payday loans Car insurance

SADECE BİR HAYVAN

Yayın Tarihi: 01 Eylül 2009 Salı Saat: 7:15

SADECE BİR HAYVAN

Bir filmin sahnesiydi beni “ Sadece bir hayvan” sözünün anlamına götüren. Çok duyduğumuz ve bu sözü söyleyenlerle sıkça karşılaştığımız bir sözdü. Ve, bu sözün üzerine bir şeyler yazmak istedim. Genel olarak hayvan ve insan arasındaki bunca zaman bize öğretilen tek farkın dışında, birkaç cümle ile bu sözü daha da genişletmek üzere önce hayvan nedir?, sonra da insan nedir?in kısa bir araştırmasına giriştim. Ve dilim döndüğünce bu sonuçlarını buldum.

HAYVAN : Bitkilerden farklı olarak hareket yeteneği ve duyarlılığı olan, organik maddelerle beslenebilen örgütlenmiş canlı varlık.

İnsandan farklı olarak eklemli bir dili olmayan canlı varlık.

Bağlamına göre evcil hayvan.

Kaba davranışlarından ve varlığından hoşlanılmayan, hayvanca davranışlarda bulunan akılsız, sinirlenilen birine karşı söylenilen bir azarlama, aşağılama sözü.

İNSAN : Memelilerden iki eli olan, iki ayak üzerinde dolaşan, sözle anlaşan, akıl ve düşünme yeteneği olan en gelişmiş canlı varlık.

Ve ahlak ve vicdan yönünden olumlu özelliklere sahip kişi.

Bu kelimelerin anlamlarını az çok bildiğimiz halde buradan bir farklı konuya çıkmak istedim. Oda beni hayvanlar ve insanlar arasındaki tek ortak noktalarının ve en önemli ortak noktaları olduğuna inandığım “CANLI VARLIK cümlesiyle buluşturdu.

Sonuçta hani bizlere öğretilen, sürekli olarak kulaklarımıza aşina olan insanla hayvan arasındaki fark nedir cevabının sadece insanın düşünür ve konuşur; hayvanın ise düşünme yeteneğinin olmadığından farklı olarak her ikisinin de “CANLI VARLIK” kavramı adı altında birleşen bir anlamda yer aldığını gördüm; bu düşüncelerin tersine.

“ Sadece Bir Hayvan” sözünün gereksiz ve vicdani duyguların yitirilmesi sonucu söylenen bir söz olduğunu ve bu sözün ne yazık ki, canlı hayatına değer veren insanlar tarafından aşağılayıcı, önemsiz olduğunu vurgulayan bir söz olarak kullanıldığına tekrar şahit olmak üzücü bir durumdu.

İnsan hakları, hayvan hakları diye dünyayı ayağa kaldıran insanlar yeri geldiği zaman insan ve hayvanları ortak noktada buluşturan “CANLI” kelimesini ve canlı hayatının değerli olduğunu unutup, “SADECE BİR HAYVAN” sözünü kullanabiliyorlar.

Dünyaya insanlık dersleri vermeye kalkan, insaflı olun diye yalvaran, insafsızca davranışlar sergileyen, hayvani davranışlarda bulunan, hayvanlaşma diye bu kelimeyi beyinlerimizin içine sokan, yine biz insanlar değil miyiz?

Gerektiğinde vicdani dersler veren, vicdanları sorgulayan ve öyle bir an geldiğinde de “CANLI” kelimesi içindeki yaşayan bir varlığa “SADECE BİR HAYVAN” sözünü sarf edebiliyor; onu yaşamda önemsiz ve yaşama hakkı yokmuş gibi değersiz konuma getirebiliyoruz.

Çok sevdiği köpeğini, kendinden bir parçaymış gibi gördüğü kedisini kaybeden insanların gözyaşlarını görüp onlara “aaaa salağa bak! O sadece bir hayvan, ya da o sadece bir köpek, kedi. Niye ağlıyorsun ki?” vs gibi hem insanı, hem de hayvan hayatını aşağılayıcı cümleler kurup, onun üzüntüsüyle alay ederek kendine mutluluk çıkaran insanlarla dolu bu dünya.

Merhamete ve vicdana dayanan yüreğimizi karşıdaki bir canlının yaşamının değerli ve bedeninin de canlı olduğunu unutup, haksızca onu görmemezlikten gelebiliyoruz?

İnsan bu mu?
İnsanlık bu mu?
İnsanlık bu davranışları ve bu sözümü gerektirir?

Bizden ayrıcalıklı olarak düşünme yeteneği olmayan, saldırgan ve yabani hayatta yaşayan; fakat bizlerle yine bir ortak noktası “duyarlılığı” olan hayvanlardan acaba daha güzel ve daha insani olarak mı toplum içerisinde bir düzen halinde yaşayabiliyoruz soruyorum sizlere?

Yazan : Melodi AKÇAY

Etiketler:

İNSANIN TOPLUMLA İLİŞKİSİ

Yayın Tarihi: 19 Ağustos 2009 Çarşamba Saat: 8:13

İNSANIN TOPLUMLA İLİŞKİSİ

İnsan toplum içerisinde diğer bireylerle ve hatta diğer canlılarla birlikte yaşamak zorundadır. Toplum insanın yaşama alanıdır. Bu nedenle bireyin içinde bulunduğu toplumu çok iyi tanıması, örf ve adetlerini çok iyi bilmesi, toplum yaşamını düzenleyen birçok kuralları gerektiği ölçüde yeterince öğrenmesi ve hatta en önemlisi toplum içerisindeki kuralları benimseyip uyum sağlaması gerekir.

Bu davranışları karakterinde barındırmayan kişi toplumu oluşturan diğer bireylerle ters düşer. Kimi zaman gelir çatışır. Böylece toplumu oluşturan insanlar arasından dışlanır ve hatta kimi zaman yanlış, kabul görmeyen hareket ve sözlerinden dolayı kendisine zarar verdiği kadar çevresinede zarar verebilecek pozisyona düşer ve toplumdan dışarı ekarte edilir.

Çünkü toplum kişinin bu kabul görmeyen davranışlarına ilgisiz kalamaz. Toplum; içerisinde genel kanıksanmış kuralları çiğneyen, yok sayan, göz ardı eden kişileri bu kurallara uyması için zorlar. Öyle bir zaman gelir ve ona baskı yaparak toplumun beraberce uyduğu ve uyulması gereken kuralları hatırlatır.

Kişi her ne kadar toplum içerisinde özgür ve kişisel haklara sahip olsa bile; bazen birinin özgürlüğünün bittiği yerde diğerinin özgürlüğü başlar; ya da birinin özgürlüğünün başladığı yerde diğerinin özgürlüğü biter sözü; kişinin toplum içerisindeki davranışlarını kısıtlayacak kadar sınırsız bir özgürlüğe sahip olmadığının göstergesidir. Aslına bakarsanız sınırsız özgürlük sadece toplum içerisinde geçerli değildir. Sınırları olmayan özgürlük her an, her yerde; hatta evimizde bile öyle bir an geldiği zaman söz konusu bile olamaz.

Çünkü her birey ben özgürüm diye bulunduğu ortamda rahatça hareket etmeye kalkarsa, oradaki özgürlük özgürlükten çıkmış ve bir kaos halini almış olur. Bunun tam tersi olarak; kısıtlanmış özgürlükte insanı yapacak ve yaşayacaklarından alıkoyar. Fazla sınırsız özgürlük topluma zarar verebildiği gibi, kısıtlanmış özgürlükte hem bireye, hem topluma da zarar verir. İnsan ev hayatında ve toplumsal yaşama alanında canı istediği ölçüde, başına buyruk bir hayat sürebilecek, toplum tarafından sahiplenilmiş kurallara aykırı gelebilecek bir davranış ve sözde bulunduğu an sosyal yaşama alanından çıkmış olur.

Yazan : Melodi AKÇAY

Etiketler: