payday loans Car insurance

Gördüğümüz Gerçeklerin Bildiğimiz Yanları makale

Yayın Tarihi: 11 Nisan 2012 Çarşamba Saat: 4:45

Gördüğümüz Gerçeklerin Bildiğimiz Yanları makale
Hem bütün bunları biliyoruz aslında hem de muhteÅŸem bir tenkit ve eleÅŸtirme yönümüz var. EleÅŸtirdiÄŸimiz saflarda olanlarda bizden oysa. Ne baÅŸka bir gezegenden geldiler nede Allah onları baÅŸka bir toprak cinsinden yarattı. Türkiye de trafik kazalarının ardı kesilmiyor. Sözde bir trafik canavarı yollarda gezinip can alıyor. Oysa böyle bir canavar yok. Suçun sebebi biziz. Alkol almış trafiÄŸe karışmış vatandaÅŸ açıkça ÅŸunu söyleyebiliyor. ?Torpido gözüne bir paket sigara koydum polis gelirse geçeriz ? Biz trafik canavarına deÄŸil bir paket sigaraya canlar ödüyoruz. Sözlerim hiçbir kesimi genellemiyor. Ama maalesef ben sizlerinde bildiÄŸi gerçeklerden bahsediyorum. Alkollü olduÄŸu için trafiÄŸe çıkan ÅŸoföre ver bakalım cezayı al götür yatır 1 hafta nezarette çıkabilecek mi trafiÄŸe bir daha. Ama insaflı trafik görevlisi alkollü vatandaÅŸ iÅŸlerinden olmasın diye verilen canlar adına bir paket sigarayı yada yan cebine bir yeÅŸilliÄŸi alıp devam et diyor. Bir paket sigara kurbanlar veriyoruz Kumar aileleri yok eden kötü bir alışkanlık ama kumarhaneler ruhsatla çalışıyor. Onlara bu ruhsatı verenler karşımıza geçip bize güzel bir yaÅŸam vaat eden yöneticiler deÄŸil mi. İki yüzlü gergedanlar. Efendim kumar kötü bir alışkanlıktır çocuklarımı uzak tutalım. Embesil kafalı beyefendi sen izin verip müsaade buyurmadın mı. Alın bu size ruhsat çalıştırın kumarhanenizi demedin mi? Hangi yüzle karşımıza geçip beyanat veriyorsun. Bu iÅŸin görünen tarafı birde görünmeyen yanları var. Kıraathanenin kapısında yazıyor. Lama Seveler DerneÄŸi. Üye olmayan giremez. Kaç kiÅŸi lama nedir biliyor da sevsin. Peki bu dernek içinde masa örtüleri altından gidip gelen paralardan benim bile haberim varken bölge emniyetinin mi haberi yok. İşte iÅŸin acı tarafı o derneÄŸin üzerinde tepe lambaları dönen bir araç. Çay parasını alıp uzaklaÅŸmayı bekleyen. Kumar gibi kötü bir alışkanlık… Birkaç bardak çay parasına kurbanlar veriyoruz. Akılsız başın cezasını ayaklar çeker hem de kendi ayaklarımız masanın yada mobilyanın ayakları deÄŸil. EÄŸer topluma zarar verecek davranışlarda bulunuyorsak ve yaptığımız iÅŸler birilerini etkiliyorsa ÅŸu bir gerçek ki bir gün aynısı yada benzeri bir ÅŸekil bize bizden olanların baÅŸlarına da gelecektir. EÄŸer köşe başını tutmuÅŸ bir görevli hız kurallarına uymayan bir kamyon ÅŸoförünü çorba parasına salıveriyorsa o kuraldışı araç kullanan kamyon ÅŸoförü belki ileriki kavÅŸakta kendisini salıveren görevlinin ailesine bir zarar verecektir. Yasal olmayan ve topluma zarar veren bir çok zararlı faaliyetlerden nasıl haberdar isek bundan en az bizim kadar bunu engelleme yetki ve kudretine sahip yöneticilerde haberdar. Öğrenci harçlığı çıkarmak için hafta sonlarında simit satan ben defalarca simit tablamı bırakıp kaçmak zorunda kaldım. Ki defalarca adı zabıta olan belediye görevlileri yaşıma aldırmaksızın tokatı yerleÅŸtirdiler faydalı bir iÅŸ yapıyor olmanın havasında. Beni engelleyip altı üstü 20 simitle kazanacağım harçlığıma mani olanlar izinsiz müsaadesiz pazarlarda yer eden iÅŸportacıya; üst geçitlerde duran bul karayı al parayıcılara müdahale edemiyorlar mı. Yada benim gördüklerimi onlar mı göremiyor. Hani ÅŸu direÄŸin dibinde duran montlu delikanlı var ya o öğrencilere esrar satıyor. Sağır sultan duydu da sen mi duymadın. Her lisenin civarında bir cafe ve o cafede dönen dolaplar. Ahlaka uymayan davranışlara özenle riayet eden gençlerimiz ve onlara çay meÅŸrubat satma iÅŸini yapan sen Osman dayı. AkÅŸam olup ta evine geldiÄŸinde namus fedailiÄŸi yapıyorsun. Oysa gündüz senin gözünün önünde daha genç bir kızı yalanlarıyla kandırıp elde etmeye çalışan hoÅŸaf kafalıya çıkarken gene bekleriz diyen sen deÄŸil miydin. DiyeceÄŸim senin kızının okuduÄŸu lisenin arkasında da bir cafe var ve ben geçen gün kızını o cafeye girerken gördüm yanında ki gençte senin oraya gelen hoÅŸaf kafalı gençti. Gerçi sen…. Gördüğümüz gerçeklerin bildiÄŸimiz yanları……. Ama bizler eleÅŸtirmeniz. Çayımızı yudumlayıp sigaramızı dumanlayıp ?yav ? diye baÅŸlayan tenkitlerimizi yapar sonra da üniformamızı giyip kavÅŸakta sigara parası, dernek önünde çay parası almaya gideriz. Nelere kurbanlar verdik. Az geldi….. Kurallar hayatımızı düzenlemek için oluÅŸturulmadı mı? Ahlaka toplum yaÅŸantısına zarar verecek hareketleri engellemek için hem kural koyuldu hemde bu kurallara uyulmasını saÄŸlamak içinde görevliler. Belki kurallar hala bir yerlerde yazılı duruyor ama bunları uygulama da denemen olarak vazife alan görevlilerde sorun var sanırım. Ben bir vatandaÅŸ olarak hatalı bir ÅŸekilde trafik kurallarını ihlal ediyorsam topluma zarar verecek davranışlarda bulunuyorsam, kumar uyuÅŸturucu gibi toplum geleceÄŸini etkileyecek zararlı iÅŸlerle meÅŸgul oluyorsam bunu engellemek çok mu zor. Lütfen bari bir büyüklük gösterinde ÅŸu ucundan accık anlatmaya çalıştığım ÅŸeylere ? a gerçekten mi ? demeyin. Gerçekten bu anlatmaya çalıştığım birkaç hadise maalesef gizsiz sırsız saklısız devam etmekte ve sanırım bizde bu kafa olduÄŸu sürece devam edecek….. Ama ben gene derim ki Gelin; sigara, çay, çorba parasına kurbanlar vermeyelim. Bir gün sıra kardeÅŸimize çocuÄŸumuza bizden olanlara gelecektir. Mustafa Çelebi ÇETİNKAYA®

Etiketler:

ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR HAYATI ESERLERİ

Yayın Tarihi: 08 Eylül 2009 Salı Saat: 7:24

ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR HAYATI ESERLERİ

Türk Edebiyatı Roman Yazarı Abdülhak Åžinasi Hisar 1888 yılında İstanbul’da Rumelihisarı’nda doÄŸmuÅŸtur. Galatarasay Lisesini Mekteb-i Sultani iken bitirdi. 1905 yılında Paris’e gitti. 1908 yılına kadar Ecole des Selences Politique’te (siyasal bilgiler okulu) okudur. İstanbul’a dönerek özel ÅŸirketlerde çalıştı. 1939 sıralarınd Balkan BirliÄŸi cemiyeti genel sekreterliÄŸine ve Hariciye Vekaleti müşavirliÄŸine getirildi. Bir yandan da Dergah dergisine ” kitaplar ve Muharrirler” baÅŸlığı altında eleÅŸtiriler yazıyordu. Sonraları Yarın, Varlık dergileri ile İleri ve Medeniyet gazetelerinde yazdı. Milletlerarası Barış Konferansı için Amerika’ya gitti (1945). Ankara’ya döndüğünde rahatsızlığı dolayısıyla müşavirlikten ayrılarak 1948 yılında İstanbul’a yerleÅŸti. Abdülhak Åžinasi Hisar 3 Mayıs 1963 yılında İstanbul Cihangir’de vefat etti.

Abdülhak Åžinasi Hisar’ın ” mensur ÅŸiir” niteliÄŸinde bir düzyazısı vardır. KiÅŸiyi ÅŸaşırtan bir anı zenginliÄŸi görülür. O, geçmiÅŸte yaÅŸayan adamdır. Her anılarını dile getirir. Anlaşılması pek güç olmayan içi içe cümlelerle yazar. Çocukluk yıllarına BoÄŸaziçi’nde geçen gençlik anılarına sıkı sıkya baÄŸlı olduÄŸu için çevresini saran büyük toplum olaylarına, savaÅŸlara, devrimlere ilgisiz görünür.

GeçmiÅŸ özlemi ” mazi köyünde hatıralar gölgesinde”dir. Yapıtlarında çoÄŸunlukla hayatın geçiciliÄŸi, hiçliÄŸi ve her ÅŸeyin bir gün yok olacağı görüşünü yansıtır. İstanbul’a özgü ulusal, yerli yaÅŸanatılarımızı zengin hayal gücüyle ÅŸaşırtıcı bir gzölemle anlatır. Yirminci yüzyıl baÅŸlarındaki rahat İstanbul’u, mutluluk dolu çocukluk, gençlik yıllarını o zamanlardaki köşkleri, yalıları, mehtapları, saz alemlerini, ÅŸehrayinleri, paÅŸaları, beyleri, ünlü kiÅŸileri ve her türlü insanlar ile çekici bir üslubla bambaÅŸka ve derin bir gözle ” geçmiÅŸ zaman havası” içinde anlatır.

“BoÄŸaziçi Mehtapları”nda şöyle der:

Boğazda mehtap görülen her şeyi yumuşatıyor, hülyalaştırıyor, güzelleştiriyordu. üstlerine garip bir füsun ile ışıklar dökülmüş bu menekşe renkli dümdü sular, bu çiçek tarlası gibi koklanan mavi hava ve gökleri azad eden bu musiki güya derin bir aşk için hazırlanmış oluyordu. Bütün bu kayık ve sandal kafilesindeki insanlar uyuşmuş, aşka ve onun verdiği melale düşerek bir vuslat umar gibi o intizar havasını teneffüs ettiklerini, o mucizenin büyük gölgesi ile kendilerine sirayet ettiğini duyuyorlardı.

Abdülhak Şinasi Hisar; anı, makale monografi, hikaye ve roman türlerinde eserler verdi.

ESERLERİ :

Fahim Bey ve Biz (roman, 1941)
Boğaziçi Mehtapları (1943)
Çamlıcadaki Eniştemiz (roman, 1944)
Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği (roman, 1952)
Boğaziçi Yalıları (anı, 1954)
Aşk İmiş Her Ne Var Alemde (1955)
Geçmiş Zaman Köşkleri (anı, 1956)
Geçmiş Zaman Fıkraları (1958)

MONOGRAFİ :

İstanbul ve Pierre Loti (1958)
Yahya Kemal’e Veda (1959)
Ahmet Haşim Şiiri ve Hayatı (1963)

Etiketler: