Reklam :
Reklam :
S İLE BAŞLAYAN DEYİMLER VE ANLAMLARI
Saati Saatine : Tam saatinde
Saati Saatine Uymamak: Bir kimsenin durumu, huyu sık sık değişir olmak
Saat On Bir Buçuğu Çalmak : Çok yaşlanmış, yaşamının sonuna yaklaşmış olmak.
Sabaha Çıkamamak: Sabahtan önce ölmek, sabaha kadar yaşayamamak.
Sabahı Etmek (veya bulmak): Sabahlamak, bir sebeple sabaha kadar uyumamak, bir konu ile uğraşmak.
Sabahın Köründe: Çok erken, ortalık henüz ağarmadan, sabahın en erken vaktinde
Sabır Taşı: Çok sabırlı kimse, türlü sıkıntılara katlanan
Sabrı Taşmak: Katlanamaz, dayanamaz, sabredemez olmak; tahammül gücü kalmamak
Saç Ağartmak: Bir işte uzun zaman çalışıp emek vermiş olmak.
Saçı Bitmedik (yetim): Doğalı çok olmamış, henüz yeni doğmuş çocuk (yetim
Saçına Ak Düşmek: Yaşlanmak, ihtiyarlamaya başlamak
Saçına Başına Bakmadan: İlerlemiş yaşına yakışmayacak biçimde davranan kimseler için kullanılır.
Saçını Başını Yolmak: Birini çok fazla dövüp hırpalamak. Çok üzülmek, üzüntüsünden dövünmek
Saçını Süpürge Etmek: (Kadın) çok büyük istekle çalışıp hizmet etmek, özveri ile birileri uğrana çalışmak
Saç Saça Baş Başa: (Kadınlar) kıyasıya kavgaya tutuşmak, birbirlerini hırpalayarak kapışıp dövüşmek.
Saç Sakal Birbirlerine Karışmak: Üstü başı perişan, uzun süre saç ve sakal tıraşı olmamış, kendine çeki düzen vermemiş olmak.
Safra Bastırmak: Açlığını yatıştırmak için az miktarda yemek yemek.
Sağa Sola Bakmamak: Ortalığı kollamak, çevresi ile ilgilenmemek
Sağ Gözünü Sol Gözünden Sakınmak: Çok kıskanmak, üzerine titremek.
Sağır Sultan Bile Duydu: İşitmedik kimse kalmadı, hemen herkes işitti, duymayan kalmadı
Sağı Solu (belli) Olmamak: Bir durum karşısında nasıl davranacağı, ne tavır takınacağı belli olmamak
Sağlam Kazığa Bağlamak: Bir işin aksamadan yürümesini sağlayacak önlemleri alarak güvenilir bir duruma koymak.
Sağlam Ayakkabı Değil: Doğruluğuna, namusluluğuna güvenilmez; kişiliği kuşku veren
Sağlık Olsun: Bir zarara uğradık ama önemli değil, üzülmeye değmez, canımız sağ olsun, kapatırız anlamında kullanılır.
Sağmal İnek: Kendisinden durmadan çıkar sağlanan, sömürülen, istismar edilen kimse.
Sahip Çıkmak: Birini ilgilenip korumak. Bir şeyin kendisine ait olduğunu söylemek
Sakalı Ele Vermek: Başkasının sözünden çıkmayacak bir duruma düşmek, birinin idaresine girmek.
Sakız Gibi Yapışmak: Peşini bırakmamak, ayrılmamak, istediğini yaptırmaya çalışmak
Salkım Saçak: Dağınık, düzensiz bir durumda; parçası bir yana ayrılmış.
Sallantıda Kalmak: Bir çözüme bağlanamamak, nasıl olacağı bilinmeden öylece kalmak
Saltanat Sürmek: Bolluk, verimlilik içinde yaşamak. Hükümdarlık etmek
Saman Altından Su Yürütmek: Hiç kimseye sezdirmeden iş çevirmek, ortalığı birbirine karıştırmak.”Saman altından su yürütenleri hiç sevmem.”
Saman Gibi: Tatsız, yavan.
Sapı Silik: Serseri, başı boş, kişiliksiz.
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa: Kim olduğu, nerede oturduğu bilinmeyen kimse.
Sarmaş Dolaş Olmak: Birbirine sarılıp kucaklaşmak, birbirini iyice kucaklamak
Sarpa Sarmak: Bir iş, çözülmesi çok güç bir durum almak; zorluklar belirmek
Satıp Savmak: Eldeki malı veya eşyaları yok pahasına satmak, ucuza satıp tüketmek
Sayıp Dökmek: Ne var ne yok hepsini söylemek, arka arkaya sıralamak
Sebil Etmek: Bolca vermek, dağıtmak.
Sedyelik Olmak: Ayakta duramayacak hâle gelmek
Seferber Olmak: Bir işe eldeki tüm imkânları kullanarak girişmek
Selâmı Sabahı Kesmek: Dostluğu, arkadaşlığı, ahbaplığı kesmek, her türlü ilişkiye son vermek; selâmına bile karşılık vermemek
Selâm Verip Borçlu Çıkmak: Küçük bir ilgi göstermek karşılığında hemen kendisine bir iş yüklenilmek.
Senet Vermek: Yazılı, imzalı belge vermek. Bu işin böyle olduğuna inanmanı istiyorum anlamında kullanılır.
Sen Giderken Ben Geliyordum: Ben bu oyunları senden daha iyi bilirim, ben daha tecrübeliyim, beni aldatamazsın anlamında kullanılır.
Seninki (tatlı) Can da Benim ki (elinki) patlıcan mı? Senin canın kıymetli de benimki kıymetli değil mi? anlamında kullanılır.
Senli Benli Olmak: Çok samimi, içten, teklifsiz biçimde olmak
Sen Sağ Ben Selâmet: İş sonuçlandı, artık yapacak bir şey kalmadı
Sepet Havası Çalmak: Birini işten çıkarmak, yol vermek, yanından uzaklaştırmak
Sere Serpe: Rahatça, sıkışık olmayarak, açılıp saçılarak, çekinmeden, serbestçe
Sermayeyi Kediye Yüklemek: Parasını yiyip bitirmek, işini ve parasını kaybetmek, batırmak
Ser Verip Sır Vermemek: Dürüst, güvenilir, ağzı sıkı olmak; ne kadar zorlanırsa zorlansın kimseye sırrını söylememek
Ses Çıkarmamak: İtiraz etmemek, hoş görerek karşı çıkmamak. Hiç konuşmamak, susmak
Sesini Kesmek: Söylemekte iken susmak, bir şey söylemez olmak. Bir kişiyi söylerken susturmak, artık söyletmemek
Ses Seda Çıkmamak: Hiçbir tepki görülmemek. Haber çıkmamak
Ses Vermemek: Herhangi bir sesi çıkarmamak. Bir çağrıya kulak vermemek
Seyirci Kalmak: Bir olay karşısında hiç tepki göstermemek, işe karışmamak
Sıcağı Sıcağına: Hemen, olayın üzerinden fazla zaman geçmeden, unutulmadan
Sıcak Kanlı: Sevimli, cana yakın, sempatik
Sıcak Yüz Göstermek: Yakınlık göstererek karşılamak
Sıdkı Sıyrılmak: Birinden soğumuş olmak, tiksinmek
Sıfıra Sıfır, Elde Var Sıfır: Hiçbir şey elde edemedik, bütün çalışmalar boşa gitti anlamında kullanılır.
Sıfırı Tüketmek: Elinde avucunda bir şey kalmamak, malı ve parayı bitirmek. Gücü kalmamak
Sık Boğaz Etmek: Bir şey yaptırmak için birini zorlamak, baskı altına almak
Sıkı Durmak: Güçlü, dayanıklı olmak; güçlü görünerek dikkatli bulunmak
Sıkı Fıkı: Çok samimi, birbirine çok bağlı, içten ve teklifsiz
Sıkıntı Basmak: Çok daralmak, sıkılmak, can sıkıntısı duymak, ruhen boşlukta olmak
Sıkıntı Çekmek: Zorluk, darlık ya da yoksulluk içinde yaşamak. Ruhen tedirginlik duymak
Sıkıntıya Gelememek: Kendini dara düşürücü işlere dayanıklı olamamak, bu işleri yapma yeteneği bulunmamak.
Sıkı Tutmak: Önem vermek
Sır Küpü: Çok şey bilen, çok şey bildiği hâlde kimseye söylemeyen.
Sır Olmak: Aklın eremeyeceği biçimde ortadan kaybolmak.
Sırra Kadem Basmak: Bir kimse ortalıktan yok olmak.
Sırım Gibi: İnce yapılı olmasına mukabil güçlü, dayanıklı
Sırtı Kaşınmak: Söz ve davranışları ile dayak yemeyi hak etmiş bulunmak.
Sırtından Geçinmek: Asalak yaşamak, birinin kesesinden sağlamak
Sırtını Dayamak: Güçlü bir yere veya birine güvenmek. Bir yere dayanmak ya da yaslanmak.
Sırtını Yere Getirmek: Üstün gelmek. Güreşte rakibi sırt üstü yere yatırarak yenmek
Sıygaya Çekmek: Sorgulamak, yapıp ettiklerinin hesabını sormak.
Sil Baştan: Yapılan işi beğenmeyerek yeniden yapmak.
Silip Süpürmek: Ortada ne varsa hepsini yemek. Hepsini alıp götürmek, yok etmek. Ortalığı temizlemek
Sinek Avlamak: Satış yapamamak, iş ve müşteri olmadığından boş oturmak, iş yapamaz olmak
Sinekten Yağ Çıkarmak: Hemen her şeyden, olmayacak şeyden bile çıkar sağlamaya çalışmak; yarar ummak
Sineye Çekmek: Bir zarara, hoş olmayan bir duruma, bir kötü söz veya davranışa ister istemez katlanmak
Sinirleri Alt Üst Olmak: Haddinden fazla sinirlenmek; ne yapacağını şaşırmak, bilememek.
Sinirleri Boşanmak: Kendini tutamayarak gülmek, ağlamak ya da bağırmak.
Sinirleri Yatışmak: Öfkesi veya kızgınlığı geçmek, sakinleşmek
Sinirlerini Bozmak: Kızdırmak, öfkelendirmek.
Sinirleri Gergin Olmak: En ufak bir olay çıktığı anda tepki gösterecek kadar sinirleri bozuk olmak
Sipsivri Kalmak: Tek başına, çaresiz ortada kalmak
Sivri Akıllı: Kimsenin aklını beğenmeyen, düşünceleri kimseninkine benzemeyen, acayip fikirleri olan.
Soğuk Almak: Üşüyüp hastalanmak
Soğuk Duş Etkisi Yapmak: Ansızın bildirilen tatsız bir haber karşısında olumsuz bir tepki göstermek.
Soğuk Kanlı: Serin kanlı, kolayca kızmayan, heyecana kapılmayan, telâş etmeyen
Soğuk Nevale: Sevimsiz, söz ve davranışları sıcak olmayan, insanlardan uzak duran kimse.
Sokağa Düşmek: Bir şey çoğalıp değerini yitirmek. Kötü yola sapmak
Sokak Süpürgesi: Evinde oturmayıp çok gezen, sürtük kadın.
Solda Sıfır: Hiçbir değeri ve önemi yok anlamında kullanılır
Soluğu Kesilmek: Nefes alamaz olmak, gücü tükenmek
Soluk Aldırmamak: Çok sıkı çalıştırmak, dinlenmesine fırsat vermemek.
Soluk Soluğa: Zor nefes alarak; heyecan, telâş, yorgunluk veya bitkinlikle; koşmaktan güçlükle, sık sık soluyarak.
Son Kozunu Oynamak: Elindeki son imkânı kullanmak, son çareye başvurmak.
Sonradan Görme: Sonradan zenginleşerek gösteriş, kibarlık, övünme gibi davranışlarda bulunan
Sorguya Çekmek: Bir kimseye yaptıklarından ötürü sorular sormak ve cevaplarını istemek
Soyup Soğana Çevirmek: Her şeyini, varını yoğunu elinden almak. (Hırsız) bir yeri ya da kişiyi iyice soymak
Sökün Etmek: Bir şey çıkagelmek, art arda gelmek, birbiri ardından görünmek
Söz Açmak: Bir konu hakkında konuşmaya başlamak.
Söz Almak: Konuşmaya başlamak için toplantı başkanından izin almak, öyle konuşmaya başlamak. Birinin bir iş yapacağını kesin olarak bildirmesini sağlamak. Erkek tarafı, istenilen kızın verileceğine dair ailesinden olumlu cevap almak.
Söz Altında kalmamak: Bir kimsenin kendisini inciten sözüne benzer şekilde cevap vermek
Söz Ayağa Düşmek: Bir konu, herkesin ağzına dökülmek, sorumsuz ve yetkisiz kimselerin düşünce bildirdikleri duruma gelmek.
Söz Bir Allah bir: Verdiğim sözü yerine getireceğim, ondan dönmeyeceğim; Cenab-ı Hakk`ın bir olduğunda şüphe yoktur; ona nasıl inanıyorsam, verdiğim sözün doğruluğuna da inanın anlamında kullanılır.
Söz Birliği Etmek: Bir olayla ilgili olarak aynı şeyleri söylemek üzere anlaşmak, aynı görüşte olmak
Söz Çıkmak: Ortalıkta bir rivayet dolaşmak. Hakkında dedikodu yapılır olmak
Sözde Kalmak: Yapılması kararlaştırılmış bir iş gerçekleşmemek
Söz Dinlemek: Verilen bir öğüdü, bir sözü tutmak, davranışlarını buna uydurmak
Söz Geçirmek: Dediğini yaptırmak
Söz Gelmek: Bir davranışından veya sözünden ötürü eleştiriye uğramak, kötülenmek, yakınları kendisine darılmak.
Söz Götürmez: Gerçekliği, doğruluğu kesin ve açık olan; tersi savunulamayan
Söz (laf) İşitmek: Paylanmak, azarlanmak, biri kendisine darılmak
Söz Kaldırmamak: Onu inciten, onuruna dokunan söze dayanamayıp karşılık verir olmak
Söz Kesmek: Evlenmek için anlaşıp kesin karar vermek
Söz Sahibi Olmak: Herhangi bir konuda konuşmaya yetkisi bulunmak
Sözü Ağzında Bırakmak: Söylemekte olduğu şeyi bitirmesine fırsat vermemek, engel olmak.
Sözü Bağlamak: Konuştuklarını bir sonuca vardırmak, konuşmayı sonuçlandırmak
Sözü Çiğnemek: Söyleyeceklerini açık ve kesin ortaya koyamamak, istediğini söyleyememek.
Sözü (bir şeye) Getirmek: Konuşurken asıl üzerinde durmak istediği meseleye üstü kapalı değinmek, bu konunun üzerinde konuşulmasını sağlamak
Sözü Kesmek: Söyleyeceklerini bitirmeden susmak. Başkasının konuşmasına engel olmak
Sözüm Meclisten Dışarı: Konuşmam arasında hoşunuza gitmeyecek, kaba olabilecek, ağza alınması doğru olmayan sözler kullanacağım ancak bunların sizinle ilgisi yoktur anlamında kullanılır.
Sözüm Ona: “Güya, sanki, sözde” anlamlarında kullanılır.
Sözünde Durmak: Verdiği sözün gereğini yerine getirmek
Sözünden Çıkmamak: Birinin isteklerine, öğütlerine kulak vermek, o ne derse onu yapmak.
Sözüne Gelmek: En sonunda karşı çıktığı kimsenin fikrini kabul etmek
Sözünü Balla Kestim: Sözünüzü kesmemi hoş görün; özür dilerim, sözünüzü kesmek zorunda kaldım anlamında kullanılır.
Sözünü Esirgememek: Ne düşünüyorsa söylemek, kimseden çekinmemek, karşısındakini kıracağım diye kaygılanmamak
Sözünü Geri Almak: Söylemiş olduğu sözün doğru olmadığını kabul ederek söylenmemiş sayılmasını istemek
Sözünün Eri Olmak: Verdiği sözü ne pahasına olursa olsun yerine getiren bir kişi olmak
Sözünü Tutmak: Verdiği sözü yerine getirmek. Birinin verdiği öğüde uymak
Sözünü Yabana Atmamak: Bir kimsenin söylediklerine önem vermek
Sucuk Gibi Islanmak: Baştan aşağı, elbisesinin ve vücudunun her yanına su değmek
Sudan Cevap: Üstünkörü, tutar yanı olmayan, baştan savma cevap
Sudan Ucuz: Çok ucuz, âdeta bedava gibi
Su Dökünmek: Yıkanmak
Su Gibi Akmak: Zamanın çok hızlı geçip gitmesi. Bol bol gelmek ya da gitmek (para, yiyecek vs
Su Gibi Bilmek: Çok iyi, yanlışsız bilmek veya okumak
Su Gibi Ezberlemek: Çok iyi, yanlışsız ve takılmadan söyleyebilecek ölçüde ezberlemek.
Su Gibi Gitmek: Bol bol harcamak
Su Götürmez: Kesin, başka bir yoruma açık olmayan
Su Götürür Olmak: Çeşitli yorumlara elverişli olmak.
Su İçinde Kalmak: Çok terleyip sırılsıklam olacak biçimde ıslanmak.
Su Katılmamış: Saf, katıksız, bozulmamış, başka bir etkiyle değişmemiş olan, hilesiz.
Su Koyvermek: Sebze ve et pişerken suyunu salıvermek. Cıvıtmak, sözünde durmamak
Sululuk Etmek: Cıvıklık etmek, taşkın hareketlerde bulunmak, ciddi davranmamak
Surat Asmak: Kaşlarını çatıp yüzüne küskün ve dargın bir anlam vermek.
Surat Bir Karış: Öfkeli, kızgın, üzüntülü ve somurtkan
Suratını Ekşitmek: Hoşnutsuzluğunu yüz ifadesiyle belli etmek
Sus Payı: Bir kimseye bildiklerini söylememesi karşılığında verilen para, susmalık.
Suya Götürüp Susuz Getirmek: Birinden çok kurnaz olmak, onu aldatabilecek kadar akıllı ve kabiliyetli olmak.
Suya Sabuna Dokunmamak: Sakıncalı konulardan uzak durmak, davranışlarıyla birilerini incitmeyecek yol tutmak
Suyu Bulandırmak: İyi, olumlu, yolunda giden bir işi art niyetle karıştırmak
Suyu Kaynamak: İş başından uzaklaştırılması zamanı yakın olmak
Suyu mu Çıktı?: Beğenilmeyecek nesi var, ne kusurunu gördün ki orada kalmıyorsun? anlamında kullanılır.
Suyun Başı: Suyun çıktığı yer, kaynak. En çok yarar sağlanacak yer. Bir iş için en önemli, iş en son kendisinde bitecek kişi, mevkii
Suyunca Gitmek: Bir kimseyi öfkelendirmeyecek biçimde hareket edip davranışlarını onun isteğine, eğilimlerine uydurmak.
Suyu Nereden Geliyor?: Bu işi yürütmek için harcanan para hangi kaynaktan sağlanıyor anlamında kullanılır.
Suyunu Çekmek: Yemek çok kaynayıp hiç suyu kalmamak. Bir şeye özellikle de para harcanıp tükenmek
Suyunun Suyu: Çok uzaktan ilgisi bulunan şey.
Su Yüzü Görmemiş: Hiç yıkanmamış, çok kirli.
Su Yüzüne Çıkmak: Belli olmak, aydınlanmak
Süklüm Püklüm: Korkup çekinerek, ezilip büzülerek, utanıp sıkılarak
Sükûtla Geçiştirmek: Asıl mesele üzerinde bir şey konuşmamak, sessizce atlamak.
Sünger Çekmek: Unutmak, silmek, hiçbir şey olmamış saymak
Süngüsü Düşük: Eski atılganlığı, neşesi, canlılığı, etkinliği kalmamış.
Sürüncemede Kalmak: Gecikmek, bir türlü sonuçlanamamak, askıda kalmak.
Sürüden Ayrılmak: Herkesin tuttuğu yolu bırakıp ayrı bir yol takip etmek
Süt Çalmak : Bozulmuş süt
Süt Dökmüş Kedi Gibi: Bir kabahat işleyip de bu kabahatinden dolayı utanan, korkan, çekinen kimsenin durumunu anlatmak için kullanılır.
Süt Kuzusu: Henüz meme emen kuzu. Çok küçük bebek, yavru, korunması gereken küçük çocuk. Çok nazlı, el bebek gül bebek büyütülmüş kimse.
Süt Liman Olmak: Dingin, gürültüsüz, sakin olmak
Sütü Bozuk: Mayası bozuk, kötü soydan gelen ve ahlâksızlık eden kimse
Sütüne Havale Etmek (bir işi birinin) : İşi beklenen biçimde yapıp yapmamasını o kişinin vicdanına insanlık duygusuna bırakmak.
Reklam :