SAMİPAŞAZADE SEZAİ HAYATI ESERLERİ

GENEL, TÜRK EDEBİYATI YAZARLARI 2 Yorum »

Tanzimat Edebiyatımızın hikaye ve roman yazarı SamiPaÅŸazade Sezai 1858 yılında İstanbul’da doÄŸmuÅŸtur. YenileÅŸme edebiyatımızın emeÄŸi geçenlerden Sami PaÅŸa’nın oÄŸludur. Özel öğrenimle Arapça, Farsça, Fransızca, Almanca ve daha sonra İngilizce öğrendi. Evkaf Mektubi Kalemi’nde memurluk (1880); Londra elçiliÄŸi ikinci katipliÄŸi (1880-1885) görevlerinde bulundu. 3. Abdülhamit’in istibdat yıllarında Paris’e kaçtı (1901). İttihat ve Terakki Cemiyetinin yayın organı olan “Åžuray-ı Ümmet” gazetesine hürriyet makaleleri yazdı. MeÅŸrutiyetin ilanı ile İstanbul’a döndü (1908). Madrit ElçiliÄŸine gönderildi (1909). Kısa süreli ayrılıklarla 12 yıl bu görevde kaldıktan sonra emekliye ayrıldı (1922). Son yıllarını Vaniköy’deki yalısında geçirdi. 26 Nisan 1935 yılında İstanbul’da vefat etti. Mezarı Küçüksu’da çok sevdiÄŸi arkadaşı Recaizade Mahmut Ekrem’in yanındadır.

SamipaÅŸazade Sezai; edebiyatımıza en baÅŸarılı ilk küçük hikayeyi getiren, romancılığımızı realizme yönelten yazardır. YaÅŸadığı dönemin pek ötesine geçmemekle beraber ” SergüzeÅŸt” adındaki romanı ile gerçekçiliÄŸimizin öncülerinden sayılacaktır. Hikayeler ile romanında romantizmden realizme geçtiÄŸi açıkça görülür. Az yazmış, fakat edebiyatımızda o güne kadar yapılmayanı yapmıştır. Hikayelerinde romanından daha kuvvetli bir teknik vardır. Küçük, önemsiz, ÅŸaşırtıcı konuları, olmuÅŸ, olması mümkün olayları, ruh çözümleri ile doÄŸal, günlük konuÅŸma diliyle iÅŸler.

Samipaşazade Sezai; hikaye, roman, makale, gezi, anı, söyleşi, oyun, pek azda şiir yazdı. İlk yazı denemesi olan piyesi Şir (Aslan, 1887);

Küçük yaÅŸta Kafkasya’dan kaçırılan esir bir kızın serüvenini anlatan insan haklarını savunan ünlü romanı SergüzeÅŸt (1889)

“Hiç Düğün, Kediler, Pandomina, Bu Büyük Adam Kimdir?” gibi tanınmış hikayelerinin yer aldı hikaye kitabı Küçük Åžeyler (1890)

Anı, gezi notları, sohbet ve hikayelerinin yer aldığı Rümuz-ül Edeb (1898)ile

Sohbet ve mektupları bulunan İclal ( 1923)

Bunlardan baÅŸka Alphonse Daudet (1840-1897) den bir çeviri romanı “Jak” vardır

ABDÜLHAK ŞİNASİ HİSAR HAYATI ESERLERİ

GENEL, TÜRK EDEBİYATI YAZARLARI Yorum Yok »

Türk Edebiyatı Roman Yazarı Abdülhak Åžinasi Hisar 1888 yılında İstanbul’da Rumelihisarı’nda doÄŸmuÅŸtur. Galatarasay Lisesini Mekteb-i Sultani iken bitirdi. 1905 yılında Paris’e gitti. 1908 yılına kadar Ecole des Selences Politique’te (siyasal bilgiler okulu) okudur. İstanbul’a dönerek özel ÅŸirketlerde çalıştı. 1939 sıralarınd Balkan BirliÄŸi cemiyeti genel sekreterliÄŸine ve Hariciye Vekaleti müşavirliÄŸine getirildi. Bir yandan da Dergah dergisine ” kitaplar ve Muharrirler” baÅŸlığı altında eleÅŸtiriler yazıyordu. Sonraları Yarın, Varlık dergileri ile İleri ve Medeniyet gazetelerinde yazdı. Milletlerarası Barış Konferansı için Amerika’ya gitti (1945). Ankara’ya döndüğünde rahatsızlığı dolayısıyla müşavirlikten ayrılarak 1948 yılında İstanbul’a yerleÅŸti. Abdülhak Åžinasi Hisar 3 Mayıs 1963 yılında İstanbul Cihangir’de vefat etti.

Abdülhak Åžinasi Hisar’ın ” mensur ÅŸiir” niteliÄŸinde bir düzyazısı vardır. KiÅŸiyi ÅŸaşırtan bir anı zenginliÄŸi görülür. O, geçmiÅŸte yaÅŸayan adamdır. Her anılarını dile getirir. Anlaşılması pek güç olmayan içi içe cümlelerle yazar. Çocukluk yıllarına BoÄŸaziçi’nde geçen gençlik anılarına sıkı sıkya baÄŸlı olduÄŸu için çevresini saran büyük toplum olaylarına, savaÅŸlara, devrimlere ilgisiz görünür.

GeçmiÅŸ özlemi ” mazi köyünde hatıralar gölgesinde”dir. Yapıtlarında çoÄŸunlukla hayatın geçiciliÄŸi, hiçliÄŸi ve her ÅŸeyin bir gün yok olacağı görüşünü yansıtır. İstanbul’a özgü ulusal, yerli yaÅŸanatılarımızı zengin hayal gücüyle ÅŸaşırtıcı bir gzölemle anlatır. Yirminci yüzyıl baÅŸlarındaki rahat İstanbul’u, mutluluk dolu çocukluk, gençlik yıllarını o zamanlardaki köşkleri, yalıları, mehtapları, saz alemlerini, ÅŸehrayinleri, paÅŸaları, beyleri, ünlü kiÅŸileri ve her türlü insanlar ile çekici bir üslubla bambaÅŸka ve derin bir gözle ” geçmiÅŸ zaman havası” içinde anlatır.

“BoÄŸaziçi Mehtapları”nda şöyle der:

Boğazda mehtap görülen her şeyi yumuşatıyor, hülyalaştırıyor, güzelleştiriyordu. üstlerine garip bir füsun ile ışıklar dökülmüş bu menekşe renkli dümdü sular, bu çiçek tarlası gibi koklanan mavi hava ve gökleri azad eden bu musiki güya derin bir aşk için hazırlanmış oluyordu. Bütün bu kayık ve sandal kafilesindeki insanlar uyuşmuş, aşka ve onun verdiği melale düşerek bir vuslat umar gibi o intizar havasını teneffüs ettiklerini, o mucizenin büyük gölgesi ile kendilerine sirayet ettiğini duyuyorlardı.

Abdülhak Şinasi Hisar; anı, makale monografi, hikaye ve roman türlerinde eserler verdi.

ESERLERİ :

Fahim Bey ve Biz (roman, 1941)
Boğaziçi Mehtapları (1943)
Çamlıcadaki Eniştemiz (roman, 1944)
Ali Nizami Beyin Alafrangalığı ve Şeyhliği (roman, 1952)
Boğaziçi Yalıları (anı, 1954)
Aşk İmiş Her Ne Var Alemde (1955)
Geçmiş Zaman Köşkleri (anı, 1956)
Geçmiş Zaman Fıkraları (1958)

MONOGRAFİ :

İstanbul ve Pierre Loti (1958)
Yahya Kemal’e Veda (1959)
Ahmet Haşim Şiiri ve Hayatı (1963)

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim