Ara 20
Tüyü Düzmek: Önceleri kötü olan kılık kıyafetini düzeltmek, iyi yaşama kavuşmuş gibi güzel giyinir olmak.
Ara 16
DEĞİŞMEYEN HASTANE SİSTEMİ
DUYGULAR, DÜŞÜNCELERİM, GENEL, HİKAYE, KÖŞE YAZISI, MAKALELER, şiir 1 Yorum »
HİKAYE, MAKALE, ANI VE DÜŞÜNCE MELODİ AKÇAY SİTESİGENEL - HİKAYE, MAKALE, ANI VE DÜŞÜNCE MELODİ AKÇAY SİTESİ
Ara 20
Tabana Kuvvet: Binecek bir şey yok, yayan gitmekten başka çare de kalmadı anlamında kullanılırTabanları Kaldırmak: Çok hızlı yürümeye ya da çok hızlı koşarak kaçmaya başlamakTabanları Yağlamak: Uzak bir yere yayan olarak gitmek için hazırlanmak. Hızlıca koşarak kaçmak.Taban Tabana Zıt: Birbirinin tamamen karşıtı olmak, birbirine çok aykırıTaban Tepmek (patlatmak): Yayan olarak çok uzun yol yürümek, çok sık gidip gelmekTabanvayla Gitmek: Araçla değil de yürüyerek gitmek.Taburcu Olmak: İyileşen hasta, bakıma gerek duymadığından hastaneden çıkmakTadı Damağında Kalmak: Tadını, lezzetini bir türlü unutamamakTadına Bakmak: Küçük bir parçasını ağzına alarak lezzetini denemek, nasıl olduğunu yoklamakTadına Varamamak: Bir şeydeki ince güzelliği duyamamak, hissedememek ya da kavrayamamakTadında Bırakmak: Ölçülü olup aşırılığa kaçmamakTadını Almak: Bir şeyin lezzetini almak. Yaptığı işten zevk duymaya başlamakTadını Çıkarmak: Bir şeyin sağladığı güzelliklerden ya da imkânlardan istediği gibi yararlanmakTadını Kaçırmak: Zevkine varılmaya çalışılan bir şeyde aşırılığa kaçarak olumsuz bir durum oluşturmak, zevki bozmak.Tadı Tuzu Kalmamak: Eski zevk veren yanı kalmamak, yavanlaşmak, güzel ve çekici durumu ortadan kalkmakTahtalı Köy: Mezarlık.Tahtası Eksik: Aklı noksan, deliTakım Taklavat: Hepsi, parçalarıyla birlikte.Takıp Takıştırmak: Özenerek süslenmekTakke Düştü Kel Göründü: Kusuru, kabahati örten şey ortadan kalkınca bütün çirkinlikler, hileler, ayıplar ortaya çıktı.Tam Adamını Bulmak: En uygun kişiyi seçmek. En uygunsuz kişiyi seçmekTam Takır Kuru Bakır: İçinde hiçbir şey yok, bomboşTam Üstüne Basmak: İstenilen şeyi bulmak, fikir ve davranışlarında isabet kaydetmek, istenilen sözü söylemek.Tanrı Misafiri: Eve kendiliğinden gelen konukTaraf Tutmak: Bir yanı desteklemek, yan çıkmakTarihe Karışmak: Yalnız adı anılır olmak veya etkisi yok olmak.Tası Tarağı Toplamak: Gitmek üzere bütün eşyasını toplamakTaş Atmak: Birine dokunacak, onu incitecek söz söylemek.Taş Attı da Kolu mu Yoruldu?: “Bu kazancı sağlamak için hiç yoruldu mu, emek verdi mi, para harcadı mı?” anlamında kullanılır.Taşa Tutmak: Üst üste taş atmak, sürekli taşlamakTaş Çatlasa: “Ne yapılsa, ne denli zorlansa, gerçekleşmesi imkânsız” anlamında kullanılırTaş Çıkartmak: Biri, ötekinden niteliğiyle üstün olmakTaşı Gediğine Koymak: Zekice bir hareketle gerekli bir sözü tam zamanında ve yerinde söylemek.Taşı Sıksa Suyunu Çıkarmak: Bedence çok kuvvetli, dinç kimseTaş Kesilmek: Çok şaşırıp ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilemez olmak; sesini çıkaramamak, hareket edememekTaş Üstünde Taş Bırakmamak (koymamak): Her şeyi yıkıp yerle bir etmekTaş Yürekli: Hiç acıma hissi taşımayan, merhametsizTatlı Dil: Gönül alıcı, hoşa giden, kırmayan konuşma biçimi ya da sözTatlı Sert: Kırmamakla birlikte yumuşak da olmayan söz ya da davranış.Tatlıya Bağlamak: Bir anlaşmazlığı tarafları memnun edecek biçimde bir çözüme ulaştırmakTava Getirmek: Gereği kadar ısıtmak.Tavına Getirmek: Bir işi en uygun duruma getirmekTava Gelmek: Yumuşamak, kanmak. Süzülecek duruma gelmekTavır Almak (takınmak): Belli bir durum ve davranış almakTavşana Kaç Tazıya Tut: Birbirine karşı olan tarafları çatışma için kışkırtma, davranışlarında yüreklendirme.Tavşanın Suyunu Suyu: İki şey arasında çok uzak bir ilgi olduğunu anlatmak için kullanılır.Tavşan Yürekli: Korkak, ürkek, çekingenTazıya Dönmek: Oldukça zayıflamış olmak. Sırılsıklam, çok ıslanmış olmak.Tebelleş Olmak: Kancayı takmak, musallat olmak, istediğini yaptırıncaya kadar yakasını bırakmamakTebdil Gezmek: Tanınmamak için kılık değiştirerek gezmek.Tefe Koymak: Biriyle ilgili olarak alaylı dedikodu yapmakTekbir Getirmek: “Allah-ü ekber” diyerek Allah`ın adını yüceltmek.Tekerine Çomak Sokmak: Birinin yolunda giden işini engellemek, aksatmak gibi davranışlarda bulunmakTekin Değil: İçinde cinlerin olduğu kabul edilen bina ya da yer. Kendisinde bazı gizli güçlerin olduğu sanılan, tehlikeli kabul edilen kimseTelâşa Düşmek: Heyecanlanmak, aceleci olmak.Tel Çekmek: Telgraf çekmek. Telle sınırlandırmak, telle çevirmek.Telleyip Pullanmak: Kimi bezeme teli ve süslerle iyice süslemekTemcit Pilavı Gibi Isıtıp Isıtıp Koymak: Bir meseleyi sürekli anlatmak, yeni bir şeymiş gibi birçok defa söz konusu etmek.Temel Atmak: Bir yapının temellerini yapmaya başlamak. Bir işe başlamak, ilk davranışta bulunmak, girişmekTemel Taşı: Bir yapının temeline konan taş. Bir şeye temel olan öğe, kişi, bir şeyin aslî unsuru, en güçlü dayanağıTemize Çekmek: Karalama hâlindeki bir yazıyı yeniden, silintisiz ve kazıntısız bir şekilde kâğıda yazmakTemize Çıkmak: Bir kimsenin suçsuz olduğu anlaşılmakTemiz Para: Kesintiden sonra elde kalan para miktarı. Doğru yoldan kazanılmış para.Tencerede Pişirip Kapağında Yemek: Kıt kanat geçinmek, olanıyla yetinmek.Tencere Dibin Kara Seninki Benden Kara: “Kötülükte, kusur yönünde sen benden daha betersin” anlamında kullanılır.Tencere Yuvarlanmış Kapağını Bulmuş: İki değersiz kişi bir araya gelmiş, birleşmiş, yakışmışlar birbirlerine.Tepeden Bakmak: Küçümsemek, kendini üstün görmekTepeden İnme: Beklenmedik, şaşırtıcı, ansızın gelen. Yüksek bir makamdan çıkan buyruk, emir.Tepeden Tırnağa (kadar): Her yanı, baştan aşağı, bütün vücuduTepesi Atmak: Çok sinirlenmek, birden öfkelenmekTepesinde Havan Dövmek: Üst kattakiler gürültü yaparak alt kattakileri rahatsız etmek.Tepesinden (başından) Kaynar Su Dökülmek: Hiç ummadığı bir durumla karşılaşıp derin bir üzüntüye kapılmak, sıkıntı içinde kalmakTepesine Binmek: Şımarıklığı sebebiyle her istediğini yapmak, yaptırmak. Kendinden güçsüzleri ezmek, onlara kötü davranmakTepesi Üstü: Tepe taklak, başı yere gelmek üzereTepe Tepe Kullanmak: Yıpranacağını, eskiyeceğini düşünmeden, sakınmadan istediği gibi kullanmakTerbiyesini Vermek: Yaptığı kırıcı hareketler, kullandığı kötü sözler için kendisini sertçe uyarmak, azarlamak, gerekirse dövmek.Tercüman Olmak: Başkasının duygusunu, düşüncesini dile getirmek, anlatmak.Ter Dökmek: Bir işi yapmak için çok zahmet, zorluk çekmek. Çok terlemekTereciye Tere Satmak: Birine çok iyi bildiği bir konuda bilgi vermeye çalışmak.Tere Yağından Kıl Çeker Gibi: Hiç kimseye zarar vermeden, çok kolaylıkla kimseye hissettirmeden, kimi sorumluluklardan kurtularakTersi Dönmek: Şaşkınlıktan bulunduğu ve gideceği yeri kestirememek.Ters Tarafından Kalkmak: Aksi, huysuz ve ters olmakTers Yüz Etmek: İçini dışına, altını üstüne getirmek ya da çevirmekTers Yüz Geri Dönmek: İstediğini elde edemeden, eli boş dönmek.Teselli Etmek: Avundurmak, acısını gidermeye, onu rahatlatmaya çalışmakTeselli Bulmak: Avunmak.Teslim Bayrağı Çekmek: Yenilgiyi kabullenmek, teslim olmak. Bir çekişme sonunda karşısındakinin istediğini yapmaya razı olmakTeslim Olmak: Kendinden üstün bir güç karşısında yenilgiyi kabul etmek, mücadeleden vazgeçmek. Kendini teslim etmek, birtakım ellere bırakmakTeşrif Etmek: Onurlandırmak, şereflendirmek.Tetikte Olmak: Her an uyanık ve hazır bulunmakTez Canlı: Aceleci, sabırsız, beklemeye dayanamayan.Tez Elden: Çabucak, bir an önce, çarçabukTezgâhı Kurmak: İşe başlamak üzere tüm araç ve gereçleri hazırlamak, çalışmaya başlamakTezkeresini Eline Vermek: Kovmak, işten atmak, işine son vermek.Tıka Basa Doldurmak: Doldururken çok bastırıp sıkıştırmak, hiç boş yer bırakmamakTıka Basa Yemek: Haddinden fazla yemek, çok yemek, mideyi rahatsız edecek kadar çok yemekTımarhane Kaçkını: Delice işler yapan kimse.Tıpış Tıpış yürümek: Kısa adımlarla çabuk yürümek. İster istemez bir yere gitmek.Tıraş Etmek: (Saç, sakal) benzeri tıraş işini yapmak. Bıkkınlık verecek kadar uzun ve gereksiz konuşmakTırnak Göstermek: Gözdağı vermek, korkutmak.Tırpan Atmak: İstemediği kişilerin bir yerdeki görevlerine son vermek. Kırıp geçirmek, topluca öldürmek, kıyıma uğratmakTohuma Kaçmak: Yaşlanmak, evlenme çağı geçip kartlaşmak.Tok Evin Aç Kedisi: Varlıklı olduğu hâlde doymayan, ihtiyacı olmadığı hâlde aç gözlülük eden, her gördüğüne sahip olmak isteyen (kimseTokat Aşk etmek: Ansızın el içi ile vurmak.Tok Gözlü: Mala, paraya, yiyeceğe düşkün olmayan; cömert.Tok Sözlü: Sözünü esirgemeden, çekinmeden, hatır gönül dinlemeden söyleyenTongaya Basmak: Tuzağa düşmekTop Atmak: İflas etmekTopa Tutmak: Bir yeri top ateşi altında bulundurmak. Bir kimseye kırıcı, ağır sözler söylemek.Topun Ağzında: Tehlikeye, saldırıya en yakın yerde olmak.Toprağı Bol Olsun: Müslüman olmayan ölülerin anılması sırasında kullanılır, Müslüman ölüler içinTopu Topu: (Azımsanan şeyler için) olup olacağı, yalnızca, hepsiToz Kondurmamak: Bir şeyi kusursuz göstermek, onda bir kusurun olabileceğini kabul etmemekToz Olmak: Ortadan kaybolmak, kaçmak, uzaklaşmakToz Pembe Görmek: Aşırı iyimser olmak; hemen her aksaklığı, üzücü durumları iyimserlikle karşılamakTozu Dumana Katmak: Ortalığı altüst etmek, karışıklığa yol açmak, gürültü patırtı çıkarmak. Çok fazla toz kaldırarak koşmak veya kaçmakTur Atmak: Dolaşmak, dolaşıp gelmekTurnayı Gözünden Vurmak: Hiç beklenmedik bir kazanç sağlama imkânını ele geçirmek.Turp Gibi: Çok sağlıklı, sağlam, rahatı yerindeTurşu Gibi Olmak: Çok yorgun, bitkin düşmekTurşusu Çıkmak: Çok yorulmak. İyice ezilmek, parçalanmakTurşusunu Kurmak: Bir şeyi kullanmak, harcamak gerekirken kıyamamak durumunda söylenirTut Kelin Perçeminden: Güç bir durumda çözümün zor olduğunu anlatmak için kullanılır.Tuttuğu Dal Elinde Kalmak: Dayandığı, güvendiği şey önemini kaybederek işe yaramaz hâle gelmek, fayda temin edemez olmak.Tuttuğunu Koparmak: Her girişiminden başarıyla çıkmak, her işi becermekTutunacak Dalı Olmamak: Güveneceği, dayanacağı kimse bulunmamak.Tuz Biber Ekmek: Bir yemeğe tuz ya da biber dökmek. Bir üzüntünün acısını, bir kusurun ağırlığını daha da artırmakTuz (la) Buz Olmak: Kırılıp parçalanmak, çok küçük parçalara ayrılmak, paramparça olmakTuzlayayım da Kokma: Bilip bilmeden konuşanlar, yüksekten atanlar, düşüncesinde aldananlar için küçümseme sözü olarak kullanılır.Tuzluya Mal Olmak: Oldukça çok para harcanarak sağlanmış olmakTuzu Kuru: Hiçbir derdi, sıkıntısı olmayan; kazancı yerinde olduğu için kaygılanmayanTükürdüğünü Yalamak: Verdiği sözden geri dönerek benliğini küçültmek.Tümen Tümen: Pek çok.Türküsünü Çağırmak: Birinin hoşuna gidecek davranış ortaya koymak, söz söylemek, onun tarafını tutmakTürkü Yakmak: Bir türküye ezgi uydurmakTütünü Tepesinden Çıkmak: Bir acının ateşiyle yanıp tutuşmak, çok üzülmek.Tüy Dikmek: Kötü bir işi, ortaya konan bir söz ya da davranışla daha da kötüleştirmek.Tüyleri Diken Diken Olmak: Korku, heyecan, endişe veya üşümekten vücuttaki tüyler, kıllar kabarmak, dikilmekTüyü Düzmek: Önceleri kötü olan kılık kıyafetini düzeltmek, iyi yaşama kavuşmuş gibi güzel giyinir olmak.
|
Son Yorumlar