| |
Ara 09

Yeni güne Merhaba… Bugünde umutlarımın ötesinde bir yolculuÄŸa çıkmaya hazırım. Bu yolculuk umuttan da öte…. Bu yolculuÄŸun baÅŸlangıcı hayal, sonu, sonsuz düşler….
Haydi! hepimiz yeni güne merhaba dediğimiz anda, benim gibi sizlerde umutlarınızıda yanınıza alarak, başlayın umutların ötesine yolculuk yapmaya.
Belki, kiminizin ÅŸehrinde son güneÅŸli günler yeÅŸermeye devam ediyordur. Belki de bahar bu güneÅŸli günlerle birlikte yeni umutlara hazırlanıyordur. Hadi! Takılın içimizde esen bu umut rüzgarlarına…
Sınır yok…Engel yok…İstediÄŸin kadar özgürsün…Bırak gitsin umutların, yaÄŸmur damlalarıyla uzaklara doÄŸru bir bulutun kanadında…Savrulsun yeni ufuklara doÄŸru.
Belki bir an hasretlerin vuslata çevrilir, belki de istediÄŸin bir ülkede istediÄŸin hayatı, hayatına katarsın….
Bir an gözlerini kapadığın gibi, dış dünyaya da kapa içindeki bütün umutsuzluklarını UNUT!..
Çünkü, umut bir cevher, bir tohumdur.. DeÄŸerini bilirsen her yerde yetiÅŸir. Zamanı, mekanı yoktur. Umutlarını kat, içindeki yitirilmiÅŸ, gizli, saklı, bastırılan duygulara. Bu sabah umutlarınıda yanına alarak uç sonsuza…
Bak! O zaman göreceksin bütün dert ve kederleri unutup, umutların ötesine yolculuk yapacaksın…Umutlarının gerçek olduÄŸunu yüreÄŸinde esen umut rüzgarlarıyla görecek ve yaÅŸamaya umutlarının ötesinde devam edeceksin….
Yazan : Melodi AKÇAY
Kas 11

Siz istediğiniz kadar hayata direnin, istediğiniz kadar gövde gösterisi yapın ve istediğiniz kadar cevaplarını öğrenmek istediğiniz soruları kafanızda çoğaltıkça çoğaltın, çaresizlik; tatmin edici olmayan cevapları ile birlikte geliyor.
O an basiretimiz bağlanmış gibi, elimiz kolumuz bağlı kalıyoruz. Hiç gözünü kırpmıyor çaresizlik. Sana acımıyor. Yardım etmiyor. Sen ağlarken; usulca, sinsi sinsi gülüyor.
İşitmek istemesek te; kimi zaman çaresizliğin tehdit dolu sesini duyabiliyoruz. Sinirlerimiz iyice geriliyor. Aynı zamanda garip bir heyecanla umudu hala içimizde yeşertme çalıyoruz.
Öfke, yardım çığlıkları fayda etmiyor çaresizliğe.
Neden? Neden? Diye soruları istediğin ve beklediğin cevaplarla bir türlü hayatına gelmiyor.
Çaresizliğin hayat kapısının önünde yaşamakla yaşamamak; ümitle ümitsizlik arasında senin için bir mezar hazırlama çabasında olduğunu düşündünüz, yaşadınız mı hiç?
Bin defa ümitlenip, bin defa ümitsizlik rüzgarlarına kapılmanın nasıl bir şey olduğunu, bunun çaresizlikten dolayı doğduğunu ve her seferinde sonucunu gülümseyerek karşılayabildiniz mi?
Çaresizlikle girdiğiniz bu savaşın sonunda aklınızla galip gelebildiniz mi? Galip gelebilecek kadar kendinizi güçlü hissedebildiniz mi? Çaresizliğe karşı o çok güvendiğimiz, her şeyin anahtarı olan, her kapıyı açar dediğimiz parayla çözebildiniz mi? Para çaresizliğinize her konuda galip gelip üstün başarı sağlayabildi mi?
Çaresizliğin nasıl zehirli bir yılan gibi her an her saniye sinsice pusuda beklediğini ve usulca içinde hep kalışını ve seninde bu davetsiz misafire git artık diyemeyişinin bir çaresini bulabilen oldu mu?
Çaresizlik ve ümitsizlik birbirine o kadar yakındırlar ki; soğuk nefesleri ensemizde burada daima kalacağını pusuda bekleyerek söylemez mi?
Her zaman hayatta her şeyin bir çıkış yolu olduğu söylenip durur. Çaresizliğin bir çıkış yolu var mıydı acaba? Her şeyin olduğu gibi onunda mutlaka olmalıydı. Fakat çaresizlik; gözlerinin önünde gülerek alaycı tavrıyla sana doğru bakarken, kuşkusuz senden daha güçlü olan, insanın duygularıyla ve mantığıyla dalga geçen bir şeyi yenmek güçtü.
Çaresizliğe karşı hayatta ne kadar güçlü durursak duralım; yıkılmamakta direnen bir duvara karşı pasif ve boynunu bükmek zorunda kalıyor insan.
Çünkü çaresizlik senden, benden, ondan kısacası insandan daha güçlü. Bu kuralı ne mutluluk, ne ümit, ne sevgi yenebilecek güçte. Boynu bükük, gözlerini ondan kaçırıverir bir vaziyette, insanoğlu çaresizliğe karşı hayatını hep böyle devam ettirmekte. Çaresizlik keyfi uğruna insanın hayatını altüst edip onu hep ite kaka emekletmekte.
Yazan : Melodi AKÇAY
|
|
Son Yorumlar