payday loans Car insurance

DEYİMLER

Okul Öncesi Çocuklarında Mastürbasyon

Yayın Tarihi: 12 Ağustos 2011 Cuma Saat: 0:56

Okul Öncesi Çocuklarında Mastürbasyon

Çocuklarda görülen mastürbasyon davranışı, daha ileri yaşlarda normal karşılansa da mastürbasyonun erken yaşta ve yoğun olarak yaşanması pek çok ebeveyn için kafa karıştırıcı olabilmekte ve endişe yaratmaktadır. 

 

“Çocukta cinsellik yoktur!” kanısı yaygındır. Halbuki geliÅŸimin her aÅŸamasında cinsellik vardır. Bebekler altları açıldığında bacaklarını keyifle birbirine sürter, elleri genital bölgeye ulaÅŸabilir hale geldiÄŸinde keyifle dokunur. Bütün vücudu kaplayan deri, birinci yaÅŸ içinde (geliÅŸimin hiçbir aÅŸamasında olmadığı kadar) çok duyarlıdır. Bebeklerin görme, iÅŸitme gibi duyuları henüz çok zayıftır; etraflarında olup bitenleri daha ziyade derileri ile algılar. Tensel temas haz verir.

3 yaÅŸ civarında cinsel merak artar. Çocuklar annebabaları tuvalette ya da banyodayken içeri girmeye çalışır. Bazan bir çocuÄŸun birinin eteÄŸini kaldırıp altına baktığını görebilirsiniz. “Çocuklar nereden gelir?” gibi sorular baÅŸlar.

3 – 6 yaÅŸ arasında genital bölgenin hassasiyeti artar. Çocuklar bu artan hassasiyetle erotik boyutlu birtakım deneyimler yaÅŸayabilir: ÖrneÄŸin, kumsalda oturup oynarken, avuçladığı kumları parmakları arasından süzen küçük çocuk, bacaklarının arasından kayarak akışın haz verdiÄŸini fark eder ve bunu etrafındakilere (çekinmeden) keyifle ilan edebilir. ÖrneÄŸin, denizde kasıklarına kadar suda dikilirken, dalgaların hafif hafif dokunuÅŸunun yol açtığı izlenimleri tekrar tekrar yakalamaya çalışabilir.

Bir kere bile “kendine dokunmamış” çocuk yoktur. Genital bölgesine rastlantısal olarak dokunduÄŸunda hoÅŸuna giden birtakım izlenimler alır ve bu hazzı yaÅŸamak için tekrar tekrar dokunur. Zaten çocuklar yeni bir ÅŸey keÅŸfettiklerinde, öğrendiklerini iyice yerleÅŸtirmek için tekrar tekrar yapmak eÄŸilimindedir. Bunu, baÅŸka yeni bir ÅŸey ilgilerini çekene kadar sürdürürler. Bazı çocuklar ise orada takılıp kalır.

Takılıp kalan çocuklar çeşitli davranışlar sergiler: Tanık olduğumuz bazı vakalarda ve bazı anne babaların ifadelerine göre, çocuk genital bölgesi ile uğraşırken ter içinde kalabiliyor ve soluk alış verişi değişebiliyor, yüzü kasılabiliyor; yetişkindeki yoğunluğa ulaşmasa da orgazma benzeyen bir durum yaşayabiliyor. Yetişkindekinden farkı, boşalmaya eşlik eden bir akıntının gelmemesi ve hafif hafif orgazmların, kısa sükun aralıkları ile tekrarlanabilmesi. Her çocuk mastürbasyonu bu kadar yoğun yaşamaz. Bazı çocuklar genital bölgeleri ile, yoğun olmamakla birlikte, sık sık ilgilenir ve hafif bir keyif alışla yetinebilir.

Kız çocukların tercih ettiği yöntemler: alçak masa ya da sehpa gibi bir şeyin üstüne karın üstü yatarak bacaklarını masanın dışında bırakmak ve bacak kaslarını kurbağa gibi gerginleştirip gevşetmek; sert bir iskemlede otururken kalçalarını ritmik bir şekilde sağa sola hareket ettirmek.

Erkek çocukların tercih ettiği yöntemler: karın üstü yatarak pipisini yere sürtmek; pipisini ritmik bir şekilde avuçlamak.

Kız ve erkek çocukların tercih ettiği yöntemler: kukusunu / pipisini doğrudan elle uyarmak, iskemlenin köşesi, masanın bacağı gibi sert bir şeye sürtmek; sert bir oyuncağı kukusuna / pipisine sürtmek; pelüş bir oyuncağı , ya da üstündeki örtünün ucunu toplayıp altına koyarak hareketsiz karın üstü yatmak ve kendini buna sıkıca bastırmak.

Çok yoÄŸun olan ve uzun zaman süre giden mastürbasyon davranışlarında çocuk “bağımlılık” geliÅŸtirebilir ve vaz geçmesi zorlaşır. Ayrıca, aşırı mastürbasyonun klitoral uyaranlara fikse oluÅŸa ve vajinal frijitideye yol açtığı da düşünülüyor.

Pipinin sertleşmesi, çişi çok geldiğinde, ılık duşun altında, ya da uykuya daldıktan yarım saat kadar sonra meydana gelebilir. Bunun mastürbasyon ve premastürbasyon diyebileceğimiz durumlarla ilgisi yoktur.

Okulöncesi çocuklarında, “tuvalete gidiÅŸi geciktirme davranışı” ÅŸeklinde ortaya çıkan, premastürbasyon diyebileceÄŸimiz bir durum görülebilir. Çocuk oynamakta olduÄŸu oyunu bölmemek için tuvalete gidiÅŸi mümkün olduÄŸunca geciktirebilir. ÇiÅŸini hemen hemen tutamaz hale geldiÄŸinde tuvalete gidince (kızlar geciktirmenin son anlarında, erkekler de çiÅŸlerini yapmakta iken) erotik diye nitelendirebileceÄŸimiz birtakım izlenimler yakalar. Oyuna dalıp tuvalete gitmeyi geciktirme birkaç kere üstüste geldiÄŸinde, çocuk, çiÅŸini geciktirerek yapmak ile bu hoÅŸuna giden izlenimlerin arasındaki baÄŸlantıyı fark eder ve hazzı yaÅŸayabilmek için (artık amaçlı olarak) tuvalete gidiÅŸini geciktirmeye baÅŸlar. YetiÅŸkinler onu tuvalete yönlendirmeye çalışsa da direnç gösterir.

Genital bölgesi ile yoÄŸun ilgilenen ve / veya çiÅŸini geciktiren çocuk, anne babasının onaylamayacağı birÅŸeyi yaptığı için kendini itaatsiz ve suçlu hisseder. Yakalanma tehlikesi içinde yaptığı için gergindir. Cezalandırılma korkusunun yanı sıra, hasar alma korkusu da taşıyabilir. Kastrasyon kaygıları( pisisinin kesileceÄŸi kaygısı) hissedebilir. Bu kaygı erkek çocuklarda olduÄŸu gibi kızlarda da vardır. Çocuk yasak mastürbasyon nedeni ile pipisinin / kukusunun hasara uÄŸraması ve / ya da anne babası tarafından yokedilme edilmesi kaygıları taşıyabilir. Bütün bunların yanı sıra uykuya dalmada zorlanma ve / veya sık sık uyanma gibi uyku sorunları da ortaya çıkabilir. Çocuk uyumak istemez, çünkü uykuda (kastrasyon tehlikesine karşı) çaresizdir. Kaygı ve korkularının tamamı bilinç düzeyine ulaÅŸmayabilir. Yani çocuk bunların tam farkında olmayabilir. YetiÅŸkinler yanlış tepkileriyle çocuÄŸun korkularını güçlendirebilir. EÄŸer yetiÅŸkin (belli etmemeye çalışsa da) tedirgin ise ve çocuk mastürbasyon davranışlarını herkesin gözü önünde (sergiler gibi) yapıyorsa, burada bir provokasyon söz konusudur. Sanki çocuk, anne babasına, “Siz benimle ilgilenmiyorsanız, ben kendimle ilgilenirim!” mesajı vermektedir. Ayrıca, (ÅŸiddetli suçluluk duygusundan kaynaklanan) cezalandırılma isteÄŸi gibi psikodinamikler de cereyan etmektedir.

5 – 6 yaÅŸ arasında oluÅŸumunu tamamlamakta olan üst beninin (yani iç denetleme sisteminin) etkisi ile çocuk yasak olandan vazgeçebilir. Dürtülerini denetleme çabaları sırasında, çocukta sık sık öfke nöbetleri, keyifsiz ve bunalmış bir ruh hali görülebilir.

“Mastürbasyon hastalıklı bir davranış mıdır?”, “SaÄŸlıksız bir seksüellik midir?”, “Normal midir?”, gibi sorular akla gelebilir. ÇocuÄŸun cinsel içerikli davranışlarını gözlemlediÄŸimizde, onun yeni bir haz kaynağı mı keÅŸfettiÄŸinin, yoksa bu kaynakta takılıp mı kaldığının ayırdında olabilmemiz çok önemli. Yeni keÅŸifler çocuÄŸun yaÅŸantısını zenginleÅŸtirir; takılıp kalmak, baÅŸka deyiÅŸle takılı olmak ise yaÅŸantısını yoksullaÅŸtırır. Çünkü bu durumda algı antenlerini, dış dünyadan uzaklaÅŸtırıp kendine çevirir.

Biz, yakın yetiÅŸkinleri – ki en yakınları anne babasıdır, dolayısı ile de en etkili kiÅŸiler onlardır – çocuÄŸun antenlerini dış dünyaya çevirmesini saÄŸlarsak (yani yaÅŸantısını zenginleÅŸtirirsek ve olumlu bir duygusal atmosferi paylaşırsak) çocuk takılı olmaz. Takılı oluÅŸun sadece iki nedeni var: (1) Uyaran eksikliÄŸi, (2) duygusal açlık.

Önce uyaran eksikliğinden söz edelim: Çocuklar olgunlaştıkça, dünyalarının çeşitlenmesi, zenginleşmesi gerekir. Uyaranları suya benzetebiliriz. Azı yetersizdir, çoğu da sel gibi yıkıcıdır. Yani çocuklara gereksinim duydukları ölçüde uyaran sunmalıdır. Uyaran eksikliği bir de uyku öncesinde yaşanabilir. Artık öğlen uykusuna gereksinimi kalmayan bir çocuğu zorla uyutmaya çalıştığımızda; ya da uykuya dalma güçlüğü olan bir çocuk akşamları uyku öncesinde yatağında uzun uzun sağa sola dönüp durduğunda, dünyası yoksullaşmış demektir. Belki bir süre, yanına onu da dinlendirmek üzere aldığı pelüş oyuncağı veya yorganının ucu ile oyalanacaktır. Bunlardan sıkıldığında, bedeni ile ilgilenirken rastlantısal olarak dokunduğu genital bölgesinden aldığı izlenimler ilgisini çekecektir. Canı sıkıldıkça da çekici bir uğraş olarak bunu yineleyecektir.

“Mastürbasyonun ve premastürbasyonun (yazıdaki sıralamamıza göre) ikinci nedeni duygusal açlıktır.” demiÅŸtik. Vakaların (kaba bir ölçümle % 80 gibi) ezici bir çoÄŸunluÄŸunda bu ikinci nedene rastlanmaktadır. Hemen bütün anne babalar çocuklarını sever. Fakat sadece sevmek, çocuklara yeterli deÄŸildir; onlar sevildiklerini fark etmek ister. Sevgimizi onlara; sahiden onlara ayırdığımız zamanla, ilgileniÅŸ tarzımızla ifade edebiliriz. SaÄŸlıklı bir duygusal sıcaklık, ruhsaÄŸlıklı bir insan yetiÅŸtirmek için vazgeçilmez ön koÅŸuldur. “Sevginin saÄŸlıklı ifadesi” ile, çocuÄŸu şımartmayı birbirine karıştırmamak gerekir. Yanımızda otururken birbirimize sokulmak, başını okÅŸamak, yanağına sevgi dolu dokunarak gözlerinin içine “İyi ki sen varsın!” der gibi bakmak, kucağımıza oturtmak, beden sıcaklığımızı hissettirmek, sevginin en uygun ifade ÅŸekillerindendir. Böyle yaparsak çocuÄŸumuzun kendine yönelme gereksinimi ortadan kalkar.

ÇocuÄŸumuzun genital bölgesiyle gereÄŸinden fazla ilgilediÄŸini düşündüğümüzde, durumun farkında deÄŸilmiÅŸ gibi davranarak, ilgisini baÅŸka bir yöne çekmek için birlikte bir oyun oynayabiliriz; onu kucağımıza alıp, bol resimli bir kitaba bakabiliriz; hikaye anlatabiliriz; parmak oyunu oynayabiliriz.Sadece çocuk genital bölgesiyle ilgilendiÄŸi sırada böyle davranılması sorunu kökten çözmeye yeterli deÄŸildir. Evde anne babaları yeterince ve gerektiÄŸi ÅŸekilde ilgilenemeyen çocuklara, diÄŸer “yakın yetiÅŸkinlerin” doÄŸru destek vermesi de durumu deÄŸiÅŸtirememektedir.

Nevrotik ya da bilgisiz bir anne / baba veya eğitimcinin, çocuğun seksüel sayılabilecek davranışlarına gösterdiği tepkiler; çocuğa sevgisini azaltma, iğrenme, aşağılama, alaycı gülüşler, (günah / eline iğne batırırım / hastalanırsın / zayıf akıllı olursun gibi) korkutma şeklinde olabilir. Bu tepkiler çocuğun ruh sağlığını olumsuz etkiler ve onun bütün yaşamı boyunca cinsel hasarlı kalmasına yol açar! Çoğu anne babalar ve eğitimciler (başka çözüm üretemediklerinden) yasaklamayı en kolay ve etkili yol olarak seçer. Çoğu çocuk, genital bölgeyle ilgilenmesi yasaklansa da bunu gizlice sürdürür. Anne babanın yasakladığı şeyi gizlice yapıyor olmak, güçlü suçluluk duygularına yol açar. Çocuğun cephesinden bakıldığında, güven ilişkisi zedelenmiştir. Ayıplama, cezalandırma gibi tutumların neden olacağı suçluluk duygusu çocuğun cinsel ve ruhsal gelişimi açısından daha yıpratıcı olabilir.

Mastürbasyona başka yakınmalar eşlik etmediği sürece ebeveynin aşağıda özetlenen basit müdahaleleri yeterli olacaktır:

Yaptığının yanlış olduğunu düşünmesine neden olmayın
– Cezalandırıcı, yargılayıcı ayıplayıcı ifadeler veya tavırlardan kaçının
– BaÅŸkalarının önünde yapmasının görenleri rahatsız edebileceÄŸini öğrenmesini saÄŸlayın
– Daha uygun zamanlar ve mekanlar tercih etmesi konusunda yönlendirici olmaya çalışın
– Aşırı noktalar vardığını düşünüyorsanız ve gerekirse ilgisini deÄŸiÅŸtirebilecek aktiviteleri özendirmeyi deneyin
– ÇocuÄŸun yakın çevresini bilgilendirmek ve gerektiÄŸinde desteÄŸini almaktan çekinmeyin
– En önemlisi de mastürbasyona baÅŸka problemlerin eÅŸlik edip etmediÄŸi konusunda dikkatli olun

Sanıldığından daha çok yetiÅŸkin, çocukluÄŸunda yukarıda anlatılanlara benzer deneyimler yaÅŸamıştır. Bu yetiÅŸkinlerin büyük bir kısmı deneyimlerini anlatmaya çekinir veya hiç hatırlamayabilir. Çünkü çocukken, tabuyu çiÄŸnediklerinde onlara çok haÅŸin davranılmıştır. Üstbenleri de(yani iç denetleme sistemleri de) “kötü anıları”nı bilinçaltına, bilinçli çabalarla ulaşılamaz bir yere itmiÅŸ, bastırmıştır. Ancak psikoanaliz seanslarında ya da hipnoz sırasında hatırlanabilirler.
Kardeş doğumu, ayrılma deneyimi vb travmatik yaşantıların çocuğun çevreyle uyumunu zorlaması, genitoüriner hastalıklar ve birçok stres faktörü başlangıç için tetikleyici olabilmektedir. Ayrıca cinsel konularla aşırı uğraş, tuvalet problemleri ve depresif yakınmaların mastürbasayona eşlik ettiği durumlar cinsel istismarı dahi akla getirebilir. Bazı epilepsi türleri mastürbasyona benzer görünümde karşımıza çıkabilir. Sosyal ortamda kendini frenleyemeyen, daha doğrusu yargılama becerisi zayıf çocukların zeka düzeyleri de hesaba katılmalıdır. Bunlar belli başlı örnekler ve elbette çoğaltmak mümkün. Bütün bunların ötesinde çocuğa ait aile ortamı ve sosyal çevrenin de durumu değerlendirmek ve yargılamakta yetersiz kaldığı, tutarsız davrandığı durumlarda dışardan profesyonel yardım aranması da çocuk adına yerinde bir çaba olacaktır.
Özetle, tek başına görülen mastürbasyon davranışı beklenen bir gelişim süreci ise de ilave zorluklar ve davranış problemleri varsa bir profesyonel yardımı gerekebilir ve bunun için de çocuğun bireysel özellikleri, aile ortamı ve sosyokültürel çevresi de göz önünde tutulmalıdır.

Etiketler:

Çocuk Korkuları

Yayın Tarihi: 12 Ağustos 2011 Cuma Saat: 0:56

Çocuk Korkuları

Birçok anne baba ve eğitimci, çocukların korkuları olduğunu bildikleri halde, çocukların bu korkuları hakkında yeteri kadar bilgi sahibi değildirler. 

Korku çocukların görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri doğal bir tepkidir. Korku bir nesneye, kişiye ya da bir olaya bağlıdır. Korkunun en önemli özelliği, korku veren uyaranın ani ve beklenmeyen bir durumda ortaya çıkmasıdır. Korkunun oluşumu, kişinin içinde bulunduğu çevrenin koşullarına, uyaranın şiddetine, geçmişteki yaşantılarına, o andaki fizyolojik ve psikolojik durumuna bağlıdır.

NEDENLER


Çocuk için yeni olan ve bilinmeyen her şey korku verir. 2-3 yaş çocukları yüksek seslerden, elektrik süpürgesinin çıkardığı sesten, gök gürültüsünden korkarlar. 3-4 yaşlarında bu korkulara annenin desteğini kaybetme, yalnızlık, yangın, kaza vb. olaylardan korkma eklenir. Bu yaş çocuğu için somut olayların yanı sıra hayal edilen şeyler de korku kaynağı olmaya başlar. Bunun nedeni çocuğun gelişmekte olan hayal gücüdür. Bu nedenle zeki ve üstün yetenekli olan çocukların korkuları daha çok ve çeşitlidir. 4 yaş civarında çocuğun korkularında yavaş yavaş azalma görülür.

5-6 yaşlarındaki bir çocuk masalların etkisi ile imgeleme dayanan nesnelerden korkar. Bu yaş çocuğunun çevre ile etkileşimi ve deneyimi artmıştır. Böylece tehlikeli olayları, durumları ve toplumun değer yargılarını öğrenmiştir. Hangi davranışlarının başkaları tarafından kabul edilmeyeceğini ya da onaylanmayacağını tahmin edebilir. Bu nedenle çocuk zaman zaman davranışlarının başkaları tarafından beğenilmeyeceği korkusunu taşır. 6 yaşta korkularda tekrar artma görülür.

Çocuk korkusunu ağlayarak, annesine sarılarak, bir yetişkinle birlikte bulunmak isteyerek, eşyaların arkasına saklanarak ya da sözel olarak açıkça belirtebilir. Çoğu kez iştahsızlık, uykusuzluk, gruba katılmak istememe, inatçılık, içe kapanma vb. davranışların altında yatan temel neden korkudur. Korku anında yüz sararır, nabız ve kalp atışları hızlanır, mide kasılır, kusma olabilir. Bazı çocuklar ise konuşurken kekelemeye başlarlar.

Çocuk korkuyu anne-babasını örnek alarak öğrenebilir. Annesinin köpekten korktuğunu gören çocuk, annesi gibi köpekten korkmaya başlar. Ayrıca çocuğa anlatılan korkulu masallar, eğitimde korkunun etkin bir araç olarak kullanılması, çocuğun aşırı derecede korunması, çocuğun geçirmiş olduğu kaza, deprem, sel, kavga, yaralanma, ölüm vb. yaşantılar da çocukta korku başlatabilir ya da mevcut korkuların uzamasına neden olur.

ÖNERİLER

Çocukta korkunun uzamasını ve olumsuz etkilerini önlemek için korkunun nedenleri araştırılmalı ve bu nedenler ortadan kaldırılmalıdır.
Anne-babalar çocukların korkularını yok saymamalı, asla küçümsememeli ve alay etmemelidirler.
Korkuları olan çocuğa sabırlı davranmalı, korkularını yenmesi için zaman tanınmalıdır.
Aşırı koruyucu bir tutum ile çocuğu her şeyden korkar hale getirmemelidir.
ÇocuÄŸa “Aman düşersin!”, “Sen tek başına karşıya geçemezsin” vb. sözlerle çevrenin tehlikelerle dolu bir yer olduÄŸu duygusu aşılanmamalıdır.
Fiziksel temasın çocuğun korkusunu kontrol altına almasında yardımcı olacağı unutulmamalıdır.
Çocuğun arkadaş grubuna girmesine ve öz güven duygusunu geliştirmesine yardımcı olunmalıdır.
Çocuk korkuları konusunda, konuşmaya hazır olduğu zaman onunla açıkça konuşulmalıdır
Çocuk korktuğu şeye yavaş yavaş alıştırılmalıdır. Örneğin denizden korkan bir çocuğun önce uzaktan denizi ve deniz kenarında oynayan çocukları izlemesine imkân verilmelidir. Daha sonra çocuğun önce deniz kenarında oynaması, sonra ayaklarını ıslatması ve yavaş yavaş denize girmesi sağlanmalıdır.
Çocuklara korkulu masallar anlatılmamalı, korkulu filmler izletilmemelidir.
Korkuyu hafifletmek amacıyla “Erkek adam hiç korkar mı?”, “Sen artık kocaman oldun” gibi sözlerden kaçınılmalıdır.
KORKU ASLA BİR DİSİPLİN ARACI OLARAK KULLANILMAMALIDIR!

Korku çocuğu uyarır ve tehlikelerden uzaklaşmasını sağlar. Böylece çocuk birçok tehlikeden kendisini korur. Ancak korkunun çok olması ve yoğun yaşanması çocuğu rahatsız eder. Anne-babanın alacağı eğitsel önlemlerle çocukluk korkularının azalması beklenir. Ancak anne-baba ve öğretmenin hatalı yaklaşım ve davranışları çocukluk korkularının ergenlik hatta yetişkinlik dönemine kadar uzamasına neden olabilir. Korku çocuğun yaşamını engelleyecek düzeyde ise davranış bozukluğu olarak değerlendirilir. Bu durum uzman tedavisi gerektirir.

Çocuk Korkularını Önemseyin!

Korku, küçük yaşlarda yenilmediği zaman çocukta, zeka geriliği, aşırı sinir, hiperaktiflik veya içine kapanıklık (otistik), uyumsuzluk ve hassasiyet gibi tehlikeli rahatsızlıklar başlayabiliyor.

Korkuyu besleyici davranışlardan kaçının
Uzmanlar, aileleri, korkularından dolayı çocuklarını ayıplamaktan kaçınılması ve korkunun üzerine ?çivi çiviyi söker´ yaklaşımıyla gidilmemesi konusunda uyarıyor. Çocuklarda korkunun, bebeklik döneminden başlayıp 4 yaşında doruğa ulaştığını belirtilerek ?erkek çocuk korkar mı, koskoca adam olacaksın´ gibi sözlerin korkuyu beslediğine dikkat çekildi.

Bebeklik dönemine dikkat
Uzmanlar, çocuğun bebeklik döneminde her şeyin ürküntü verici olduğunu dile getirerek, alışılmamış bir nesne, yabancı bir yüz, yanına getirilen bir bebek, acıkma, susama veya altının ıslanması gibi nedenlerin çocukta korku duygusunu geliştirdiğini kaydetti.

Korkularla alay etmeyin
Uzmanlar, şu önerilerde bulunuyor; ´Aileler ve eğitimciler, çocuğun korku tepkileri karşısında sert tepki göstermekten uzak durmaları gerekir. Genellikle korku duygusu ortaya çıktığında ailelerin ?erkek çocuk korkar mı, koskoca adam olacaksın´ gibi sözleri, korkuyu azaltmaz, aksine besler. Korkularından dolayı çocuğu ayıplamaktan, utandırmaktan kaçınılmalı, korkularla alay edilmemelidir. Korkunun üzerine gitmekten mutlaka kaçınılmalıdır. Ev içinde korkutucu bir nitelik, araç veya gereç olup olmadığı iyice araştırılmalı, çocuk eğer oyundan ve arkadaştan yoksun ise bunlara olanak yaratılmalıdır. Aşırı kollayıcı tutkuları gevşetmek, çocuğun kendi işini kendisinin görmesine katkı sağlanmalı. ?Çivi çiviyi söker´ mantığıyla harekete geçip korkuları bastırmaya, bir korkuyu başka bir korkuyla yenmeye çalışılmamalıdır. Karanlıktan korkan bir çocuğu, karanlık odaya sokmaya kalkılmamalı, karanlık odaya birlikte girilmelidir. Köpekten korkan bir çocuğa, çoban köpeği okşatmak korkuyu artırır, ama işe yavru bir köpekle başlarsanız, çocuktaki korku duygusunu en başından yenmiş olursunuz


Etiketler: