Kas 09
Öbür Dünya: İnsanların öldükten sonra yaşamayı başka bir biçimde sürdüreceklerine inandıkları ve ebedi olarak kalacakları dünya , Ahiret .
Ödev Bilmek : Borç bilmek
Öç Almak: Yapılan bir kötülüğün acısını aynı derecede bir kötülük yaparak çıkarmak
Ödü Patlamak: Ani bir olay sebebiyle çok korkmak.
Öküzün Altında Buzağı Aramak: Kimi sebepler, bahaneler uydurarak suç ve suçlu bulma çabasında olmak.
Öküz Öldü, Ortaklık Bozuldu: Aradaki yakınlık dayanağı kalktı, yakınlık da kalmadı.
Öksüzler Babası : Fakir fukara babası
Öksüz Sevindiren : Birisine verilen değersiz, yakışıksız ama; gösterişi bulunan şey
Ökseye Basmak : Bilmeyerek, kendisinin zararına olan bir iş yapmak
Ölçüyü Kaçırmak: Uygun derecenin üstüne çıkmak, aşırı gitmek.
Ölçüp Biçmek : Şöyle mi yapsam; böyle mi yapsam diye düşündüren durum.
Ölme Eşeğim Ölme (yaza yonca bitecek): Umutsuz bir bekleyişi anlatmak için kullanılır.
Öl Dediği Yerde Ölmek; Kal Dediği Yerde Kalmak (birnin) : Birinin sözünden, buyruğundan hiç çıkmamak
Ölmek Var, Dönmek Yok: “Neye mal olursa olsun, iÅŸ sonuna kadar götürülecektir, yapılmasından kaçınılmayacaktır” anlamında kullanılır.
Ölü Fiyatına: Yok pahasına, değerinden çok ucuza, az bir para ile
Ölü Mevsim: İşin veya alışverişin az olduğu, durgun geçtiği zaman dilimi
Ölüm Allah`ın Emri: Herkes ölecek, ölüm mukadderdir. Kesin karar verme durumunda kullanılır.
Ölümü Göze Almak: Yaptığı iş uğruna ölmekten korkmamak, yürekli davranmak
Ölümüne Susamak: Yapmakta olduğu tehlikeli işte ölümü kendi üzerine çekecek davranışta bulunmak
Ölmüş Eşek Arıyor ki Nalını Söksün : Çok cimridir. Hiç olmayacak yerden çıkar sağlamaya çalışan kişidir.
Ölüp Ölüp Dirilmek: Çok ağır bir hastalıktan kurtulmak. Ard arda gelen sıkıntılı, acı veren durumlara düşmek.
Ölür Müsün, Öldürür müsün?: “Öyle ters bir iÅŸ yaptı ki ona mı ceza vermeliyim kendime mi?” anlamında kullanılır.
Ömrü Billah: Hiçbir zaman, ya da şimdiye kadar
Ömrüne Bereket: “Var ol, saÄŸ ol, ömrün uzun olsun” anlamında kullanılır.
Ömrü Vefa Etmemek: Bir şeye kavuşamadan, bir sonuca ulaşamadan ölmek
Ömrümün Varı : Canım, hayatım, sevgilim.
Ömrüne Bereket : Ömrün uzun olsun.
Ömür Adam: Beğenilen, çok hoşa giden, değişik düşünceleri olan adam.
Ömür Çürütmek: Uzun süre bir şey için emek vermiş olmak, ya da boşuna zaman harcamış olmak
Ömür Sürmek: İyi ve rahat yaşamış olmak
Ömür Törpüsü: İnsanı yıpratan, yoran, sıkıntıya sokan, uzun ve yorucu iş.
Ön Ayak Olmak: Bir işin yapılmasında ilk başlayan olup herkesi arkasından sürüklemek
Öne Düşmek: Önderlik ya da kılavuzluk etmek. En önde yürümek.
Önüne Gelen: Olur olmaz kimse, herkes, karşısına çıkan
Önüne Katmak : Biri önde, diğeri arkada gitmek, koşmak.
Önünü Kesmek : Yolda gitmesine engel olmak için önüne çıkmak
Önü Sıra (gitmek) : Önünden pek uzak olmayan bir aralıkla mesafeyle gitmek.
Öp Babanın Elini : Beklenmedik bir durum. Hadi bakalım, şimdi ne yapacağız? Dedirten durum
Öpüp Başına Koymak: Bir şeyi minnetle karşılamak, seve seve kabul etmek
Örtbas Etmek: Kötü bir durumu gizlemek, yayılmasını önlemek
Örümcek Kafalı: Geri düşünceli, yenilikleri kolay kabul etmeyen (kimse).
Öteden Beri: Oldukça uzun zamandan beri, eskiden beri
Ötesi Çıkmaz Sokak: “Takip edilen yol yanlıştır, bu yolla bir yere gidilemez, sonuç alınamaz, bir yere kadar gidilir ama daha fazla gidilemez” anlamında kullanılır.
Ötesi Var mı? : Bundan daha kötü olasılık düşünülmez.
Övünmek Gibi Olmasın : Övünmek için değil, bir gerçeği belirtmek için kişinin yaşamında karşılaştığı bir durumla ilgili anlatılmak istenen söz.
Özen Göstermek : Özenle yapmak, iyi olması için çok dikkat etmek.
Özenip Bezenmek: Çok özen gösterip titizlikle, ayrıntılarına varıncaya değin ele almak.
Özrü Kabahatinden Büyük: Bir kabahat için özür dilerken daha büyük bir kabahat işleyen kimse için söylenir.
Özür Dilemek: Yaptığı bir yanlıştan ötürü affedilmesini istemek. Özrünü ileri sürerek yapılması kendinden istenen işi yapmamak, bundan bağışlanmasını istemek
Özü Sözü Bir: Düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları bir olan, ne düşünüyorsa onu söyleyen, içi dışı bir olan kimse.
Kas 05
Ocağı Kör Kalmak: Soyu tükenmek, Soyunu sürdürecek çocuğu bulanmamak, soyu tükenmiş olmak.
Ocağına Darı Ekmek : Ocağına incir dikmek
Ocağına Düşmek: Birine yardım etmesi için yalvarmak, koruması için sığınmak
Ocağına İncir Dikmek: Birinin evini barkını dağıtmak, düzenini alt üst etmek, yuvasını yıkıp toparlanamaz hâle getirmek
Ocağını Söndürmek: Ailenin dağılmasına sebep olmak, çoluk çocuğunu yok etmek
Odsuz Ocaksız : Yoksul, aç ve barınaksız kalmak.
O Duvar Senin Bu Duvar Benim : Bir saÄŸa, bir sola yalpalayan sarhoÅŸ
Oğul Balı: Evlât, evlâdın ana babaya yansıyan geliri. Oğul arılarının yaptığı bal.
Oğul Vermek: Oğul arılarının bir bölüğü kovandan ayrılıp başka bir kovana gitmek, yeni bir oğul arısı topluluğu meydana getirmek.
Oflayıp Puflamak : Of, puf diye sıkıntısını gidermek
Oh Çekmek (oh olsun demek): Birini üzen bir duruma sevinmek.
O Kadar Kusur Kadı Kızında da Bulunur : kimse kusursuz değildir anlamında kullanılır.
Okkalı Kahve: Bol kahve ile yapılmış ve büyük fincana konmuş kahve
Okka Çekmek: Hacminden daha fazla ağır gelmek.
Okkanın Altına Gitmek: Haksız yere eziyet çekmek, zarar ve ceza görmek
Ok Yaydan Çıkmak: Geri dönülemeyecek bir iş yapmak, söz söylemek ya da bir harekette bulunmak
Ola ki…: Belki olur ya, olabilir ki…”Ola ki bir daha karşılaşırız.”
Olan Biten: Olup geçenler, olanların hepsi, meydana gelenler
Oldu Bittiye Getirmek: Emrivaki yapmak, geri dönülmesi güç ve imkânsız bir durum oluşturmak
Oldum Bittim (oldum olası): Başından beri, öteden beri, ilk zamandan beri, kendimi bildiğimden beri
Oldu Olacak Kırıldı Nacak: “Olanlar oldu, iÅŸ iÅŸten geçti, olanlar geri dönülemeyecek bir durum aldı, bunu kabul etmek gerek” anlamında kullanılır.
Oldu Olanlar : İstenmeyen bir takım olaylar meydana gelmesi
Olmasa Gerek : Bir olay için olmadığını sanıyorum, olmadığını tahmin ediyorum, olduğunu sanmıyorum anlamında kullanılır
Olmayacak Duaya Amin Demek: Sonuç vermeyecek bir işle uğraşmak ya da buna destek vermek.
Olur Olmaz: Meydana gelmesinden hemen sonra. Rast gele, sıradan. Gerekli gereksiz, yerli yersiz, önemli önemsiz durumu gözetilmeden yapılan (iş) ya da söylenen (söz).
Olu Şey Değil : Olabileceği düşünülemeyen ya da gerçekleşmesi kabul edilemeyen ( iş, şey)
Oluruna Bırakmak: Bir işin yapılabildiği, olabildiği kadarıyla yetinmek, müdahale etmeden bekleyip sonucuna ne olursa olsun razı olmak
Omuz Omuza: Birbirine destek vererek, dayanışarak. Yan yana, çok sıkışık
Omuz Öpüşmek : Hemen hemen ikisi bir derecede olmak.
Omuz Silkmek: Aldırmamak, önem vermemek, benimsememek
Omuz Vermek : Omzuyla dayanmak
On Parmağında On Kara: İnsanlara leke sürmeyi, kara çalmayı, iftira atmayı huy edinmiş (kimse).
On Paraya On Taklak Atar : Küçük bir çıkar için katlanamayacağı onur kırıcı sözlere aldırış etmeyen kişiler için kullanılır.
On Parmağında On Marifet: Çok hünerli, becerikli, ustalığı çok, elinden her iş gelir.
Onuruna Dokunmak: Onurunu, haysiyetini incitmek.
Orası Senin Burası Benim : Durmadan gezip dolaşmak
Oralarda (oralı) Olmamak: Anlamamış, sezmemiş gibi davranmak
Ortada Kalmak: Yersiz yurtsuz kalmak, barınacak yer bulamamak. İki şey arasında kalmak. (Bir şeyi) kimse üzerine almamak
Ortadan Kalkmak: Görünmez, bulunmaz olmak. Yok olmak
Ortadan Kaybolmak: Nereye gittiği bilinmemek, sezdirmeden gitmek, görünmez hâle gelmek
Orta Hâlli: Ne zengin ne yoksul, ne iyi ne kötü, ne çirkin ne güzel
Ortalığı Birbirine Katmak: Kargaşa çıkarmak, herkesi birbirine düşürmek
Ortalık Ağarmak : Gece bitip sabah aydınlığı başlamak.
Ortalık Düzelmek: Tedirginlik kalmamak, toplum içindeki karışıklık yok olmak
Ortalık Karışmak: Kargaşa çıkmak, toplumda düzensizlik baş göstermek
Orta Malı: Herkesin yararlandığı (şey). Her isteyenle ilişkide bulunan
Ortaya Dökmek: Gizli olan ne varsa açıklamak. Çıkarıp göstermek.
O Tarakta Bezi Olmamak: Bir ÅŸeyle, bir iÅŸle iliÅŸiÄŸi bulunmamak, o ÅŸeyle ilgilenmemek
Ot Yoldurmak: Çok güçlük çıkarmak, zor bir iş gördürmek, çok uğraştırmak.
Oya Koymak: Bir işin sonucunu belirlemek üzere oy verilmesini istemek, oylama yoluyla bir topluluğun görüşünü almak
Oy Birliği: Bir toplantıya katılan, bir meseleyi konuşan kimselerin aynı düşüncede olup aynı yönde oy kullanmaları
O Yolun Yolcusu : Söz konusu kötü gidişin içinde olan kişi
Oyuna Gelmek: Aldatılmak, tuzağa düşürülmek
Oyunbozanlık Etmek: Mızıkçılık etmek, birlikte yapılması gereken işten tek taraflı vazgeçmek
Oyun Çıkarmak : Yeni bir oyun bulmak. Sporcuların iyi, başarılı bir oyun oynaması
Oyun Etmek (birine oyun yapmak, oynamak) : Aldatmak, kurnazlıkla birini tuzağa düşürmek.
Son Yorumlar