KORKULARIMIN GÖLGESİNDE
Yayın Tarihi: 13 Haziran 2009 Cumartesi Saat: 7:09
Kış kapımı çalmakta ve matem rüzgarları sanki, tanıdığım haberciyi yollamak üzere. Yağmurlar başladı. Bütün çabalarım fırtınayla sele karışarak yok olmak üzere.
Gölgem misali peşimde biri var sanki. Korkularımın gölgesinde yaşıyorum. Beni izliyor. Ne yaptığımı, ne düşündüğümü biliyor sanki. Nefes alışımı bile takip ediyor. Kulaklarımda çınlıyor gölgemin sesi. Rüya mı bu gördüklerim, rüya mı bu hissettiklerim. Bu gördüklerim bir rüyaysa bu rüyadan uyanmamam mümkün mü? Korkuyorum. Korkularımın üstüne birde gölgemden korkuyorum. Niye bu kaçış? Niye bu hüzün? Bilmiyorum.
Kulaklarımı tıkıyorum, gölgemin sesini yine duyuyorum. Sürekli konuşuyor, sürekli bir şeyler anlatıyor. Bir hafiye gibi peşimde hiç durmadan dolaşıyor. Kaçıyorum. Ayaklarım geri geri gidiyor, ona daha da yaklaşıyorum. Çember gittikçe daralmaya başlıyor. Aklıma kaçmaktan başka bir çare gelmiyor. Koştukça ensemde soluğunu hissediyorum. Durmadan korkularımdan bahsediyor. “Bulmalısın onları” diyor. Diz çöküp yalvarmak, bırak peşimi demek istiyorum. Koşuyorum, nereye gideceğimi bilmeden koşuyorum.
Susmuyor, durmadan benle ilgili bir şeyler anlatıyor. Benle ilgili bu kadar çok şeyi nereden biliyor. Yollar sanki bana inatla bitmiyor. Kaçmaktan yoruldum.
Bana durmadan bir şeyler fısıldayan, korkularını bulmalısın diyen gölgemin kim olduğunu merak ediyorum. Sonunda olduğum yerde öylece kalıyorum. Teslim ediyorum ona kendimi. Heyecan ve korku içerisinde yaklaşan gölgemin ayak seslerini duyuyorum. Birden kulağıma korkularını bulman için sana yardım ediyorum diye mırıldanıyor, irkiliyorum. Yüzünü görüyorum. Solgun sarı benizinin altında hafif bir gülümseme ile beni karşılıyor. Bir anda korkumu, gülümsemesiyle dinginleştiriyor. Nefes alışım sakinleşmeye başlıyor ve gölgemin yüzündeki ifadeyi anlamaya çalışıyorum. Tuhaf yüz ifadesine hakim. Hem alaycı, hem de korkumu dindirecek kadar sakin bir yüz ifadesine sahip.
Benimle bu kadar neden yakından ilgiliydi? Ben kaçtıkça o durmadan peşimden gelmişti. Benden istediği neydi? Bunu öğrenmenin yolunu bulmalıydım. Kaçarken ondan korkuyordum. Başımın dertte olduğunu sanıyordum. Şimdi ise gece karanlığında çisil çisil yağan yağmurun altında sırılsıklam olmuş, gölgemin yüz ifadesini incelemeye ve söylediklerini anlamaya çalışıyorum.
Korkumun yerini merak almıştı. Birden gecenin ayazından ve bu nedeni bilinmeyen kovalamacadan sonra vücudum ürperdi. Hava iyice serinlemişti.
Onu bir an yalnız bırakıp, ıslanan elbiselerimin kuruması için eski boş bir binaya sığındım. Karanlık ve sessizlik hakimdi bu boş binada. Gölgem bir anda yanımda bitti. Kulağıma kaçma! yağmurun yağışını hisset vücudunda, gecenin sessizliğinde düşen bir yağmur tanesinin sesini ve sana anlattıklarını dinle diye yavaşça fısıldadı kulağıma. Onunla konuşamıyordum. Dilim sanki mühürlenmişti.
Yağmur öyle güzel yağıyordu ki, tanımadığım gölgem bir pencere açmıştı, yağmurun yağışıyla birlikte gönül gözümde. Eski binadan korkusuzca çıktım gölgemle birlikte. Düşen her yağmur damlası tenime değiyor ve iç gıcıklatıyordu. Kirpiklerimin arasından sızan yağmur damlaları, sanki gözyaşımı andırıyordu. Fakat ben ağlamıyordum. Tuhaf ve garip bir duygu vardı yüreğimde, gitmiyordu. Mutluydum.
Gecenin karanlığında simsiyah gökyüzünü seyrediyordum. Ne kadar müthiş bir hava vardı. Bütün benliğimi onca korkularıma, onca düş kırıklıklarıma rağmen yağmurun o gizemli kokusu sardı. Unutmuştum bu duyguyu. Unutmuştum korkularımı. İşte yaşamak bu dedim. Yüreğim, sanki yeniden doğmuştu. Öylesine etkilenmiştim ki bu manzaradan, yüreğimde yeniden keşfedilen bir ruh vardı. Konuşuyordu gölgem, gözlerimin içerisine alev alev bakıyordu. Bir sıcaklık hissetmiştim. Elimi ona doğru uzatınca, ellerimden yavaşça kayıyordu. Gittikçe uzaklaşıyordu benden.
Artık onun, yüreğimdeki sönmeyen ışığı hissettiğini biliyordum. Konuştuğu zaman yüreğime tarifi imkansız duygular yüklüyordu ki, onu dinlemekten başka bir şey yapamıyordum. Aniden kayboldu gözlerimin önünden. Öylece kala kaldım.
Beni kendime getirmişti. Gördüğüm bu rüyadan apansız uyandım. Bana inanmıştı gölgem. Korkularımı yeneceğimi biliyordu. Benimle girdiği bu kovalamacayı başarıyla tamamlamış, görevini bitirmişti. Şimdi, korkusuz bir yürek olarak berrak bir denizde hayata doğru seyir ediyorum.
Yazan : Melodi AKÇAY
EROZYONUN NEDENLERİ VE SONUÇLARI
Yayın Tarihi: 31 Mayıs 2009 Pazar Saat: 6:56
Erozyon, toprağın rüzgar ve yağış gibi doğa etmenleri tarafından bulunduğu yerden bu etmenler vasıtasıyla yerinden sökülüp, aşındırılması sonucu meydana gelen doğa olayıdır.
Ülkemizin yedi coğrafi bölgesini oluşturan bölgeler topraklık ve ormanlık alan, arazi şekilleri bakımından farklılıklar göstermektedir. Her bölgenin bitki örtüsü, toprak yapısı o yörenin kendine has iklim şartlarından oluşmaktadır. Ülkemizdeki birçok bölgenin arazilerinin engebeli olması nedeniyle bu bölgelerde erozyonun etkisi artmaktadır.
Toprağın yapısı ve toprağın bünyesinde barındırdığı mineraller ormanlık alanların azlığının yanında, erozyon üzerinde etkisini artırmaktadır. Yakılan ve yıkılan her orman içinde barındırdığı canlıları yok etmekte ve dolayısıyla erozyonun oluşumunu tetiklemektedir.
Türkiye de yanlış ve amaç dışı arazi kullanımı, uygun olmayan eğimli alanlarda tarım yapılması erozyonun diğer nedenleri arasında gelir. Bölgeler arasındaki iklim farklılığı toprakların şiddetli yağışlarla birlikte erozyona uğramasının sebepleri arasında yer alır.
Şiddetli yağışlar ormanlık alanlarda ve akarsu kenarlarında yer alan toprakların hızla kaybına sebep olur. Şiddetli yağış ile birlikte toprak tarafından iyice emilen su toprağın yumuşamasına, esnemesine sebep olur. Esneyen ve yumuşayan toprak bulunduğu yerden hızlı bir şekilde yer değiştirir. Böylece kimi zaman verimli olan topraklar verimsiz toprakları bünyelerinde barındırır. Verimli minerallerle dolu toprağın yapısı böylece verimsizleşmekte, bünyesindeki mineralleri zamanla kaybetmekte ve çoraklaşmaya kadar gitmektedir.
Ülkemizde tarıma elverişli alanların dışında, engebeli arazileri düzleştirerek bilinçli olmayan tarımcılarımız tarafından tarıma elverişli hale getirilmek istenen topraklarımız, yanlış sürme nedeniylede erozyona sebep olmaktadır.
Topraklarımızın amacı dışında sürülmesi ve kullanılması, bitki örtüsüyle kaplı ormanlık alanların yok edilmesi, diğer doğa olaylarının yanında her geçen gün toprak kaybının fazlalaşmasına neden olmaktadır.
Erozyon sebebiyle oluşan toprak kayıplarını önlemenin insanlarımız tarafından bilinçli olarak uygulanması gerekir. Eğimli arazilerde, yağmur dolayısıyla kayganlaşan zeminde toprak kaymasını önlemek için yağan yağmur suyunun şiddetli bir şekilde akmasını engellemek üzere set, bent gibi taraçalar yapılmalıdır. Teraslama yöntemiyle birçok arazi, toprak parçası erozyon dolayısıyla oluşabilecek seli önlemeye yardımcı etkendir. Yerleşim birimleri yakınlarında toprak kaymasına sebebiyet verecek boş araziler bitki örtüsü ve ormanlık alanlarla doldurulmalıdır.
Yağışların beraberinde getirdiği erozyon toprak kaybına büyük ölçüde sebep olduğu kadar rüzgar erozyonu da ülkemizde toprak kayıplarına sebep olmaktadır. Genel olarak halkımız tarafından yağışların toprak kaybına sebebiyet verdiği bilinse de topraklarımız açısından rüzgar erozyonu da önem taşımaktadır. Ülkemizde her yıl bölgesel iklim koşullarına göre değişen ve akarsu debilerinin farklı olması sebebiyle birçok toprağımız denizlere, göllere, nehirlere ve akarsulara karışmaktadır. Bu doğa etmenlerinin yanında bilinçli insanlar ve bilinçli tarımcılar yetiştirmek insan eliyle sebebiyet verilen erozyonu önlemek için büyük bir adımdır.
Yazan : Melodi AKÇAY
« Previous Entries Next Entries »