payday loans Car insurance

DEYİMLER

Okul Korkusu

Yayın Tarihi: 12 Ağustos 2011 Cuma Saat: 0:56

Okul Korkusu

Okul fobisi, çocukların okuldan korktuğu bir tür ayrılma anksiyetesidir. Okula gitmeyi reddedebilir ya da ana-baba figürlerinden ayrılınca ortaya çıkan boğucu anksiyete nedeniyle büyük güçlükler çekerek okula katlanabilirler.

Çocuk birdenbire, birgün okula gitmek istemez; zorlamalar karşısında anksiyete duyar; panik içine girer, midesi bulanır, kusar, ağlar, gitmemekte direnir. Bazıları zorlamalara dayanamayıp yola çıkar, yarı yoldan döner, ya sınıftan çıkar eve gelir. Başlangıç bazen sinsidir. Ön belirtiler günlerce sürebilir. Çocuk neşesizdir, uykuya dalmakta güçlük çeker. İştahı kesilir, ödevlere karşı ilgisi azalır. Her sabah somatik bir belirti ile uyanır. Başı, karnı ağrır, midesi bulanır. Bir gün okula gitmeyeceğini bildirir. Neden olarak, öğretmenden korktuğunu ya da arkadaşının kendisini rahatsız ettiğini söyleyebilir. Bazıları da tanımlayamadıkları bir korkudan söz ederler. Çoğu zaman evde rahattırlar. Şiddetli vakalarda evde de huzursuz olabilirler. Aile bireyini (genellikle anne) bir yere bırakmaz, peşinden dolaşırlar.

Her yeni durumun uyum sorunu yaşatıyor olması normaldir. Anneden ayrılık deneyimini ilk defa anaokulu döneminde yaşayan çocuklar, bu dönemde okulun içine girmeye ikna olmakta zorlanırlar ve tedirgin olurlar. Normal gelişim gösteren bir çocukta bu durum kabul edilebilir ancak sorun okula başlamakla ilgili değildir. Anne ve çocuk arasındaki bağımlı ilişkide; annenin çocuğun bireyselleşmesine izin vermemesi, bir bakıma annenin de çocuğa bağımlı olması, ev içinde baskılı-kaygılı ortamların olması, yeni bir kardeşin gelmesi, çocuğun bu süreci henüz anlayamamış olması, anne ve babanın çok kaygılı kişiler olmaları, aile içinde bir yakının kaybı ve hastalıklar gibi birçok faktör de etkili olabilmektedir. Çocuğun okula başlamadan önceki dönemde arkadaş deneyimlerinin niteliği, duygularını ve düşüncelerini anlatmada desteklenmiş olması bu dönemdeki zorlukları atlatmada önemli deneyimler oluşturmaktadır.

Bağımlı, ilişki kuramayan, arkadaşları ile oyunu reddeden, anne ile ilişkisi sağlıklı organize edilememiş bir çocuğun okula başlarken sorun yaşaması beklenilebilmektedir. Bu çocuklarda ilgi ve enerji kaybı, sinirlilik, içe kapanık olma durumu, nedensiz ağlama, baş ve karın ağrılarından yakınma gözlemlenebilmektedir.

Okula karşı negatif duygular beslememeleri için çocuklara, okul ile ilgili gerçekçi bilgiler verilmelidir. Okula başlama dönemi öncesinde anne çocuğu farklı arkadaşlıklar kurması için cesaretlendirebilir ayrıca çocuğun güven duyabileceği başka aile bireyleri kendi okul deneyimlerini çocuğa aktarabilirler. Okulun öğrenme eyleminin dışında çocuğa keyifli gelebilecek yönlerinin de anlatılması faydalı olabilir. Çocuk psikolojisiyle ilgilenen uzmanlar olarak, anne-babalara genel olarak, çocuğun bireysel becerilerini geliştirmesini, kendi başına giyinip soyunabilmesini, yardımsız yemek yeme gibi becerileri kazanmış olmasını öneriyoruz. Ayrıca her anne baba, çocuğunu her dönemde etkin bir şekilde dinlemeli ve kaygılarının olabileceğini kabul etmelidir.

Okula gitmediğinden dolayı çocuğu suçlamaktan kaçınılmalıdır. Ona bu durumun bir çok çocukta görüldüğü, tedavi edilebileceği anlatılır. Onun güvenini kazandıktan sonra her ne şekilde olursa olsun okula gitmesi gerektiği, zaman geçerse bu korkuya, derslerden geri kalma korkusunun ekleneceği söylenir. Okula ailesinden birisi ile gitmesi, çıkışa kadar onunla beraber okulda kalması istenir (Bu kişi daha az bağımlı olduğu bir aile bireyi olabilir). Bunun için okulda işbirliği sağlanmalıdır. Bir yandan da çocuğun bireysel tedavisi, davranış ve oyun tedavisi ile sürdürülür.

Aile tedavisi ailede kronik anksiyete, bağlılık, bağımlılık konuları ele alınır. Yaş ne kadar küçükse tedaviye yanıt o kadar iyidir ve kısa sürede çocuk okula döner. Stresle ilgili yinelemeler olabilir.

Etiketler:

V İLE BAŞLAYAN DEYİMLER VE ANLAMLARI

Yayın Tarihi: 03 Mayıs 2011 Salı Saat: 19:04

Vakit Geçirmek: Oyalanmak, bazı ÅŸeylerle meÅŸgul olarak zamanın geçmesini saÄŸlamak”Top oynayarak vakit geçirebiliriz sanırım”

Vadesi Gelmek :  Ömrü sona ermek, eceli gelmek, ölmek . Süresi dolmak, ödeme zamanı gelmek “Vadesi geldi geçiyor ama senet sahibi hâlâ ortalıkta görünmüyor”

Vakitli Vakitsiz: Rastgele bir zamanda, geliÅŸigüzel, uygun bir zamanı gözetmeden”Vakitli vakitsiz gelip giderdi evine”

Vakit Kazanmak: Karşı tarafı oyalayarak zamanı uzatmak . Bir ÅŸeye ayrılan ya da harcanan zamanı uzatmak”Sen onu meÅŸgul et ki hemen yola çıkmasın, bu sayede biz de biraz vakit kazanmış oluruz”

Vaktini Almak: Epey zaman harcanmasını gerektirmek, baÅŸka bir iÅŸe ayrılmış zamanı tutmak”Vaktini alıyorum ama baÅŸka çarem de yok”

Vaktini Öldürmek: Zamanını yararsız, gereksiz, boÅŸ iÅŸlerle ya da hiç iÅŸ yapmadan, boÅŸ yere geçirmek”Bu kazanç getirmeyen iÅŸle bütün vaktini öldürecek misin yani?”

Vaktini ÅžaÅŸmamak: Tam zamanında”Vaktini ÅŸaÅŸmaz o, göreceksin ÅŸimdi gelecek”

Vay Canına!: Şaşma, öfke duygusunu dile getirmek için kullanılır

Vebali Boynuna Olmak: Bir işin günahını yüklenmek

Velveleye Vermek: Gereksiz bir heyecana, telâşa düşürmek”Bir anda ortalığı velveleye verdiler; bağırmaya, saÄŸa sola koÅŸmaya baÅŸladılar”

Verip VeriÅŸtirmek: Ağır sözler söylemek, aÄŸzına ne gelirse söylemek”Yüzüne karşı verip veriÅŸtirdi ama o tek kelime bile söylemedi”

Veryansın Etmek: Hiç insaf göstermeden, acımadan saldırmak; ağzına geleni söylemek

Vıcık Vıcık: Sulu ve gevÅŸek olmak, basıldığında ses çıkarmak”Etraf vıcık vıcık çamurdu, yürüyemiyorduk”

Vıdı Vıdı Etmek: Söylenip durmak, hemen her ÅŸeyi eleÅŸtirip beÄŸenmediÄŸini söyleyerek durmadan konuÅŸmak, etrafındakileri rahatsız etmek”Sus artık, vıdı vıdı edip kafamı ÅŸiÅŸirdiÄŸin yeter”

Vız Gelmek (vız gelip tırıs gitmek): Hiç önemsememek, aldırış etmemek”Onun sözleri vız gelir bana, önce kendine söz geçirsin”

Viraneye Çevirmek: Yakıp yıkmak, yıkıntı durumuna getirmek, harap etmek”BeÅŸ gün geçmeden viraneye çevirdiler evi”

Voli Vurmak: Haksız olarak kazanç elde etmek, vurgun vurmak

Volta Atmak: Bir aÅŸağı bir yukarı dolaÅŸmak, gidip gelmek”Canımız sıkıldıkça avluda volta atıp dururduk”

Vur Abalıya: Bütün yükün yumuşak huylu kişiye yüklenmesi; sessiz, güçsüz kimsenin hırpalanması, hakkının çiğnenmesi durumunda karşıdaki kişiye sitem yollu söylenir

Vur Dedikse Öldür Demedik Ya!: Bir isteği, dileği yerine getirirken aşırılığa kaçıp da işi berbat edene karış söylenir

Vurduğu Yerden Ses Getirmek: Eli ağır olmak, çok kuvvetli vurmak

Vurdumduymaz Kör Ayvaz: Umursamaz, aldırmaz, duygusuz ve kayıtsız kimse

Vur Patlasın Çal Oynasın: Aşırı zevk ve eÄŸlence; aşırı zevk ve eÄŸlenceye düşkün kimsenin parasını bu yolda harcamasını anlatır”Vur patlasın çal oynasın sabaha kadar tepinip durdular”

Vurucu Güç: Çok etkin silâhlarla donatılmış, özel eÄŸitim görmüş askerî birlik”Ordu içinde vurucu bir gücün oluÅŸturulması konusunda fikir birliÄŸine vardılar”

Vücuda Getirmek: OluÅŸturmak, meydana getirmek, var etmek”Bütün bu canlıları Yüce Allah`tan baÅŸka kim var edebilir ki?”

Vücudunu Ortadan kaldırmak: Öldürmek”Sabaha kadar adamın vücudunu ortadan kaldırın, yoksa başımıza çok iÅŸ açacak”

Etiketler: