AHMET CEVDET PAŞA HAYATI ESERLERİ

DENEME, GENEL, TÜRK EDEBİYATI YAZARLARI 1 Yorum »

Tanzimat edebiyatı yıllarının ünlü bir tarih yazarı Ahmet Cevdet Paşa 1822 yılında Bulgaristan’ın Lofça kasabasında doğdu. Hacı İbrahim Ağa’nın oğludur. 1839 yılında Medrese öğrenimini ilerletmek için İstanbul’a geldi. Felsefe, matematik, kozmografya, doğal bilimler öğrendi. Bulgarca,Farsça, Arapça, Fransızca biliyordu. Müderris oldu. Çalışkanlığı, zekası, kuvvetli kültürü kısa zamanda tanınıp yükselmesini hazırladı. Maarif meclisi azalığına, Darülmuallimin müdürlüğüne atandı. Encüme-i Daniş üyeliğinde, Halep, Bursa, Yanya, Suriye valiliklerinde; beş defa Adliye; üç defa Maarif, iki defa Evkaf, birer defa Dahiliye, Ticaret, Ziraat Bakanlıklarında bulundu (1873-1886). Meclis-i Has azası iken İstanbul da 25 Mayıs 1895 yılında vefat etmiştir.

Ahmet Cevdet Paşa; zamanın en ünlü tarihçisi hukuk bilgini olmakla kalmamış, Türk dilinin sadeleşip güzelleşmesi için büyük çaba göstermiştir. Türkçeyi çağdaşları arasında en zevkli kullananların başında gelir. Sağlam, sade, kısa, özlü bir cümle yapısı vardır. Doğu kültürünün yanı sıra Batı kültürünü de benimseyip uygulamış, modern görüşle ilk Türk tarihini yazmıştır.

Şiirlerde yazan Ahmet Cevdet Paşa, Türkçenin başlı başına bir dil olduğunu savunmakla birlikte bu yolda güzel örnekler vermiş, dilimizin ve edebiyatımızın gelişmesine bilinçli bir hamle kazandırmıştır.

Ahmet Cevdet Paşa’nın hukuk, tarih, dil, edebiyat ve çeviri alanlarında otuza yakın eseri vardır. En tanınmışları; Türkçenin ilk dilbilgisi sayılan Fuat Paşa ile birlikte yazdıkları Kavaid-i Osmaniye ( Osmanlıca dilbilgisi,1851) bu kitap sadeleştirilerek Kavaid-i Türkiye (Türk dilbilgisi,1873) adı altında birçok defalar ders kitabı olarak basıldı. Recaizade Mahmut Ekrem’in Talim-i Edebiyatına karşı doğu kaynaklarından yararlanılarak yazdığı eski edebiyat kurallarını öğreten kitabı Belagat-i Osmaniye (Osmanlı Edebiyatı Bilgileri,1881); tarihsel bir roman yazarı gibi karakterleri olaylarla birlikte, cazip fıkralar içinde tanıtan, binlerce belgenin ışığı altında otuz yılda yazdığı ünlü eseri Tarih-i Cevdet (12 cilt, 1854-1865) hazret-i Adem’den, Hazreti Muhammed’e kadar gelen peygamberlerin hayat ve kıssalarını sade bir dille benzersiz bir üslupla anlatan Kısas-ı Enbiya ( Peygamber Tarihi 12 cilt, 1874-1888); bunlardan başka çeşitli konularda daha birçok eserleri, hukuk alanında “ Mecelle-i Ahkam-ı Adliye” si vardır.

DEDE KORKUT HİKAYELERİ

GENEL, HİKAYE Yorum Yok »

Dede Korkut hikayelerinin yaratıcısı. Korkut Ata adıyla da anılan kutsal bir oğuz ozanıdır. Yaşadığı dönem ve yaşantısı hakkında kesin bilgimiz yoktur. Hikayelerinden kerametler gösteren, gaipten haber veren yarı tarih, yarı destan kahramanı, bir Türk ihtiyarı olarak tanınmaktadır. Türk Edebiyatının orta dönemindeki en güzel nesri Dede Korkut hikayeleridir. Bu hikayelere “destani hikaye” demek daha doğru olur. Bunlarda Oğuz halkını inançları, yaşantıları, tutkuları, savaşları, özellikle dil yetenekleri yer alır. Dili 14. yüzyıl Anadolu Türkçesidir.

Dede Korkut hikayeleri hiç şüphesiz Türk Edebiyatının en önemli eserlerinden biridir. Hikayelerin genel karakteri bunların eski bir destandan kopmuş olduğu kanısını uyandırmaktadır. Oğuzların Anadolu’ya gelirken beraberlerinde getirdikleri sözlü destan kaynakları ile yeni olayların birleşmesinden elimizdeki yazılı hikayeler doğmuştur. Bu hikayeler; dil, edebiyat, folklor, etnoloji, tarih ve etnoğrafya bakımlarından eşsiz bir nitelik taşımaktadır. Nazım’la nesir bir aradadır. Şiirli, derin, temiz bir halk Türkçesi, halk felsefesi, töresel inanışlar, çıplak doğa güzellikleri, aile bağlılıkları, çocukların eğitimi, su, ağaç, at ve kuş sevgisi, devlet büyüklerinin yüce adalet duygusu, Türk ulusunun tüm uluslara örnek olabilecek erdemleri, gözleri gönülleri doyuran bir güzellikle anlatılır. Türk kültürünün baş eserlerinden sayılır.

Dede Korkut’tan bir savaş tasviri;

“Gümbür gümbür nekkareler döğüldü; burması altın, tunç borular çalındı. Ol gün, ciğerinde olan er yiğitler belirdi. Ol gün muhannetler sapa yer gözetti. Ol gün bir kıyamet savaş oldu, meydan dolu baş oldu. Başlar kesildi top gibi. Şahbaz atlar yüğürdü, nalı düştü. Ala ala gönderler süsüldü. Kara Polat öz kılıçlar çalındı, yalmanı düştü. Üç yelekli kayın oklar atıldı, temreni düştü. Kıyametten bir gün ol gün oldu”.

“Kitab-ı Dede Korkut”; olarak bilinen bu hikayeler 12 tanedir. Bir de önsöz vardır. Önsözde Dede Korkut’un efsanevi kişiliğinden söz açılır, sonra hikayeler geçilir. Dede Korkut Hikayelerinin her biri başlı başına bir bütündür. Dede Korkut, her hikayenin sonunda ortaya çıkarak Oğuz beyleri ile boyları üzerinde kopuzla söylediği dualı destanlarla hikayeyi sona erdirir. Hikayelerde “ İçOğuz- TaşOğuz ”, “ Dirse han Oğlu Buğaç ” oğuzların iç savaşlarını “Tepegöz” “ Deli Dumrul ” doğa üstü kuvvetlerle savaşı; “ Bamsı Beyrek ”, “Kanturalı” birer aşk macerasını, diğer altı hikaye Oğuz beylerinin kuzey ve batıdaki düşmanlarla savaşlarını anlatır. Olaylar Azerbaycan, Kafkasya, kuzey ve doğu Anadolu bölgesinde, Müslüman Oğuzlarla Hıristiyan komşuları Gürcüler, Trabzon Rumları arasında geçer.

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim