BURUK TEBESSÜM

DENEME, DUYGULAR, GENEL Yorum Yok »

Herşeyin bitip geçmişe karıştığı zamandayım. O zamanki; ben dünyanın dışındayım.

Hiçbir zaman hayatın ve dostlarımın beni gerçekten tanıdığını sanmıyorum. Hiçbir şeyden haberleri yok. Neler oluyor diye bile sormuyorlar. Çevremdeki herkes bu adamın söyledikleri doğru olabilir mi acaba? diye hiç düşünmüyorlar.

Fakat ne yazık ki, gerçeği kabul etmek zorundayım. Ben zannetmiştim ki; çiçeklerle donatılan bir dünya ve bu dünyanın içinde salına salına mululuk akan yürekler var.

Bu hayata başlarken oysa hiç kuşkum yoktu. Korku nedir bilmezdim. Yalnızlık yanımdan geçmezdi.

Korku ile ilk defa küçücük yaşımda benim daima yanımda olacaklarına inandığım annem ile babamı kaybedişimle tanıştım. Korku o kadar iri cüsseli ve güçlü idi ki beni yutacak sandım. Beni ilk defa o azaman ziyarete gelmişti ve bir daha asla gitmedi. Davetsiz misafirdi hayatımda.

Sonra bir gün ona ikinci kez rastladım. Okul arkadaşlarım bir köşede beni dövüyorlardı. Köşeye sıkışmıştım.Hem yetim, hem öksüz olduğum halde, erdemliydim. Ama erdem, o an işe yaramıyordu. Ve ben korkudan altıma yaptım.

Sonra üçüncü kez, sonra dördüncü, sonra beşinci, sonra altı derken, korkuyla geçti seneler. Boyutları değişti korkularımın, tıpki benim değiştiğim gibi. Lakin iri cüsseli ve güçlü olan korku yüreğimde daha da güçlenmşti seneler içerisinde. Sınırları yoktu korkunun. Her an, her yerde binbir çeşit oyunla çıkıyordu karşıma. Ve ben, hayatım boyunca ondan hiç hoşlanmadım.

Cesaretlendim ara sıra. Fakat iş cesarette değil, erdemlikteymiş bunu yaşadıkça anladım. Öğrendiklerimi çevreme dağıtmaya çalıştım. Anlamak isteyen yoktu yanımda.

Sonra birgün yalnızlıkla tanıştım, ansızın giriverdi hayatıma. Yok yok öylde değil aslında, sebebi vardı onun da hayatımda. Neyse! Durumun değişmişti. Sanki, korkulu günler yolumun üzerinden yalnızlığa açılıyordu artık. Çevremde bir kaç insandan başka kimse yoktu.

Bir gün dostlarım niye yalnızsın dediler. O soruyu bir türlü aklımdan çıkaramadım.
O an nasıl bir cevap uydurabilirdim onlara, düşündüm. İki yol vardı o an hayatımda. Ya doğruyu söylemeli, ya da onlara istedikleri cevabı vermeliydim. Bir an tereddüten sonra vazgeçtim. İçimdeki gerçeği ben biliyordum. Onlar değil. Öyleyse susmayı öğrenmeliydim ve sustum.

Çoktan çözmüştüm dünyayı ve dolayısıyla insanları. Herkes kendinden söz etmek istiyordu. Sen söz edince de yüzüne çok bilmiş ya da arkandan pispis sırıtıp gülüyor, enayi diyorlardı. Onlar keder, yalnızlık, öfke ve korku kurulu bir dünyayı mutulukla değiştirmek istemiyorlardı. Yani anlayacağınız bir türlü bir olmuyorlardı. Herkes kendi başının derdindeydi. Geri kalan canlara ne olursa olsun felsefesini benimsiyorlardı.

Şimdi çok iyiyiz yalnızlıkla. en çok geceleri seviyorum yalnızlığı. Akşam yemekten sonra tatlı tatlı sohbet ediyoruz onunla. Uzun uzun konuşuyoruz, ara sıra gülüşüyoruz. Öyle bir an geldiğinde de dostlarımı anıyoruz buruk bir tebessümle onunla.

Yazan : Melodi AKÇAY

ALACAKARANLIK KUÅžLARI

DENEME, DUYGULAR, GENEL Yorum Yok »

Alacakaranlık bütün sokağa yayılmıştı. Yalnız sokağın değil, tüm insanların sesi susmuştu. İşin garibi; içim huzur doluydu. Aydınlıkla karanlık arasında gecenin geldiğini müjdeleyen alacakaranlık kuşları, bu gecede hazırlanıyorlardı gündüzü terk etmeye.

Karanlık siyah bir gölge, alacakaranlık kuşları siyahlığın umuduydu. Haydi! bu gecede yeşertin içimdeki umutları alacakaranlık kuşları!

Susmayın! Çığlık çığlığa ötüşün! Cıvıldaşın!
Göremiyorum sizi ama; biliyorum meskeninizi.

Ağaçlar, evlerin çatı araları, kiremitler; belki de küçük bir saksı kenarındasınız. Öyle ya da böyle ne fark eder ki! Her gece oradasınız; benim sokağımdasınız.

Sen! Yüreği alevli alacakaranlık kuşu; çam ağacının dalında hiç bitmesin bu geceki faslın. Sabaha kadar sürsün. Ne kadar dertli dertli ötüşürsün. Yoksa rest mi çektin hayata?

Yorgun musun? Üzgün müsün? Nedir bu acele?

Herkes evine gitti; el ayak çekildi; kargaşa bitti bu mahallede.

Yine ben varım bu akşam sizlere eşlik eden. Gel göster yüzünü; derdini dinleyenlerden biri ben olayım. Yoksa herkes kendi başının derdinde.

Sakın hakkın yok deme bana. Benim sana sözüm var.

Bir gece hatırlar mısın? Yine böyle el ayak çekildiği zaman bulmuştum kendimi çam ağacının altında; senin yanında. Görmüyordum seni ama; sesinden tanıyordum.

Kararsız, şaşkın ve düşünceli gecelerimden yine birini yaşıyordum. Hiç beklenmedik bir anımda alacakaranlığı yırtıverdi sesin.

Ağlıyordum. Ağlamak nasıl olur bilirsin! Bilmiyor musun yoksa?
Ağlamak can yakar; nefret edersin o an dünyadan, her tarafın duvarla kaplıdır o vakit; ikiye ayrıldığını hissedersin. Öfke, kin alev alev yanar içinde ve gözlerinden akar oluk oluk gözyaşları ama; yüreğindeki ateşi söndüremezsin.

Sende ağlıyorsun bu gece belli. Ötüşünde bir ümitsizlik, bir hüzün var. Niçin çekiniyorsun benimle göz göze gelmekten?

Ben senin sayende o gece mutluluğa eriştim. Aradığımı o gece, senin ötüşünle buldum. Bir serinlik düşmüştü o an yüreğime; alıp götürdü ötüşün beni. Sarıp sarmaladı.

Şimdi içime sığdıramıyorum; bana o gece fısıldadıklarını. Yerinde durmuyor yüreğim, her gece seni ve arkadaşlarını bekliyor; ağaçlar, evlerin çatı ve kiremitleri aralarında

Yazan : Melodi AKÇAY

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim