PADİŞAH VE KIZI MASALI

GENEL, MASALLAR Yorum Yok »

Çok eski zamanlarda bir padişah ve üç kızı muhteşem saraylarında yaşarlarmış. Padişah, kızlarına karşı o kadar sert ve kötü davranıyormuş ki, onların kendi hayatlarını yaşamalarına izin vermiyormuş. Kızlarını hep esaret altında tutuyormuş.

Babalarının sert ve katı kuralları karşısında büyüyen kızlar, artık babalarının yaptıklarına dayanamamaya başlamışlar.

Padişah büyük kızının sevdiği bir genç olduğunu bildiği halde, onu istemediği yaşlı fakir bir adamla evlendirmiş. Babasına karşı gelemediği için büyük kız mecburen evlenmiş. Padişahın büyük kızı eşiyle birlikte saraydan çok çok uzaklara çekip gitmiş. Aklı hep sevdiği gençte ve babasının yaptığı yanlışta kalmış. Kocasını sevmiyormuş ama, evlendiği bu yaşlı adam ona kötü davranmıyor, geçinip gidiyorlarmış.

Kızın yıllar içerisinde üç tane oğlu olmuş. Yeni hayatına alışmış. Tek sorunu fakirlik ve babasının yaptığı hata imiş. Büyük kız babasına kızgınlığından dolayı önceleri babasından haber almak istememiş. Sonrada babasının izini kaybetmiş.

Zaman içerisinde kızın babası padişahlıktan ayrılmış. Yerine başka bir padişah geçmiş. Eski gücü olmadığı için artık Padişah sersefil yollara düşmüş. Nerde bir han bulursa orada sabahlıyor, nerede bir iş bulursa orada çalışıyor, karnını doyuruyormuş. Bu arada da büyük kızının izini arıyormuş.

Yılları hep kızını aramakla, kızına karşı yaptığı hatadan dolayı pişman olmakla geçmiş. Bu yüzden bu dünyadan göç etmeden önce kızından özür dilemek istiyormuş.

Bir gün kırda bir yerde bir kulübeye rastlamış. Bu gecede burada sabahlarım, karnımı doyururum diye düşünmüş. Kulübenin kapısını çalmış. Evin hanımı kapıyı açmış. Karşısında duran yaşlı adamı içeriye buyur etmiş. Evin hanımı bir yandan yemekler hazırlıyor, diğer yandan da sohbet ediyormuş. Padişah bu kadından bir bardak su istemiş. Kadın seslenmiş.
- Neydim demiş bir çocuk gelmiş. Amcaya bir bardak su getirir misin? Çocuk suyu getirmiş.

Biraz sonra amca yine su istemiş. Kadın bu sefer
- Ne oldum demiş. İçerden bir başka çocuk gelmiş. Oda su getirmiş. Padişah kadının hazırladığı yemeklerden yedikten sonra, yine çok susamış. Ve, kadından bir bardak yine su istemiş. Kadın
- Ne olacağım diye seslenmiş. İçeriden bir başka çocuk elinde bir bardak suyla gelmiş. Amca, kadına doğru dönerek
- Neden çocuklarına böyle isimler koydun? diye sormuş.

- Kadın bir zamanlar padişah kızıydım. Her şeyim vardı. Rahat içinde yaşıyordum. Ama babamın inadı tuttu, beni istemediğim fakir, yaşlı bir adamla evlendirdi. Onun için neydim koydum ilk çocuğumun ismini.
Yaşlı, fakir bir adamla evlenince, üstüne bir de zorluklarla karşılaşınca ne oldum dedim ve ikinci çocuğumun ismini de ne oldum koydum demiş.

Bir zamanlar padişah kızıyken iyi kötü bir şekilde yaşıyordum. Ama bugün ve bugünden sonra beni nelerin beklediğini bilemediğim için, üçüncü çocuğumun ismini ne olacağım koydum demiş.

Bu yaşlı amcanın içine kadının söylediklerinden dolayı kurt düşmüş. Kadına sen hangi yörenin padişahının kızısın diye sorunca, kadın babasının bir zamanlar görev yaptığı yeri ve ismini söylemiş. Bizim padişah yıllardır aradığı kızının bu kadın olduğunu ve ne büyük bir hata yaptığını anlamış.

Kızından af dilemiş. Kız babasının af dileğini kabul ederek babasına bu bir kader babacığım. Sen artık bir yere gidemezsin. Hep birlikte yaşayalım demiş. Ve masalımızda böylece ibret alınacak bir dersle son bulmuş.

Hatırladığım kadarıyla bu masalı sizlerle paylaşmak istedim.

(Anonim)

Yazan : Melodi AKÇAY

AÇGÖZLÜLÜK MASALI

GENEL, MASALLAR Yorum Yok »

Kaf dağının ardındaki ülkelerden birinde yetim ve öksüz iki kardeş nalburculuk yaparak geçimlerini sağlarlarmış.

Anne ve babalarını kaybeden kardeşler arasında bir zaman sonra anlaşmazlık çıkmaya başlamış. Anne ve babalarından kalan mallara büyük kardeş tek başına sahip olmak istiyormuş. Ailesinden kalan bütün malları, tarlaları, büyükbaş ve küçükbaş hayvanları kardeşinin izni olmadan yavaş yavaş satmaya başlamış.

Bu duruma üzülen küçük kardeş abisine yaptığı bu davranışın yanlış olduğunu her seferinde vurguluyormuş. Ama abisi o kadar açgözlü, doyumsuz ve kurnazmış ki, her şeyin kendisinin hakkı olduğunu düşünüyor ve istiyormuş. Sattığı tarlalardan ve hayvanlardan aldığı paraları kendine saklıyor ve harcıyormuş.

Gel zaman git zaman küçük kardeş abisinin yanında duramayacağını anlamış. Bir gün abisi kardeşine bu nalburcu dükkanıda artık benim pılını pırtını topla ve git demiş. Küçük kardeş abisinin bu sözünü gururuna yedirememiş ve bulunduğu ülkeyi terk etmiş.

Kaf dağında bulunan bir başka masallar ülkesine yerleşmiş. Burada yeni hayatına beş parasız sıfırdan başlamış. Evlenmiş çocukları olmuş. Sepetçilik işi yapmaya başlamış. Senelerce hasırdan yaptığı sepetleri ülke ülke, köy köy, kasaba kasaba gezip satmış. Kazandığı paraları hep biriktirmiş. Yaşlılığında hem ona, hem de çocuklarına lazım olur diye.

Seneler içerisinde abisini de hiç görmemiş. Ona kırgın ve dargınmış: Ne kadar kırgın olsa da hep abisini özlüyormuş. Abisini nasıl biri oldu diye hep merak etmiş. Bir gün abisinin özlemine dayanamadığında, eski ülkesine giderek onu görmek istemiş.

Ülkeye vardığında köy meydanının ortasında bulunan bir çeşme başında elinde bastonu, üstü başı yırtık ve ıslak yaşlı bir adamla karşılaşıp, selamlaşmış.

Merhaba Hemşerim. Burada niye böyle oturuyorsunuz? Gelin şu tarafta beraber oturalım demiş. Üstü başı yırtık, ıslak bu yaşlı adama hem yardım etmek, hem de abisinin hala burada yaşayıp yaşamadığını sorup öğrenmek istiyormuş. Ve yaşlı adama abisinin yerini sormuş. Adamın gözlerinden bir anda gözyaşları oluk oluk akmaya başlamış.

Ona doÄŸru dönerek aÄŸabeyin benim demiÅŸ. Küçük kardeÅŸ abisinin bu durumuna çok üzülmüş. Ne oldu sana abi deyince, abisi bir zamanlar birinin olan malları onun izni olmadan sattım ve ona hakkını vermedim. Senin ahını aldım, o ah yıllar sonra, çocuklarımın benim sana yaptığımın aynısını bana yapmalarıyla son buldu. Åžimdi bu durumdayım. Senden özür dilerim. Açgözlülüğümün bedelini ödüyorum demiÅŸ….

Yazan : Melodi AKÇAY

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim