payday loans Car insurance
Reklam :

O İLE BAŞLAYAN DEYİMLER VE ANLAMLARI

Yayın Tarihi: 5 Kasım 2009 Perşembe Saat: 7:23 Yazar: Melodi Akçay

Ocağı Kör Kalmak: Soyu tükenmek, Soyunu sürdürecek çocuğu bulanmamak, soyu tükenmiş olmak.

Ocağına Darı Ekmek : Ocağına incir dikmek

Ocağına Düşmek: Birine yardım etmesi için yalvarmak, koruması için sığınmak

Ocağına İncir Dikmek: Birinin evini barkını dağıtmak, düzenini alt üst etmek, yuvasını yıkıp toparlanamaz hâle getirmek

Ocağını Söndürmek: Ailenin dağılmasına sebep olmak, çoluk çocuğunu yok etmek

Odsuz Ocaksız : Yoksul, aç ve barınaksız kalmak.

O Duvar Senin Bu Duvar Benim : Bir sağa, bir sola yalpalayan sarhoş

Oğul Balı: Evlât, evlâdın ana babaya yansıyan geliri. Oğul arılarının yaptığı bal.

Oğul Vermek: Oğul arılarının bir bölüğü kovandan ayrılıp başka bir kovana gitmek, yeni bir oğul arısı topluluğu meydana getirmek.

Oflayıp Puflamak : Of, puf diye sıkıntısını gidermek

Oh Çekmek (oh olsun demek): Birini üzen bir duruma sevinmek.

O Kadar Kusur Kadı Kızında da Bulunur : kimse kusursuz değildir anlamında kullanılır.

Okkalı Kahve: Bol kahve ile yapılmış ve büyük fincana konmuş kahve

Okka Çekmek: Hacminden daha fazla ağır gelmek.

Okkanın Altına Gitmek: Haksız yere eziyet çekmek, zarar ve ceza görmek

Ok Yaydan Çıkmak: Geri dönülemeyecek bir iş yapmak, söz söylemek ya da bir harekette bulunmak

Ola ki…: Belki olur ya, olabilir ki…”Ola ki bir daha karşılaşırız.”

Olan Biten: Olup geçenler, olanların hepsi, meydana gelenler

Oldu Bittiye Getirmek: Emrivaki yapmak, geri dönülmesi güç ve imkânsız bir durum oluşturmak

Oldum Bittim (oldum olası): Başından beri, öteden beri, ilk zamandan beri, kendimi bildiğimden beri

Oldu Olacak Kırıldı Nacak: “Olanlar oldu, iş işten geçti, olanlar geri dönülemeyecek bir durum aldı, bunu kabul etmek gerek” anlamında kullanılır.

Oldu Olanlar : İstenmeyen bir takım olaylar meydana gelmesi

Olmasa Gerek : Bir olay için olmadığını sanıyorum, olmadığını tahmin ediyorum, olduğunu sanmıyorum anlamında kullanılır

Olmayacak Duaya Amin Demek: Sonuç vermeyecek bir işle uğraşmak ya da buna destek vermek.

Olur Olmaz: Meydana gelmesinden hemen sonra. Rast gele, sıradan. Gerekli gereksiz, yerli yersiz, önemli önemsiz durumu gözetilmeden yapılan (iş) ya da söylenen (söz).

Olu Şey Değil : Olabileceği düşünülemeyen ya da gerçekleşmesi kabul edilemeyen ( iş, şey)

Oluruna Bırakmak: Bir işin yapılabildiği, olabildiği kadarıyla yetinmek, müdahale etmeden bekleyip sonucuna ne olursa olsun razı olmak

Omuz Omuza: Birbirine destek vererek, dayanışarak. Yan yana, çok sıkışık

Omuz Öpüşmek : Hemen hemen ikisi bir derecede olmak.

Omuz Silkmek: Aldırmamak, önem vermemek, benimsememek

Omuz Vermek : Omzuyla dayanmak

On Parmağında On Kara: İnsanlara leke sürmeyi, kara çalmayı, iftira atmayı huy edinmiş (kimse).

On Paraya On Taklak Atar : Küçük bir çıkar için katlanamayacağı onur kırıcı sözlere aldırış etmeyen kişiler için kullanılır.

On Parmağında On Marifet: Çok hünerli, becerikli, ustalığı çok, elinden her iş gelir.

Onuruna Dokunmak: Onurunu, haysiyetini incitmek.

Orası Senin Burası Benim : Durmadan gezip dolaşmak

Oralarda (oralı) Olmamak: Anlamamış, sezmemiş gibi davranmak

Ortada Kalmak: Yersiz yurtsuz kalmak, barınacak yer bulamamak. İki şey arasında kalmak. (Bir şeyi) kimse üzerine almamak

Ortadan Kalkmak: Görünmez, bulunmaz olmak. Yok olmak

Ortadan Kaybolmak: Nereye gittiği bilinmemek, sezdirmeden gitmek, görünmez hâle gelmek

Orta Hâlli: Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel

Ortalığı Birbirine Katmak: Kargaşa çıkarmak, herkesi birbirine düşürmek

Ortalık Ağarmak : Gece bitip sabah aydınlığı başlamak.

Ortalık Düzelmek: Tedirginlik kalmamak, toplum içindeki karışıklık yok olmak

Ortalık Karışmak: Kargaşa çıkmak, toplumda düzensizlik baş göstermek

Orta Malı: Herkesin yararlandığı (şey). Her isteyenle ilişkide bulunan

Ortaya Dökmek: Gizli olan ne varsa açıklamak. Çıkarıp göstermek.

O Tarakta Bezi Olmamak: Bir şeyle, bir işle ilişiği bulunmamak, o şeyle ilgilenmemek

Ot Yoldurmak: Çok güçlük çıkarmak, zor bir iş gördürmek, çok uğraştırmak.

Oya Koymak: Bir işin sonucunu belirlemek üzere oy verilmesini istemek, oylama yoluyla bir topluluğun görüşünü almak

Oy Birliği: Bir toplantıya katılan, bir meseleyi konuşan kimselerin aynı düşüncede olup aynı yönde oy kullanmaları

O Yolun Yolcusu : Söz konusu kötü gidişin içinde olan kişi

Oyuna Gelmek: Aldatılmak, tuzağa düşürülmek

Oyunbozanlık Etmek: Mızıkçılık etmek, birlikte yapılması gereken işten tek taraflı vazgeçmek

Oyun Çıkarmak : Yeni bir oyun bulmak. Sporcuların iyi, başarılı bir oyun oynaması

Oyun Etmek (birine oyun yapmak, oynamak) : Aldatmak, kurnazlıkla birini tuzağa düşürmek.


Reklam :

Etiketler:

Yorumlar