| |
Eyl 27

Kuşları oldum olası sevdim
Sonbaharda göç etmeleri
Havada çığlık çığlığa ötüşen sesleri
Güneşte yere düşen gölgeleri
Göğe doğru özgürce süzülerek
Kanat Çırpışları
Kuşların en sevdiğim yanı
Doglardan köpek sesleri geliyor bu gece
Suskun ve ağır bir hava var
Bu suskunluk hoÅŸuma gidiyor
Kuşlar alacakaranlıkta terk etti bu şehri
Fakat bir kuş çıkıyor
Gecenin karanlığında
Eski püskü evin yıkılmış
Duvarları arasında
O da bu sessizliÄŸi sezmiÅŸ olacak ki
Hala ayakta
Fazla umutlanmaktan korkuyorum bu gece
Umudun düş kırıklıkları çok olur
İçimde hoş bir seda
Umuttan bir adım uzaklaşıyorum
Fırtınanın yaklaştığının farkındayım
Gelip pencereme kondu küçük kuş
Bu bir serçe
Evini paylaÅŸabilir miyim dedi seninle
Evet dedim
Elime kondu pırpırdı yüreği
Birden hava aydınlandı
Doglardan gelen köpek sesleri
Cılızlaştı
Ve şiddetli bir fırtına koptu
Rüzgarda dağılan saçlarımı
Kulak arkası yaptım
Eyvah!
Bu gecede fırtınaya yakalandım
Penceremde hem kalmak istedim
Hem kaçmak
Birden yağmur başladı gri örtüden
Serçenin gözleri yarı korkak
Yarı mutluydu
Sonra bir sessizlik oldu
Serçe ile aynı meskene sığınmıştık
Farkına vardım
Yazan : Melodi AKÇAY
Eyl 09

Vakit gecikmişti. Çoktan gitmeliydim. Bu kezde son defa iyi geceler diledim eski dostlara. Belki baharda yine gelirim. Ve, valizimi alıp koyuldum yollara. Rastgele dedim hayata yine bir sonbaharda.
Üşümüştüm. Hem de çok üşümüştüm. Şiddetli esen rüzgarın yakıcı etkisi tenimde dolaşıyor, vücudumu kaşındırıyordu. Yarım saat kadar yürüdüm yollarda. Kimsecikler görünmüyordu etrafta. Bu, dostlarımı kimbilir kaçıncı terk edişimdi. Biliyordum. Yürüdüğüm yerlerin etrafında bir kavis çizip tekrar geri döneceğimi.
Üç saat kadar başı boş bir şekilde dolaşıp durdum. Gecenin karanlığında çakıl taşlarıyla kaplı dar bir patika yol çıktı karşıma. Tam karşımda bütün heybetiyle duran bir meşe ağacı, kollarıyla bütün sokağı sarıp sarmalıyordu. Sanki hareket eder gibiydi. Yoksa hayal gücüm mü oyun oynuyordu bana.
Ayak sesleri geliyordu “tak tak” diye. Gelen endamlı biri olmalı diye düşümdüm. Bir kaç adım daha attıktan sonra, koskoca cüsseli bedeni ile tir tir titreyen bir yürek çıktı karşıma. Bu soÄŸuk havada alnından terler akıyordu. Ürkek bir görünümü vardı. Åžaşırdım. Biraz önce beni “tak tak” diye ayak sesleriyle telaÅŸa düşüren bu yürek, hiç hareket etmeden öylece bana doÄŸru bakıyordu. Oysa geliÅŸi kadar ürkütücü deÄŸildi gördüğüm bu sima. O vakit seçim sanşım yoktu; bu çakıl taÅŸlı yolda. Daha yeni terk etmiÅŸtim eski dostları. Oysa ÅŸimdi hayata karışmak, dış dünyaya açılmak üzereydim.
Param, evim ve sevdiklerimi geride ne varsa bıraktım. Ve şu an hayata yine boyun eğmek zorunda kaldım. Biliyordum. Yine yenilecektim. ama bu kadar çabuk olmamalıydı.
Adam birden “ÅŸÅŸÅŸÅŸÅŸttt” diye fısıldadı. İrkildim.
Bir saat kadar vaktin var. Hemen gitmezsen bir daha gidemezsin dedi ve sokağın başına doğru yürüdü.
Beyefendi! Beyefendi! beni nereden tanıyorsunuz? diye arkasından seslendim. Hiç oralı olmadı. Sanki rüyada gibidiydim. Gecenin karanlığında birinin yüreğime dokunması, kendime getirmişti beni. Bir an kalbimin burkulduğunu hissettim. Nasıl olurda bütün hayatımı geride bırakıp ayazlı bir gecede yollara vururum kendimi diye düşündüm.
İşte! yine gelmiÅŸti vicdan duygusu. Derin bakışları yüreÄŸimin üzerindeydi. Yine ortada bırakmıştı beni. Ayakta duracak halimde kalmamıştı. Güçlükle nefes alıyordum. İnatla direttim; kanadı kırık vicdanıma.. “Bu sefer gelme gideceÄŸim”.
Issız yollarda koştum, koştum. Bir çamur birikintisi sıçradı suratıma. Kendime geldim. Baktım karanlık yollara.
Bir saat kadar serseri duygularla gezip dolaştım. Bu gecede yine bir değişiklik yaşadım. Ahmet ve arkadaşlarına rastladım. Bir meyhanenin kapısından çıkıyorlardı; sabahın ilk ışıklarıyla.
Ooooooo dedi Ahmet!
Vay canına kimler gelmiş kimler dedi alaycı tavrıyla.
Yine mi sensin Burhan?
Hiç havamda deÄŸildim. “Tam üstüne bastın Ahmet kaldır ayağını” dedim.
Ooooo dedi yine pişkin bir tavırla. Düellon bitmedi mi hayatla?
İnatlaştık biraz.
Ayakta sallanıyordu Ahmet. Birden yere yığılıverdi. Yarım gecede olsa dertlerden kurtulacaktı. Meyhane önünde herşey sessiz ve sakindi.
Yabancıydım buralara. Şimdiye kadar çoktan varmış olmalıydım yeni ufuklara. Sabah olmak üzereydi. Yaşlanıp ıskartaya çıkmak istemiyordum buralarda. Yine dönüp dolaşıp geldim eski dostlara. Sırtımda kahverengi meşin ceketim, ayağımda prangalarla. Hala gönlüm yaşamadığım duygularda.
Yazan : Melodi AKÇAY
|
|
Son Yorumlar