You are here: Melodi Akçay » Posts Tagged ‘rüzgar’
YILKI ATLARI GİBİ ÖZGÜRÜM
Yılkıya bırakılmış atlar misali, dikenli telleri çoktan aştım, çayırlara doğru koşmak üzereyim. Bambaşka bir hayata kucak açtım. Bu hayat, beni bekliyor. Özgürüm artık. Nereye gideceğimi biliyorum. Bir rota belirledim kendime. Çizdiğim bu rotada eğri, büğrü olmadan, yalpalamadan özgürce koşacağım. Yolumu buldum. Bu yolda düşmeyeceğim. Özgürce yaşayabileceğim, çayırların kenarlarında dikenli teller olmadan. Hiçbir şeyin beni kısıtlamasına [...]
HOYRAT MEVSİMLER
Her mevsim hazan yaprakları dökülür gibi Bir haber yollarım hoyrat mevsimlere Serseri rüzgarlarla beklerim Suskun ve sessiz Her şeyden habersiz Yüzümü çeviririm avare mevsimlere Ayrılmaz kapımdan serseri rüzgarlar Üfürür, üfürür, savurur beni öteye atarlar Bir hüzün kıvılcımı bağrımı yakar Gün görmemiş yanık bağrımla Ben ağlarken Güler etrafımdaki vicdansızlar Hiç yorulmam, hiç usanmam Ne deyim bu [...]
RÜZGARIN SESİNİ DİNLE
Hayat tasalanmak için değil eğlenmek ve sevinmek içindir. Bütün gerçekliğiyle kabusa dönüşen günlerinde bile yaşamasını bilmek demektir. Hayattan anlaman gereken şeyler var. Geçirdiğin ve gördüğün her şey yanına kar kalandır. Bana kalırsa hayat; her gün yeniden doğmak, kabuk değiştirmek demektir. Şimdi, kafamda yeni bir hikaye yazmayı tasarlıyorum. Bu gecede yorgunum. Öyle çok yorgunum ki! Bu [...]
HASAT MEVSİMİ
Hasat mevsimiydi; güneş gibi açan ayçiçekleri biçiliyordu. Yavaş yavaş sonbahar mevsiminin geldiğini müjdeleyen hafif ürpertili günler gelmeye başladı. Nedenini bilemediğim derin düşünme dönemlerine girerim, ruhsal bir yolculuğa çıkarım böyle zamanlarda. Daha dün gibi gelir tarlaya attığımız ayçiçeği tohumları. Ne zaman yeşerdiler, ne zaman büyüdüler de harman ediliyorlar diye düşünürüm. Bu mevsimde içimi telaşlı bir heyecan [...]
HİÇ YOKMUŞLAR MASALI
Bir varmış bir yokmuş diye başladı bu güzel masal. Sonra birden hayal kırıklıklarının sessiz sedasız kapıyı çalmaya başladığı zamanlar geldi; sonbaharda düşen yaprakların ardından. Kaç zaman daha dayanır bu yürek! Yara almadan. Yazık oldu bu masalın sonuna. Varmışlar, döndü; hiç yokmuşlar masalına Hiç aklımdan geçmezdi; hırpalanmış bir yürek. Sonbahar mevsiminde güz yapraklarıyla birlikte ayrılırken yuvamdan, [...]
UÇURTMANIN DANSI
Bir süre dinlendi küçük uçurtma. Yenilmedi bu kez gri bulutlara. Sonra, tekrar var gücüyle uçuştu mavi havada. Bir oyana bir bu yana dalgalandıkça dalgalandı. Sonra, hafifçe başını eğdi. İçine sığmayan duygularıyla, hafifçe esen meltem rüzgarı arkadaşıyla raksını yaptı. Mavi gökyüzünde, tek başına oradan oraya savrulup durdu küçük uçurtma. Sanki bir an duraklar gibi oldu ve [...]
KORKULARIMIN GÖLGESİNDE
Kış kapımı çalmakta ve matem rüzgarları sanki, tanıdığım haberciyi yollamak üzere. Yağmurlar başladı. Bütün çabalarım fırtınayla sele karışarak yok olmak üzere. Gölgem misali peşimde biri var sanki. Korkularımın gölgesinde yaşıyorum. Beni izliyor. Ne yaptığımı, ne düşündüğümü biliyor sanki. Nefes alışımı bile takip ediyor. Kulaklarımda çınlıyor gölgemin sesi. Rüya mı bu gördüklerim, rüya mı bu hissettiklerim. [...]
EROZYONUN NEDENLERİ VE SONUÇLARI
Erozyon, toprağın rüzgar ve yağış gibi doğa etmenleri tarafından bulunduğu yerden bu etmenler vasıtasıyla yerinden sökülüp, aşındırılması sonucu meydana gelen doğa olayıdır. Ülkemizin yedi coğrafi bölgesini oluşturan bölgeler topraklık ve ormanlık alan, arazi şekilleri bakımından farklılıklar göstermektedir. Her bölgenin bitki örtüsü, toprak yapısı o yörenin kendine has iklim şartlarından oluşmaktadır. Ülkemizdeki birçok bölgenin arazilerinin engebeli [...]
KELEBEKLER VADİSİ – ŞİİR
Servet amca, Dilber teyze Yürüyorlar gençliklerine Yaşamla ölüm çizgisinde Ay puslu, gece karanlık Bastonsuz, el ele Düşlerinde gidiyorlar Kelebekler vadisine Servet amcanın, Dilber teyzenin Gençliği bugünkü gibi el ele Papatyalarla, gelinciklerle süslenmiş çayırlarda Özgürlüklerinin her adımında Koşturuyorlar bir o yana, bir bu yana Aşklarının ilkbaharında Bugünkü gibi mesut ve bahtiyarlar Servet amca sesleniyor, Dilber teyzeye [...]
SOMUT VE SOYUT ŞEYLER
Bir zamanlar bir öğretmenim görmediğiniz bir şeye inanmayınız demişti. O zamanlar çocuktum. Çocuk aklımla bunu farklı bir şekilde idrak etmiştim. Ama, zaman ve olgunlaşan mantığım ve duygularım bu sözün böyle ve benim düşündüğüm gibi olmadığını ispatladı. Küçükken insan hiçbir şeyin farkında olmuyor. Ama, büyüyünce her söylenen sözün ardında bir şey arıyor ve buluyor. Zaman ilerledikçe [...]











