Ö İLE BAŞLAYAN DEYİMLER VE ANLAMLARI

DEYİMLER, GENEL Yorum Yok »

Öbür Dünya: İnsanların öldükten sonra yaşamayı başka bir biçimde sürdüreceklerine inandıkları ve ebedi olarak kalacakları dünya , Ahiret .

Ödev Bilmek : Borç bilmek

Öç Almak: Yapılan bir kötülüğün acısını aynı derecede bir kötülük yaparak çıkarmak

Ödü Patlamak: Ani bir olay sebebiyle çok korkmak.

Öküzün Altında Buzağı Aramak: Kimi sebepler, bahaneler uydurarak suç ve suçlu bulma çabasında olmak.

Öküz Öldü, Ortaklık Bozuldu: Aradaki yakınlık dayanağı kalktı, yakınlık da kalmadı.

Öksüzler Babası : Fakir fukara babası

Öksüz Sevindiren : Birisine verilen değersiz, yakışıksız ama; gösterişi bulunan şey

Ökseye Basmak : Bilmeyerek, kendisinin zararına olan bir iş yapmak

Ölçüyü Kaçırmak: Uygun derecenin üstüne çıkmak, aşırı gitmek.

Ölçüp Biçmek : Şöyle mi yapsam; böyle mi yapsam diye düşündüren durum.

Ölme Eşeğim Ölme (yaza yonca bitecek): Umutsuz bir bekleyişi anlatmak için kullanılır.

Öl Dediği Yerde Ölmek; Kal Dediği Yerde Kalmak (birnin) : Birinin sözünden, buyruğundan hiç çıkmamak

Ölmek Var, Dönmek Yok: “Neye mal olursa olsun, iÅŸ sonuna kadar götürülecektir, yapılmasından kaçınılmayacaktır” anlamında kullanılır.

Ölü Fiyatına: Yok pahasına, değerinden çok ucuza, az bir para ile

Ölü Mevsim: İşin veya alışverişin az olduğu, durgun geçtiği zaman dilimi

Ölüm Allah`ın Emri: Herkes ölecek, ölüm mukadderdir. Kesin karar verme durumunda kullanılır.

Ölümü Göze Almak: Yaptığı iş uğruna ölmekten korkmamak, yürekli davranmak

Ölümüne Susamak: Yapmakta olduğu tehlikeli işte ölümü kendi üzerine çekecek davranışta bulunmak

Ölmüş Eşek Arıyor ki Nalını Söksün : Çok cimridir. Hiç olmayacak yerden çıkar sağlamaya çalışan kişidir.

Ölüp Ölüp Dirilmek: Çok ağır bir hastalıktan kurtulmak. Ard arda gelen sıkıntılı, acı veren durumlara düşmek.

Ölür Müsün, Öldürür müsün?: “Öyle ters bir iÅŸ yaptı ki ona mı ceza vermeliyim kendime mi?” anlamında kullanılır.

Ömrü Billah: Hiçbir zaman, ya da şimdiye kadar

Ömrüne Bereket: “Var ol, saÄŸ ol, ömrün uzun olsun” anlamında kullanılır.

Ömrü Vefa Etmemek: Bir şeye kavuşamadan, bir sonuca ulaşamadan ölmek

Ömrümün Varı : Canım, hayatım, sevgilim.

Ömrüne Bereket : Ömrün uzun olsun.

Ömür Adam: Beğenilen, çok hoşa giden, değişik düşünceleri olan adam.

Ömür Çürütmek: Uzun süre bir şey için emek vermiş olmak, ya da boşuna zaman harcamış olmak

Ömür Sürmek: İyi ve rahat yaşamış olmak

Ömür Törpüsü: İnsanı yıpratan, yoran, sıkıntıya sokan, uzun ve yorucu iş.

Ön Ayak Olmak: Bir işin yapılmasında ilk başlayan olup herkesi arkasından sürüklemek

Öne Düşmek: Önderlik ya da kılavuzluk etmek. En önde yürümek.

Önüne Gelen: Olur olmaz kimse, herkes, karşısına çıkan

Önüne Katmak : Biri önde, diğeri arkada gitmek, koşmak.

Önünü Kesmek : Yolda gitmesine engel olmak için önüne çıkmak

Önü Sıra (gitmek) : Önünden pek uzak olmayan bir aralıkla mesafeyle gitmek.

Öp Babanın Elini : Beklenmedik bir durum. Hadi bakalım, şimdi ne yapacağız? Dedirten durum

Öpüp Başına Koymak: Bir şeyi minnetle karşılamak, seve seve kabul etmek

Örtbas Etmek: Kötü bir durumu gizlemek, yayılmasını önlemek

Örümcek Kafalı: Geri düşünceli, yenilikleri kolay kabul etmeyen (kimse).

Öteden Beri: Oldukça uzun zamandan beri, eskiden beri

Ötesi Çıkmaz Sokak: “Takip edilen yol yanlıştır, bu yolla bir yere gidilemez, sonuç alınamaz, bir yere kadar gidilir ama daha fazla gidilemez” anlamında kullanılır.

Ötesi Var mı? : Bundan daha kötü olasılık düşünülmez.

Övünmek Gibi Olmasın : Övünmek için değil, bir gerçeği belirtmek için kişinin yaşamında karşılaştığı bir durumla ilgili anlatılmak istenen söz.

Özen Göstermek : Özenle yapmak, iyi olması için çok dikkat etmek.

Özenip Bezenmek: Çok özen gösterip titizlikle, ayrıntılarına varıncaya değin ele almak.

Özrü Kabahatinden Büyük: Bir kabahat için özür dilerken daha büyük bir kabahat işleyen kimse için söylenir.

Özür Dilemek: Yaptığı bir yanlıştan ötürü affedilmesini istemek. Özrünü ileri sürerek yapılması kendinden istenen işi yapmamak, bundan bağışlanmasını istemek

Özü Sözü Bir: Düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları bir olan, ne düşünüyorsa onu söyleyen, içi dışı bir olan kimse.

O İLE BAŞLAYAN DEYİMLER VE ANLAMLARI

DEYİMLER, GENEL Yorum Yok »

Ocağı Kör Kalmak: Soyu tükenmek, Soyunu sürdürecek çocuğu bulanmamak, soyu tükenmiş olmak.

Ocağına Darı Ekmek : Ocağına incir dikmek

Ocağına Düşmek: Birine yardım etmesi için yalvarmak, koruması için sığınmak

Ocağına İncir Dikmek: Birinin evini barkını dağıtmak, düzenini alt üst etmek, yuvasını yıkıp toparlanamaz hâle getirmek

Ocağını Söndürmek: Ailenin dağılmasına sebep olmak, çoluk çocuğunu yok etmek

Odsuz Ocaksız : Yoksul, aç ve barınaksız kalmak.

O Duvar Senin Bu Duvar Benim : Bir saÄŸa, bir sola yalpalayan sarhoÅŸ

Oğul Balı: Evlât, evlâdın ana babaya yansıyan geliri. Oğul arılarının yaptığı bal.

Oğul Vermek: Oğul arılarının bir bölüğü kovandan ayrılıp başka bir kovana gitmek, yeni bir oğul arısı topluluğu meydana getirmek.

Oflayıp Puflamak : Of, puf diye sıkıntısını gidermek

Oh Çekmek (oh olsun demek): Birini üzen bir duruma sevinmek.

O Kadar Kusur Kadı Kızında da Bulunur : kimse kusursuz değildir anlamında kullanılır.

Okkalı Kahve: Bol kahve ile yapılmış ve büyük fincana konmuş kahve

Okka Çekmek: Hacminden daha fazla ağır gelmek.

Okkanın Altına Gitmek: Haksız yere eziyet çekmek, zarar ve ceza görmek

Ok Yaydan Çıkmak: Geri dönülemeyecek bir iş yapmak, söz söylemek ya da bir harekette bulunmak

Ola ki…: Belki olur ya, olabilir ki…”Ola ki bir daha karşılaşırız.”

Olan Biten: Olup geçenler, olanların hepsi, meydana gelenler

Oldu Bittiye Getirmek: Emrivaki yapmak, geri dönülmesi güç ve imkânsız bir durum oluşturmak

Oldum Bittim (oldum olası): Başından beri, öteden beri, ilk zamandan beri, kendimi bildiğimden beri

Oldu Olacak Kırıldı Nacak: “Olanlar oldu, iÅŸ iÅŸten geçti, olanlar geri dönülemeyecek bir durum aldı, bunu kabul etmek gerek” anlamında kullanılır.

Oldu Olanlar : İstenmeyen bir takım olaylar meydana gelmesi

Olmasa Gerek : Bir olay için olmadığını sanıyorum, olmadığını tahmin ediyorum, olduğunu sanmıyorum anlamında kullanılır

Olmayacak Duaya Amin Demek: Sonuç vermeyecek bir işle uğraşmak ya da buna destek vermek.

Olur Olmaz: Meydana gelmesinden hemen sonra. Rast gele, sıradan. Gerekli gereksiz, yerli yersiz, önemli önemsiz durumu gözetilmeden yapılan (iş) ya da söylenen (söz).

Olu Şey Değil : Olabileceği düşünülemeyen ya da gerçekleşmesi kabul edilemeyen ( iş, şey)

Oluruna Bırakmak: Bir işin yapılabildiği, olabildiği kadarıyla yetinmek, müdahale etmeden bekleyip sonucuna ne olursa olsun razı olmak

Omuz Omuza: Birbirine destek vererek, dayanışarak. Yan yana, çok sıkışık

Omuz Öpüşmek : Hemen hemen ikisi bir derecede olmak.

Omuz Silkmek: Aldırmamak, önem vermemek, benimsememek

Omuz Vermek : Omzuyla dayanmak

On Parmağında On Kara: İnsanlara leke sürmeyi, kara çalmayı, iftira atmayı huy edinmiş (kimse).

On Paraya On Taklak Atar : Küçük bir çıkar için katlanamayacağı onur kırıcı sözlere aldırış etmeyen kişiler için kullanılır.

On Parmağında On Marifet: Çok hünerli, becerikli, ustalığı çok, elinden her iş gelir.

Onuruna Dokunmak: Onurunu, haysiyetini incitmek.

Orası Senin Burası Benim : Durmadan gezip dolaşmak

Oralarda (oralı) Olmamak: Anlamamış, sezmemiş gibi davranmak

Ortada Kalmak: Yersiz yurtsuz kalmak, barınacak yer bulamamak. İki şey arasında kalmak. (Bir şeyi) kimse üzerine almamak

Ortadan Kalkmak: Görünmez, bulunmaz olmak. Yok olmak

Ortadan Kaybolmak: Nereye gittiği bilinmemek, sezdirmeden gitmek, görünmez hâle gelmek

Orta Hâlli: Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel

Ortalığı Birbirine Katmak: Kargaşa çıkarmak, herkesi birbirine düşürmek

Ortalık Ağarmak : Gece bitip sabah aydınlığı başlamak.

Ortalık Düzelmek: Tedirginlik kalmamak, toplum içindeki karışıklık yok olmak

Ortalık Karışmak: Kargaşa çıkmak, toplumda düzensizlik baş göstermek

Orta Malı: Herkesin yararlandığı (şey). Her isteyenle ilişkide bulunan

Ortaya Dökmek: Gizli olan ne varsa açıklamak. Çıkarıp göstermek.

O Tarakta Bezi Olmamak: Bir ÅŸeyle, bir iÅŸle iliÅŸiÄŸi bulunmamak, o ÅŸeyle ilgilenmemek

Ot Yoldurmak: Çok güçlük çıkarmak, zor bir iş gördürmek, çok uğraştırmak.

Oya Koymak: Bir işin sonucunu belirlemek üzere oy verilmesini istemek, oylama yoluyla bir topluluğun görüşünü almak

Oy Birliği: Bir toplantıya katılan, bir meseleyi konuşan kimselerin aynı düşüncede olup aynı yönde oy kullanmaları

O Yolun Yolcusu : Söz konusu kötü gidişin içinde olan kişi

Oyuna Gelmek: Aldatılmak, tuzağa düşürülmek

Oyunbozanlık Etmek: Mızıkçılık etmek, birlikte yapılması gereken işten tek taraflı vazgeçmek

Oyun Çıkarmak : Yeni bir oyun bulmak. Sporcuların iyi, başarılı bir oyun oynaması

Oyun Etmek (birine oyun yapmak, oynamak) : Aldatmak, kurnazlıkla birini tuzağa düşürmek.

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim