BALIKLARDA TERK ETTİ BİZİ

GENEL, KÖŞE YAZISI Yorum Yok »

Üç tarafı açık deniz ve bir tarafı iç denizle çevrili ; birçok nehir, akarsu ve ayrıca birçok göllerin olduğu , bol bol balık satın alıp yiyebileceğimiz halde şimdi balığı tezgahlarda değil, denizlerde bile görme imkanı olmuyor güzel ülkem!

Ah! Nerede? O eskiden bol bol yediğimiz balıklar!

Nerede istavrit?
Nerede Palamut?
Nerede Hamsi?
Nerede Sardalya?
Nerede Menekşe?
Nerede Uskumru?
Nerede Kolyos?

Sanki; deniz yarıldı da içine düştü balıkların hepsi.

Yirmibirinci yüzyıldayız Türkiye’m!
Ne yazık ki! Balıklarda terk etti denizlerimizi

Seyyar balık satıcıları uskumru, palamut, istavrit, hamsi diye bağıranlar bir elin parmaklarından daha az kaldı.
Sanırım belki de, bazı yerlerde mazide kaldı.
Ve onlarda yavaş yavaş tarihte yerini aldı.

Neredesin Palamut?
Neredesin Hamsi?

Bu kış ara sıra rastladım hamsiye tezgahlarda. Serçe parmağımdan daha küçük.

Palamut sırra kadem başmış bir halde!

Küçükken balık ye hafızan güçlenir dediler; bizleri balığa özendirdiler.
İyi oldu bir bakıma vücudumuza fosfor girdi yararımıza.
Eh! O zamanlar hayat ucuz, balık boldu; şimdi anladım, bu söz ondan söylenmiş oldu

Balığı yedik, yedikçe büyüdük.
Eee, sonra ne dersiniz bir cümle girdi hafızalarımıza!
Çoğumuza balık beyinli dediler.
Balığı ve bizi küçümsediler.
Onlarda balık yediler.
O diyenler şimdi benim gibi balığı özlediler.

Neredesiniz Ülkemin balıkları?
Bu kış balıkçı hallerinde buz balıkları ateş pahası, el yakıyor, sizleri aratıyordu.

Ah! Vefakar dostumuz hamsi?
Sende bu sene incecik, küçücüktün. Merak ettim ne zaman büyüyecektin?

Arkadaşın iri palamut masallarda kaldı. Bu sene birkaç tane, senin inceliğine özenmiş; diyet yapan palamutlar tezgahlarda yer aldı.

Birkaç lüfer, birkaç kefal, birkaç uskumru, menekşe ve sardalya yanında yer aldı.

Ah! Ülkemin balıkları!

Neden terk ettiniz bizleri?
Balıklarımız özledik sizleri.
Buz balığı yenmiyor, el yakıyor el! yense de senin lezzetin olmuyor, ağızda ne tat, nede keyif kalıyor.

Marmara Deniz’im, Karadeniz’im, Akdeniz’im, ve Ege Deniz’im verin balıklarımızı geri!

Yazan : Melodi AKÇAY

SU KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ

GENEL, MAKALELER 1 Yorum »

Ülkemizde ve dünyada zaman içerisinde hızla artan teknoloji ve sanayileşme vasıtasıyla, dünya üzerinde bulunan birçok tüketilebilir su kaynakları bu ve buna benzer etkenler sonucu kirlenmektedir.

Gün be gün! hızla artan insan nüfusunun çoğalması, ihtiyaçlarının hızla artması sonucu dünya üzerinde yer alan, birçok kullanılabilir tarım arazilerin yanlış kullanılarak bozulması, yine tarım arazilerinin sanayi bölgesi olarak çeşitli türde fabrikalar ile istihdamlaştırılması ve bu fabrikaların birçoğunun kimyevi atık madde arıtma tesisinin bulunmaması sebebiyle, birçok kirli kimyevi atık taşıyan pis su; dere, nehir, göl ve denizlere boşaltılarak kirlenmesine sebep olmaktadır.

Böylece kaynağından temiz olarak çıkan sularımız çeşitli atık sularla kirletilmekte, suyun kimyasal ve fiziksel özellikleri bozulduğu gibi, suyu çevreleyen toprak parçalarının da bünyelerinde kimyasal atık maddeleri barındırmasını sağlamaktadır.

Hayat ve dünya bir kısır döngü halinde, insanlara bilinçsiz veya bilinçli olarak yaptıkları birçok hatalı davranış karşısında, temiz içilebilir tatlı su kaynaklarının yavaş yavaş yok olmasına veya kullanılabilir su havzalarının kullanılamayacak kadar kirli pozisyonda olmasını sağlamaktadır. Geri dönüşüm işlemi dünya tarafından da tekrarlanmaktadır. Bir atasözümüz gibi “Ne ekersen onu biçersin” misali.

Fabrika bacalarından çıkan çeşitli endüstriyel gazları da havaya karışarak yeryüzüne düşmektedir.

Ayrıca dere, nehir,göl ve deniz gibi su kaynaklarına arıtılmadan boşaltılan kimyevi atık madde taşıyan pis sular, güneş elementi ile zamanla buharlaşıp atmosfere karışarak, daha sonra da yeryüzündeki toprak parçalarına buharlaşma yöntemiyle yağmur olarak düşmektedir.

Böylece bünyesinde ve yapısında yararlı mineral ve organik maddeleri barındıran toprak parçalarının bir çoğu kirlenmekte; zamanla verimsizleşip çoraklaşmaktadır.

Bu yüzden su, hayatın ta kendisidir. İnsan vücudunda yaklaşık % 60 – 70 oranında su bulunur. İnsan nasıl temiz içilebilir susuz yaşayamıyorsa, dünya ve dünya üzerinde yer alan her türlü toprak parçası, bitkiler ve canlılar da yaşayamamaktadır. Su, hayat demektir. Su, yaşam destek kaynağıdır.

Yazan : Melodi AKÇAY

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim