir anda boş bulunupta nasılsa söyleyivermek,

Lafı Ağzında Kalmak: Söyleyeceğini söylemeye zaman bulamamak, konuşmasını bitirememek.

Lafı (sözü) Çevirmek: Konuşmasının sakıncalı bir biçim aldığını fark edince söze başka bir yön vermek, başka konuya geçmek.

Laf (söz) Düşmemek : Başkaları dururken kendisinin söz söylemesine gereklik bulunmamak. Başkalarının konuşmasından kendisine sıra gelememek.

Lafını (sözünü) Etmek: Bir şey üzerinde konuşmak

Lafını (sözünü) Bilmek: Tutarlı ve mantıklı konuşmak, sakıncalı olmayan ve birini kırmayan sözler söylemek, saygılı ve yerinde konuşmak

Lafın Gümrüğü Olmaz Ya : Karışan, engel olan yok, istediği gibi konuşuyor

Laf İşitmek: Birisi tarafından paylanmak, azarlanmak

Laf Kaldırmamak : Söz kaldırmamak

Laf Kıtlığında Asmalar Budayayım : Boş , anlamsız sözler söylemek

Laf Ola ( torna dola) : Bu da laf mı? Ne saçma söz

Laf Olsun Diye: Rastgele, belli bir amaç gütmeden

Laf (söz) Taşımak: Aralarını açmak maksadıyla birinin bir kimse hakkında söylediği hoş olmayan sözlerini o kimseye ulaştırmak, söz getirip götürmek

Laf (söz) Yetiştirmek: Bir söze karşılık vermekte gecikmemek, durmadan konuşmak.

Laf (söz) Yok: “Kusursuz, eksiksiz, eleÅŸtirilecek bir yanı dahi yok” anlamında kullanılır

Lâhavle Çekmek: Sıkıntıyı, öfkeyi gidermek, sabır telkin etmek için “Lâhavle” ile baÅŸlayan duayı okumak

Lakırdı Ağzından Dirhemle Çıkmak : Çok az konuşmak

Lakırdı Ağzından Dökülmek : İsteksiz bölük pörçük konuşmak

Lakırdı Altında Kalmamak : Laf altında kalmamak

Lakırdısını Etmek : Bir şeyin, bir konunun sözünü, lafını etmek

Lamı Cimi Yok: “Hiçbir bahane, itiraz, mazeret, duraksama, karşı gelme yok” anlamında kullanılır

Lastikli Söz: Değişik manalara gelen söz.

Leb Demeden Leblebiyi Anlamak : Birinin daha söze başlarken ne demek istediğini anlayıvermek

Leke Sürmek: Suç yüklemek, birinin onurunu sarsacak biçimde iftirada bulunmak

Leşini Çıkarmak: Çok feci dövmek.

Leşini Sermek: Öldürmek

Leyleği Havada Görmek : Mevsiminde bir yere gelen leyleği önce havada gören kişi o yıl kendisinin hep gezeceğine inanmak ya da o yıl içinde hep gezmekte oluşunu, o yıl leyleği havada görüşüne bağlamak

Leyleğin Yuvadan Attığı Yavru: Yakınlarından ilgi görmeyen, çevresinin uzaklaştırdığı kimse.

Lokma Ağzında Büyümek: Herhangi bir sebepten, acı ya da üzüntüden dolayı lokmasını yutamamak, yiyememek

Lokma Gözlü : Patlak fırlak gözlü

Lokmasını Saymak: Birinin ne kadar yediğine bakmak, çok yiyeceğinden korkmak.

Lök Gibi Oturmak: Bir yere bütün ağırlığıyla çökmek, oturup kalmak

Lügat Paralamak: Anlaşılmaz, süslü, parlak, ağdalı, konuşma dilinde geçmeyen kelimelerle konuşmak

SÜLEYMAN NAZİF HAYATI ESERLERİ

DENEME, GENEL, TÜRK EDEBİYATI YAZARLARI, TÜRK EDEBİYATI ÅžAİRLERİ Yorum Yok »

Servet-i Fünun ÅŸair ve yazarı Süleyman Nazif 1870 yılında Diyarbakır’da doÄŸmuÅŸtur. Babası hem ÅŸair, hem tarihçi olan Sait PaÅŸa’dır. İbrahim Cehdi takma adını kullanan Süleyman Nazıf, özel bir öğrenim gördü. Arapça, Farsça, Fransızca öğrendi. Bu diller yardımı ile DoÄŸu ve Batı edebiyatını tanıyor, Ziya PaÅŸa’yı, Namık Kemal’i hayranlıkla okuyor, vatan, millet ve hürriyet konularıyla yakından ilgileniyordu. İstibdatla savaÅŸmak için Paris’e kaçtı (1897). Sekiz ay sonra İstanbul’a dönünce Abdülhamit onu Bursa’da vilayet mektupçusu olarak ikamete memur etti. 1908 MeÅŸrutiyenden sonra, Ebüzziya Tevfik’le ” Tasvir-i Efkar “gazetesini çıkardı. Basra, Musul, Kastamonu, Trabzon, BaÄŸdat valiliklerinde bulundu (1909-1914). Tekrar İstanbul’a dönerek resmi bir görev almadan, hayatını yazarlıkla sürdürürken Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918 yapıldı.

Süleyman Nazif, İstanbul’un Müttefikler tarafından resmen iÅŸgal ediliÅŸini görünce ” Hadisat” gazetesine ” Kara Bir Gün” baÅŸlıklı meÅŸhur makalesini yazdı (24 Kasım 1918). YurtseverliÄŸinin, medeni cesaretinin bir anıtı sayılan bu makale yüzünden kurÅŸuna dizilmek tehlikesi atlattı. Üniversite konferans salonunda düzenlenen Türk Dostu ” Pierre Loti Günü” (23 Ocak 1920) söylediÄŸi iÅŸgal kuvvetlerine karşı kullandığı sert dil, aslan kükremesini andıran konuÅŸmasını yakalanıp Malta’ya sürülmesine sebep oldu. İki yıla yakın bir esirlik hayatından sonra yurda döndü (1920-1922). Sürgün dönüşü tekrar gazeteciliÄŸe baÅŸladı. Ölümüne kadar devamlı olarak “Resimli Gazete” ye yazı. Süleyman Nazif 1927 yılında vefat etmiÅŸtir.

Süleyman Nazif, Servet-i Fünun’a baÄŸlı olmakla beraber, Namık Kemal geleneÄŸini devam ettiren duygu ve düşüncelerini çok canlı, çok ateÅŸli, kelime ahengiyle fazla yüklü bir dille anlatan kuvvetli bir nesir sanatçısıdır. Nesri, ÅŸiirlerinden çok daha kudretli sayılır. Türklüğe hayran bir toplumcudur.

Süleyman Nazif, nesir ve nazım olmak üzere otuzdan fazla eser yazmıştır.

ESERLERİ :

Gizli Figanlar (1906)
Firak-ı Irak (ırak hicranı şiirler, 1918)
Malta Geceleri (1924)
Batarya İle Ateş (1918)
Tarihin Yılan Hikayesi (1922)
Çal Çoban Çal (1923)
İki Dost (Ziya PaÅŸa ile Namık Kemal’i anlatan, 1926)

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim