GÖNLÜMÜN BAMTELİ

Dışarıdaki soğuk hava aklımı başımdan almak üzereydi. Penceremin kenarlarında titreyen rüzgarın sesini duyuyordum. Uğultusu beynimin içine işlemiş gibiydi
Onları yitirmiş olmaktan dolayı rüzgar tuhaf bir şekilde içimi sızlatıyordu. Hayattan nefret etmekte haklıydım. Beni bir başıma koskoca okyanusta küreklerim olmadan bırakmıştı. Geçmişime dair ne varsa, o son ve üzücü olayda hafızamdan silip atmak istiyordum. Hayatımı altüst etmişti bu olay. Yıllardır içimdeki sessizlik korkunçtu.
O gün hayatta bir başıma kalmanın ne demek olduğunu, yüreğim bu olayla her karşılaştığında bir kez daha anlayacaktı. O sabah bende oradaydım. Benden başka hiç kimse hiçbir zaman bu olayı hatırlamayacaktı. Daha önce böyle hüzünlü bir sahne görmemiştim. Küçük yüreğim ince bir sızı hissetti yüreğinde, daha sonra bu sızının büyüyeceğini bilmeden. Hayattan ilk yarasını almıştı orada. Sızladıkça sızladı yüreğim. Her sızladığında ben bir kere daha yenildim. Gözyaşlarım yağmura karıştı ben büyüdükçe.
Hep uzaklaşmasını istedim benden bu hüznün, ama bir türlü uzaklaşmadı. Kıpırdamadı bile yerinden. Mıhla çivilenmiş gibi olduğu yerde öylece kaldı. Bu gece yüreğim gözlerini iyice kapadı. Sakin halini yitirmişti artık.
Onları seviyordum. Onlarsız bir ömür dalından düşüp solan bir yaprağa benziyordu. Kolum kanadımdı onlar. O olaydan sonra, yıllar içerisinde her gün soluyordum.
Uzunca bir sessizlik oldu bugün yüreğimde. Bu soğuk hava biliyordu sanki, içimdeki doluluğu taşırmak istercesine, beni derin düşüncelere zorladı. Şimdi bir kez daha ; ama bu son kez olacak hayatla hesaplaşma zamanı. Yaşadığım bu talihsiz olay gönlümün bamtelini bugün bir kez daha kopardı. Hiç kimse bana inanmıyordu. Sadece inanıyorlarmış, beni anlıyorlarmış gibi yapıyorlardı. Koskoca bir yüreğin yıllardır bir olayda takılı kaldığını ve ömrünü bu olay üzerine hep hüsranla geçirdiğini bir türlü anlayamıyorlardı. Ateş gibi sözleri yüreğimin her bir köşesini cayır cayır yakıyordu. Yıllardır içimde bastırmaya çalıştım bu sözleri, bu akşam artık frenleyemiyordum. Bu gün bir kere daha duyduklarım bardağı taşıran son damla oldu.
Onların dediği gibi kırk yaşında bir kadın nasıl olurda içinde yıllardır bir özlemle yaşardı. Yaşıyordum işte. Nasıl yaşadığımı bilmeden. Özlemle dolu bir kadın olarak yaşarken acının, hasretin, yalnızlığın ve bir daha onları hiç görmeyecek olmanın getirmiş olduğu korkunun, her türlü tadını tatmıştı otuziki yıl boyunca bu kadın.
Meraklı yolcular vardır ya bu hayatta, bilmediği ama onu mutlu eden bir şeyi hep aramak için bütün ömrünü bu yolculuklarda geçirirler ya, işte bende öyleydim. Onların hasretine doğru yaptığım yolculuklarda yüreğimde hep şimşekler çaktı ve yüreğimi her seferinde parçalara böldü. Yalnız kaldığım gecelerde dağıldığı yerden toplamak çok zor oldu yüreğimi.
Ailemi gözlerimin önünde kaybetmiştim. Onları kaybettikten sonra oradan oraya atılan, itilip kakılan bir çocuk olarak büyüdüm yıllarca. Gençliğim hiç tanımadığım babamın halasının yanında geçti. Onu en son gördüğümde sekiz yaşındaydım, hatırlamıyordum bile. Bana sahip çıktığını sanan ve her seferinde bunu yüzüme acı gerçeklerle vuran büyük halamın yanından ayrılışım. İşte o günü hiç unutamıyorum. Bir dönüm noktası olmuştu hayatımda. Canımı yakıyordu artık halamın yanında kalmak ve sözlerini sineye çekmek.
O gece halamın yanından bir ailem olacak umuduyla beni sevdiğini sandığım, bir aydır arkadaşlık ettiğim Mesut’a sığınmıştım. Meğerse ne körmüşüm. Mesutla evliliğimiz yürümedi. Oysa yarım kalan aile saadetimi onunla tamamlayacaktım. Ama olmadı. Yersiz ve yurtsuz insanı hiç kimse istemiyor, kimse sahip çıkmıyormuş. Tanıdıklarım yetmezmiş gibi, birde gelen geçen darbe vuruyormuş.
İşte! Hayat bana bu zorlu süreçte, içimdeki özlemle dolu bu acıyı gerçeklerle yaşatarak öğretti her seferinde. Mesuttan ayrıldığımdan sonra bir daha evlenmedim. İşte o gün hayat bir kez daha gönül kapımın sürgüsünü çekmişti üzerime. İstesem de mutlu olamıyordum. Mutluluk, bir yolun sapağında kalır gibi beni yarı yolda bırakıyordu. Çatallaşıyordu mutluluğa giden yollarım. O yollardan beklediğim saadet rüzgarları gelmiyordu.
Bugün geçmişimi bir kez daha yüzüme vuran, içimdeki yıllardır büyüyen çığın dağdan kopuşuydu. Çığ altında kalmamak için yaşam savaşı veriyordum.
Tanıdığım insanlar hatalarının yükünü sırtlarında taşımaktan bile acizdiler. Bugün bunu gördüm. Ve, bu gece gönlümün bamtelinin kopmasına izin verdim.
Yazan : Melodi AKÇAY











