YENİDEN DOĞAN MUTLULUKLAR

GENEL, ÅŸiir 1 Yorum »

Ey! Vefasız dostlar
Ben bu dünyaya, çile çekmeye değil
Çivi çakmaya geldim
Elimden düşen kader kalemini
Yerden almaya geldim
Sizin yazdığınız kaderimi
Yeniden, kendim yazmaya geldim
Hayat boyu önüme set çekenlere
Çelme takmaya geldim
Bunca kötülüğe karşılık
Yaptığım iyiliklerden pay almaya geldim
Bana çile çektirenlere hesap sormaya geldim
Yiyip, içip, gezip, kuşanıp
Sizin gibi fiyaka satmaya geldim
Ben bu dünyayı
Sizin gibi boÅŸ vermeye geldim
Bunca yıl enayiydi, bunu iyi söğüşledik diyenlere
İnsan olmanın ne olduğunu
Sizlere göstermeye geldim
İkiyüzlü yalancılar
Ey! Allahtan korkmaz
Kuldan utanmazlar
Yeter artık üzüldüm
Üzüntülerimi sizlere dağıtmaya geldim
Artık üzülmek yok
Gam, keder, tasa yok
Mutluluktan sarhoÅŸ olmaya geldim
İçimdeki dertleri, kederleri
Sizlere satmaya geldim
Agora meyhanesinde içip, içip
Dertlerimi atmaya geldim
Agora meyhanesi yetmedi
İspanyol meyhanesinde
Daha da sarhoÅŸ olmaya geldim
Tanyeri ağırana kadar
Burada kalmaya geldim
Sizler gibi bende artık
Kurtlar sofrasından pay almaya
Yan gelip yatmaya geldim
Sizlerden öğrendiklerimi
Sizlere satmaya geldim
Bana artık bittin diyenlere
İbreti alem için
Hallerine bakmaya geldim
Altın yumurtlayan tavuğu kaybedeceğiniz diye
Korkmayın!
Kümesi sizlere bırakmaya geldim
Bundan sonra beleÅŸ yok arkadaÅŸ!
Yeniden doğan mutluluklarımı parayla satmaya geldim
Bakıpta görmüyordunuz Ey! Vefasız dostlar
Ben bu dünyaya
Sevgiyi tatmaya, dağıtmaya geldim
Ama ÅŸimdi!
SevgisizliÄŸimin bedelini sizlerden almaya geldim
Eklenir a dostlar! Eklenir
Bu yazdıklarıma
Daha neler, neler eklenir
Hoş geldiniz yeni yüreğime
Artık! Bundan sonra benden her şey beklenir

Yazan : Melodi AKÇAY

 
 

 

BİR DAMLA GÖZYAŞI

DENEME, GENEL Yorum Yok »

Bir damla gözyaşı sahibinin göz kenarlarında akmayı beklerken uzaktan seçebildiği kadar dünyayı görüyordu. Ağlıyordu, üzgündü göz pınarlarının sahibi. Bir damla gözyaşı buna üzülüyordu. Bütün kuvvetiyle tutunarak sahibinin gözpınarlarından aşağıya akmak istemiyordu. Gözyaşı burada mutluydu.

Yeni gelmişti daha dünyaya, evinden ayrılmak, diğer arkadaşları gibi akıp gitmek, sonra kurumak, yok olmak istemiyordu. Sahibinin gözpınarlarına var gücüyle sarılıyordu. Kabullenemiyordu yok olmayı ve sahibinin ağlamasını.

Bir damla gözyaşının seçim şansı yoktu. Bütün güç sahibinin yüreğindeydi. Hiç hali yoktu akıp gitmeye, dünyayı görmeye. Olduğu yerden memnundu. Sahibine bir yandan kızıyor, bir yandan da o üzüldükçe kahroluyordu. Sevmişti sahibini. Konuşuyordu, sesleniyordu sahibine ama sahibi onu duymuyordu. Hapsolmuştu gözpınarlarına. Bütün gücüyle tutunuyordu gözyaşı kanallarına. O sırada fark etti. Sahibinin gözleri kıpkırmızı kesilmişti. Ateş gibi parlıyordu sanki. Niçin diyordu, niçin bu kadar üzgünsün. Gözlerini bu kadar ateş topu yapmaya ne hakkın var diyordu. Bu kıpkırmızılık içerisinde başı dönüyordu. Neden bu kadar paniğe kapıldın, neden bu kadar üzgünsün değer miydi diyordu? Sahibine seslenişleri gözyaşı kanallarının içerisinde yankılanıyordu.

Bizim gözyaşı mutluluk sonucu dünyaya gelmemişti. O bir acının ürünüydü ve bu dünyayı sahibinin ona tattırdığı duygularla tanıyor, yüreğinde hissediyordu.

Suç sahibinde değildi . Sahibini üzenlerdeydi. Bunu bilmiyor, farkında olamıyordu. Bir an kendi derdinin peşine düşmüştü. Sahibinin gözünden akıp gitmeden kurtulmak istiyordu.

Arkasından ondan sonra akmayı bekleyen gözyaşları sıraya girmiş kimi tirtir titriyor, kimi hapsolduğum yerden kurtulacağım diye seviniyordu. Kızıyordu bizim gözyaşı. Ben akmak, sonrada yok olmak istemiyorum. Ne olur üstüme doğru gelmeyin, dünya sizin merak ettiğiniz kadar çok güzel değil, eğer güzel olsaydı sahibimizin gözlerindeki bu acı olmazdı, kalplerinizin sesine kulak verin ve olduğunuz yerde yaşayın. Benim gibi akıp akmamak arasında kalmayın diyordu.

Diğer gözyaşları onun gözlerindeki hüznü, kaybolup gitme korkusunu görmüyorlar. Biz farklı dünyalarda yaşayacağız, önümüzden çekil diyorlardı. Diğer gözyaşları bilmiyordu. Oysa onlardan önce bizim gözyaşı dünyayı ve arkadaşlarının yok olduğunu çoktan görmüştü. Ne kadar hayır, gelmeyin diye karşı koysa da onlara, sahibine bir anlık sevgi duygusuyla sarılmak isterken gözpınarlarından bir damla yaş olarak, sahibinin yanağından çizdiği ince bir yolla aşağıya süzülüverdi.

Aşağıya düşerken son bir kez sahibinin gözlerine ve kendi yuvasına bakıyordu ki, sahibinin dudağının kenarında öylece kaldı. Ve sahibi bizim gözyaşını hiç tanımadan, hüznünü bilmeden dudağının kenarından mendiliyle onu siliverdi.

Melodi AKÇAY

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim