| |
Eyl 29

“Benim cıvık hareketlerim olursa beni yola getirmesini dizginleÅŸtirmesini istiyorum”. EvleneceÄŸi erkekte aradığı özelliklerden biri olduÄŸunu söyleyen 19 yaşındaki bir genç kız tarafından, dün “Su Gibi” evlilik programında cümlelere dökülmüştü bu söz.
Ey ülkemin okumuş, bilgili, kültürlü, güzel ve kendi ayakları üzerinde durmasını bilen genç kızı bu söz sana hiç yakıştı mı?
Bir an kanal değiştirirken televizyon ekranlarında bu sözü söyleyen genç kızla karşılaştım. Çok ta güzeldi. Evlenmek istiyordu. Evlenmek istemesi gayet normal ve kişisel hakkıydı. Öyle ya da böyle, bir şekilde; ama televizyon ekranlarından, ama başka koşullarda evlenmek istemesi kendi bileceği bir konuydu.
Evliliğin kendi hakkı ve tercihi olduğunu bilen bu genç kızımız, bu sözle ne yazık ki kendi haklarından bir tanesini başkasına vermiş oluyordu.
Diyeceksiniz şimdi bu sözde onun sözü, onun tercihi. Evet! Onun sözü, onun tercihi.
Eeee o zaman sana ne?
Haklısınız bana ne?
Ama bu sözü duyduğumda şaşırmadım değil.
O veya bir başka genç kızımız. Burada kişi şahşiyeti önemli değil. Genel olarak bu sözün anlam bakımından söyleniş biçimine bakarsak genç kızlarımızın ağzından pek azda rastlamadığımız bir durum değil yani!
Helede günümüz gençliğinde. Genç kızlarımızın bir çoğunun ağzından bu veya buna benzer şekilde kullanılan cümleler var. Garip!
Göz ardı edilip, yadsınamayacak kadar önemli bir konu aslında.
Bu genç kızın evleneceÄŸi erkeÄŸin “eÄŸer benim cıvık hareketlerim olursa beni dizginleÅŸtirmesini istiyorum” sözü aslında ne kadar acı idi.
Eee güzel kardeşim. Sen kendi kendini (dizgin) yanlış gördüğün davranışlarında kontrol edemeyecek kadar düşüncesiz misin ki? niye bir erkeğin seni kontrol altına alıp gütmesini istiyorsun? Veya buna niye izin veriyorsun? Ya da vermek istiyorsun?. Bir başkası tarafından güdülmek ilk başlarda aşk ile hoşuna gitse de bunu kıskançlık sanırsın; ama işin boyutu yer, zaman, mekan ve şu anda yaşadığın şartlar değiştikçe o güdülmeler artar ve bir müddet sonra güdülen olmak istemezsin.
Kendi kendini yönetebilme hakkını niye bir erkeğin davranışlarından veya sözlerinden almak istiyorsun? Erkekleri olur olmaz sözlerle niye pofpofluyor sunuz?
Unutmayalım ki; evliliğin temeli karı kocanın birlik ve beraberliğinden geçer. Evlilik tek taraflı davranışlar ve düşüncelerden oluşamaz. Oluşmamalıdır da. Başta oluşsa hoşa gitse bile, sonra; bunun o gün düşündüğün gibi olmadığını anlarsın. Ve evlilik bunu kaldırmaz.
Sen, daha baştan kendi haklarını bir erkeğe teslim ediyorsun. Düşün ki! bunun yılları var. Eeee yıllar sonra ne olacak? O zaman bu sözü söylediğini hatırlayacak mısın? Yada bu sözü söylediğine pişman mı olacaksın? Cevap tabiki senin.
Bu söz veya buna yakın sözler genç kızlarımızın veya kadınlarımızın ağzından sık sık karşılatığımız bir söz.
Genç kızlarımız veya kadınlarımız niçin davranış konusunda veya başka konularda tam anlamıyla kendi düşüncelerini ve bedenlerini yok sayarak bir erkeğe ihtiyaç duyarlar?
Güç mü? EÄŸer güç ise o sevdiÄŸin erkeÄŸin gücü bir zaman sonra gelir ve senin üzerinde ÅŸiddet olarak uygulanmaya baÅŸlarsa, o zaman hiç sızlanmana ve vah’lar çekmene hiç gerek yok.
Çünkü dediğim gibi sen daha önce ipleri erkeğin eline verdin.
Hı! burada da bir başka konu ortaya çıkıyor. O bir zamanlar gücünü sevdiğin erkeğe katlanmak zorunda mısın? Tabiki hayır.
O, sana yıllar öncesinde bu sözü söyledin diye şiddet uygulamakta haklı mı? sonuna kadar hayır.
O yüzden güzel ülkemin, güzel genç kızları! Modern çağa örf ve adetlerimiz doğrultusunda uyan genç kızlarımız! Öyle veya böyle aile rızası olmadan, karşılıklı anlayış olmadan ve evlilik yapacak kişiler arasında kültür farkı olursa bu gidişatta biraz zorlanacağınızı gösteriyor. Oysa evlilik zorunluluk değil, kolaylık olmalıdır.
Ya da ” erkeÄŸim bana sahip çıksın istiyorum” sözü çoÄŸu genç kızlarımızın ve kadınlarımızın aÄŸzından dökülürken hayretle onlara bakakalıyorum. Bu sözleri niye genç kızlarımız kullanıyor. Onları da anlamıyorum. Sanırsam ki, hayatın her köşesinde ve televizyon ekranlarından özenti.
“Sahip” kimse kimsenin ne malı, ne mülküdür. İnsan kendi kendinin sahibidir.
Çoğu genç kızımız evlenmek istediği erkekte aradığı özelliklere bu sözüde katıyor. Evleneceği erkeği bulana kadar sanki sahipsiz, yertsiz, yurtsuz, bakıma muhtaç bir insan karakteri çiziyor. Eeee o zaman yertsiz ve yurtsuz insanları pek kimse istemez. Öyle bir an geldiğinde de sahipsiz oluşu başına kakılıp durur.
Onların söylemleriyle cıvık hareketlerinin olduğunun veya olabaileceğinin farkında olan bu genç kızlarımız, niye bu hareketlerinin kendilerine göre yanlış olan taraflarını düzeltebilme özelliklerinin kendilerinde olduğunun farkında değiller acaba?
Diyorum ya! genç kızlarımız ufak. Bir yandan da düşünüyorum ufak ama evlenmeyi ve evliliğin getireceği büyük sorumlulukları gögüsleyebilecek kadar olgunlar ya da öyle sanıyorlar. Daha davranışlarının bilincinde olamayacak kadar gelişmemiş, hayat tarafından yoğrulmamış kızlarımız evlilik kurumunu nasıl ayakta tutacaklar?
Ve en önemlisi bu düşüncelerle yetişmeye devam ederlerse kendilerini yıllarca nasıl ayakta tutabilecekler. Kadınlarımız ve genç kızlarımız erkek hegomonyasının bir ölçüde nereden çıktığının hala farkında değiller ki bu sözleri kullanabiliyorlar. Hanımlar öz eleştiri yapmaktan korkmayın! Ve hala neden erkekler tarafından birçok konuda ekarte edilip geri plana itildiğinizin farkına varın!
Yazan : Melodi AKÇAY
Haz 22

Geçenlerde arkadaş sohbetlerimizden birinde bir arkadaşımızın evli bir adamla uzun süredir yasak aşk yaşadığından ve bunun sonucunda o adamı eşinden boşandırıp evlenmiş olmasından bahsedildi. Yani dedikodu fabrikası iş başındaydı. Sanki hiçbir zaman hiçbir insanın başına böyle veya buna benzer bir olay gelmeyecekmiş ve gelmemiş gibi ahkam kesildi. Bu sözleri o kadının yüzüne söyleyemeyecek kadar cesaretsiz fakat, arkasından konuşabilecek kadar rahat ve gevşek davranışlar içerisindeydiler.
Burada asıl emin olunması gereken konu aslında bu tür iliÅŸkilere karşı ne kadar güçlü, dimdik ve kendimizden ödün vermeden uzak kalabilmemizdir. Yani herkesin böyle veya buna benzer bir ÅŸeyi yaÅŸama ihtimali oldukça yüksektir. AÅŸk bu ya gönül ferman dinlemez misali….
Bunun üzerine herkes kendi fikrini söyledi. Kimi eliyle ağzını kapatıp aaaaaaaaaa şeklindeki öğrenisiyle şaşırdı. Kimi ondan zaten böyle bir şey bekliyorduk. O yapar gibi emin cümlelerle onu yargıladı.
Aslına bakarsanız doğru olan benim o konuşmaların yapıldığı sırada o ortamı terk etmem gerekiyordu. Fakat bana o anki ortamdan yazı yazabileceğim bir konu çıkacağını fark ettiğim için kalmayı yeğledim. Çünkü bugün bir başkası hakkında bir konuda dedikodu yapanlar yarın herkes hakkında ileri geri konuşabilir ve kendi haklarında da konuşulabileceğini ne yazık ki unutuyorlardı. Konuşmadıklarını hiçbir zaman bilemeyiz.
Fakat, diğer bir taraftan da olaya bakınca bazen bazı ortamlarda kalıp, bazı insanlara gerçeğin; görünenin veya kendi fikirlerinin yanında değişebileceğini ve görmek istedikleri gibi olmayacağını değişik fikirlerle ortaya koymak ve vurgulamak gerekiyordu. Hani belkiler vardır ya hayatımızda: İşte bu konunun da o ortamda belkilerle yer değiştirmesi gerekiyordu. Tabiî ki algılamak isterlerse. Yani işlerine gelirse. Tabiî ki birçoğunun işine gelmedi. Kimse sabitleşmiş fikrini değiştirmek istemiyor, fakat diğer yandan da öyle bir konu açılınca ağızlarının suları akarak bu konuyu dinliyor ve konuşuyorlardı. Sanki kendileri hep cici, karşıdaki ise hep kaka idi.
Aynanın yansıyan yüzünün yanında, birde görünmeyen yüzü vardı. Evliliklerde veyahut ikili aşk ilişkilerinde aldatma büyük bir sorun teşkil ettiği kadar, tek taraflı olmayacağının da bazı insanlar tarafından algılanması gerekiyordu. Yani sadece kadın tarafından olaya bakılmaması gerekiyordu. Hani bir kesim insanın, ağzından sürekli olarak düşürmediği kadın kadının kurdudur sözünün doğruluğu aynanın yansıyan tarafından değil de, öbür tarafından bakıldığında, işin değiştiği apaçık görülüyordu. Fakat ne yazık ki bu durum toplumumuzdaki bazı insanlar tarafından görülmek istenmeyen bir gerçekti.
Evet! Bir kadın bir kadının hayatını mahvedebiliyor. Bir erkekte bir erkeğin hayatını mahvedebiliyor. Bütün yaşanmışlıkları bir anda aşkım önemli deyip eşinden bin bir türlü sebeple boşanmasına, ondan vazgeçmesini sağlayıp sebep olabiliyor. O da nasıl bir aşk sa? Kadın kadının kurdudur ya da düşmanıdır sözü bu sözün doğruluğunu belki bir noktada doğru kılıyor. Fakat erkekte hiç suç yok mu? Bu niye genellikle görmezden geliniyor. Bazı kadınlar ve erkekler tarafından bu konu nedense hep es geçiliyor.
Çünkü toplumumuzda görülmek istenen ve günah keçisi ilan edilmek istenen ve bu yüzden yargılanan hep kadın oluyor. Peki! Olmaması gerektiği halde evli bir erkekle aşk yaşayan bir kadın aşığım dedi. Kendine göre bin türlü sebeple evli erkeği elde etti. Yani onların tabiriyle baştan çıkardı. Eğer, o erkeğin karakter yapısı güçlü olsa, evine ve evlilik kurumuna saygısı olsaydı bu olay gerçekleşir miydi? Hayır. Erkeğin mantığı nerede kaldı? Kadının mantığını neden sormuyorum. Çünkü, hep kadın suçlu ve erkekleri eşlerinden bilerek ve yine onların tabiriyle ayartarak ayırıyorlar ya, bu kanıksanmış. Yani bazı kadınların düşüncesi hep evli erkekleri eşlerinden boşandırma mantığı üzerine kurulu gibi bir anlam çıkıyor buradan. O yüzden bu konuyu sormuyorum.
Peki! Kadın bu kadar güçlü ve erkeğin üzerinde aşk konusunda iktidar sahibi olabilecek kadar etkense, eşini seven ve çocukları olan erkek neden hem eşi, hem de diğer ilişki yaşadığı kadın üzerinde karakter olarak bu kadar zayıf kalıyor.
Yine kadın üzerinden aynanın görünmeyen başka bir yüzünden bakarsak olaya, evli olan kadın ( yani genel tabirle kadın) neden eşinin yasak ilişki yaşadığı kadın kadar onun üzerinde etkili olamıyor? Erkek başka bir kadının etkisi altına girebilecek kadar güçsüzse, neden evli olduğu kadın üzerinde güçlü rolü oynuyor. Aldatan kadın kadınsa, evli kadın bostan korkuluğu mu? Bu soruya verilen cevap aldatma konusunda genellikle artık birbirlerine yetmedikleri, fikir çatışmaları, düşünce ayrılığı, aşklarının saygılarının bitmesi gibi sözlerle ifade edilse de neden bu olay bir erkeğin hayatına başka bir kadın girdiği zaman cereyan ediyor. Hiçbir zaman içgüdüsel dürtüler ağızlarından ön plana çıkmıyor. O güne kadar erkeğin aklı ve mantığı nerede sorusu sorulmaz mı adama?
Eğer kadın güçlüyse, başka bir kadın onu eşinden ayırdıysa yani hep kadın suçluysa peki neden evli olan kadın kocasına sahip çıkamıyor düşüncesi de hakimdir. Burada yine evli olan kadın da suçlanır. Bunca yıl bir şekilde aynı yastığa baş koyan insanlar beraber yaşamayı tercih etmişler. Birkaç çocuk sahibi olmuşlar. O güne kadar bunu başarmışlar. O güne kadar o zaman erkeğin aklı neredeydi? Demek ki biraz biti kanlandım erkekler önce eşlerini boşuyorlar.
Herkesin kadın ve erkek olarak hayata bakış açısı farklı olduÄŸu kadar iliÅŸkilerde de farklılıklar yaÅŸarlar. Burada aynanın görülmek istemeyen bir yüzü daha vardı. Erkek kiminle aldatır sorusu? Saçma bir soru olarak hep sorulur. Tabiî ki kadınla. Gidip hem cinsinle aldatacak deÄŸil ya. O zamanda baÅŸka konular, baÅŸka dedikodular çıkar ortaya….
Ve başka bir konu. Sanmayın unuttum. Kadınında erkeği aldatabileceği. Bu kısır döngü böyle devam eder gider. Eşlerini bir şekilde aldatan anne babaların çocukları da bir gün gelir onlarda bu kervana katılabilirler.
Aldatarak, ihanet ederek yuva üstüne yuva kurulmaz sözünün doğruluğu ne yazı ki bazı insanlarımız tarafından unutulduğu gibi, bir gün seni onunla aldatanın başka bir gün bir başkasıyla aldatma olasılığının çok yüksek olduğunu önümüzdeki yaşanmış örneklerle açık seçik belli olmaktadır.
Aldatma, ihanet konusunda ne kadınlar var erkeğin aklını başından alan ama, bir o kadarda saf ve temiz duygularınla oynanan kadınlarımız var. Bir şeyi sorgularken, günah keçisi ilan edilirken bununda göz önüne alınması gerekiyor. Aynalar çoğunlukla gerçekleri oldukları gibi yansıtmazlar, insanların görmek istedikleri şeyleri önlerine sunarlar. Fakat bazen görünmeyen ya da görülmek istenmeyen gerçeklerde vardır. Yani bu konu çok karışık bir konudur. Çevremize bakarsak rastlamayacağımız olaylar değildir. Dedikodu fabrikası, aynanın hep ön yüzünden bakmaya devam ederse, bu fabrikadan birçok at gözlüğüyle olaylara bakan insan modelleri çıkar.
Melodi AKÇAY
|
|
Son Yorumlar