You are here: Melodi Akçay » Posts Tagged ‘DENEME’
HAYAT DENEN BU YOLDA
İnsan, hayatta nasıl bir yol çizeceğine bir ölçüde kendisi karar verir. Ya keyfine göre bir yaşam seçer. Ya da başkalarının hayatlarını da kendi hayatı içine alarak, yol çizgisini genişlettikçe genişletir. O vakitten sonra seçimini yaparak; bu uzun yolda yanına alabildiği kadar hayallerini, umutlarını, aşklarını, sevdalarını, başarılarını, yenilgilerini, hasretlerini, yalnızlıklarını ve hatalarını kucaklayarak yürümeye başlar. Seçim [...]
HERKESİN BÖYLE BİR ANNESİ OLMALI
Yıllarının böyle çok hızlı bir şekilde geçmesine katlanamıyordu annem. Çocukluğu ve genç kızlığı hala durur yanı başında. Her sabah onlarla kalkar; merhaba der hayata! Yüzündeki ve gözlerindeki parlaklığı ; kalbinin ve ruhunun derinliklerinden her sabah çıkarır. Takar sevgi maskesini yüzüne. Keşke! Herkes annem gibi dünyaya gülümsese ışıldayan gözleriyle. Kahkahalarla gözyaşı geldi mi gözlerinden, içini çekerek [...]
ANLAMAK İÇİN DİNLEMEK LAZIM
Arkamda çılgınca bağıran insanların öfkeli bağırışlarını duyuyorum. Arkama dahi bakmadan yürüyorum. Bir an bile duraksamadan. Anlaşılmıyor söyledikleri, koca bir kaos esir almış onları. Şimdilik bağırarak seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Bildikleri tek şey, hep bir ağızdan deli gibi bağırmak. Bir kargaşa, bir gürültü, burada bir kavga çıkması kaçınılmaz. Çoğu neden ve niçin bağırdıklarını bilmiyorlar; sürekli aynı sözleri [...]
TATLI BİR UYKUDAN UYANDIM
Yaşamak ne güzel şeymiş! Aylar süren kederli günlerden sonra, tekrardan yaşadığımı hissetmek! Ne kadar da güzel bir duygu imiş? Sabah tatlı bir uykudan uyandığında, hayatın gözlerindeki parlayan aşkı görmek ve insanı daldığı derin kederli uykulardan, gözyaşı içerisinde geçen günlerden alıp çıkarması, tekrar bir bedene sahip çıkması harika bir duyguymuş. Onca acıya, onca kedere rağmen bu [...]
MAZİMİN SAVRULAN ANILARI
Nerede ve kimin yanında olmam gerektiğini bilemiyordum. Şaşırdım. Afalladım. Biri bir yana çekiyor kollarımdan, diğeri bir yana. Hangi cepheye doğru gideceğimi şaşırdım. Düşüncelerim alıp gidiyor başını; oluklardan yağmur boşalırcasına. Hangi ben olmalıydım? Bana niye böyle yapıyorsunuz canımı acıtırcasına? Çekmişler bir köşeye hayır! Benim dediğimi yapacaksın, neden aramadın? neden gelmedin? sözlerini üzerime yağdırıyorlar. Karşı koyamıyor düşüncelerim, [...]
SADECE ZAAF ALDATMA DEĞİL
Gerçeği anlamak ister gibi elini uzatıp onun ellerinden tutmak istedi kadın. Bir an gözlerini kapadı. Ve elini geri çekti. Cesaret edemedi. Yüzündeki ifadeyi görmek istercesine bir an düşündü. Sadece merak ediyordu. O andan itibaren, artık onun için başka bir şeyin önemi yoktu. Fakat, farkında olmadan sert bir sesle ona karşılık verdi. Neden? Onu anlamaya bile [...]
KARŞI KIYIDAN BAKMAK
Hayatın, beni neden karşı kıyıya sürüklediğini bir türlü anlayamıyordum. Keşke daha az isteseydim. Bu sonuçtan galiba daha az yorgun çıkacaktım. Sadece tahmin edebiliyordum. Kuşkusuz farkında olmayacak kadar gözümü hırs, değişim bürümüştü. Değişmek ve değiştirmek istiyordum. Olduğum yerde yetinemeyen, artık daha fazlasını zorlayan bir yapıya sahiptim. Bir gün karşı kıyıdan, memnun olmadığım yere bakmak istediğimde, yüreğimde [...]
DUYGU FIRTINALARI
Genç adam azgın sulara atlamak üzereyken birden durdu. İki olasılık vardı şu an hayatında. Ya suya atlayacaktı ya da her şeyi olduğu gibi kabul edecek verdiği bu amansız hayat mücadelesine devam edecekti. Yüzünde düşünceli bir ifade vardı. Atlayıp atlamamak arasında bocalıyordu. Karar veremediği belliydi. Son bir kez arkasına doğru dönüp baktıktan sonra atlamaya karar verdi. [...]
KADER DEFTERİ
Havalar ısındı. Penceremin önünden dışarıya bakıyorum. İçimde bir sessizlik var, sanki konuşuyor benimle. Hissediyorum. Her şeye alışıyormuş insan. Gitgide anlıyorum. Kaderini bile yaşamaya alışıyormuş. Öyle bir an geldiğinde yaşadıklarına kader diyebiliyormuş. Yine ilkbahar geldi. Baharla birlikte kuruyan ümitler, yapraklar gibi yeniden yeşerdi. Zaman ne çabucak geçiyor. Daha dün gibi değil miydi yaşadıklarımız? Yaşadığı kötü olaylara [...]
FIRTINADAN ÖNCEKİ SESSİZLİK
Hayallerin hayal, umutların umut olmadığı bir sahil kenarındaki büyüklü, küçüklü kayaların üzerine oturdum. Hırçın esen, yüzüme çarpan rüzgarla savaşıyorum. Sırılsıklam olmuşum yükselip alçalan dalgalarla boğuşuyorum. Fırtınadan önceki sessizliği yaşıyorum. Film şeridi gibi dizildi anılarım gözümün önüne. İçimdeki bu sessizlik, bu suskunluk hiç hayra alamet değil, korkuyorum. Birden ellibeş yıllık hayatımdaki ilk hüsran sahnesiyle karşılaşıyorum. Ve [...]











