payday loans Car insurance

RÜZGARIN SESİNİ DİNLE

Yayın Tarihi: 21 Eylül 2009 Pazartesi Saat: 7:02

RÜZGARIN SESİNİ DİNLE

Hayat tasalanmak için değil eğlenmek ve sevinmek içindir. Bütün gerçekliğiyle kabusa dönüşen günlerinde bile yaşamasını bilmek demektir. Hayattan anlaman gereken şeyler var. Geçirdiğin ve gördüğün her şey yanına kar kalandır. Bana kalırsa hayat; her gün yeniden doğmak, kabuk değiştirmek demektir.

Şimdi, kafamda yeni bir hikaye yazmayı tasarlıyorum. Bu gecede yorgunum. Öyle çok yorgunum ki! Bu hikayeye dair aklımda hiçbir şey kalmayacak sanıyorum. Ve o hikayeyi yazmak için sabırsızlanıyorum.

Uzun soluklu yağmurlardan sonra yüzümde rüzgarın soğukluğunu hissediyorum. Bütün her şeye rağmen yarın sabah uyandığımda, ilk olarak hayattan hala öğrenebileceğim bir şeylerin olduğunu biliyorum. Belki de benim bu denli mantıksal oluşumun nedeni hayatı anlayabilmeme bağlıdır. Her gün bir yerlerde saklı bir hazinenin beni, onu bulmam için beklediğini bilmek, içimdeki yaşama sevincini ve öğrenme isteğimin bitmemiş olduğunun bir göstergesidir.

Şu anda dışarıda delicesine esen rüzgarın bana anlattıklarını dinliyorum. Karşı koyamayacak kadar büyülenmiş gibiyim. Büyük bir hayranlıkla rüzgarın sesini dinliyorum.

Aldırmıyorum geçen zamana. Varsın geçip gitsin. Geride bıraktığım her saniye mutluluk girdabına kapılsın. Dönsün, dönsün ve tekrar bana gelsin. Ben şu an mutluyum; gerisi boş.

Ne kadar garip; kim bilir kaç evde benim gibi rüzgarın sesini dinleyen yürekler vardır. Kaçı mutludur? Kaçı huzursuz? Oysa ben, rüzgarın sesiyle derin duygularla besleniyorum bu gece. Doğanın manzarası yağan yağmurla eşlik ediyor bana ve hayattan gittikçe daha çok şey öğreniyorum.

Gündüz uykuda olan sezgilerim, gece açılıveriyor bir anda. İşte! Hayat bu diyorum. Gecelerde hayatın birçok gizli kalmış noktalarını öğreniyorum.

Huzur veriyor rüzgarın sesi. Biliyorum; onu tutamayacağım; ama yavaşça elimi uzatıp onu tutmak istiyorum. Bana verdiği huzuru yanağına bir öpücük kondurarak, teşekkürle son buldurmak istiyorum. Fazla söze gerek; bazı şeyleri susarak ta anlamayı biliyorum.

Hayat, iki kardeş olan rüzgar ve yağmuru birleştirdi yine bu gece. Yapılacak bir şey yoktu ama, aslında çok şey yapıyordum rüzgarın sesiyle birlikte. Duygularımın doruğundayım. Nerede olmam gerektiğim önemli değil. Ha bir park, ha bir tavan arası. Kuşkusuz nerede olsam seyre değer bir manzaraydı şu an yaşadıklarım.

Bu vakitte hayatın seslerini dinleyen insan sayısı kaç kişidir acaba? Rüzgarın sesini ve neler anlattığını fark eden var mıdır?

İşte! bu gece de böyle gelip geçiyor; fakat ne yazık ki çoğu kişi yaşadığının ve duygularının farkında olmadan zamanı tüketiyor. Hayat diyoruz. Hayatı koskocaman bir acı ile tanımlıyoruz. İşte bu tanımlamada hata yapıyoruz. Unutmayın! Hayatı bulduğunuz an tanıyacak ve işte bu hayat diyeceksiniz. Ve ondan hiç vazgeçemeyeceksiniz. Bazen, rüzgarlı bir gecede sesini dinleyeceksiniz.

Yazan : Melodi AKÇAY

Etiketler:

SERSERİ RUHLAR

Yayın Tarihi: 09 Eylül 2009 Çarşamba Saat: 7:12

SERSERİ RUHLAR

Vakit gecikmişti. Çoktan gitmeliydim. Bu kezde son defa iyi geceler diledim eski dostlara. Belki baharda yine gelirim. Ve, valizimi alıp koyuldum yollara. Rastgele dedim hayata yine bir sonbaharda.

Üşümüştüm. Hem de çok üşümüştüm. Şiddetli esen rüzgarın yakıcı etkisi tenimde dolaşıyor, vücudumu kaşındırıyordu. Yarım saat kadar yürüdüm yollarda. Kimsecikler görünmüyordu etrafta. Bu, dostlarımı kimbilir kaçıncı terk edişimdi. Biliyordum. Yürüdüğüm yerlerin etrafında bir kavis çizip tekrar geri döneceğimi.

Üç saat kadar başı boş bir şekilde dolaşıp durdum. Gecenin karanlığında çakıl taşlarıyla kaplı dar bir patika yol çıktı karşıma. Tam karşımda bütün heybetiyle duran bir meşe ağacı, kollarıyla bütün sokağı sarıp sarmalıyordu. Sanki hareket eder gibiydi. Yoksa hayal gücüm mü oyun oynuyordu bana.

Ayak sesleri geliyordu “tak tak” diye. Gelen endamlı biri olmalı diye düşümdüm. Bir kaç adım daha attıktan sonra, koskoca cüsseli bedeni ile tir tir titreyen bir yürek çıktı karşıma. Bu soÄŸuk havada alnından terler akıyordu. Ürkek bir görünümü vardı. Åžaşırdım. Biraz önce beni “tak tak” diye ayak sesleriyle telaÅŸa düşüren bu yürek, hiç hareket etmeden öylece bana doÄŸru bakıyordu. Oysa geliÅŸi kadar ürkütücü deÄŸildi gördüğüm bu sima. O vakit seçim sanşım yoktu; bu çakıl taÅŸlı yolda. Daha yeni terk etmiÅŸtim eski dostları. Oysa ÅŸimdi hayata karışmak, dış dünyaya açılmak üzereydim.

Param, evim ve sevdiklerimi geride ne varsa bıraktım. Ve şu an hayata yine boyun eğmek zorunda kaldım. Biliyordum. Yine yenilecektim. ama bu kadar çabuk olmamalıydı.

Adam birden “ÅŸÅŸÅŸÅŸÅŸttt” diye fısıldadı. İrkildim.
Bir saat kadar vaktin var. Hemen gitmezsen bir daha gidemezsin dedi ve sokağın başına doğru yürüdü.

Beyefendi! Beyefendi! beni nereden tanıyorsunuz? diye arkasından seslendim. Hiç oralı olmadı. Sanki rüyada gibidiydim. Gecenin karanlığında birinin yüreğime dokunması, kendime getirmişti beni. Bir an kalbimin burkulduğunu hissettim. Nasıl olurda bütün hayatımı geride bırakıp ayazlı bir gecede yollara vururum kendimi diye düşündüm.

İşte! yine gelmiÅŸti vicdan duygusu. Derin bakışları yüreÄŸimin üzerindeydi. Yine ortada bırakmıştı beni. Ayakta duracak halimde kalmamıştı. Güçlükle nefes alıyordum. İnatla direttim; kanadı kırık vicdanıma.. “Bu sefer gelme gideceÄŸim”.

Issız yollarda koştum, koştum. Bir çamur birikintisi sıçradı suratıma. Kendime geldim. Baktım karanlık yollara.

Bir saat kadar serseri duygularla gezip dolaştım. Bu gecede yine bir değişiklik yaşadım. Ahmet ve arkadaşlarına rastladım. Bir meyhanenin kapısından çıkıyorlardı; sabahın ilk ışıklarıyla.

Ooooooo dedi Ahmet!
Vay canına kimler gelmiş kimler dedi alaycı tavrıyla.
Yine mi sensin Burhan?

Hiç havamda deÄŸildim. “Tam üstüne bastın Ahmet kaldır ayağını” dedim.
Ooooo dedi yine pişkin bir tavırla. Düellon bitmedi mi hayatla?
İnatlaştık biraz.

Ayakta sallanıyordu Ahmet. Birden yere yığılıverdi. Yarım gecede olsa dertlerden kurtulacaktı. Meyhane önünde herşey sessiz ve sakindi.

Yabancıydım buralara. Şimdiye kadar çoktan varmış olmalıydım yeni ufuklara. Sabah olmak üzereydi. Yaşlanıp ıskartaya çıkmak istemiyordum buralarda. Yine dönüp dolaşıp geldim eski dostlara. Sırtımda kahverengi meşin ceketim, ayağımda prangalarla. Hala gönlüm yaşamadığım duygularda.

Yazan : Melodi AKÇAY

Etiketler: