YUNUS EMRE HAYATI ESERLERİ

GENEL, HALK ÅžAİRLERİ 2 Yorum »

Halk tekke edebiyatımızın en kudretli ve en büyük ÅŸairi Yunus Emre 1250 yılında EskiÅŸehir’in Sivrihisar İlçesine baÄŸlı Sarıköy’de doÄŸduÄŸu ve yine orada öldüğü ileri sürülmektedir. YaÅŸantısı, ÅŸiirlerinden, efsanelerden, hakkında yazılmış yapıtlardan çıkarılmaktadır. Medrese öğrenimi gördüğü, çiftçilik yaptığı, tasavvufla uÄŸraÅŸtığı, Åžeyh Taptuk Emre’den uzun yıllar feyz aldığı, sonra tarikat uÄŸruna gurbete çıkarak Konya’yı, Åžam’ı, Azerbaycan’ı dolÅŸatığı, Mevlana ile tanıştığı anlaşılmaktadır. Anadolu’nun birçok yerlerinde mezarının bulunması halkın Yunus’a karşı duyduÄŸu sevginin büyüklüğünü anlatır.

Anadolu Türklüğünün en büyük ruh mimarlarının başında Yunus Emre gelir. O, Anadolu erenlerinin en büyüğüdür. Ona göre tasavvuf, Tanrı’nın ahlakı ile ahlaklanmaktadır. O, tüm kötülüklerden arınmış, tertemiz, dupduru, eksiksiz, kusursuz örnek insanı arar. CoÅŸkulu bir aÅŸkın tutsağıdır. Tanrısal bir aÅŸktır bu. Kendini aÅŸmaya zorlayan, kendini aÅŸan, kendinden geçen nir aÅŸka tüm insanlığı tutuÅŸturmak ister.

Yunus Emre; halk tekke edebiyatımızın en büyük ÅŸairidir. Åžiirlerinin özünde derin bir insan sevgisi, içli bir Tanrı aÅŸkı, Tasavvufa baÄŸlılık görülür. Halk dilini coskun bir lirizmle özentisiz bir söyleyiÅŸle, genellikle hece, bazen aruz ölçüleri içerisinde kullanır. Türk diline dinamik bir anlatım yeteneÄŸi, tinsel bir iç musiki kudreti verenlerin başında Yunus Emre gelir. Yunus’un ÅŸiir dili harikulada güzel, temiz ve içtenlik taşıyan bir halk Türkçesidir. Anadolu Türk dili ve edebiyatımızın deÄŸer biçilmez örnekleri, Türkiye Türkçemizin ÅŸiir dehası Yunus’tadır.

Yunus Emre; Ulusal edebiyatımızın en saÄŸlam temelidir. Yunus’ta hoÅŸ görü, ileri ve insancıl bir dünya görüşü vardır. Ahmet Hamdı Tanpınar’a göre ” Yunus Türkçenin kapısıdır ve bugün ÅŸiirimize ve edebiyatımıza bakarsanız aruz tecrübesini inkar eder etmez, hemen hemen seçilen ve beÄŸenilen taraflarıyla dilde Yunus’a dönmek demektri”.

Yunus her sınıf, her din, her ırk insanını bir hoşgçrüyle engin bir sevgiyle kucaklar. Aşk temasını halk şiirimize, insanın iliklerine işletecek kudrette uygularken, insanlık sevgisiyle buranm buram tüter. İnsanlra arasında sürüp giden kine, saldırganlığa savaş açar; savaşın karşısına sevgiyi çıkarır. İnsanlığı sevginin kurtaracağına inanır.

Yunus Emre; tasavvuf edebiyatımızın en büyük halk ÅŸairidir. Orta Asya’da Ahmet yasevi ile baÅŸlayan halk tasavvvuf ÅŸiirimiz, en ölümsüz mısraları Yunus’un ÅŸiirlerinde bulur. İnsanı insanla dost kılan, insanı kendini bilmeye zorlayan, insanı insanlaÅŸtırmayı ülkü edinen mısralardır bunlar. Åžiiri sevgiyle mayalanır. İnsan ruhunu köklerinden kavrıyarak bireyi hareketli bir toprak olarak yarınlara hazırla. Onun ÅŸiirlerinde evrenin sonsuzluÄŸu, insan yüreÄŸinin ışıklı sıcaklığını duyar gibi oluruz. Orta Asya’da Ahmet Yasevi’nin baÅŸlattığı halk tekke edebiyatımızı Anadolu’da Yunus Emre’nin sihirli diliyle en yüce anlatım yeteneÄŸi bulmuÅŸ. Bugüne deÄŸin Yunus’un açtığı çığırda binlerce ÅŸair yetiÅŸtiÄŸi halde, Yunus’u aÅŸan olmamıştır. O bizim tekke ÅŸiirimizin en nefesli, en büyük rekortmenidir. Sanatı halkın görevinde , hoÅŸ görülü, ileri dünya görüşlü, halkçı hümanistir.

Türkçemizin yalın kıvraklığını buluruz onda. Türkçeyi en iyi kullanan, sayısız yaÅŸantı deneylei ile dövüle dövüle Tanrı’yı humalı arayışlar sonu içinde bulan eÅŸsiz bir halk ÅŸairidir. Yunus Emre Anmadolu Türk ÅŸii dilini olduÄŸu kadar, Türk Kültürünü de yaratan, halka yayan insandır. O ulusal kültürümüzün en yüce doruÄŸudur. İnsanı hayrette bırakan yanı, yedi yüz yıllık ötelerden seslenmesine raÄŸmen, en modern insan anlayışı, en ileri insan görüşü içerisindedir.

Yunus Emre; yaÅŸadığı dönemin ekin kaynaklarını, halkımızın yüzyıllar boyu yaÅŸattığı gür duygu ırmaklarını, Anadolu insanının ölümsüz diliyle mısralaÅŸtırır. Duru söyler, yobazlığı kınar. Tanrı’ya inancı, insan sevgisi sonsuzdur. Ölümsüzlüğü sevgiyi, inancı halkımızın öz dilinin renkli diriliÄŸi, cablı kıvraklığı, derin lirizmle anlatışından, Türk ÅŸiir dilinin altın damarını buluÅŸundan doÄŸmaktadır.

Anadolu ÅŸiirinin ilk pınarlarından sayılan Yunus Emre, gerçek almin dışına çıkmak ister. İnsan, tanrı, ölüm, varlık, yokluk kavramlarını ulusal tasavvuf anlayışında eriterek, halka hayata baÄŸlı kalarak yazdığı ilahilerle nefeslerinin toplandığı ” Divan-ı” vardır. Yunus Emre’nin bugün elimizde “Risalatün Nushiye” mesnevisi ile pek çok basımı yapılan Yunus Emre Divanı bulunmaktadır. Yunus Emre’nin mezar taşındaki ÅŸu iki sözcük çok anlamlıdır. ” Sevelim, sevilelim”.

KÖROĞLU HAYATI

GENEL, HALK ÅžAİRLERİ 8 Yorum »

Halk şairlerimizin arasında kavganın, özgürlüğün sembolü olan Köroğlu’nun doğum ve ölüm tarihleri binmeyen bir eski efsane kahramanı olan Köroğlu’nun adını alan şairimizdir. Bu şairin Sultan 3. Murat zamanında (1574-1595). Osmanlı ordusuyla İran savaşlarına katıldığı (1578-1584) bilinmektedir. Bolu beyinden babasının intikamını almak üzere dağlara çıkan, yiğitlik ve iyilikseverliği destanlaşan eşkıya Köroğlu ile şair Köroğlu halk zihninde kaynaşmış bir durumdadır.

Köroğlu; halk şairlerimiz içerisinde kavganın ve özgürlüğün sembolüdür. Şiirlerinde coşkun bir seslenişle yiğitlik, dostluk, aşk, doğa sevgisi çok sade bir dille anlatır. Bu şiirler hikayeci aşıkların nesirle anlatılan hikayeleri arasında serpiştirilmiştir. Yirmi dördü bulan bu hikayeler, Türklük dünyasına yayılan bir Köroğlu destanının doğuşunu hazırlamıştır. Köroğlu; yiğit, adaletli, inançla dolu ideal bir Türk’tür.

Köroğlu destanımız ise Anadolu Türklüğünün yüreğinde yaşayan tutkularla isteklerin, değerlerle inançların sembolüdür. Bu destana göre Köroğlu’nun asıl adı Ruşen Ali’dir. Babası Yusuf, Bolu beyinin seyisidir. Av meraklısı olan Bolu beyi, seyisi Yusuf’u cins bir at almaya gönderir; fakat Yusuf’un getirdiği tayı beğenmez. Adamın gözlerine mil çeker. Yusuf tayı ve oğlunu alıp memleketten çıkar. Ruşen Ali, babasının tarif ettiği tarzda tayı karanlık bir ahırda besler. Tay belli bir zaman sonra kanatlanır, eşsiz bir küheylan olur. Yunus ile Ruşen Ali, Aras ırmağına gider, orada Bingöl’den gelecek olan üç sihirli köpüğü beklerler.

Yusuf köpükleri içince tekrar görmeye başlayacak, gençleşecek ve bolu beyinden intikamını alacaktır. Fakat, Ruşen Ali köpükleri kendisi içer. Babasına köpüksüz su verir. Yusuf buna bir yandan üzülür, bir yandan da oğlu intikamını alacak bir yiğit olacağı için sevinir. Bu sihirli üç köpükten biri Köroğlu’na ebedi hayat, biri yiğitlik, biri de şairlik sağlar. Yusuf oğluna intikamını almasını tavsiye ettikten sonra ölür. Ruşen Ali, Kır Atı ile birlikte dağa çıkar. Köroğlu diye ün alır. Bir derebeyi gibi yaşamaya başlar. Her savaşta üstün gelir. Bezirganlardan, beylerden, paşalardan aldıklarını yoksullara dağıtır. Delikli demir (tüfek) icat olunup ta eski yiğitlik gelenekleri bozulunca, arkadaşlarına dağılmalarını tavsiye eder. Ortadan sır olur, kırklara karışır.

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim