payday loans Car insurance

GECİKMİŞ ZAMANLAR EVİ

Yayın Tarihi: 13 Eylül 2009 Pazar Saat: 7:25

GECİKMİŞ ZAMANLAR EVİ

Her şey değişmiş gibiydi. Ormanın kenarındaki sık ağaçlarla kaplı evime nihayet geri dönmüştüm. Çocukluk ve gençlik duygularımızın bizi delicesine çılgına çeviren zamanlarında, derin ve sessiz bir sükunet içerisinde teker teker terk etmiştik kardeşler olarak evimizi.

Gitgide uzaklaşan duygularımız korkulu bir rüyaya dönüşmek üzereyken, dörtnala uzaklaşmıştık gecikmiş zamanlar evinden. Kızgınlıklar, dargınlıklar boy göstermeye başlamıştı. Evimizi terk etmeye nasıl cesaret edebilmiştik; yıllardır bu sorunun cevabıyla yaşıyordum.

Şimdi buradayım. Ve, evime bakınca hiçbir zaman gerçekleşmeyen genç kızlık hayallerimi görebiliyorum. Meral ablam ikinci katta, rüzgarın uğultusunun bol olduğu sevimli bir odada yatıyordu. Yanı başındaki yerleri oymalı mermerden kaplı bir odada Zeral ablam yatıyordu. Meral ablam gibi değildi Zeral ablam. Hani bazı şeyler insanın kanında vardır derler ya! Zeral ablam babama benziyordu. Kızdığı zaman öfkesi yükselir, sesinin tonu dayanılmaz bir hal alırdı. Kuralları ile yaşar, bizimde o kurallara uymamız için hızlı hareket etmemizi isterdi ve buna uymamızı beklerdi. Hiçbir zaman duygusal ilişkiler kurmaz, sadece homurdanırdı. Meral ablamla işimiz ne zaman biterse geri kalan işlerden sıyrılmak için kaçış yolları arardık kendimize. Fakat Zeral ablamın peşimizi bırakmaya hiç niyeti yoktu.

Oysa Meral ablam, hayallerinde bile yaşayamayacağı kadar büyük mutluluklar peşindeydi. Tam tepede oturduğumuz için bahçemiz bol rüzgar alırdı. Meral ablam bahçede gezinirken altın sarısı saçları buğday başakları gibi rüzgarda savrulup durur; pencereden saçlarının savruluşunu izlerdim. Arkasından seslendim mi geriye doğru dönüp bakmasıyla, gülümsemesi ile yüreğime sevgi dağıtırdı.

Ne güzel günlerdi o günler. Her biri hayatımı etkileyerek geçti. Ne olduysa bir arara evimizde soğuk rüzgarlar esmeye başladı.

Yağmurlu bir günde bu evde bastırmaya çalıştığı duygularını daha fazla frenleyemeyeceğini anlayan Zeral ablam, evi terk etti. Oysa onu hiç evi terk etmez sanıyordum. Uzun yıllar ondan hiç haber alamadık. Yatağının başucundaki etajerde en son okuduğu kitap 7 yıl boyunca gelip okunmayı bekledi. Ama gelmedi. Tıpkı bizim hikayemiz gibi bu hikayede yarım kaldı.

Günün birinde bu evde mutlu olduğunu sandığım Meral ablam, daha bir aydır tanıdığı kendinden on yaş büyük olan birinin evlilik teklifini aptallık edip geri çevirmemeye karar verdi. Babam daha kim olduğunu bilmediği biriyle ablamı evlendirmek istemiyordu.

Dışarıda şimşeklerin çaktığı bir sırada, evimizin içindede korkunç sesler duyulmaya başlandı. O suskun ablam babamın hayır cevabı karşısında deliye dönmüş, eline aldığı bir makasla kendini öldüreceğini söyleyerek ortalığa tehditler savuruyordu. Kızının kararından vazgeçmeyeceğini anlayan babam sırtını duvara yaslayarak yana çekildi ve ablam evin kapısına doğru yönelerek koşarak, arkasında dahi bakmadan evden çıktı gitti. Koridorda öylece kalakaldık annem ve babamla.

O günden sonra kulaklarımın içerisinde ablamın bağırışlarına dahil başka bir şey duymuyordum. Kim olduğumu unutmak üzereydim. Bedenimi saran terk edilme korkusu ile yaşamak zorunda kalışım, ablalarımın evi terk edişlerinden sonra, bu evde yaşamak için dengemi sağlayabilmekte güçlük çekiyordum.

Bedenimi tanımadığım duygular sarmaya başlamıştı. Ablalarımla çok iyi geçinemiyordum fakat; onların varlığı benim bu evde güvenliğim için yeterliydi. Onların gidişiyle hareket yeteneğimi kaybetmiştim. Yüreğimde bir şeyler inim inim inliyordu. Karşılık veremiyordum artık bu iniltiye. Canım yanıyordu. Yapayalnız kalmıştım.

Ve bir gün, yılbaşı tatilinde geçirdiğim onca sıkıntılı günlerden sonra anne ve babamı geride bırakıp o kızgınlıkla evden ayrıldım. Oysa anne ve babamı ne çok seviyordum. Bunu nasıl yapabildiğimi anlayamıyorum. Birbirimize sağlam bir sevgi ile bağlıydık. O vakitten sonra bilinmeyen yerlere doğru ablamlar gibi bende yol aldım. Bu evde bulmadığım mutluluğu başka yerlerde aramaya kalktım. Hiçbir zaman başım bulutların üzerinde olmamıştı fakat, ablalarımın bu apansız terk edişlerinin ardından yaşadığım acıların terk ediş hikayesiydi benim hikayem.

Şiddetli bir tipi vardı dışarıda evimi terk ederken. Kar, bütün yolları kapatmıştı. Hayatımın acı günlerinden, mutlu günlerime varış sanıyordum o anı Fakat yıllar; o gün evi terk ederken, aslında bana mesajlarını sunmuştu. Şiddetli yağan kar ile birlikte, hayatımdan hiç karakışlar eksik olmadı.

Bu arada ablamlar ile evi terk ediş özelliğimizin dışında bir benzerlik yoktu hayatlarımızda. Fakat Meral ablamın şansı yaver gitmişti. Yıllar sonra bir gün iki oğlunun olduğu haberini öğrendim. Bir aylık tanıdığı adamla mutlu olmuştu. Zeral ablamın haberini yıllarca alamadım. Meral ablamla bundan birkaç ay önce telefonla konuşurken, nasıl olduğunu ilk defa o zaman öğrendim. Zeral ablamın hikayesini telefonda dinlerken dehşete düşer gibi oldum. Canı çok yanmıştı yıllar içerisinde. Onu görmek istiyordum. O homurdanan havasından hiç eser kalmadığını söylüyordu Meral ablam.

O konuşmadan sonra, sabırsızlıkla onlarla buluşmayı hayal ettim. Şimdi buradayım. Üç kız kardeş, eski günleri anmak adına burada buluşacağız.

Evimin ışığı yanıyor. Fakat benim eski halinden ne de evimin eski içten havasından bir eser yok karşımda. Onlarla anlatacak o kadar çok şey var ki. Gençliğimizin vermiş olduğu hataları telafi etmek, yeniden yaşamadığımız yarım kalan duygularımızı yaşamak için buradayız.

Her şey değişmiş gibiydi. Ablalarım acaba geldiler mi?

Annem merdivenden göründü. Hala başı dimdikti. Yıllarca babama ve bizlerin yokluğuna nasıl katlandı acaba? Evlatlarından darbe yemiş olmak, onda bir takım düzensiz duygular sağlamış mıydı?

Yaşlanmıştı. Oysa yıllarca onunla konuşmayı, görüşmeyi çok istedim; fakat beceremedim.

Ne yazık ki zaman ve yaşanılan duygular insanın içinde her şeyi alıp götürüyor, bir anda değiştiriyormuş. O zamanlar her şey başkaydı içimde. Giderken ne bulmayı merak etmiştim, bu soruyu yıllarca sorup durdum kendime. Buraya tekrar gelmeye hakkım var mıydı? Bilemiyorum ama, gecikmiş zamanlar evinde yarım kalan hikayemi tamamlamak istiyorum.

Yazan: Melodi AKÇAY

Etiketler:

ALACAKARANLIK KUÅžLARI

Yayın Tarihi: 02 Eylül 2009 Çarşamba Saat: 6:53

ALACAKARANLIK KUÅžLARI

Alacakaranlık bütün sokağa yayılmıştı. Yalnız sokağın değil, tüm insanların sesi susmuştu. İşin garibi; içim huzur doluydu. Aydınlıkla karanlık arasında gecenin geldiğini müjdeleyen alacakaranlık kuşları, bu gecede hazırlanıyorlardı gündüzü terk etmeye.

Karanlık siyah bir gölge, alacakaranlık kuşları siyahlığın umuduydu. Haydi! bu gecede yeşertin içimdeki umutları alacakaranlık kuşları!

Susmayın! Çığlık çığlığa ötüşün! Cıvıldaşın!
Göremiyorum sizi ama; biliyorum meskeninizi.

Ağaçlar, evlerin çatı araları, kiremitler; belki de küçük bir saksı kenarındasınız. Öyle ya da böyle ne fark eder ki! Her gece oradasınız; benim sokağımdasınız.

Sen! Yüreği alevli alacakaranlık kuşu; çam ağacının dalında hiç bitmesin bu geceki faslın. Sabaha kadar sürsün. Ne kadar dertli dertli ötüşürsün. Yoksa rest mi çektin hayata?

Yorgun musun? Üzgün müsün? Nedir bu acele?

Herkes evine gitti; el ayak çekildi; kargaşa bitti bu mahallede.

Yine ben varım bu akşam sizlere eşlik eden. Gel göster yüzünü; derdini dinleyenlerden biri ben olayım. Yoksa herkes kendi başının derdinde.

Sakın hakkın yok deme bana. Benim sana sözüm var.

Bir gece hatırlar mısın? Yine böyle el ayak çekildiği zaman bulmuştum kendimi çam ağacının altında; senin yanında. Görmüyordum seni ama; sesinden tanıyordum.

Kararsız, şaşkın ve düşünceli gecelerimden yine birini yaşıyordum. Hiç beklenmedik bir anımda alacakaranlığı yırtıverdi sesin.

Ağlıyordum. Ağlamak nasıl olur bilirsin! Bilmiyor musun yoksa?
Ağlamak can yakar; nefret edersin o an dünyadan, her tarafın duvarla kaplıdır o vakit; ikiye ayrıldığını hissedersin. Öfke, kin alev alev yanar içinde ve gözlerinden akar oluk oluk gözyaşları ama; yüreğindeki ateşi söndüremezsin.

Sende ağlıyorsun bu gece belli. Ötüşünde bir ümitsizlik, bir hüzün var. Niçin çekiniyorsun benimle göz göze gelmekten?

Ben senin sayende o gece mutluluğa eriştim. Aradığımı o gece, senin ötüşünle buldum. Bir serinlik düşmüştü o an yüreğime; alıp götürdü ötüşün beni. Sarıp sarmaladı.

Şimdi içime sığdıramıyorum; bana o gece fısıldadıklarını. Yerinde durmuyor yüreğim, her gece seni ve arkadaşlarını bekliyor; ağaçlar, evlerin çatı ve kiremitleri aralarında

Yazan : Melodi AKÇAY

Etiketler: