Kas 17
Rafa Koymak (Kaldırmak): Bir iş üzerinde artık uğraşmamak, durmamak, o işi kenara itmek, ihmal etmek.
Rahat Durmamak: Yaramazlık etmek, kımıldayıp durmak.
Rahatına Bakmak: Hiçbir şeye aldırış etmeden rahatını sağlamaya çalışmak
Rahatlık (rahat) Batmak: Rahat, iyi bir yerdeyken o yeri olmayacak nedenlerden ötürü terkeden insanlar için sitem biçiminde söylenir.
Rahat Yüzü Görmemek: Huzur, bolluk, hiç rahatlık görmemek; sürekli sıkıntı, darlık içinde bulunmak.
Rahmetli Olmak: Vefat etmek, ölmek.
Ramak Kalmak: Bir şeyin olmasına çok az kalmak anlamında kullanılır.
Rast Gelmek: Düşünmediği, beklemediği bir anda biriyle karşılaşmak. Düşünmediği veya düşünülmediği hâlde payına düşmek. Hedefi bulmak.
Rast Gitmek: Bir iş istenilen biçimde gelişmek.
Rayına Oturmak: Bozulmuş, düzensiz hâle gelmiş bir işi yoluna koymak, iyi duruma getirmek.
Rekor Kırmak: Eski rekoru aşıp yeni, üstün bir sonuç elde etmek.
Rengi Atmak: Solmak. Korku, heyecan sebebiyle benzi sararmak.
Renkten Renge Girmek: Heyecan, korku ve utanmadan dolayı yüzünün rengi değişmek, sıkılmak.
Renk Vermemek: Bir konu ile ilgili duygularını, düşüncelerini belli etmemek; bildiği hâlde bilmez gibi görünmek.
Resmiyete Dökmek: Bir iş veya duruma resmiyet kazandırmak, onu resmî kanallardan halletme yolunu seçmek.
Rest Çekmek: Kesin tavır almak, herhangi bir konuda son sözü söylemek. Bir oyunda önündeki paranın tümünü ortaya koymak.
Rol Oynamak: Bir oyunda rol almak. Bir işte önemli katkısı olmak, etkisi bulunmak.
Rota Değiştirmek:Takip edilen yoldan ayrılmak. Tutumunu, tavrını değiştirmek, izlediği yoldan kopmak.
Ruhu Bile Duymamak: Anlamamak; hiçbir bilgisi, haberi bulunmamak; olan biteni sezememek.
Ruhunu Teslim Etmek: Ölmek
Rüyasında Bile Görememek: Olacağını hiç aklına getirmemek, ihtimal vermemek.
Rüyasında Görse Hayra Yormamak : Hatır ve hayaline gelmeyen güzel bir durumla karşılaşamak.
Rüzgâr Gelecek Delikleri Tıkamak: Bir işin sakınca doğurabilecek yönlerine karşı tedbir almak. İstenmeyen bir duruma veya zarar gelebilecek bir gelişmeye karşı her türlü önlemi almak.
Kas 09
Öbür Dünya: İnsanların öldükten sonra yaşamayı başka bir biçimde sürdüreceklerine inandıkları ve ebedi olarak kalacakları dünya , Ahiret .
Ödev Bilmek : Borç bilmek
Öç Almak: Yapılan bir kötülüğün acısını aynı derecede bir kötülük yaparak çıkarmak
Ödü Patlamak: Ani bir olay sebebiyle çok korkmak.
Öküzün Altında Buzağı Aramak: Kimi sebepler, bahaneler uydurarak suç ve suçlu bulma çabasında olmak.
Öküz Öldü, Ortaklık Bozuldu: Aradaki yakınlık dayanağı kalktı, yakınlık da kalmadı.
Öksüzler Babası : Fakir fukara babası
Öksüz Sevindiren : Birisine verilen değersiz, yakışıksız ama; gösterişi bulunan şey
Ökseye Basmak : Bilmeyerek, kendisinin zararına olan bir iş yapmak
Ölçüyü Kaçırmak: Uygun derecenin üstüne çıkmak, aşırı gitmek.
Ölçüp Biçmek : Şöyle mi yapsam; böyle mi yapsam diye düşündüren durum.
Ölme Eşeğim Ölme (yaza yonca bitecek): Umutsuz bir bekleyişi anlatmak için kullanılır.
Öl Dediği Yerde Ölmek; Kal Dediği Yerde Kalmak (birnin) : Birinin sözünden, buyruğundan hiç çıkmamak
Ölmek Var, Dönmek Yok: “Neye mal olursa olsun, iÅŸ sonuna kadar götürülecektir, yapılmasından kaçınılmayacaktır” anlamında kullanılır.
Ölü Fiyatına: Yok pahasına, değerinden çok ucuza, az bir para ile
Ölü Mevsim: İşin veya alışverişin az olduğu, durgun geçtiği zaman dilimi
Ölüm Allah`ın Emri: Herkes ölecek, ölüm mukadderdir. Kesin karar verme durumunda kullanılır.
Ölümü Göze Almak: Yaptığı iş uğruna ölmekten korkmamak, yürekli davranmak
Ölümüne Susamak: Yapmakta olduğu tehlikeli işte ölümü kendi üzerine çekecek davranışta bulunmak
Ölmüş Eşek Arıyor ki Nalını Söksün : Çok cimridir. Hiç olmayacak yerden çıkar sağlamaya çalışan kişidir.
Ölüp Ölüp Dirilmek: Çok ağır bir hastalıktan kurtulmak. Ard arda gelen sıkıntılı, acı veren durumlara düşmek.
Ölür Müsün, Öldürür müsün?: “Öyle ters bir iÅŸ yaptı ki ona mı ceza vermeliyim kendime mi?” anlamında kullanılır.
Ömrü Billah: Hiçbir zaman, ya da şimdiye kadar
Ömrüne Bereket: “Var ol, saÄŸ ol, ömrün uzun olsun” anlamında kullanılır.
Ömrü Vefa Etmemek: Bir şeye kavuşamadan, bir sonuca ulaşamadan ölmek
Ömrümün Varı : Canım, hayatım, sevgilim.
Ömrüne Bereket : Ömrün uzun olsun.
Ömür Adam: Beğenilen, çok hoşa giden, değişik düşünceleri olan adam.
Ömür Çürütmek: Uzun süre bir şey için emek vermiş olmak, ya da boşuna zaman harcamış olmak
Ömür Sürmek: İyi ve rahat yaşamış olmak
Ömür Törpüsü: İnsanı yıpratan, yoran, sıkıntıya sokan, uzun ve yorucu iş.
Ön Ayak Olmak: Bir işin yapılmasında ilk başlayan olup herkesi arkasından sürüklemek
Öne Düşmek: Önderlik ya da kılavuzluk etmek. En önde yürümek.
Önüne Gelen: Olur olmaz kimse, herkes, karşısına çıkan
Önüne Katmak : Biri önde, diğeri arkada gitmek, koşmak.
Önünü Kesmek : Yolda gitmesine engel olmak için önüne çıkmak
Önü Sıra (gitmek) : Önünden pek uzak olmayan bir aralıkla mesafeyle gitmek.
Öp Babanın Elini : Beklenmedik bir durum. Hadi bakalım, şimdi ne yapacağız? Dedirten durum
Öpüp Başına Koymak: Bir şeyi minnetle karşılamak, seve seve kabul etmek
Örtbas Etmek: Kötü bir durumu gizlemek, yayılmasını önlemek
Örümcek Kafalı: Geri düşünceli, yenilikleri kolay kabul etmeyen (kimse).
Öteden Beri: Oldukça uzun zamandan beri, eskiden beri
Ötesi Çıkmaz Sokak: “Takip edilen yol yanlıştır, bu yolla bir yere gidilemez, sonuç alınamaz, bir yere kadar gidilir ama daha fazla gidilemez” anlamında kullanılır.
Ötesi Var mı? : Bundan daha kötü olasılık düşünülmez.
Övünmek Gibi Olmasın : Övünmek için değil, bir gerçeği belirtmek için kişinin yaşamında karşılaştığı bir durumla ilgili anlatılmak istenen söz.
Özen Göstermek : Özenle yapmak, iyi olması için çok dikkat etmek.
Özenip Bezenmek: Çok özen gösterip titizlikle, ayrıntılarına varıncaya değin ele almak.
Özrü Kabahatinden Büyük: Bir kabahat için özür dilerken daha büyük bir kabahat işleyen kimse için söylenir.
Özür Dilemek: Yaptığı bir yanlıştan ötürü affedilmesini istemek. Özrünü ileri sürerek yapılması kendinden istenen işi yapmamak, bundan bağışlanmasını istemek
Özü Sözü Bir: Düşünceleri, söyledikleri ve yaptıkları bir olan, ne düşünüyorsa onu söyleyen, içi dışı bir olan kimse.
Son Yorumlar