You are here: Melodi Akçay » Archive for the ‘HİKAYE’ Category
MERHABA DEMEDEN ELVEDA DEME 2. Bölüm
hikayenin öncesi Çiftlikte geçirdiği 7. gününde merakı iyice artmıştı. Ali’yi görmeliydi. Teyzesi yan çiftlikteki Sevim hanımlara yaptıkları peynirlerden götürmesi için ona ricada bulundu. Aslında teyzesinin yapmak istediği onu bu meraklı durumundan bir önce kurtarmak ve Ali’yi görmesini sağlamaktı. Zeynep elinde bir sepet taze köy peynirleriyle Sevim Hanımların çiftliğine vardığında Ali’yi simsiyah, iri bir at üzerinde [...]
MERHABA DEMEDEN ELVEDA DEME 1. Bölüm
1985 kışının bir Çarşamba günü saat 15.15 treni ile Beydağı kasabasından teyzelerinin çiftliğine gitmek üzere yola çıkan Zeynep, saat 19. 45’te Erenler kasabası tren istasyonunda oldu. Kuzeydoğudan esen poyraz rüzgarları havanın sıcaklığını epey düşürmüştü. Tren istasyonunda onu almaya gelecek olan teyzesinin oğlu Kemal’i beklerken üşüyordu. Kemal biraz gecikmişti. Tren Kemal’le buluşma saatlerinden 20 dakika önce [...]
SEVDA PEŞİNDE KAYBOLMAK
2001 yılının o yakıcı ağustos ayında beni, İstanbul’dan 800 km uzaklıktaki Marmaris’e getiren yıllardır yaşadığım, takılı kaldığım bir sevdanın peşinden koşmaktı. Bu uğurda kaybolmak üzereydim. Sıcak çok kavurucuydu. Marmaris’in daracık sokaklarından geçerken yerden havaya doğru yükselen sıcaklık dalgalarını görebiliyordum. Yıllardır taparcasına sevdiğim adamın izine sonunda burada rastlamıştım. İmkansız aşkımdan ötürü yıllardır yastaydım. İnce şile bezinden [...]
ANAHTARLIĞIN SIRRI
Yağmurlu bir gecede ansızın San Francisco’ya bir hayalet gibi gelen ve bir anda ortadan gizemli bir şekilde kaybolan menekşe gözlü kadından geriye emanet kalan anahtarlığın sırrını çözmek üzere kendi planlarımı erteleyerek araştırmalara başladım. Kimdi bu kadın? Anlayamıyordum. Yoğun duyguların altında benliğimin bana oynadığı bir oyun olsaydı bu, bana ait olmayan bir anahtarlığın masamın üzerinde ne [...]
YAĞMURLA GELEN KADIN
Yağmurlu bir gündü. Bir nebze olsun düşüncelerimden uzaklaşmak, kısmende hayatımda bir dönüm noktası olarak vereceğim kararları, biraz daha ertelemek için o sabah erkenden kalktım. Yaşadığım bu şehri terk edecektim. Şubat sonuydu. Son bir kez bu şehirdeki bütün hayatımı gözden geçirmek ve karar vermek üzere dışarıya çıktım. Aniden bastıran şiddetli bir sağanak yağmur, bütün duygularımı alıp [...]
SARDUNYALI KONAK 2.Bölüm
Belkıs Hanımla ilk tanışmamız güzel bir diyalogla başlamıştı. Konuşmamızın üzerinden bir hafta sonra tekrar geleceğini, benimde geldiğinde sardunyalar içerisinde yine ona eşlik etmemi rica etmişti. Hoş bir bayandı. Büyükada’da kendimize yeni bir dost bulmuştuk. Sanırım oda öyle hissetmiş olacak ki, doğru dürüst tanımadığı bu yabancıyı yüreğine basarak ona geçmişini ve duygularını açmıştı. Bir hafta boyunca [...]
SARDUNYALI KONAK 1.Bölüm
1992 yazının başlarıydı. Eşimle ve iki kızımla birlikte Büyükada’ya yeni taşınmıştık. Bir tekstil şirketi sahibiydik. Biri yedi, diğeri beş yaşlarında iki kızımızın mutlulukları ve sağlıkları için doktorlar tarafından temiz hava, bol güneş ve yeşillik bulunan yerlerde bulunmamız önerilmişti bizlere. Küçük kızımda gelişim bozukluğu vardı. Kemikleri zayıf ve gelişmiyordu. Bu durumdan endişe duyduğumuz için onun üzerine [...]
REBECCA’NIN YERİ
Umut yollarımın tükenmeye başladığı bir anda rastladım Rebecca’ya. O zamana kadar bütün çıkmaz yollar sanki beni buluyordu. Sersefil, perişan bir halde, çıkmaz yollarda karanlık duygularda boğuluyordum. Neye el attıysam hep yarım kalıyordu. Nerdeyse bu koskoca şehirde kaybolmak üzereydim. Rebecca’ya rastladığım gün bir mucizeydi. Artık yolun sonuna geldiğimi düşündüğüm bir anda, inanmadığım mucizeler gerçekleşmeye başlamıştı. Evet, [...]
KENDİ YOLUNU BULMAK
Gençtim, gözü kara biriydim. Deli dolu, hırçın, dünyayı yakabilecek kadar çılgındım. Hayatımın baharıydı. Kendi yolumu bulmam adına, bir seçim yapmam için ailem tarafından önüme seçenekler sunulmuştu. Ya gitmeli, ya kalmalıydım. Yani kısacası adam olmalıydım. Fakat, deli dolu ben’e ağırdı bu sunulan seçenekler. Birinden birini tercih etmeliydim. Bu sefer kesin ve net olmalıydı. Bana sunulan şartlar [...]
KANADI KIRIK GÜVERCİN
Şu hayattaki son yolculuğuna hazırlanıyordu kanadı kırık güvercin. Artık yaşlı, yorgun ve hastaydı. Bir gün bütün güvercinler havada süzülürken kendini yere bırakıverdi aniden. Pes etmişti. Gidecek ne yeri, ne umudu, ne uçacak, ne de kanat çırpacak gücü kalmıştı. Gökyüzünden yeryüzüne doğru düşerken bütün yaşadıkları geldi aklına. Önce bir pencere kenarında bebekliğini gördü, hayalle gerçek arasında. [...]











