payday loans Car insurance

DÜŞÜNCELERİM

YILKI ATLARI GİBİ ÖZGÜRÜM

Yayın Tarihi: 01 Şubat 2012 Çarşamba Saat: 12:00

Yılkıya bırakılmış atlar misali, dikenli telleri çoktan aştım, çayırlara doğru koşmak üzereyim. Bambaşka bir hayata kucak açtım. Bu hayat, beni bekliyor. Özgürüm artık. Nereye gideceğimi biliyorum. Bir rota belirledim kendime. Çizdiğim bu rotada eğri, büğrü olmadan, yalpalamadan özgürce koşacağım. Yolumu buldum. Bu yolda düşmeyeceğim.

Özgürce yaşayabileceğim, çayırların kenarlarında dikenli teller olmadan. Hiçbir şeyin beni kısıtlamasına izin vermeden. Özgürlüğün, nasıl bir duygu olduğunu zincirlerimi kırdığımda ve dikenli telleri aştığımda anladım. Esaretlik, yol ayırımında kalmak çok zormuş.

Yeni bir dünyaya ilk adımımı attım. Korkmadan, büyük bir cesaretle. Bu günü çok beklemiştim. Yıkmalıydım artık ördüğüm ve başkalarının örmüş olduğu duvarları içimde. İstediğimi yaşamalıydım. Başkalarının yaşamına ve benim yaşamıma başkaları zarar vermeden. Başkalarının istediği hayatı yaşamamalıydım, köşeye sıkıştırılmamalıydım.

Alabora olmuş yürekle yaşanmıyordu. Şimdi, yılkı atları gibi, çayırlarda koşup, rüzgarla yarışacağım. Ve, rüzgar yardımıyla belirlediğim o rotaya doğru, dört nala koşacağım. Arkamda tozu dumana katacağım..

Koşan bir atın yelesi gibi, saçlarımı rüzgara bırakacağım. Bunca zaman bana yüklenen yükleri, bir solukta atıp özgürce haykıracağım. Sesimin yankısını rüzgara bırakıp, özgürlük peşinde koşan, başka yüreklere yollayacağım.

Yılların yorgunluğunu bir kalemde atıp, genç bir tay gibi, hiç yorulmamışçasına sevinçten naralar atacağım. Beni, bunca sene esir eden, dizginlerimi tutan ellerin olmamasına, özgürlük diyeceğim. Ve bugüne kadar özgürlük peşinde koşan başka, yüreklere karışacağım. Merhaba! Sınırsız, engelsiz ve dikenli tellerin olmadığı dünya.

Etiketler:

BİR ANNENİN ÇOCUKLARINA MEKTUBU

Yayın Tarihi: 01 Şubat 2012 Çarşamba Saat: 6:00

Ne çok beklemiştim hepinizi. Her biriniz ayrı bir dünyanın ışığı gibiydiniz. Sanki, “Bekle beni anne! Sana geliyoruz” der gibiydiniz. Her birinizde ayrı bir mutluluk, ışık gördüm. Bu dünyada yapabildiğim, başarabildiğim en güzel şeylerdiniz.

Siz, benim çocuklarımdınız. Yaşamımım yarım kalan yanını, sizler tamamlıyordunuz. Her birinizi büyütürken kendime ait umutlarımı, amaçlarımı bir kenara ittim. Sadece ve sadece hayallerimi bıraktım. Hayallerimin de içine sizleri kattım.

Oysa, bir çok düşlerim, yapmak istediklerim vardı. Önceleri küçüktünüz, biraz büyüyün diye bekledim. Bende çocukluğumu, genç kızlığımı yaşamadım. Sizlerle birlikte yaşayacaktım. Hayata yeni doğmuş gibi, sıfırdan başlayacaktım. Sizin gibi, emekleyecek, yürüyecektim. Birbirimize olan tutkumuzla ayağa kalkacaktık. Bizleri hiç bir şey yıkamayacaktı. Ben “Anneydim”. Sizleri korumak adına, tüm zorlukların önüne set çekecektim. Bu benim “görevim” değil, “Anne Yüreğimdi”.

Şimdi büyüdünüz. Kocaman birer birey oldunuz. Benim düşündüğüm hayaller, hangi limanda kaldı. Belki, bir gemiyle başka limanlara doğru yola çıktınız. Belki de, küçücük yüreğinizle, şimdiki yüreğiniz arasında “kara gölgeler, kara bulutlar” dolaştırıyorsunuz.

Çocuklarım! Beni niye anne yüreğimdeki limanda yalnız bıraktınız? Sizlerin vurdumduymazlığınızda, engin sularda boğuluyorum. Her biriniz ayrı dünyalara kucak açtınız. Benim kucağımı niye öksüz bıraktınız?

Şu hayatta varlığınız tek yaşama kaynağım. Ama; varlığınızda, yokluğunuzla ve ilgisizliğinizle kurduğum dünyamı tepetaklak ettiniz. Şimdi şarkılardaki gibi rüzgarlara kapılmış, kuru yaprak misali, girdaba kapılmış dönüyor, dönüyorum.

Çocuklarım! Niye beni ağlamaklı gözlerle bıraktınız? Ben yine ağlarım, sizleri özlerim. Ama, her birinizin sağlığına, mutluluğuna duacıyım. Çünkü; “ben anneyim”. Ve, sizin annenizim.

Sevgili, kıymetli çocuklarım gelin! Hep beraber bu “kara gölgeleri” aramızdan atalım. Yine eskisi gibi, hep beraber olalım. Artık, hasta ve yorgunum. Sizin ilgisizliğinizden mutsuz ve huzursuzum.
Ben buralardan gitmeden, sizlere veda etmeden, yüreğinizin sesini dinleyin. Eğer, yüreğinizde bana karşı bir kıvılcım kaldıysa, beni küllerimden yeniden var edin.

Yazan : Melodi AKÇAY

Etiketler: