ECZANELER Mİ CAN ÇEKİŞİYOR ?

DÜŞÜNCELERİM, GENEL, KÖŞE YAZISI 1 Yorum »

Son günlerde hızla artan domuz gribi vakalarından dolayı ülkemizde tedbir amacı ile steril veya steril olmayan maske kullanımı sıklaştı. Özellikle çocuklar arasındaki kullanımı yaygınlaştı. Neredeyse bulunduğum şehrin bütün eczanelerinde bu maskelerden bulabilmek artık imkansız hale geldi.

Eczaneler bu maskeleri antibakteriyel jellerle birlikte neredeyse yok satıyor. Vallahi seyretmeyi çok istediğimiz bir maçın karaborsaya düşen bileti gibi, bu maskeler de neredeyse karaborsaya düşmek üzere.

Son birkaç gündür hangi eczaneye sorsam “Yok kalmadı. Sipariş üzerine getiriyoruz cevabını alıyorum”. Okul çıkışları eczaneler çocuklarla dolup taşıyor. Herkes bana bir maske, bana antibakteriyel jel diyerek bunları satın alıyor. Bu malzemeleri alan sevinçle yoluna devam ediyor.

Ayrıca birkaç gündür eczanelerin camekanlarında eczaneler “CAN” çekişiyor diye bir ilan asılı durumda. Bugünlerde bende maske kullanan biri olarak, daha önceden yani domuz gribi vakaları ve hastalığı ortaya çıkmadan önce eczanelerden bu maskeleri tanesi 20 kuruşa satın alırken, yavaş yavaş domuz gribi olgusu ortaya iyice çıkmaya başlayınca, fiyatlarında da “UFACIK” bir artış oldu. Her gün uğradığım eczanelerden maskelerin kalmadığını “yok kalmadı” beyanlarıyla şahit oluyorum. Fakat ertesi gün veya birkaç gün sonra eczanenin bünyesine geldiğinde o “UFACIK” cep yakmayan rakam kendine bir 5 kuruş daha ekleyiveriyordu.

Eeeee, domuz gribi hızla arttı. Domuz gribi hızla artınca doğal olarak bu vakayla ilgili sağlık malzemelerinin de hızla artması gerekiyordu. Etki tepki meselesi yani. Ve her geçen gün de öyle oldu. Olmazsa şaşardım zaten.

Domuz gribi vakaları ve belirtileri insanları korkutmaya başladı. Bu maskelerde açık bir müzayede den ürün satın alır gibi, her geçen gün üzerine bir fiyat daha bindirdi. 20 kuruş geldi; geldi gittikçe 50 kuruş sınırına dayandı.

Her gün 5 veya 10 tane maske alan biri olarak ve üstüne üstük bu maskelerin fiyatlarının bu rakamlar olmadığını bildiğim halde keriz misali 75 kuruş deseler alabilecek konuma getirdiler bizi. Konu sağlık olunca hiç şaşmazdım alırdım. Ya parası olmayan ne yapardı? Orası her şeyde olduğu gibi bu konuda da muamma!

Bunları niye mi yazıyorum. Hani son günlerde eczanelerin o her türlü bitkisel ilaç, krem, kellik sorununa çözüm ve zayıflama ilaçlarının asılı olduğu camekanlarındaki eczaneler CAN çekişiyor yazısı için.

Yani eczanelerde bir tanıtım pazarlama amacına yöneldi. Sağlık sektöründen farklı bir amaca sapmak üzereler. Oysaki eczaneler reklam amacı gütmemelidir.
Ama ne yapalım eczanelerde birçok mağazanın yaptığı gibi, camekanlarındaki bitkisel ürünlerin tanıtımını yaparak reklam ve kar sağlama amacına yöneldiler. Bu gidişatı şaşkınlıkla izliyorum.

Hani insanların bazı kurum veya kuruluşlara karşı yıkılmayacak tabuları vardır. Yıkıldığında güven eksikliği ve akılda soru işareti oluşur. Galiba eczanelerde yıkılmayacak tabularımın içindeydi. Şimdi ise aklımda bir soru işaretiyle eczanelere gidip geliyorum. Sonumuz nereye varacak sabırla bekliyorum.

İşte! bu maskelerin fiyatlarının her geçen hızlı bir şekilde artmasından dolayı bunları yazıyorum. Yani o yazıya ithafen. Kim bilir? her geçen gün daha ne sağlık malzemelerinin fiyatları artıyor da benim haberim. Bu konu şu an gözüme çarpan konu olduğu için yazıyorum. Diğer fiyat artışlarına doğal olarak yetişebilmem imkansız.

Can çekişmek: Eğer bir mal ve ürün gerçek fiyatından farklı olarak, uçuk rakamlarla kafaya göre belirlenen bir fiyatla satılmaya başlandığında o eczane CAN çekiyor demek değildir. Yaşamak için can çekişen insanlara daha da can çektirecek demektir. Eczaneler mi acaba can çekişiyor? soruyorum.

Yok böyle bir şey. İsteyen eczane kafasına göre fiyat belirleme lüksüne sahip değildir ve olmamalıdır da.

Marketteki bir bebek yağı ortalama 7 ila 8 lira arasında değişirken, eczanede 13 ila 15 lira arasında olması bu sektörde de yanlış olan bir şeylerin olduğunun göstergesi. Alış fiyatlarıyla satış fiyatları arasındaki %100 varan değişken, stabil olmayan artış neyin göstergesi acaba?

Bir sokak öteki eczane maskeyi 25 kuruşa satabiliyor, bir sokak gerideki 50 kuruşa satıyor. Üstelik bu maskenin fiyatı ne kadar diye sorduğumda gayet rahat bir şekilde 50 kuruş diyebiliyor. Beyefendi, ya da Hanımefendi diğer eczanelerde 25 kuruş dediğin anda “Hadi al sana 25 kuruşa olsun”. Niye bana? Diye sorduğumda , dolambaçlı cevaplar ardı sıra geliyor. Pes doğrusu! Buradan da bu sonuç çıkıyor; sen demek ki 25 kuruşa bu maskeyi satsan CAN çekişmeyeceksin. Satabilirsin yani. Eeee o zaman niye satmıyorsun? Ama 50 kuruşa satarsan CAN!ına daha can katacaksın. Eczaneler açık arttırma yeri olmadığı gibi, şu zamanda bu sağlık malzemelerine muhtaç insanlarda koyun değil ki güdülsün.

Ki; bazı eczane sahipleri ya da orada çalışan kalfalar hiç istiflerini bozmadan 50 kuruş diye sana cevabı gözlerinin içine tereddütsüz bakarak verebiliyorlar.

Hatta steril maske var mı? diye sorduğumda “steril maske olmaz ki” diyerek elindeki bir kutu içinde açık maskeyi satmak için, bana doğru yönelen eczacıdan aldığım bu şaşırtıcı cevabı bile unutamıyorum. Sonuçta ben niye böyle bir düşünceye kapılmayım.

Hey güzel Ülkem! Ne günlere kaldık. Can çekişiyorum diyerek daha çok para kazanmak ve bu sektörde ayakta kalabilmek için camekanlarına yazı asan bir çok eczane, şu an ellerine geçen domuz gribi fırsatından istifade ederek başkalarının paralarını hak olmayan yoldan kolayca almaktalar. Halk hele bu zamanda ne yapsın, muhtaç. Bir şeye muhtaç olduğun an karaborsacılar, legal olmayan yollar çok çıkıyor hayatta karşımıza. Eeee ne yapalım, mecburuz elimiz mahkum almaya. Birçok eczanenin de “CAN” çekişiyorum ilanı da bu davranışlarından sonra artık benim gözümde bir safsata.

Yazan : Melodi AKÇAY

UCUZLUK İNDİRİM KAMPANYALARI

DÜŞÜNCELERİM, GENEL, KÖŞE YAZISI Yorum Yok »

Son günlerde televizyon ekranlarında beyaz eşya, ev eşyası, giyim ve yiyecek üzerine ucuzluk indirim kampanyaları bir bir dönmekte.

Neredeyse her akşam bir televizyon kanalında kilosu 5 Liraya satılan ayakkabı kampanyaları insanların ilgisini çeksin diye izlenme saatlerinin yoğun olduğu bir zamanda haberlerde yayınlamakta. Bu konu bir haber niteliği taşıyor mu? Taşımıyor mu? bilemiyorum amma, seyrederken insanlığa dair istenmeyen birçok manzara ile karşılaşıyorum. Sadece bu durumun bir haber niteliği taşıdığına inanıyorum. Bu kampanyaların altında yatan sebep satış yapan mağazaların ürünlerini pazarlamaktan ve reklamlarını yapmaktan öte, başka bir şey değil aslında.

Bu işin esas ilginç tarafı sanki savaşa gider gibi bir hışımla ayakkabı ya da başka bir ürünü satın almak isteyen insanların, mağaza içerisinde alacağı ürünleri seçerken birbirlerine uyguladıkları davranış biçimleri.

Onları izlerken aklımda birçok cevabını bilen soru uçuşuyordu. İnsanların birçok sebepleri vardı.
1- Ucuzluk
2- İhtiyaç
3- Hediye
4- Ucuz alalımda ileride lazım olur düşüncesi
5- Ucuz alalım, başka yerde daha pahalıya satarız. Ve bunlar gibi birçok sebep.
Fakirlik muhakkak bu sebeplerin içinde vardı. Fakat fakir insanın parasını giyemeyeceği kadar ayakkabı veya başka ürünlerde harcaması burada benim için düşündürücü bir durumdu.

Eğer bu insanlar fakirse ve yiyecek ekmek bulamıyorum diyen kişilerde bunların içinde varsa; bu konuda benim onlara söyleyebileceğim ne söz olabilirdi ki! Büyüklerimden öğrendiğim ve bu zamanın da bana öğrettiği bir atasözünü aktarabilirdim yalnızca onlara “ Ayağını yorganına göre uzat” Uzatmazsan gerçekten fakirlikten sızlanan, vahlanan insanlar arasında kendine yer bulma diyebilirdim.

Ayrıca yine bir televizyon kanalında bir şehrimizde yapılması planlanan en büyük şiş mangal yarışmasının yağmur dolayısıyla iptali sonunda; oraya davet edilen halka, pişirilmek üzere hazırlanan şiş etlerin, pişirilmeden dağıtılması ile televizyon ekranlarına ilginç görüntüler yansıdı.

Aslında, ne geliyorsa bazen başımıza yine kendimizden geliyor. Nimet deyip yere düşen bir ekmeği yerden alıp öpüp alnımıza koyan bizler, böyle kampanyalar ve yardımlar sırasında bir anda onların nimet olduğunu unutuveriyor; yerlerde, havada ve hatta kafamıza kafamıza vurarak bu nimetleri sersefil helak edebiliyoruz. Anlaşılması garip bir durum.

İnsanlarımızı anlamakta güçlük çekiyor muyum?

Bazen böyle davranışları gördükçe evet!

Son zamanlarda bu kampanyalar, bedava dağıtılan ürünler insanların bir anda nasılda hırçınlaştığını, bir kaos ortamına kendilerini nasıl göz göre göre cesaret edip sokabildiklerini gösteriyordu.

Kiminin çoluk çocuk ile onca itiş kakışın arasında gözünü sadece bu ürünleri bir an önce satın alma telaşı ile dolaşmasını izlemek, insanlık açısından acı bir durumdu. Yüzlerindeki ifade çoğu şeyi anlatıyordu.

Ülkemizde yapılan yardımlar ve bu yardımların dağıtılması sonucunda ortaya çıkan izdihamlar, kavgalar ve dövüşleri hep izledik. Sanırım hepte izleyeceğiz.

Aslında bu ucuzluk kampanyaları da; yardım dağıtılma sırasında ortaya çıkan sorunlardan farksız değil. Bir benzeri. Hatta aynısı diyebiliriz.

Yardımlar dağıtılırken hep koordinasyon bozukluğundan söz edilir, durur.

Evet! koordinasyon bozukluğu vardır. Fakat bu konunun anlayamadığım bir başka tarafı; insanların bir döner, bir çorap, bir balon, bir top uğruna birbirlerini ezmeleri, vurmaları, göz gözü görmeyecek halde ortalığı savaş alanına çevirmeleri. Ve bunu insanın insana yapmış ve yapabiliyor olması. Bir yudum ekmeğin ne kadar değerli ve kıymetli olduğunu bildikleri halde kafalarının üzerinden atıp ortalığa saçıp savurmaları.

İnsanlar böyle davranmaya devam ederse kimden yardım bekleyebilir.

Evet! Yardım dağıtan firmalarda veya kampanya adı altında ucuz satış yapan mağazalarda insanların ve müşterilerin bu ürünleri almaları için gerekli düzeni tam olarak sağlamadıklarını da göremeyecek kadar gözü kapalı biri değilim.

Onu bunu es geçiyorum. Benim anlayamadığım tek konu, insanların kendilerini çocuklarıyla birlikte böyle düzensiz bir ortama rahatça atabilmeleri ve canhıraş halde onun elinden bir şeyi alıp ötekinin kafasına vurması, öbürünü ittirmesi aslında karşılaşabilecekleri sorunlara daha önceden hazırlıklı oldukları anlamına geliyordu bir yandan da. Hepsi zırhlarını giymiş bir gladyatör edasıyla alışveriş yapma değil, satın alma savaşındaydı.

Bizim insanımızda biraz şey vardır. Hani beleş ve ucuz felsefesi. Beleş ve ucuz gördük mü, satın alacağımız ürünlerin sağlamlığı, kullanılırlığı, lazım olurluluğu hiç önemli olmaz. Bu düşünceleri bir tarafa atar; antenlerimizi hemen o tarafa doğru çekim alanına çoktan harekete geçiririz. Çekim alanı karlıda olsa kafasına vurarak bir şeyi çalışır ve işe yarar hale getirmeyi biliriz ve üstelikte çok severiz.

Bir de biz insanlarda şu özellik vardır. Hata yapsak ta, hatalara sebep olsak ta suçlu biz değilizdir ki; hep başka suçlu ararız.

Vallahi televizyon ekranlarında dönen şu kargaşa görüntülerini izlerken aklıma kıtlık, savaş zamanları geldi. Allah Korusun! demek ki bir savaş çıksa, kıtlık olsa düşmana bırakmadan önce biz kendimiz birbirimizi yok edip yiyeceğiz.

Düzenli, rahat ve güvenli bir ortamı aslında biz insanlarda kendi kendimize sağlayabiliriz. Neden hep karşı taraftan her şeyi bekliyoruz. Bir düşünmek lazım, biz çok mu doğruyuz?

Mağazaların reklamları uğruna yaptıkları ucuzluk kampanyalarının yanında, insanlarımızın kendilerinde görmek istemedikleri bir düşüncemi sizlerle paylaşmak istedim. Bu görüntülerle her haber seyredişimle karşılaşmak insanlık ve ülkem açısından aslında acı bir durumdu benim için.

Yazan : Melodi AKÇAY

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim