You are here: Melodi Akçay » Archive for the ‘KÖŞE YAZISI’ Category
SADECE BİR HAYVAN
Bir filmin sahnesiydi beni “ Sadece bir hayvan” sözünün anlamına götüren. Çok duyduğumuz ve bu sözü söyleyenlerle sıkça karşılaştığımız bir sözdü. Ve, bu sözün üzerine bir şeyler yazmak istedim. Genel olarak hayvan ve insan arasındaki bunca zaman bize öğretilen tek farkın dışında, birkaç cümle ile bu sözü daha da genişletmek üzere önce hayvan nedir?, sonra [...]
ADAM OLMA DERSİ
İnsan ne garip varlık! Bir söylediğiyle bir söylediği birbirini tutmuyor. İstediği gibi atıp tutuyor; yeri geldi mi ahkam kesiyor. Kimi zaman ahkam kesmesi yetmiyor; daha da derinine iniyor. Öyle bir an geliyor onun için ne mekan, ne de şartlar önemli oluyor. Bulunduğu ortam ve konuştuğu kişiyi bir anda hiçe sayabiliyor. İçindeki devi uyandırıp canavarlaştırabiliyor. Olduğundan [...]
İKİ DİRHEM BİR ÇEKİRDEK
Kahraman değilseniz hayatta; hayat kitabının hep arka sayfalarında yer alırsınız. Kitabı eline alan kimse, genellikle kitabın önsözüne, arka sayfalardaki bitişine ve arka kapağına bakar nedense? Eğer hayat kitabının arka sayfalarına doğru bir yerlerde yer alıyorsa sizin hikayeniz; çoktan fark edilmemişsinizdir. Şöyle bir göz gezdirilmiştir hayat kitabındaki sizin hikayeniz. Fakat, dikkat çekici bir hikaye ve dikkat [...]
EĞİTİM VE ÖĞRETİMDE AYRICALIK
Üniversiteye giriş sınavı açıklandı. Şimdi sıra geldi öss sınavında belirli baraj puanını geçip, dereceye giren öğrencilerin seçim yapma tercihlerine. Üniversiteye giriş sınavı denince aklıma hep beş şıklı uzun sorular ve genellikle hep iki şıkta karar kıldığım gelir. Hani ya şundadır; ya bunda meselesi gibi bir şey. 2009 öğrenci seçme sınavına giren öğrencilerin başarı ortalamaları illere [...]
BALIKLARDA TERK ETTİ BİZİ
Üç tarafı açık deniz ve bir tarafı iç denizle çevrili ; birçok nehir, akarsu ve ayrıca birçok göllerin olduğu , bol bol balık satın alıp yiyebileceğimiz halde şimdi balığı tezgahlarda değil, denizlerde bile görme imkanı olmuyor güzel ülkem! Ah! Nerede? O eskiden bol bol yediğimiz balıklar! Nerede istavrit? Nerede Palamut? Nerede Hamsi? Nerede Sardalya? Nerede [...]
BUGÜN PAZARA GİTTİM
Bugün pazara gittim. Özlemişim Pazar havasını. Sıcak mı! Sıcak bir gündü. Öğle tatilinde sırf değişiklik olsun diye pazarda geçirmek istedim öğle tatilimi. Kan, ter içerisinde nihayet pazar yoluna ulaştım. Plajdakinden daha da bir mahşeri kalabalık içerisine saldım kendimi. Ucu bucu görünmeyen pazarda gezinmeye, köy havasını solumaya, taze sebze ve meyveleri tatmaya hazırdım. Olabildiğince ses kulaklarımda [...]
BACASIZ SANAYİ TURİZM
Bu hafta sonu iş yerindeki arkadaşlarla birlikte felekten bir gün çalmak için, plajın yolunu tuttuk. Tuttuk! Ama, ne tutmak…. Bir kuzuyu ateşte çevirebilecek kadar kavurucu olan sıcak güneş; daha plaja ayak basar basmaz bardaktan boşalırcasına değil, sanki tankerle su dökülüyormuşçasına yerini yağmura teslim etti. Ve, yağmur hafta sonu tatilimi mahvetti. Jose Feliciano’nun “listen to the [...]
OLANLAR BİZLERE OLDU
Şimdi dut mevsimi. Tek tük, koca koca yükselen binaların arasında sıkışıp kalmış evlerin, bahçelerinde kalan birkaç dut ağacından dut yeme zamanı. Ama nerede? Tabiî ki hayallerde. Tarih oldu dut ağaçları da tarih! Tıpkı diğer meyve ağaçları gibi nesilleri tükenmek üzere. Dalından taptaze koparılmış bir dutu kim doya doya, karnı patlayacakmış gibi, akşam ishal olana kadar [...]











