SADECE ZAAF ALDATMA DEĞİL

AÅžK, DENEME, GENEL Yorum Yok »

Gerçeği anlamak ister gibi elini uzatıp onun ellerinden tutmak istedi kadın. Bir an gözlerini kapadı. Ve elini geri çekti. Cesaret edemedi. Yüzündeki ifadeyi görmek istercesine bir an düşündü. Sadece merak ediyordu. O andan itibaren, artık onun için başka bir şeyin önemi yoktu. Fakat, farkında olmadan sert bir sesle ona karşılık verdi. Neden?

Onu anlamaya bile cesaret edemeyecek kadar yüreğini o olaya takmıştı. Her an, her saniye geriye dönüp bakması kadını incitiyor ve zarar veriyordu. Sevdiği adamın o güne kadar mükemmel bir erkek olduğunu sanıyordu. Tahmin edemediği kadar yıkılmıştı. O hırsla aklına gelmemişti. Erkeğinde zaafları olabileceği.

Erkek birden neyi öğrenmek istiyorsun diye sordu kadına. Kadın, o vakitten itibaren onunla olan ilgisini kesti. Erkek, kadının koluna sımsıkı yapıştı. Ve pişkinlikle, neler yaşadığıma dair hiçbir fikrin olmadığına göre, benim konumumdaki bir insan için ağır bir ithamla suçluyorsun beni diyerek konuşmasını devam ettirdi.

Tamam o zaman Dur! Bekle! anlatacağım, bu durumu telafi edeceğim diyordu.

Ve anlatmaya başladı.

Kaybedileni yerine koymak zordur. Ama telafi etmek mümkündür. Aklım karışmıştı. Ne yapsam mutlu olamıyordum. Başımı döndürecek, ayaklarımı yerden kesecek kadar girdiğim bu yoldan, bir an önce kurtulmam gerekiyordu. Evet! Belki hatalıyım. Ama, bunda senin suçunda yok değil. Önceleri birbirimize ne kadar yakındık. Birlikte acıları ve sevinçleri paylaşıyorduk. Üzerimde yoğunlaşan baskıların, gittikçe düzleşen yolumu yürümekte zorlaştırıyordu.

Evet! Onunla gittim. Tehlikeliydi biliyordum. Hiçbir şey yapmamaktansa, onunla gitmeyi tercih ettim. Bana tuzak kuracağını nereden bilebilirdim ki. Eğer sen, o gece telefonlarıma çıkıp benimle konuşsaydın. Gitmeyecektim. Sonunda bende vazgeçtim, seni aramaktan. Nasıl olsa ilişkimizi bitirmedik mi? Sen dememiş miydin. Git. Bir daha geri gelme. Seni istemiyorum. Ne kadar umursamamaya çalışsam da, sözlerin dilinden çıkmıştı bir kere.

Onunla gitmem gerekiyor muydu? Bu doğru muydu? Tabiî ki hayır. Fakat, son zamanlarda kafamdaki soru işaretlerinin cevabı olacaktı. O yüzden gittim. Bu konuda acizliğim, eksikliklerim vardı. Kendimi yalnız hissediyordum. O gece onun değerleri, bir anda benimkilerle çakıştı. İçimdeki ateş kaynıyordu. Hiçbir şey düşünemiyordum. O sabah kalktığımda olanlara güçlükle inanabildim. Eğer bilseydim, her şeyi bu kadar zorlaştırır mıydım.

Evet! Yolumu şaşırdım. Son günlerde sana ne yapsam, sevgimi ispatlayamıyor, senin tarafından dışlanıyor ve varlığını eskisi gibi artık üzerimde hissedemiyordum.
O gece bana yaklaşınca aklıma bile getiremiyordum. Buna inanmalısın. Telefonumu masada unutmuştum. Seni arayacağını bile aklıma getiremiyordum. Ama onun seni aramasından sonra bu zayıflığımdan ötürü utanç duymadığımı mı sanıyorsun. İçimdeki bu acıyı dindiremiyorum. Fakat, sen bitti demiştin. O sözünden sonra yalnızlığımı ve sana olan kızgınlığımı dindirebilmek adına onun kollarına atıldım.

İçkiliydim. O geceyle ilgili hiçbir ayrıntıyı tam olarak hatırlamıyorum. Sabah sen aradın. Sevinmiştim. Telefonu açtığımda cevap vermiyordun. Peki! Sen, beni niye aradın? Sadece bunu merak ediyordum. Daha sonra onun seni aradığını ve o geceyle ilgili her şeyi sana anlattığını söyledi bana. Kızdım, bağırdım. Ama nafileydi. Onu başımdan atmak için o vakitten sonra elime geçen fırsatları değerlendirdim. Fakat, sen onunla olduğumu duymuştum. Benim hakkımdaki bütün düşüncelerini bir kenara attım değil mi?

Yalan söylemekten nefret ediyordum. Ama yapabileceğim bir şey yoktu. Beni günlerce aramayınca sessiz kaldım. Yanıldığımı anlamıştım. İstediğin kadar beni aşağılayabilirsin. Fakat, arkanı dönüp gitme. Bir şeyler söyle. Zaafım, işte! en çok bundan utanıyorum. Senin beni reddetmen, ona; o gece kayıtsız teslim olmama sebep oldu. Özür dilerim. İşte! bütün olanlar bunlar diyordu erkek sevdiği kadına.

Yarın ilk uçakla buradan ayrılıyorum. Eğer burada kalırsam senin için tehlikeli olabilirim. Biraz dinlenmek için düşünmeye ihtiyacım olacak. Eğer sende istersen bir Alo demem yeterli olacak, sadece zaaf, aldatma değil diye açık kapı bırakarak son sözünü tamamladı erkek.

Kadın, başı önde son bir kez ona doğru çevirdiği gülümseyen gözleriyle erkeğe bakarken, gerçeği onun ağzından duymak onu rahatlatmamıştı. Birlikte geçirdiği onca senelerin hatırına geri çektiği eli sıkarak, erkeğin yanağına bir öpücük kondurdu. Sessizce, aldatmayla biten ilişkilerini soğukkanlı tavrıyla hiçbir açık kapı bırakmadan son buldurdu.

Yazan : Melodi AKÇAY

DEDİKODU FABRİKASI

DÜŞÜNCELERİM, GENEL, MAKALELER Yorum Yok »

Geçenlerde arkadaş sohbetlerimizden birinde bir arkadaşımızın evli bir adamla uzun süredir yasak aşk yaşadığından ve bunun sonucunda o adamı eşinden boşandırıp evlenmiş olmasından bahsedildi. Yani dedikodu fabrikası iş başındaydı. Sanki hiçbir zaman hiçbir insanın başına böyle veya buna benzer bir olay gelmeyecekmiş ve gelmemiş gibi ahkam kesildi. Bu sözleri o kadının yüzüne söyleyemeyecek kadar cesaretsiz fakat, arkasından konuşabilecek kadar rahat ve gevşek davranışlar içerisindeydiler.

Burada asıl emin olunması gereken konu aslında bu tür iliÅŸkilere karşı ne kadar güçlü, dimdik ve kendimizden ödün vermeden uzak kalabilmemizdir. Yani herkesin böyle veya buna benzer bir ÅŸeyi yaÅŸama ihtimali oldukça yüksektir. AÅŸk bu ya gönül ferman dinlemez misali….

Bunun üzerine herkes kendi fikrini söyledi. Kimi eliyle ağzını kapatıp aaaaaaaaaa şeklindeki öğrenisiyle şaşırdı. Kimi ondan zaten böyle bir şey bekliyorduk. O yapar gibi emin cümlelerle onu yargıladı.

Aslına bakarsanız doğru olan benim o konuşmaların yapıldığı sırada o ortamı terk etmem gerekiyordu. Fakat bana o anki ortamdan yazı yazabileceğim bir konu çıkacağını fark ettiğim için kalmayı yeğledim. Çünkü bugün bir başkası hakkında bir konuda dedikodu yapanlar yarın herkes hakkında ileri geri konuşabilir ve kendi haklarında da konuşulabileceğini ne yazık ki unutuyorlardı. Konuşmadıklarını hiçbir zaman bilemeyiz.

Fakat, diğer bir taraftan da olaya bakınca bazen bazı ortamlarda kalıp, bazı insanlara gerçeğin; görünenin veya kendi fikirlerinin yanında değişebileceğini ve görmek istedikleri gibi olmayacağını değişik fikirlerle ortaya koymak ve vurgulamak gerekiyordu. Hani belkiler vardır ya hayatımızda: İşte bu konunun da o ortamda belkilerle yer değiştirmesi gerekiyordu. Tabiî ki algılamak isterlerse. Yani işlerine gelirse. Tabiî ki birçoğunun işine gelmedi. Kimse sabitleşmiş fikrini değiştirmek istemiyor, fakat diğer yandan da öyle bir konu açılınca ağızlarının suları akarak bu konuyu dinliyor ve konuşuyorlardı. Sanki kendileri hep cici, karşıdaki ise hep kaka idi.

Aynanın yansıyan yüzünün yanında, birde görünmeyen yüzü vardı. Evliliklerde veyahut ikili aşk ilişkilerinde aldatma büyük bir sorun teşkil ettiği kadar, tek taraflı olmayacağının da bazı insanlar tarafından algılanması gerekiyordu. Yani sadece kadın tarafından olaya bakılmaması gerekiyordu. Hani bir kesim insanın, ağzından sürekli olarak düşürmediği kadın kadının kurdudur sözünün doğruluğu aynanın yansıyan tarafından değil de, öbür tarafından bakıldığında, işin değiştiği apaçık görülüyordu. Fakat ne yazık ki bu durum toplumumuzdaki bazı insanlar tarafından görülmek istenmeyen bir gerçekti.

Evet! Bir kadın bir kadının hayatını mahvedebiliyor. Bir erkekte bir erkeğin hayatını mahvedebiliyor. Bütün yaşanmışlıkları bir anda aşkım önemli deyip eşinden bin bir türlü sebeple boşanmasına, ondan vazgeçmesini sağlayıp sebep olabiliyor. O da nasıl bir aşk sa? Kadın kadının kurdudur ya da düşmanıdır sözü bu sözün doğruluğunu belki bir noktada doğru kılıyor. Fakat erkekte hiç suç yok mu? Bu niye genellikle görmezden geliniyor. Bazı kadınlar ve erkekler tarafından bu konu nedense hep es geçiliyor.

Çünkü toplumumuzda görülmek istenen ve günah keçisi ilan edilmek istenen ve bu yüzden yargılanan hep kadın oluyor. Peki! Olmaması gerektiği halde evli bir erkekle aşk yaşayan bir kadın aşığım dedi. Kendine göre bin türlü sebeple evli erkeği elde etti. Yani onların tabiriyle baştan çıkardı. Eğer, o erkeğin karakter yapısı güçlü olsa, evine ve evlilik kurumuna saygısı olsaydı bu olay gerçekleşir miydi? Hayır. Erkeğin mantığı nerede kaldı? Kadının mantığını neden sormuyorum. Çünkü, hep kadın suçlu ve erkekleri eşlerinden bilerek ve yine onların tabiriyle ayartarak ayırıyorlar ya, bu kanıksanmış. Yani bazı kadınların düşüncesi hep evli erkekleri eşlerinden boşandırma mantığı üzerine kurulu gibi bir anlam çıkıyor buradan. O yüzden bu konuyu sormuyorum.

Peki! Kadın bu kadar güçlü ve erkeğin üzerinde aşk konusunda iktidar sahibi olabilecek kadar etkense, eşini seven ve çocukları olan erkek neden hem eşi, hem de diğer ilişki yaşadığı kadın üzerinde karakter olarak bu kadar zayıf kalıyor.

Yine kadın üzerinden aynanın görünmeyen başka bir yüzünden bakarsak olaya, evli olan kadın ( yani genel tabirle kadın) neden eşinin yasak ilişki yaşadığı kadın kadar onun üzerinde etkili olamıyor? Erkek başka bir kadının etkisi altına girebilecek kadar güçsüzse, neden evli olduğu kadın üzerinde güçlü rolü oynuyor. Aldatan kadın kadınsa, evli kadın bostan korkuluğu mu? Bu soruya verilen cevap aldatma konusunda genellikle artık birbirlerine yetmedikleri, fikir çatışmaları, düşünce ayrılığı, aşklarının saygılarının bitmesi gibi sözlerle ifade edilse de neden bu olay bir erkeğin hayatına başka bir kadın girdiği zaman cereyan ediyor. Hiçbir zaman içgüdüsel dürtüler ağızlarından ön plana çıkmıyor. O güne kadar erkeğin aklı ve mantığı nerede sorusu sorulmaz mı adama?

Eğer kadın güçlüyse, başka bir kadın onu eşinden ayırdıysa yani hep kadın suçluysa peki neden evli olan kadın kocasına sahip çıkamıyor düşüncesi de hakimdir. Burada yine evli olan kadın da suçlanır. Bunca yıl bir şekilde aynı yastığa baş koyan insanlar beraber yaşamayı tercih etmişler. Birkaç çocuk sahibi olmuşlar. O güne kadar bunu başarmışlar. O güne kadar o zaman erkeğin aklı neredeydi? Demek ki biraz biti kanlandım erkekler önce eşlerini boşuyorlar.

Herkesin kadın ve erkek olarak hayata bakış açısı farklı olduÄŸu kadar iliÅŸkilerde de farklılıklar yaÅŸarlar. Burada aynanın görülmek istemeyen bir yüzü daha vardı. Erkek kiminle aldatır sorusu? Saçma bir soru olarak hep sorulur. Tabiî ki kadınla. Gidip hem cinsinle aldatacak deÄŸil ya. O zamanda baÅŸka konular, baÅŸka dedikodular çıkar ortaya….

Ve başka bir konu. Sanmayın unuttum. Kadınında erkeği aldatabileceği. Bu kısır döngü böyle devam eder gider. Eşlerini bir şekilde aldatan anne babaların çocukları da bir gün gelir onlarda bu kervana katılabilirler.

Aldatarak, ihanet ederek yuva üstüne yuva kurulmaz sözünün doğruluğu ne yazı ki bazı insanlarımız tarafından unutulduğu gibi, bir gün seni onunla aldatanın başka bir gün bir başkasıyla aldatma olasılığının çok yüksek olduğunu önümüzdeki yaşanmış örneklerle açık seçik belli olmaktadır.

Aldatma, ihanet konusunda ne kadınlar var erkeğin aklını başından alan ama, bir o kadarda saf ve temiz duygularınla oynanan kadınlarımız var. Bir şeyi sorgularken, günah keçisi ilan edilirken bununda göz önüne alınması gerekiyor. Aynalar çoğunlukla gerçekleri oldukları gibi yansıtmazlar, insanların görmek istedikleri şeyleri önlerine sunarlar. Fakat bazen görünmeyen ya da görülmek istenmeyen gerçeklerde vardır. Yani bu konu çok karışık bir konudur. Çevremize bakarsak rastlamayacağımız olaylar değildir. Dedikodu fabrikası, aynanın hep ön yüzünden bakmaya devam ederse, bu fabrikadan birçok at gözlüğüyle olaylara bakan insan modelleri çıkar.

Melodi AKÇAY

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim