Reklam :
Şanslıydım. Gideceğim yerde beni bekleyen tanıdıklarım vardı. Bu düşünce biraz olsun yol boyunca beni rahatlatıyordu. Bilmediğim yollar, bilmediğim ülkelerden geçerken uzun bir yolculuk sonunda nihayet Münih’te olmuştum. Burada birazda olsa yabancılık çekmeyecektim. Sımsıcak elleriyle beni kucaklamayı bekleyen Türkiye’den arkadaşım Fatma, yüreği yaralı bu ceylanı sarıp sarmalamaya hazırdı. Türkiye’den trenle gelen birçok insan arasından Fatma beni görmüştü. Ayaklarım şişmiş, neredeyse başımı kaldıracak halim kalmamıştı. Fatma, onca kalabalık arasında bana doğru yaklaşmaya başladı. Yabancı bir memlekette tanıdık bir yüz görmek beni rahatlatmıştı. Merhabalaştıktan sonra, Fatma beni kolumdan tuttuğu gibi evine doğru götürdü. Konuşacak çok şeyler vardı. Beni, Münih ve çalışacağım fabrika konusunda bilhassa uyarıyordu.
Ertesi sabah daha uykudan uyanmadan, Fatma beni uyandırdı.
Fatma, o sabah hayata dimdik bakışımı sabahın bu erken saatinde yüz ifadem de görmüştü. Hırslıydım. Fakat bilmediğim bir dağa tırmanmak üzereydim. Bundan endişe ediyordum.












