Oca 07

|
Oca 07
Bir bayanın, geçmiÅŸte bana anlattığı düşünceleriyle baÅŸlamak istiyorum yazıma.. DemiÅŸtim ki ona, “Anlat içindeki fırtınalar estiren duygularını”. Ve o bayan, Nereden baÅŸlasam anlatmaya, bir hüzün çıkar karşıma diyerek devam etmiÅŸti delicesine esen duygularına.Yanlış yapılan evlilik, yanlış eÅŸ seçimi, yıllarca süren iniÅŸli çıkışlı yollar. Bitmek bilmeyen hüsranlar, acılar.Yapmak isteyipte yapamadıklarım. BaÅŸlamadan biten umutlar.Hep yarın yaparım dedim. Bir gün arkama dönüp baktığımda, yarın dediÄŸim zaman çoktan gelip geçmiÅŸte, o zaman anladım.Yarın diye bir ÅŸey yokmuÅŸ. Yapmak istediklerini bugün yapacakmışsın.Bu sözler, evli genç bir bayanın bir zamanlar bana anlattığı bir anekdot’u da aklıma getirdi. Bir seminerde ona ve iÅŸ arkadaÅŸlarına anlatılan, hayatla ilgili bir düşünce ve uygulayış biçimi.İşleri gereÄŸi onlara seminerler veriliyormuÅŸ. Ve semineri sunan kiÅŸi, ÅŸimdi ÅŸu sandalyelere oturun. Önce etrafınıza bir bakın bakalım ne görüyorsunuz? Sonra arka tarafınıza bakın bakalım, orada ne görüyorsunuz. Åžimdi de bulunduÄŸunuz yere bakın neler görüyorsunuz diye felsefi sorular sormuÅŸ.Ve semineri yöneten kiÅŸi, bu sorulara yeni bir soru eklemiÅŸ. Ön tarafınız geçmiÅŸ, arka tarafınız gelecek, bulunduÄŸunuz yer ÅŸimdiki zaman yani bugün olsun… Ve Lütfen ! Bunlara yüzdeli puanlar verin demiÅŸ….Seminerdekilerin çoÄŸu, geçmiÅŸ ve geleceÄŸe yüksek yüzdeli cevaplar vermiÅŸler. Az bir kısım, ÅŸimdiki zamana yüksek puan vermiÅŸ. Ve görevli, cevap kağıtlarına bakınca . ArkadaÅŸlar! Cevap ÅŸimdiki zaman olacaktı. Yani bulunduÄŸunuz yer. Size şöyle bir açıklama yapayım. GeçmiÅŸ; ön tarafınızda yaÅŸadın, gördün ve biliyorsun diyerek geçmiÅŸi yaÅŸandı bitti diyerek tanımlamış. Gelecek arka tarafınızda,yaÅŸamadım, görmedin ve bilmiyorsun. GörmediÄŸin için yarının neler getireceÄŸinden de habersizsin… O yüzden önemli olan ÅŸimdiki bulunduÄŸun zamandır…. diyerek, onları ters bir teoriyle hayattaki düşünceleriyle sınamış…Yani okuyucular; asıl olan hepimizin aslında bildiÄŸi, fakat; bir türlü uygulamaya geçiremediÄŸimiz ÅŸimdiki zamandır. Sadece beni etkileyen bir düşünce idi, bunu sizlerle paylaÅŸmak istedim. Belki içinizden birkaçınızıda etkiler.Yazan : Melodi AKÇAYHaz 28
Åžimdi dut mevsimi. Tek tük, koca koca yükselen binaların arasında sıkışıp kalmış evlerin, bahçelerinde kalan birkaç dut aÄŸacından dut yeme zamanı. Ama nerede? Tabiî ki hayallerde.Tarih oldu dut aÄŸaçları da tarih! Tıpkı diÄŸer meyve aÄŸaçları gibi nesilleri tükenmek üzere.Dalından taptaze koparılmış bir dutu kim doya doya, karnı patlayacakmış gibi, akÅŸam ishal olana kadar yemek istemez ki. Vallahi ben isterim.Ama, nerede kaldı dut aÄŸaçları. Tabiî ki zamanın bir yerlerinde.Bugün alışveriÅŸ dönüşü bir beyin skodasının kasasında, üzerine dut yapraklarını koyarak yarımÅŸar kiloluk kaplarda sattığı kırmızı ve beyaz dutları gördüm. Vallahi nedeyim özendim. En son ne zaman dut yediÄŸimi düşündüm. Hatırlayamadım. Benim için o kadar uzak bir sahneydi ki!Kocaman, iri iri muhteÅŸem görünüyorlardı. Sanki, al bizi de ye der gibiydiler. Ama nafile! Yiyemem ki!. Yarını düşünmek zorundayım. Utancımdan fiyatını soramadım bile. Sadece dutlara özendim. Çok güzeldiler çok.Bir bayan, eÅŸiyle cesaret edip sordu. BeÅŸ milyon dedi adam. BeÅŸ lira diyemedi. Hala milyonları konuÅŸuyorduk, unutamamıştık milyonları da, bahçemizdeki meyve aÄŸaçlarına ne olduÄŸunu çoktan unutmuÅŸtuk.Onlarda benim gibi sadece baktılar, özendiler ve alamadılar. Yarını düşündüler. Ah! Bu yarınlar yok mu? Adamın iliÄŸini, nefsini, damağını bile kurutur. Yarın korkusu, böylece nefsine bile hakim olmayı öğretir. Neyi, ne zamana kadar saklıycaksak…Erik, ayva, kayısı, nar, elma, armut, incir aÄŸaçlarımız nerede kaldı? Onları çok özlüyorum. Bahçemiz, bahçeli evlerimiz ne güzeldi.AyÅŸe Hanım! Hatice Hanım! Ali Bey! Bülent Bey! ÇocukluÄŸunuzun geçtiÄŸi bahçenize ve bahçedeki evlerinize ne oldu? Tarih oldu deÄŸil mi? Hani nerede? ÇoÄŸu zaman yemek istemediÄŸimiz dutlar? Bak! Åžimdi alamıyoruz bile… Can atıyoruz, bir çarÅŸaf alalımda; dut aÄŸacının altına geçelim, silkeleyelim ve bir güzel yiyelim diye. Ama nafile. Akılsız başın cezasını ayaklar çekermiÅŸ derler büyüklerimiz, ÅŸimdi hem gözümüz, hem de midemiz çekiyor…Müstakil evlerimizi bir bir müteahhitlere verdik. İyimi yaptık sizce? Bak! Meyve aÄŸaçlarımızı kaybettiÄŸimiz gibi, komÅŸuluk iliÅŸkilerimizi de kaybettik.Bahçelerine erik, dut, incir, ayva, nar çalmak için gizlice daldığımız, bize kızan, sopayla kovalayan ve sonra sepetleri aÄŸzına kadar bu meyvelerle dolduran o hakiki dost komÅŸularımız nerede?
|
Son Yorumlar