SADRİ ERTEM HAYATI ESERLERİ

GENEL Yorum Yok »

Cumhuriyet sonrası hikaye ve roman yazarı Sadri Ertem 1898 yılında İstanbul’da doğdu. Babası İbrahim Edhem’dir. Çocukluğu Anadolu ve Rumeli şehirlerinde geçtikten sonra İstanbul’a geldiler (1908). Üsküdar Askeri Rüştiye, Üsküdar Sultanisi öğrenim sonu İstanbul Üniversitesi, Felsefe Bölümünü bitirdi (1920).Birinci Dünya Savaşına yedek subay olarak katıldı. Kurtuluş Savaşında Ankara ” Hakimiyet-i Milliye” ” Yeni Gün” gazetelerinin yazı işleri müdürlüklerinde bulundu. Cumhuriyetin ilanından sonra, İstanbul ” Son Telgraf” gazetesinin başyazarlığını yaptı (1924-1925). İstanbul’un çeşitli okullarında felsefe tarifi, sosyoloji okuttu. Matbuat Umum Müdürlüğü müşaviri iken, Kütahya milletvekili seçildi (1939-1943). Sadri Ertem 12 Kasım 1943 yılında Ankara’da vefat etmiştir.

Sadri Ertem; Anadolu’yu memleket halkını, köylüyü, alın teri ile ekmeğini kazanan insanlarımızı, yüreğimizi sızlatan toplumsal dertlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi hikayeleri ile romanlarına konu olarak alır. Yeni hikayeciliğimizin gelişmesindeki etkisi büyüktür. Eski hikaye anlayışı ile yeni toplumsal gerçekçilik arasında bir köprüdür. Duygusallıktan tasvir ve psikolojik derinlikten yoksun, tüm gücünü fikirlerden alan bir anlatımı, gazetecilikten gelen kesin bir sonuca varma temposu vardır. Sanat yapıtlarında insanı yadırgatan dil tutukluğu, kişileri kukla gibi cansızlaştıran karakter yaratma noksanlığı, her şeyi sonuçta söyleyiveren tekniği, ilk göze çarpan özellikleridir. ” Dün ferdi psikolojiyi bir tahlil mevzuu yapan ve bunda muvaffak olan edebiyat bugün sosyal tahlili de bir roman içinde muvaffakiyetle başarabilir” görüşünden hareket eder. Yeni toplumsal düzen içinde tek insanın yerini alacak ” toplum insanı” bir kahraman yerine büyük bir topluluğa anlatır.

Sadri Ertem; henüz ön dört yaşında iken ilk yazısı ” Tercüman-ı Hakikat” gazetesinde çıkar. Sonraki yazılarının yayınlandığı dergiler; Genç Yolcular (1917), Ümit (1919), Güneş (1927), Resimli Gazete (1928), Resimli Ay (1928), Yedigün (1939) devamlı olarak çalıştığı ve yazdığı gazete ise ” Vakit” tir.

ESERLERİ :

Çıkrıklar Durunca (roman, 1931)
Silindir Şapka Giyen Köylü (hikayeler, 1933)
Bacayı İndir, Bacayı Kaldır (hikaye, 1933)
Bir Varmış Bir Yokmuş (hikaye, 1933)
Korku (hikaye, 1934)
Bir Vagon Penceresinden (gezi, 1934)
Düşkünler (roman, 1935)
Bay Virgül (hikaye, 1935)
Ankara- Bükreş (gezi, 1937)
Bir Şehrin Ruhu (hikayeler, 1938)
Fikir ve Sanat (denemeler, 1939)
Yol Arkadaşları (roman- gezi, 1945)
Bunlardan başka sosyoloji, ekonomi ve okullar için hazırlanmış ders kitapları vardır.

MEHMET AKİF ERSOY HAYATI ESERLERİ ŞİİRLERİ

GENEL, TÜRK EDEBİYATI ŞAİRLERİ Yorum Yok »

İstiklal Marşımızın yazarı şairimiz Mehmet Akif Ersoy 1873 yılında İstanbul’da doğmuştur. Tahir Efendinin oğludur. Küçük yaşta kuvvetli bir din eğitiminin yanı sıra Arapça, Farsça öğrendi. Fatih Rüştiyesini, İstanbul İdadisini bitirdikten sonra, Halkalı sivil Yüksek Baytar Mektebinden birincilikle mezun oldu (1889). Rumeli, Anadolu, Arnavutluk ve Arabistan’da görev aldı (1894-1898). Arkadaşı Eşref Edip’le “Sırat-ı Müstakim” , “Sebil-ür Reşad” dergilerini çıkardı. Halkalı Yüksek Ziraat Mektebine Edebiyat fakültesine müderris olarak, edebiyat okuttu. Birinci dünya savaşında Almanya’ya inceleme gezisine gönderildi (1915). “İslam Birliği” gayesiyle Arabistan’a gitti. Kurtuluş Savaşında Anadolu’ya geçti. Birinci Büyük Millet Meclisi Burdur milletvekili seçildi (1920-1923). İstiklal Marşını yazdı (1921). Abbas Halim Paşanın davetlisi olarak Mısır’a gitti. Kahire’deki Cami-ül Mısriyye üniversitelerinde Türk Edebiyatı okuttu (1925-1936). Tedavi için döndüğü İstanbul’da 27 Aralık 1936 yılında siroz hastalığından vefat etti. Mezarı Edirnekapı Şehitliğindedir.

Mehmet Akif Ersoy; toplumsal yaşantımızı kendi zamanına kadar hiç kimsenin işlemediği tarzda, kudrette mısralara döken, sanatını tolumun görevine veren bir şairdir. Yaşadığı günlerin aktüel konularını ustalıkla “ fotoğraf gerçekliği” ile diyebileceğimiz bir tasvir gözlemi içerisinde halkın diline yakın kişisellik taşıyan bir üslupla işler. Yaşantısı boyunca inançlarından en küçük bir ayrılık göstermez. Batının Türk topraklarına saldıran emperyalist kuvvetlerine karşı İslam dünyasının uyanması bir “İslam birliği” kurması düşüncesini bayrak edinir. İslam ülkelerindeki cahilliğin yoksullukla geriliğin batıdan faziletin birleşmesi gerektiği inancındadır. Mehmet Akif Ersoy; şiiri ideolojik bir gayenin görevcisi sayar. Aklın ve zamanın gereklerine göre bilimle dinin uzlaşmasını tüm Müslümanların “ bir aile efradı” gibi birleşmesini ister. Aruz ölçüsünü hayret edilecek bir ustalıkla Türkçenin inceliklerine uygun bir söyleşiyle uygular. Lirik- epik şiirlerinde ilhamını gerçek hayattan, lirik-didaktik şiirlerinde ise konularını din kaynaklarından alır. Mehmet Akif’e göre edebiyat, ahlaksal, toplumsal faydayı gaye edinmelidir. Şiirlerinde o günkü Türk toplumunu yansıtmakla beraber, mısralarına yaşadığı günlerin izlenimlerimi kahramanlıklarını en geniş açıdan alır.

Mehmet Akif Ersoy; şiirlerini genellikle Safahat adını verdiği yedi kitapta toplar. Manzum bir önsözden sonra Hasta, Meyhane, Seyfi Baba, Kocakarı ile Ömer Dervas, Mahalle Kahvesi, Bebek Yemişçi İhtiyar manzumelerinin yer aldığı safhalar.

ESERLERİ :

Safahat (safhalar, 1911)
Süleymaniye Kürsüsünde (1912)
Hakkın Sesleri (1913)
Fatih Kürsüsünde (1914)
Hatıralar (1917)
Asım (1919)
1918-1933 yılları arasında yazdığı Bülbül, Leyla, Gece, Secde, Resmim İçin gibi şiirleri ile kıtaları ile birlikte kırk iki şiirinin yer aldığı yedinci kitap Gölgeler (1933)

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim