İKİ KADININ ANLATTIKLARI

DÜŞÜNCELERİM, GENEL Yorum Yok »

Bir bayanın, geçmiÅŸte bana anlattığı düşünceleriyle baÅŸlamak istiyorum yazıma.. DemiÅŸtim ki ona, “Anlat içindeki fırtınalar estiren duygularını”. Ve o bayan, Nereden baÅŸlasam anlatmaya, bir hüzün çıkar karşıma diyerek devam etmiÅŸti delicesine esen duygularına.

Yanlış yapılan evlilik, yanlış eş seçimi, yıllarca süren inişli çıkışlı yollar. Bitmek bilmeyen hüsranlar, acılar.

Yapmak isteyipte yapamadıklarım. Başlamadan biten umutlar.

Hep yarın yaparım dedim. Bir gün arkama dönüp baktığımda, yarın dediğim zaman çoktan gelip geçmişte, o zaman anladım.

Yarın diye bir şey yokmuş. Yapmak istediklerini bugün yapacakmışsın.

Bu sözler, evli genç bir bayanın bir zamanlar bana anlattığı bir anekdot’u da aklıma getirdi. Bir seminerde ona ve iÅŸ arkadaÅŸlarına anlatılan, hayatla ilgili bir düşünce ve uygulayış biçimi.

İşleri gereği onlara seminerler veriliyormuş. Ve semineri sunan kişi, şimdi şu sandalyelere oturun. Önce etrafınıza bir bakın bakalım ne görüyorsunuz? Sonra arka tarafınıza bakın bakalım, orada ne görüyorsunuz. Şimdi de bulunduğunuz yere bakın neler görüyorsunuz diye felsefi sorular sormuş.

Ve semineri yöneten kiÅŸi, bu sorulara yeni bir soru eklemiÅŸ. Ön tarafınız geçmiÅŸ, arka tarafınız gelecek, bulunduÄŸunuz yer ÅŸimdiki zaman yani bugün olsun… Ve Lütfen ! Bunlara yüzdeli puanlar verin demiÅŸ….

Seminerdekilerin çoÄŸu, geçmiÅŸ ve geleceÄŸe yüksek yüzdeli cevaplar vermiÅŸler. Az bir kısım, ÅŸimdiki zamana yüksek puan vermiÅŸ. Ve görevli, cevap kağıtlarına bakınca . ArkadaÅŸlar! Cevap ÅŸimdiki zaman olacaktı. Yani bulunduÄŸunuz yer. Size şöyle bir açıklama yapayım. GeçmiÅŸ; ön tarafınızda yaÅŸadın, gördün ve biliyorsun diyerek geçmiÅŸi yaÅŸandı bitti diyerek tanımlamış. Gelecek arka tarafınızda,yaÅŸamadım, görmedin ve bilmiyorsun. GörmediÄŸin için yarının neler getireceÄŸinden de habersizsin… O yüzden önemli olan ÅŸimdiki bulunduÄŸun zamandır…. diyerek, onları ters bir teoriyle hayattaki düşünceleriyle sınamış…

Yani okuyucular; asıl olan hepimizin aslında bildiği, fakat; bir türlü uygulamaya geçiremediğimiz şimdiki zamandır. Sadece beni etkileyen bir düşünce idi, bunu sizlerle paylaşmak istedim. Belki içinizden birkaçınızıda etkiler.

Yazan : Melodi AKÇAY

T İLE BAŞLAYAN DEYİMLER VE ANLAMLARI

DEYİMLER, GENEL 1 Yorum »

Tabana Kuvvet: Binecek bir şey yok, yayan gitmekten başka çare de kalmadı anlamında kullanılır

Tabanları Kaldırmak: Çok hızlı yürümeye ya da çok hızlı koşarak kaçmaya başlamak

Tabanları Yağlamak: Uzak bir yere yayan olarak gitmek için hazırlanmak. Hızlıca koşarak kaçmak.

Taban Tabana Zıt: Birbirinin tamamen karşıtı olmak, birbirine çok aykırı

Taban Tepmek (patlatmak): Yayan olarak çok uzun yol yürümek, çok sık gidip gelmek

Tabanvayla Gitmek: Araçla değil de yürüyerek gitmek.

Taburcu Olmak: İyileşen hasta, bakıma gerek duymadığından hastaneden çıkmak

Tadı Damağında Kalmak: Tadını, lezzetini bir türlü unutamamak

Tadına Bakmak: Küçük bir parçasını ağzına alarak lezzetini denemek, nasıl olduğunu yoklamak

Tadına Varamamak: Bir şeydeki ince güzelliği duyamamak, hissedememek ya da kavrayamamak

Tadında Bırakmak: Ölçülü olup aşırılığa kaçmamak

Tadını Almak: Bir şeyin lezzetini almak. Yaptığı işten zevk duymaya başlamak

Tadını Çıkarmak: Bir şeyin sağladığı güzelliklerden ya da imkânlardan istediği gibi yararlanmak

Tadını Kaçırmak: Zevkine varılmaya çalışılan bir şeyde aşırılığa kaçarak olumsuz bir durum oluşturmak, zevki bozmak.

Tadı Tuzu Kalmamak: Eski zevk veren yanı kalmamak, yavanlaşmak, güzel ve çekici durumu ortadan kalkmak

Tahtalı Köy: Mezarlık.

Tahtası Eksik: Aklı noksan, deli

Takım Taklavat: Hepsi, parçalarıyla birlikte.

Takıp Takıştırmak: Özenerek süslenmek

Takke Düştü Kel Göründü: Kusuru, kabahati örten şey ortadan kalkınca bütün çirkinlikler, hileler, ayıplar ortaya çıktı.

Tam Adamını Bulmak: En uygun kişiyi seçmek. En uygunsuz kişiyi seçmek

Tam Takır Kuru Bakır: İçinde hiçbir şey yok, bomboş

Tam Üstüne Basmak: İstenilen şeyi bulmak, fikir ve davranışlarında isabet kaydetmek, istenilen sözü söylemek.

Tanrı Misafiri: Eve kendiliğinden gelen konuk

Taraf Tutmak: Bir yanı desteklemek, yan çıkmak

Tarihe Karışmak: Yalnız adı anılır olmak veya etkisi yok olmak.

Tası Tarağı Toplamak: Gitmek üzere bütün eşyasını toplamak

Taş Atmak: Birine dokunacak, onu incitecek söz söylemek.

TaÅŸ Attı da Kolu mu Yoruldu?: “Bu kazancı saÄŸlamak için hiç yoruldu mu, emek verdi mi, para harcadı mı?” anlamında kullanılır.

Taşa Tutmak: Üst üste taş atmak, sürekli taşlamak

TaÅŸ Çatlasa: “Ne yapılsa, ne denli zorlansa, gerçekleÅŸmesi imkânsız” anlamında kullanılır

Taş Çıkartmak: Biri, ötekinden niteliğiyle üstün olmak

Taşı Gediğine Koymak: Zekice bir hareketle gerekli bir sözü tam zamanında ve yerinde söylemek.

Taşı Sıksa Suyunu Çıkarmak: Bedence çok kuvvetli, dinç kimse

Taş Kesilmek: Çok şaşırıp ne yapacağını, ne söyleyeceğini bilemez olmak; sesini çıkaramamak, hareket edememek

Taş Üstünde Taş Bırakmamak (koymamak): Her şeyi yıkıp yerle bir etmek

Taş Yürekli: Hiç acıma hissi taşımayan, merhametsiz

Tatlı Dil: Gönül alıcı, hoşa giden, kırmayan konuşma biçimi ya da söz

Tatlı Sert: Kırmamakla birlikte yumuşak da olmayan söz ya da davranış.

Tatlıya Bağlamak: Bir anlaşmazlığı tarafları memnun edecek biçimde bir çözüme ulaştırmak

Tava Getirmek: Gereği kadar ısıtmak.

Tavına Getirmek: Bir işi en uygun duruma getirmek

Tava Gelmek: Yumuşamak, kanmak. Süzülecek duruma gelmek

Tavır Almak (takınmak): Belli bir durum ve davranış almak

Tavşana Kaç Tazıya Tut: Birbirine karşı olan tarafları çatışma için kışkırtma, davranışlarında yüreklendirme.

Tavşanın Suyunu Suyu: İki şey arasında çok uzak bir ilgi olduğunu anlatmak için kullanılır.

Tavşan Yürekli: Korkak, ürkek, çekingen

Tazıya Dönmek: Oldukça zayıflamış olmak. Sırılsıklam, çok ıslanmış olmak.

Tebelleş Olmak: Kancayı takmak, musallat olmak, istediğini yaptırıncaya kadar yakasını bırakmamak

Tebdil Gezmek: Tanınmamak için kılık değiştirerek gezmek.

Tefe Koymak: Biriyle ilgili olarak alaylı dedikodu yapmak

Tekbir Getirmek: “Allah-ü ekber” diyerek Allah`ın adını yüceltmek.

Tekerine Çomak Sokmak: Birinin yolunda giden işini engellemek, aksatmak gibi davranışlarda bulunmak

Tekin Değil: İçinde cinlerin olduğu kabul edilen bina ya da yer. Kendisinde bazı gizli güçlerin olduğu sanılan, tehlikeli kabul edilen kimse

Telâşa Düşmek: Heyecanlanmak, aceleci olmak.

Tel Çekmek: Telgraf çekmek. Telle sınırlandırmak, telle çevirmek.

Telleyip Pullanmak: Kimi bezeme teli ve süslerle iyice süslemek

Temcit Pilavı Gibi Isıtıp Isıtıp Koymak: Bir meseleyi sürekli anlatmak, yeni bir şeymiş gibi birçok defa söz konusu etmek.

Temel Atmak: Bir yapının temellerini yapmaya başlamak. Bir işe başlamak, ilk davranışta bulunmak, girişmek

Temel Taşı: Bir yapının temeline konan taş. Bir şeye temel olan öğe, kişi, bir şeyin aslî unsuru, en güçlü dayanağı

Temize Çekmek: Karalama hâlindeki bir yazıyı yeniden, silintisiz ve kazıntısız bir şekilde kâğıda yazmak

Temize Çıkmak: Bir kimsenin suçsuz olduğu anlaşılmak

Temiz Para: Kesintiden sonra elde kalan para miktarı. Doğru yoldan kazanılmış para.

Tencerede Pişirip Kapağında Yemek: Kıt kanat geçinmek, olanıyla yetinmek.

Tencere Dibin Kara Seninki Benden Kara: “Kötülükte, kusur yönünde sen benden daha betersin” anlamında kullanılır.

Tencere Yuvarlanmış Kapağını Bulmuş: İki değersiz kişi bir araya gelmiş, birleşmiş, yakışmışlar birbirlerine.

Tepeden Bakmak: Küçümsemek, kendini üstün görmek

Tepeden İnme: Beklenmedik, şaşırtıcı, ansızın gelen. Yüksek bir makamdan çıkan buyruk, emir.

Tepeden Tırnağa (kadar): Her yanı, baştan aşağı, bütün vücudu

Tepesi Atmak: Çok sinirlenmek, birden öfkelenmek

Tepesinde Havan Dövmek: Üst kattakiler gürültü yaparak alt kattakileri rahatsız etmek.

Tepesinden (başından) Kaynar Su Dökülmek: Hiç ummadığı bir durumla karşılaşıp derin bir üzüntüye kapılmak, sıkıntı içinde kalmak

Tepesine Binmek: Şımarıklığı sebebiyle her istediğini yapmak, yaptırmak. Kendinden güçsüzleri ezmek, onlara kötü davranmak

Tepesi Üstü: Tepe taklak, başı yere gelmek üzere

Tepe Tepe Kullanmak: Yıpranacağını, eskiyeceğini düşünmeden, sakınmadan istediği gibi kullanmak

Terbiyesini Vermek: Yaptığı kırıcı hareketler, kullandığı kötü sözler için kendisini sertçe uyarmak, azarlamak, gerekirse dövmek.

Tercüman Olmak: Başkasının duygusunu, düşüncesini dile getirmek, anlatmak.

Ter Dökmek: Bir işi yapmak için çok zahmet, zorluk çekmek. Çok terlemek

Tereciye Tere Satmak: Birine çok iyi bildiği bir konuda bilgi vermeye çalışmak.

Tere Yağından Kıl Çeker Gibi: Hiç kimseye zarar vermeden, çok kolaylıkla kimseye hissettirmeden, kimi sorumluluklardan kurtularak

Tersi Dönmek: Şaşkınlıktan bulunduğu ve gideceği yeri kestirememek.

Ters Tarafından Kalkmak: Aksi, huysuz ve ters olmak

Ters Yüz Etmek: İçini dışına, altını üstüne getirmek ya da çevirmek

Ters Yüz Geri Dönmek: İstediğini elde edemeden, eli boş dönmek.

Teselli Etmek: Avundurmak, acısını gidermeye, onu rahatlatmaya çalışmak

Teselli Bulmak: Avunmak.

Teslim Bayrağı Çekmek: Yenilgiyi kabullenmek, teslim olmak. Bir çekişme sonunda karşısındakinin istediğini yapmaya razı olmak

Teslim Olmak: Kendinden üstün bir güç karşısında yenilgiyi kabul etmek, mücadeleden vazgeçmek. Kendini teslim etmek, birtakım ellere bırakmak

Teşrif Etmek: Onurlandırmak, şereflendirmek.

Tetikte Olmak: Her an uyanık ve hazır bulunmak

Tez Canlı: Aceleci, sabırsız, beklemeye dayanamayan.

Tez Elden: Çabucak, bir an önce, çarçabuk

Tezgâhı Kurmak: İşe başlamak üzere tüm araç ve gereçleri hazırlamak, çalışmaya başlamak

Tezkeresini Eline Vermek: Kovmak, iÅŸten atmak, iÅŸine son vermek.

Tıka Basa Doldurmak: Doldururken çok bastırıp sıkıştırmak, hiç boş yer bırakmamak

Tıka Basa Yemek: Haddinden fazla yemek, çok yemek, mideyi rahatsız edecek kadar çok yemek

Tımarhane Kaçkını: Delice işler yapan kimse.

Tıpış Tıpış yürümek: Kısa adımlarla çabuk yürümek. İster istemez bir yere gitmek.

Tıraş Etmek: (Saç, sakal) benzeri tıraş işini yapmak. Bıkkınlık verecek kadar uzun ve gereksiz konuşmak

Tırnak Göstermek: Gözdağı vermek, korkutmak.

Tırpan Atmak: İstemediği kişilerin bir yerdeki görevlerine son vermek. Kırıp geçirmek, topluca öldürmek, kıyıma uğratmak

Tohuma Kaçmak: Yaşlanmak, evlenme çağı geçip kartlaşmak.

Tok Evin Aç Kedisi: Varlıklı olduğu hâlde doymayan, ihtiyacı olmadığı hâlde aç gözlülük eden, her gördüğüne sahip olmak isteyen (kimse

Tokat Aşk etmek: Ansızın el içi ile vurmak.

Tok Gözlü: Mala, paraya, yiyeceğe düşkün olmayan; cömert.

Tok Sözlü: Sözünü esirgemeden, çekinmeden, hatır gönül dinlemeden söyleyen

Tongaya Basmak: Tuzağa düşmek

Top Atmak: İflas etmek

Topa Tutmak: Bir yeri top ateşi altında bulundurmak. Bir kimseye kırıcı, ağır sözler söylemek.

Topun Ağzında: Tehlikeye, saldırıya en yakın yerde olmak.

Toprağı Bol Olsun: Müslüman olmayan ölülerin anılması sırasında kullanılır, Müslüman ölüler için

Topu Topu: (Azımsanan şeyler için) olup olacağı, yalnızca, hepsi

Toz Kondurmamak: Bir şeyi kusursuz göstermek, onda bir kusurun olabileceğini kabul etmemek

Toz Olmak: Ortadan kaybolmak, kaçmak, uzaklaşmak

Toz Pembe Görmek: Aşırı iyimser olmak; hemen her aksaklığı, üzücü durumları iyimserlikle karşılamak

Tozu Dumana Katmak: Ortalığı altüst etmek, karışıklığa yol açmak, gürültü patırtı çıkarmak. Çok fazla toz kaldırarak koşmak veya kaçmak

Tur Atmak: Dolaşmak, dolaşıp gelmek

Turnayı Gözünden Vurmak: Hiç beklenmedik bir kazanç sağlama imkânını ele geçirmek.

Turp Gibi: Çok sağlıklı, sağlam, rahatı yerinde

Turşu Gibi Olmak: Çok yorgun, bitkin düşmek

Turşusu Çıkmak: Çok yorulmak. İyice ezilmek, parçalanmak

Turşusunu Kurmak: Bir şeyi kullanmak, harcamak gerekirken kıyamamak durumunda söylenir

Tut Kelin Perçeminden: Güç bir durumda çözümün zor olduğunu anlatmak için kullanılır.

Tuttuğu Dal Elinde Kalmak: Dayandığı, güvendiği şey önemini kaybederek işe yaramaz hâle gelmek, fayda temin edemez olmak.

Tuttuğunu Koparmak: Her girişiminden başarıyla çıkmak, her işi becermek

Tutunacak Dalı Olmamak: Güveneceği, dayanacağı kimse bulunmamak.

Tuz Biber Ekmek: Bir yemeğe tuz ya da biber dökmek. Bir üzüntünün acısını, bir kusurun ağırlığını daha da artırmak

Tuz (la) Buz Olmak: Kırılıp parçalanmak, çok küçük parçalara ayrılmak, paramparça olmak

Tuzlayayım da Kokma: Bilip bilmeden konuşanlar, yüksekten atanlar, düşüncesinde aldananlar için küçümseme sözü olarak kullanılır.

Tuzluya Mal Olmak: Oldukça çok para harcanarak sağlanmış olmak

Tuzu Kuru: Hiçbir derdi, sıkıntısı olmayan; kazancı yerinde olduğu için kaygılanmayan

Tükürdüğünü Yalamak: Verdiği sözden geri dönerek benliğini küçültmek.

Tümen Tümen: Pek çok.

Türküsünü Çağırmak: Birinin hoşuna gidecek davranış ortaya koymak, söz söylemek, onun tarafını tutmak

Türkü Yakmak: Bir türküye ezgi uydurmak

Tütünü Tepesinden Çıkmak: Bir acının ateşiyle yanıp tutuşmak, çok üzülmek.

Tüy Dikmek: Kötü bir işi, ortaya konan bir söz ya da davranışla daha da kötüleştirmek.

Tüyleri Diken Diken Olmak: Korku, heyecan, endişe veya üşümekten vücuttaki tüyler, kıllar kabarmak, dikilmek

Tüyü Düzmek: Önceleri kötü olan kılık kıyafetini düzeltmek, iyi yaşama kavuşmuş gibi güzel giyinir olmak.

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim