payday loans Car insurance

Solan Umut (Kerime NADİR)

Yayın Tarihi: 12 Nisan 2012 Perşembe Saat: 17:00

Solan Umut (Kerime NADİR)

1.KİTABIN KONUSU: Kitapta genç bir kızın kendinden 30 yaÅŸ büyük bir insana olan aÅŸkı ve yaÅŸamındaki deÄŸiÅŸiklikler anlatılmaktadır.

 

2.KİTABIN ÖZETİ: Genç ve güzel bir kız olan Sitare İstanbul?da yaÅŸamaktadır. Olaylar İstanbul?un bir semti olan Tarabya?da geçmektedir. Sıcak bir yaz gününde Sitare Ferruh Bey?in evine gider. Ferruh Bey bir profesördür. Profesör radyodaki konuÅŸmalarından ve gazetelerdeki yazılarından tanınan bir insandır. Profesörün radyodan yaptığı konuÅŸmalar Sitare?yi ona karşı yaklaÅŸtırmıştır. Sitare profesöre hayran bir insandır. Profesör evde öÄŸrencilerine ders vermektedir. Sitare profesörü görünce daha önce yazdığı mektupdan konuÅŸulur. Sitare bu insanın görüÅŸlerine saygı duymaktadır. Sitare 17 yaşındadır. Profesör ise 45 yaşında, kumral, orta boylu, temiz yüzlü bir adamdır. Sitare Ferruh Bey?e baÄŸlanmıştır. Ferruh  Bey?in üç çocuÄŸu vardır. Profesörün büyük oÄŸlu Salim üç seneden beri Fransa?da okumaktadır. Selim ise daha lisededir. Küçük kızı Belma da henüz ortaokula devam etmektedir. Ferruh Bey?in eÅŸi Fetanet Hanım?da kocasını ve çocuklarını çok seven birisidir. Sitare?nin ise hava üsteÄŸmen bir aÄŸabeyi, hukuk fakültesine devam eden bir ablası vardır. Sitare profesörle  ailesini tanıştırmak istemektedir. Fakat ablası ve abisi profesörün evlerine geleceÄŸine inanmamaktadır. Sitare profesörü bir kez daha görmeye gittiÄŸinde, profesör çok yoÄŸun olduÄŸu için gelemediÄŸini söyler. En kısa zamanda gelip ailesiyle tanışacağını belirtir. Daha sonra profesör kızı ve eÅŸiyle Sitare?nin evine gelir. Aileler tanışırlar. Ferruh Bey?in karısı Fetanet Hanım yaÅŸlı olmamakla beraber yıpranmış bir kadındır. Sitare?nin annesi Behim Hanım ve babası Rauf Bey iki ailenin birbirinde hoÅŸlanıp anlaÅŸmasına sevinmiÅŸlerdir. Genç kızın dünyasını yavaÅŸ yavaÅŸ profesörün manevi kudreti sarmaya baÅŸlamıştır. Sitare profesörü ailesinden bile çok sevmektedir. Fakat Ferruh Bey onu sadece bir baba gibi sevmektedir. Salim Fransa?daki okulu bitirip Tarabya?ya dönmüÅŸtür. Salim?in ÅŸerefine garden parti düzenlenecektir. Bu partiye Sitare ve aileside davetlidir. Sitare yapılan partide çok eÄŸlenmiÅŸtir.Sitare Ferruh Bey?in evine sık sık gitmeye baÅŸlamıştır. Sitare bir gün gemide Salim?le karşılaşır. KonuÅŸurken Salim artık bir aileden olmak istediÄŸini belirtir. Sitare buna ÅŸaşırır. Çünkü kendisine evlenme teklif ettiÄŸini sanmıştır. Ancak Salim?in niyeti ablasıyla evlenmektir. Bunu duyan Sitare çok sevinir. Çünkü Ferruh Bey?e baÄŸlanmaya baÅŸlamışken onun oÄŸluyla evlenmek kendisini korkutmuÅŸtur. Daha sonra profesörle akraba olmak kendisini profesöre daha yaklaÅŸtıracaktır. Cevvale ile Salim evlenirler. Bebek?teki yeni evlerine giderler. Sitare hemen hemen her gün Mavi KöÅŸk?e gitmektedir. Artık Mavi KöÅŸk?ün kızı olmuÅŸtur. Profesör Ferruh Bey onun hayatının hakimi olmuÅŸtur. Ondan uzakken üzgün, bezgin ve neÅŸesiz olmakta, hiçbir ÅŸeye tam bir enerji ve istekle sarılamamaktadır. Sitare bir banaka ÅŸefi olan bir gencin evlenme teklifini kabul etmez. Sitare?ye göre profesörün verdiÄŸi mutluluÄŸun yanında herÅŸey silik kalmaktadır. Sitare?nin abisi Cavit bir uçak kazasında ağır yaralanır. Askeri bir hastanede 15 gün kadar süren ilk tedavisinden sonra kendisini Tarabya?daki eve getirirler. Cavit?in arkadaşı pilot Turgut izinde olduÄŸu için abisiyle çok ilgilenir. Zamanla Turgut Sitare?ye aşık olur. Sitare?ye durumu anlatan Turgut?a Sitare cevap veremez. Sitare adeta bir ruh hastasına dönmüÅŸtür. Çünkü Sitare profesörü sevmektedir. Ferruh Bey hastalanmıştır. Sitare Ferruh Bey?in ziyaretine gider. Sitare başından geçen bu olayları profesöre anlattığı zaman Ferruh Bey Sitare?yi ikna eder. Genç kız üzgün bir ÅŸekilde teklifi kabul eder. Turgut bu haberi öÄŸrenince çok seviniyor ve bu sevinci arkadaşı Cavitle de paylaşıyor. NiÅŸan yüzüklerini Ferruh Bey takar. NiÅŸan akÅŸamı sandalla bogazda gezerler. Fakat Sitare mutlu deÄŸildir. Hala düÅŸüncelidir.Turgut iyi niyetli, samimi, mert bir insandır. Günler Sitare?ye hiç bir yenilik getirmeden geçip gitmektedir. DüÄŸün hazırlıkları devam etmektedir. Turgut İzmir?deki görevinin başına dönmüÅŸtür. Turgut?un ablası onu çok sevdiÄŸi için İzmir Karşıyaka?daki evini ona vermiÅŸtir. DüÄŸün zamanı gelir ve iki genç evlenirler. Parlak bir düÄŸünü takip eden bir haftayı Büyükada?da geçirdikten sonra İzmir?e hareket ederler. Turgut karısını üzmemek ve onu mutlu etmek için elinden gelen herÅŸeyi yapmaktadır. Turgut karısının İstanbul?a gitmesini ve ailesini görmesini ister. İstanbul?a gitmesinin karısına iyi geleceÄŸini düÅŸünmektedir. Sitare İstanbul?da evlerine gitmeden önce profesörü ziyaret etmek için Mavi KöÅŸk?e gider. Fakat Sitare profesörü evde bulamaz. Çünkü profesör Mısır?a gitmiÅŸtir. Sitare üzgün bir ÅŸekilde İstanbul?daki evlerine gider ve burada birkaç ay hasta olarak kalır. SaÄŸlığına kavuÅŸunca İzmir?e geri döner. Uzun bir süre geçtikten sonra profesörün eÅŸi ölür. Sitare tekrar İstanbul?a gitmek için kocasından izin alarak İstanbul?a gider. Ferruh Bey Mavi KöÅŸk?te yalnız kalmaktadır. Daha sonra birbirleriyle sohbet ederler. Sohbet esnasında profesör Sitare?yi çok sevdiÄŸini söyler. Fakat Sitare?nin çok genç olduÄŸunu, çocuklarının olup onlarla mutlu olacağını belirtir. Bunları bir ihtiyarın solmuÅŸ hayatı uÄŸruna feda edemeyeceÄŸini, kendisinin bütün kalbini, bütün varlığını verebileceÄŸini söyler. Ancak devamlı bir aÅŸk ve çocuklar veremeyecek kadar yaÅŸlı olduÄŸunu anlatır. Sitare bunları duyduktan sonra bir karar verir. Profesörle arkadaÅŸ olarak kalmak istediÄŸini profesöre söyler. Ardından İzmir?e kocasının yanına döner.

 

3.KİTABIN ANA FİKRİ: AÅŸkın büyüsü ve ızdırapları.

 

 4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ÅžAHISLARIN DEÄžERLENDİRİLMESİ: Kitapta karakterler üzerinde fazla durulmamış. Ferruh Bey çok bilgili bir profesördür. Profesörün genç bir kızı kendisine bu kadar baÄŸlaması bence olumsuz bir davranıştır. Sitare güzel ve genç bir kızdır. Turgut iyi niyetli, samimi, mert bir insandır. Turgut?un hal ve hareketlerini takdir ediyorum.

 

5.KİTAP HAKKINDA ÅžAHSî GÖRÜÅžLER: Hikâyenin geçtiÄŸi zaman güzel bir ÅŸekilde yansıtılmış. Hikâye anlaşılır ve sade bir ÅŸekilde yazılmış. Yazar anlatmak istediklerini sade bir ÅŸekilde okuyucuya aktarmayı baÅŸarmış. Herkes tarafından anlaşılabilecek akıcı bir roman. Bu romanda anlatılan konuya türk filimlerinde de raslamıştım.

 

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ: Kerime NADİR , tam adı Kerime NADİR AZRAK(d. 5 ÅŸubat 1917, İstanbul ? ö. 20 Mart 1984, İstanbul) Türk romancı. Bebek Saint Joseph Sörler Okulu?nu bitirdi.(1935 ) ; ayrıca özel eÄŸitim gördü. İlk ÅŸiir ve öyküleri 1937?de Servetifünun-Uyanış ve Yarımay dergilerinde yayımlandı. ÇoÄŸunlukla kadın kahramanlar üzerine kurduÄŸu duygusal aÅŸk ve serüven romanlarıyla çok okunan bir yazar oldu. Bir çok baskısı yapılan bu romanlarının bazısı sinemaya aktarıldı. Anılarını Romancının Dünyası(1981) adlı kitapta topladı. BaÅŸlıca romanları arasında YeÅŸil Işıklar (1937), Hıçkırık (1938), Seven Ne Yapmaz (1940), Gelinlik Kız (1943); Uykusuz Geceler (1945), Kahkaha (1946), Posta Güvercini (1950), Pervane (1955), Esir KuÅŸ (1957) ve Sonbahar (1958) sayılabilir. 

Etiketler:

UMUT TRENİ

Yayın Tarihi: 16 Şubat 2012 Perşembe Saat: 15:00

                   UMUT TRENİ

 

, umuduyla başlar rotasını çizmeye. Uğradığı her istasyonda alır, umutsuz yürekleri umuda çevirmeye. Ona binen bir daha inmek istemez. Elinin altında bulunan sihirli bir değnek gibidir. Hayallerle ve düşlerle dostluk yapar yolculuk boyunca seninle. Senin düşüncelerine, hislerine göre yol alır ve istediğin yere bırakıverir. Gerçek dünyanın dışında başlamıştır seninle yolculuğa. İstersen dumanıyla bulutlara uçuruverir, istersen yağmur olup, bulutlardan istediğin yere yağdırıverir seni.

Bir yağmur damlası olup, gönlündeki çiçeklerin açması için,

 

Katran karası gecelerde binmek gerek umut trenine. Üstelik bu trenin bileti de yok, nereye gideceksin diyeni de. İstediğin koltuğa oturabilir, istediğin kompartmanda umuda yolculuk yapabilirsin. Herhangi bir rotası da yoktur. Senin belirlediğin rotaya doğru yol alır.

Hayal ettiğin, düşlediğin her şey bir anda gerçek olur. Koltuklarının her birinde farklı farklı umutlar vardır. Bu tren umut taşır. Umutlarının mesafesi sınırsızdır. Bir anda karlı bir dağın zirvesinde kamp kurarsın. Bir anda sıcak güneşli bir günde kumsalda uzanırsın.

Umut treni, umutsuz gönüllere düdüğünü çalarak geldiğini belli eder. Evlerinden koşarcasına çıkan yürekleri umutla bekler. Aldığı her yüreğin kurak topraklara düşürüverir seni. Eğer, uzunca bir zaman hasret çektiysen, esen rüzgarlara katıverir, sevdiklerine kavuşturur seni.

Bir bakmışsın ki, İstanbul da, boğaz içinden geçen gemilere binivermişsindir. Bir bakarsın, Paris’te Şanzelize de sevdiğinle elele dolaşmaktasın. Bir bakarsın, güzelim İzmir’de kordon boyunda bir bankta oturmaktasın. Bir bakarsın, Karadeniz’in o güzelim buram buram içtenlik kokan, yaylalarındasın. Bir bakarsın, Newyork’ta Manhattan’da Central Park’ta bir gezinti yapmaktasın.

 Bir bakarsın, İstanbul’da Kadıköy’de kıyıdaki cafelerde oturmuş, tazecik balık ekmek yiyorsundur soğan eşliğinde. Bir bakarsın, Arjantin’de uçsuz bucaksız Patagonya’dasın. Bir bakarsın, yaşlı bir amca ve teyzenin koluna girmiş, onları karşıdan karşıya geçiriveriyorsundur. Bir bakarsın, Londra Hyde Park’ta bir ünlünün konserini dinlemektesin. Yağmurlu bir günde cafelerinden birinde çay içmektesin. Bir bakarsın, geçmişteki çocukluğuna götürmüş seni.

Bir anda, İsviçre’de Alp dağlarında Heidi ve büyükbabasının yanında, arkadaşı Peter’le, severek okuduğun bir kitabın kahramanı olarak bulursun kendini. Evet! Evet! Umut treni, umutlarını yakalaman için, ummadığın yerlere bırakır seni.

Etiketler: