« Önceki Örnekler Sonraki Örnekler»
Kaç kişi tanıdınız sevgisizlikten şikayet eden? Çok değil mi?
Margaret’le hikayemiz sisler bulvarında başlamıştı. En büyük aşklarımdan biriydi. Onunla karşılaştığım gün, ne yapacağımı bilemez bir halde sisler bulvarında yürüyordum. Bulvarın köşesini dönerken Margaret bana doğru geliyordu. Etkileyici bir güzelliğe sahipti. Sisler arasında onu görebiliyordum. Bir adres sormayla başladı hikayemiz. Sonra, o gün uzun uzun yemekte konuştuk. Oldukça neşeli bir gündü. Sonraki günler ve gecelerde evimizdeki şöminenin başucunda sarmaş dolaş oturup, sisler bulvarını seyrediyorduk.
“Ya Margaret’te gerçekten beni seviyorsa?
SEVGİ DALI
Yayın Tarihi: 09 Ekim 2009 Cuma Saat: 7:46
Sevgi sadece tanışan iki gönlün birbirini sevmesi demek değilmiş; sevgi tanımadan da sevmekmiş.
Sevgi hiç gözünü kırpmadan sevmekmiş.
Herşeyden kaçmaya çalışan bir yüreğin kendine huzurlu bir dünya kurmasının da tek ilacı sevgi imiş.
Evet! Sevgi tanımadanda sevmekmiş. Her ne kadar böyle şeylere inanılmasa da sadece onu yaşayan kalp bilirmiş.
Çünkü diğer kalpler bu tür şeylerle pek zaman kaybetmekten yana değillermiş.
Boş, karşılıksız bir sevgi gibi görülsede, aslında bütün hayata ve insanlara rağmen insanın içinde yinede yaşanması cazip bir fikirmiş.
Niye hep sevgimiz karşılıklı olsun? Ya da niye boş olsun?
Sevgi iki kişiliktir veya çoğuldur; bu kuralı ben değiştirecek değilim ama; tek başına tanımadan yaşanan sevgiyi kimsenin anlamaya ve yönlendirmeye gücü yetmez ki.
Bunu sen yaşıyorsun. İstediğin anda, istediğin davranışdan , istediğin sözünden mutlu oluyor, hayaller kuruyorsun. Varsın olsun yalan olsun. Keşke her yalan böyle olsun!
Kendi kendine zararmış, eriyip bitip solmakmış. Sevginin neresi zarar. Bu sözü söyleyenler hiç bir gün olupta başlarını kaldırıp o umursamaz gözleriyle onlara sevgi ile bakan bakışları görebildiler mi ki? bu sözleri ile kendilerini avuturlar ve yıllardır bizi avuturlar.
Kim sevgi şarabından bir yudum alıp sarhoş oldu ki? Ya da olmak istedi? Yalan! Yalan! Yalan!
Onların sevgileri sadece sözde yaşanan, yürekteki acı talan.
Şimdiye kadar ne sevgiler gördüm bitmeyecek sanılan ve bunun üzerine yeminler vadedilen. Şimdi o sözlerin izlerini arıyorum talan edilmiş kalplerden geriye kalan.
Karşılıksız sevgi ya da boş sevgi ne fark eder; sevgisizlikten daha mı kötü ki?
İnsanları korkutmasına rağmen hiç olmazsa ruhu okşayıcı ve yaşanılası.
Eğer böyle bir sevgi gelirse başınıza emin olun ki; diğer sevgileride peşinize takacaksınız. Üstelik zamanla sadece içinizde değil, bu sevgiyi diğer insanlara da aşılayacaksınız.
Kaç kişi tanıdınız sevgisizlikten şikayet eden? Çok değil mi?
Bölük pörçük parçalanmış sevgiler. İnsanın hayatını bir anda altüst eden tehlikeli sevgiler.
Peki bu kaç kişiden kaçı sevgisizliği sevgi rüzgarlarına çevirip dört mevsim kalplerde gece gündüz estirmek istedi, çaba sarf etti ki? Yine de gerçeklerle karşı karşıya gelmeyi kabul etmek insan için kolay olmuyor değil mi? Dil başka söylüyor; gönül başka Yürek terazisi nedense hep aynı dengede durmuyor ne yazık ki!
Dokunabileceğimiz kadar yakın, dokunduğumuz anda da yanıp küle dönebilecek kadar ince bir çizgide sevgi.
Yalan sevgilerin tuzağına herkes kolaylıkla düşebilir. Sevginin öteki ucunda hafife alınmış duygular olduğunu bilmeden herkes sevebilir. Hayatta niyeti bozuk insanlar olduğu sürece sevgi daima dalında tomurcuk olarak kalacaktır. Ama varsın olsun.
Sen veya ben esas sevginin ne anlama geldiÄŸini biliyoruz ya!
Böyle yürekler olduğu müddetçe sevgisizliği yok etmek için fazla uzun yolumuz kalmadı artık demektir.
Gökyüzüne saldım sevgimi; beyaz martı ile. Şu anda bütün dünyayı dolaşıyordur. Belki Amerika, belki Avustralya, belki Antartika, belki Afrika; belki de şu an ülkemde sevdiklerimin ve onların sevdiklerinin yanı başında diğer yüreklere sevgi aşılıyordur?
Belki de biri ateÅŸ etti; vurdu kanadından sevgi taşıyan martı mı; düşürdü sazlıklara. Kim bilir? Ama her ne olursa olsun insanda umut olduÄŸu sürece sevgi daima dalında tomurcukta olsa yeÅŸerir. Yeter ki o dala tutunmak isteyen yürekler umutla birlikte var olsun!…..
Yazan : Melodi AKÇAY
SİSLER BULVARI
Yayın Tarihi: 25 Eylül 2009 Cuma Saat: 7:15
1983 yılındaki şirketin hesaplarını inceliyordum. Margaret’in giderken masanın üzerinde bırakmış olduğu mektuplara bir anda rast geldim. Ağır adımlarla odanın içerisinde bir o yana, bir bu yana gezinirken, mektupları açıp açmamak arasında tereddütteydim.
Margaret’in beni terk edişi, yerine koyulmayacak bir şeydi. İki aşık iken nasıl oldu da bir anda düşman saflarında yer almıştık.
Bir sürü mektup masamın üzerinde okunmayı bekliyordu. Margaret’e karşı hala aşkımda bir azalma yoktu. Gidişinin ardından bilinmeyen gölgeler ve sisler üzerimde adeta dolaşıyordu. Fakat, Margaret aklımdan bir türlü çıkmıyordu.
Mektuplar; sarı beyaz zarfa konulmuş mektuplar!
Hala neden o kadar huzursuzdum; büyük bir yanlışlık mı yapmıştım acaba?
Margaret’le hikayemiz sisler bulvarında başlamıştı. En büyük aşklarımdan biriydi. Onunla karşılaştığım gün, ne yapacağımı bilemez bir halde sisler bulvarında yürüyordum. Bulvarın köşesini dönerken Margaret bana doğru geliyordu. Etkileyici bir güzelliğe sahipti. Sisler arasında onu görebiliyordum. Bir adres sormayla başladı hikayemiz. Sonra, o gün uzun uzun yemekte konuştuk. Oldukça neşeli bir gündü. Sonraki günler ve gecelerde evimizdeki şöminenin başucunda sarmaş dolaş oturup, sisler bulvarını seyrediyorduk.
Şimdi hepsi hayallerde kaldı.
Margaret’in gidiÅŸinden birkaç gün sonra, geri dönecekmiÅŸ gibi hala saçma bir içgüdüyle onun geri dönmesini bekledim. Onunla yan yana olduÄŸumuz zamanlar geliyordu aklıma. Mutlu oluyordum. Ve tam mutluluÄŸun kapısı açılırken, o kapıyı örten beni aldatan bir kadınla karşı karşıya kalıyordum. Gözlerini bana doÄŸru dikmiÅŸ “üzgünüm” diye söyleniyordu ve ondan daha da nefret ediyordum.
Onu o kadar çok sevmiştim ki, bu sevginin nefretle solacağını düşünmüyordum. Şimdi ise bana yaklaşmasına dahi izin vermek istemiyorum.
“Yoksa Margaret burada tam karşımda olsaydı bunları ona söyleyebilir miydim? “Bilmiyorum. Ne kadar kötü bir durumdayım. Bir yanda mektuplar, diÄŸer yanda nefret.
“Ya Margaret’te gerçekten beni seviyorsa?
Ya o mektuplarda benim düşündüğümden farklı bir hikaye uydurursa. Ya ben yanılıyorsam?
Gördüklerim onu çok sevmemin bir yanılgısı, ya kötü bir ÅŸaka olursa?” Bu durma bir çözüm yolu bulmalıyım.
Bu günlerde sevdiğim herkese bir şeyler oluyordu. Yoksa bende mi anlayamadığım bir değişiklik vardı.? Bunu bilemiyordum.
Mektupları görünce aslında neredeyse heyecandan ölecektim. Kendime bile itiraf edemediğim duygularım artık bu kadarına dayanamıyordu. Uzun bir süre Margaret’in mektuplarıyla bakıştım durdum. Kuşkusuz açacaktım. Ama bu süreç Margaret’in gidişinden daha ağır geliyordu bana.
Mektuplar bir anda Margaret’e karşı nefretimi susturmuştu. Onları masada görünce biraz rahatlamıştım. Daha fazla mektuplara bakmaya dayanamayarak bir tanesini elime aldım. Margaret’in gidişinden bir hafta sonra, mektupla sanki Margaret’in elini tutar gibi oldum. Zarfı açtığımda Margaret’in kokusu sanki mektupla bana gelmişti. İçim buram buram Margaret kokuyordu. Onu ne kadar çok sevdiğimi ve özlediğimi anladım. Kalbim yerinden çıkacakmış gibi atışlar yapıyordu.
Oturup mektuplardan bir tanesini açtım. Okumaktan başka çarem yoktu. Margaret, yüreğime çıkarılması zor bir ok gibi saplanmıştı. Kararlı bir şeklide mektubu okumaya başladım.
Merhaba Eathen!
Şimdi nasılsın?
Ellerinin arasından kayan güneşin ara sıra belirgin yüzünü görebiliyor musun?
Konuşamıyorsun değil mi? Kendini bu duruma alıştırmak için biraz zamana ihtiyacın olacak. Ve, güneşi tekrar görmek için yarını beklemelisin değil mi Eathen?
Sana demiştim. Bir gün daha bekle! Beklemedin Eathen? Beklenmeyen bir ziyaretçiydin o an benim için. Dinlemedin beni. Neler oluyor diye bile sormadın. Teker teker aramızdaki her şeyi yıkıp attın. Gördüğün manzaranın beyninde bıraktığı etki, senin hayal ürünündü ona aldandın.
Beni öyle göreceğini düşünemezdim bile. Ama yanılmışım. Bu ilişkinin sonunda doğan gerçeği, sende bende kabul etmek zorundayız Eathen!
O vakit gitmem gerekliydi. Yapabileceğim tek şey seni terk etmekti. İnançsızlık sevgiyi devam ettirmiyordu. Beni öyle görmeni istemezdim. Bu yaşadığımızın bir kabus olmadığına inanmak isterdim. Perişan bir halde hayatından çıktım. Bu ayrılığa hazırlıksızdım. Ama Eathen! Bu ayrılık sürecinde seni gerçekten tanıyamadığımı anladım. Şimdi gitmem gerek. Bu durumla yaşamak zor! Ama yapabileceğim bir tek şey var. Senin gibi bir anlık duygularıma yenilip sisler bulvarında tekrar buluşup, bu aşkı alevlendirmeyi düşünüyorum. Ne dersin?
Yazan : Melodi AKÇAY
« Previous Entries Next Entries »