payday loans Car insurance

R İLE BAŞLAYAN DEYİMLER VE ANLAMLARI

Yayın Tarihi: 17 Kasım 2009 Salı Saat: 7:19

Rafa Koymak (Kaldırmak): Bir iş üzerinde artık uğraşmamak, durmamak, o işi kenara itmek, ihmal etmek.

Rahat Durmamak: Yaramazlık etmek, kımıldayıp durmak.

Rahatına Bakmak: Hiçbir şeye aldırış etmeden rahatını sağlamaya çalışmak

Rahatlık (rahat) Batmak: Rahat, iyi bir yerdeyken o yeri olmayacak nedenlerden ötürü terkeden insanlar için sitem biçiminde söylenir.

Rahat Yüzü Görmemek: Huzur, bolluk, hiç rahatlık görmemek; sürekli sıkıntı, darlık içinde bulunmak.

Rahmetli Olmak: Vefat etmek, ölmek.

Ramak Kalmak: Bir şeyin olmasına çok az kalmak anlamında kullanılır.

Rast Gelmek: Düşünmediği, beklemediği bir anda biriyle karşılaşmak. Düşünmediği veya düşünülmediği hâlde payına düşmek. Hedefi bulmak.

Rast Gitmek: Bir iş istenilen biçimde gelişmek.

Rayına Oturmak: Bozulmuş, düzensiz hâle gelmiş bir işi yoluna koymak, iyi duruma getirmek.

Rekor Kırmak: Eski rekoru aşıp yeni, üstün bir sonuç elde etmek.

Rengi Atmak: Solmak. Korku, heyecan sebebiyle benzi sararmak.

Renkten Renge Girmek: Heyecan, korku ve utanmadan dolayı yüzünün rengi değişmek, sıkılmak.

Renk Vermemek: Bir konu ile ilgili duygularını, düşüncelerini belli etmemek; bildiği hâlde bilmez gibi görünmek.

Resmiyete Dökmek: Bir iş veya duruma resmiyet kazandırmak, onu resmî kanallardan halletme yolunu seçmek.

Rest Çekmek: Kesin tavır almak, herhangi bir konuda son sözü söylemek. Bir oyunda önündeki paranın tümünü ortaya koymak.

Rol Oynamak: Bir oyunda rol almak. Bir işte önemli katkısı olmak, etkisi bulunmak.

Rota Değiştirmek:Takip edilen yoldan ayrılmak. Tutumunu, tavrını değiştirmek, izlediği yoldan kopmak.

Ruhu Bile Duymamak: Anlamamak; hiçbir bilgisi, haberi bulunmamak; olan biteni sezememek.

Ruhunu Teslim Etmek: Ölmek

Rüyasında Bile Görememek: Olacağını hiç aklına getirmemek, ihtimal vermemek.

Rüyasında Görse Hayra Yormamak : Hatır ve hayaline gelmeyen güzel bir durumla karşılaşamak.

Rüzgâr Gelecek Delikleri Tıkamak: Bir işin sakınca doğurabilecek yönlerine karşı tedbir almak. İstenmeyen bir duruma veya zarar gelebilecek bir gelişmeye karşı her türlü önlemi almak.

Etiketler:

P İLE BAŞLAYAN DEYİMLER VE ANLAMLARI

Yayın Tarihi: 13 Kasım 2009 Cuma Saat: 7:32

Pabucu Dama Atılmak: Daha iyisine kavuşulduğundan eskisi bir tarafa itilmek. Kendisinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek, değer ve itibarını kaybetmek.

Pabucuna Kum Dolmak : Ortaya çıkan bir durumdan tedirgin olmak.

Pabucunu Ters Giydirmek: Güç bir duruma düşürerek telâşlandırmak, bu telâşla kaçmasına sebep olmak

Pabuç Bırakmamak: Yılmamak, korkmayıp yapacağından vazgeçmemek

Pabuç Pahalı: Girişilen işin tehlikeli olduğunu anlatmak için kullanılır.

Pabuç Kadar Dili Var : Çok konuşan, her şeyi bilen kişiler için kullanılır.

Paçaları Sıvamak: Bir işi yapmak için hazırlanmak

Paçası Düşük: Giyimine, kılık kıyafetine pek dikkat etmeyen, sünepe.

Paçayı Kaptırmak: Yakalanmak, ele geçmek. Giriştiği işten vazgeçmek istediği hâlde kendini kurtaramamak. Dilediği gibi davranamamak.

Paçavrasını Çıkarmak: Çok hırpalamak, sağlam yerini koymamak, işe yaramaz bir duruma getirmek

Paçayı Kurtarmak: Bir ilişkiden veya önce girişip sonra pişman olduğu bir işten yakasını sıyırmak.

Paha Biçmek : Bir değer oranlamak, bir şeyi kendi ölçüsüne göre şu değerde olduğunu söylemek.

Paha Biçilmez: Çok pahalı, kıymeti ölçülemeyecek kadar yüksek

Pahalıya Mal Olmak: Kolay elde edilememek; para, özveri ve emek gerektirmek; zarara ve sıkıntıya yol açmak.

Pahaya Geçmek : Değerli bir şeymiş gibi esirgenmek.

Palas Pandıras: Acele olarak, hazırlanmaya zaman bulamadan

Palavra Atmak: Abartarak söylemek, yalan söylemek, olmayacak şeylerden söz etmek.

Paldır Küldür: Büyük bir gürültü ile. Ansızın ve kurallara uymaksızın

Pamuk İpliği İle Bağlamak: Etkisi az sürecek, köksüz, geçici bir çözüm yolu bulmak.

Paniğe Kapılmak: Çok korkmak, telâşa sürüklenmek

Papara Yemek: Çok azarlanmak

Para Babası: Çok zengin, parası bol olan.

Para Bozmak : Büyük parayı alıp yerine ufak paralar vermek.

Para Canlısı: Parayı çok seven, paraya düşkün.

Para Çekmek: Banka veya benzeri bir yere yatırılmış parayı geri almak. Bir kimseden çeşitli yollarla para sızdırmak.

Para Çıkarmak : Devlet para basıp piyasaya sürmek. Başka yerde bulunan kimseye posta ya da banka ile para göndermek.

Para Dökmek: Bir şey için çok para harcamak.

Para Etmemek: İşe yaramamak, etkili olmamak. Değeri pahasına satılamamak

Parasını Sokağa Atmak: Değeri olmayan bir işe ya da mala para vermek.

Para Kesmek: Çok para kazanmak. Devletin çok para basması

Para Sızdırmak: Kandırarak, zorlayarak birinden para almak

Para Tutmak: Parasını idareli harcayıp kalanını biriktirmek. Satın alınan şeyin karşılığını para olarak hesaplamak

Paraya Çevirmek: Bir malı verip yerine para almak

Paraya Kıymak: Gereken yerde para harcamaktan kaçınmamak.

Paraya Para Dememek: Çok para kazanmak. Bol para harcamak. Elde olan parayı az bulmak.

Para Yapmak: Para kazanıp biriktirmek

Para Yedirmek: İşini yaptırmak için birilerine kanunsuz, hak etmedikleri parayı vermek; rüşvet vermek

Para Yemek: Çok para harcamak. Rüşvet yemek, görevini kötüye kullanıp bir iş yapmak için birinden para almak

Parmağı Ağzında Kalmak: Çok şaşırmak, hayrete düşmek.

Parmağına Dolamak: Bir konuyu her fırsatta, her yerde ele alıp konuşmak, o konu ile uğraşmak.

Parmağında Oynatmak: Birine her istediğini yaptırmak, onu kukla gibi kullanmak

Parmağını Bile Oynatmamak: Hiç tepki göstermemek, kayıtsız kalmak

Parmak Basmak: Bir nokta üzerine dikkati ya da ilgiyi çekmek. İmza yerine parmağını mürekkebe batırarak bir yere bastırmak.

Parmak Hesabı: Parmakları kullanmak suretiyle yapılan hesap. Hece vezni

Parmak Isırmak: Büyük şaşkınlık duymak, hayrete düşmek

Parmak Kadar (çocuk): Yaşça çok küçük, pek küçük (çocuk)

Parmak Kaldırmak: Olumlu oy vermek için el kaldırmak. Bir toplulukta söz istemek için işaret parmağını kaldırıp diğerlerini yumarak el kaldırmak

Parmakla Gösterilmek: Bir şey az bulunmak. Seçkin, ünlü olmak

Parmaklarını Yemek: Bir yemeğin çok lezzetli olduğunu anlatmak için kullanılır.

Parsayı Başkası Toplamak: Verilen emek karşılığını, emek veren değil, bir başkası almak.

Partiyi Kaybetmek:Biriyle çekiştiği bir konuda yenilmek. Elde etmeye çalıştığı bir kazancı bir başkasına kaptırmak.

Pasaportunu Vermek: Kovmak, iÅŸten atmak

Pas Geçmek: Üzerinde durmamak, caymak, vazgeçmek, aldırış etmemek.

Patırtı Çıkarmak: Kavga, kargaşa, gürültü çıkarmak.

Patlak Vermek: Gizlenen ya da hoş karşılanmayan bir durum aniden ortaya çıkmak

Pay Biçmek: Bir fikir elde edebilmek için, durumu bir şey ile kıyaslamak.

Payını Almak: Azarlanmak. Kendine düşen kazanç miktarını almak.

Paye Vermek: Adam yerine koymak, deÄŸer vermek.

Payidar Olmak: Kalmak, yok olmamak, yaÅŸamak

Perdesi Yırtık: Ar damarı çatlamış, utanmaz, arlanmaz.

Pergelleri Açmak: Uzun adımlarla yürümeye başlamak.

Pay Çıkarmak: Bir olay ya da davranıştan tecrübe kazanmak, hisse kapmak, tutulacak yolu belirlemek.

Pes Demek: Mağlubiyeti kabul etmek, başkasının üstünlüğüne boyun eğmek.

Pestil Gibi Olmak: Çok yorulmuş olmak; kımıldayamayacak kadar bitkin, güçsüz düşmek.

Pestilini Çıkarmak: Çok dövmek. Çok çalıştırıp adamakıllı yormak. İyice ezmek.

Peşini Bırakmamak: Bir şeyi izlemekten vazgeçmemek.

Peşkeş Çekmek: Kendisinin veya bir başkasının malını bir çıkar uğruna birisine uygunsuz olarak vermek

Peyda Olmak: Ortaya çıkmak, belirmek, oluşmak

Pılıyı Pırtıyı Toplamak: Hemen bütün eşyalarını toplayarak bir yere gitmek üzere hazırlık yapmak.

Pire İçin Yorgan Yakmak: Önemsiz bir şey için kızıp daha büyük zarara yol açacak davranış içine girmek.

Pireyi Deve Yapmak: Küçük, basit bir olayı büyütüp mesele yapmak, aşırı abartmak.

Pisi Pisine: BoÅŸ yere, boÅŸuna

Pis Pis Düşünmek: Karamsar, derin ve üzüntülü bir düşünceye dalmak.

Pis Pis Gülmek: Birinin düştüğü kötü duruma öç alır gibi, arsız arsız gülmek.

Pişkinliğe Vurmak: Çıkarı için kötü bir davranışa veya söze aldırmamak.

Pişmiş Aşa Su Katmak: Yoluna girmiş, bitmek üzere olan bir işi bozmak ya da aksatmak.

Pişmiş Kelle Gibi Sırıtmak: Anlamsız, çirkin, yersiz, dişlerini göstererek gülmek

Posasını Çıkarmak: Birini çok dövmek. Bir kişi veya şeyi sonuna kadar sömürmek.

Posta Koymak: Birini korkutmak, gözdağı vermek, tehdit etmek.

Postayı Kesmek: İlişkiyi kesmek, gidip gelişi sona erdirmek.

Post Elden Gitmek: Öldürülmek. Bulunduğu yüksek makamdan ayrılmak zorunda kalmak

Post Kavgası: Bir makamı, işi ya da iktidarı ele geçirme çekişmesi.

Postu Kurtarmak: Can tehlikesini atlatmak, öldürülme tehlikesi olan yerden kaçıp kurtulmak

Postu Sermek: Kısa bir süre için gittiği yerde, saygısızca ve sorumsuzca uzun süre kalmak.

Pot Kırmak: Gaf yapmak, farkında olmayarak karşısındakini kıracak, incitecek söz söylemek.

Pösteki Saymak: İçinden çıkılması zor ve anlamsız bir işle uğraşmak.

Prangaya Vurmak: Zincire vurmak, ayağına pranga baÄŸlamak.”Prangaya vurulu olarak yıllarca kaldı o hapishanede.”

Puan Almak: Spor karşılaşmalarında sayı kazanmak. Bir test imtihanında herhangi bir puan elde etmek

Puan Tutturmak: Gereken sayıda puan kazanmak.

Punduna Getirmek: Bir şeyi yapmak için uygun şartları elde etmek, fırsat kollamak

Pupa Yelken: Alabildiğince, hiçbir şeye bağımlı olmadan. Yelkenler, arkadan esen rüzgârla şişmiş olarak, tam yolla

Pusu Kurmak: Birine saldırmak için, bir yere gizlenip beklemek

Pusulayı Şaşırmak: Ne yapacağını bilemez duruma düşmek. Doğru tutum ve davranıştan ayrılmak

Pusuya Düşmek: Pusu kuran kimsenin saldırı alanı içine girmek

Put Gibi: Kımıltısız, sessiz, anlamsız bir bakışla.

Put Kesilmek: Sessiz, kımıltısız bir durumda kalmak

Püf Noktası: Bir işin en ince, en önemli yeri.

Püsküllü Belâ: Kendisinden kurtulunması mümkün olmayan, büyük sıkıntı, zarar veren kimse veya şey.

Etiketler: