payday loans Car insurance

Beyaz Geceler (DOSTOYEVSKİ)

Yayın Tarihi: 16 Nisan 2012 Pazartesi Saat: 2:15

Beyaz Geceler (DOSTOYEVSKİ)

KİTABIN ADI              : BEYAZ GECELER 

KİTABIN YAZARI       : DOSTOYEVSKİ 

YAYIM EVİ                  : VARLIK YAYINLARI 

ADRESİ                       : CAÄžALOÄžLU YOKUÅžU 40/2

                                                              İSTANBUL

BASIM YILI                 : DOKUZUNCU BASIM, 1986 

KİTABIN KONUSU     : Kitapta yalnız bir adamın iç dünyası anlatılmakta. Yazarımız kendini insanlardan soyutlamış birisi olduÄŸu için sekiz yıldan beri aynı ÅŸehirde olmasına raÄŸmen hiç arkadaşı olmayan bir kiÅŸiliÄŸe sahiptir. Hayalci bir kimliÄŸi vardır. Hikayede bu yalnız adamın genç bir kızla tanışarak onunla arkadaÅŸ olması sonra da bu kıza aşık olması ve bu kızın yazarın hayatında meydana getirdiÄŸi  deÄŸiÅŸiklikler kitabın ana konusudur. 

KİTABIN ÖZETİ           : Hikayenin ana karakteri olan yazar sekiz yıldır Petersburg?da yaÅŸamasına raÄŸmen hiç arkadaşı olmayan birisidir. Ama o bunu kendine pek dert etmemektedir. Çünkü tüm Petersburg sokaklarının kendisine ait olduÄŸunu düÅŸünmekte olan bir hayalcidir. Her gün saatlerce Petersburg sokaklarında gezer ve insanları, binaları izler. Petersbug?da kendine ait köÅŸeler seçer ve saatlerce buralarda tek başına hiç ayrılmadan oturur. Petersburg?daki insanlar onun her ÅŸeyidir. Onlar mutlu ve neÅŸeliyse o da mutlu ve neÅŸelidir onlar hüzünlüyse o da hüzünlüdür. Yaz gelince herkes yazlıklara gittiÄŸinde sokakların bomboÅŸ kalması onu hüzünlü bir ruh yapısına sokar. Üç gün boyunca Petersburg?da oradan oraya dolaşır durur. Ertesi gün yine böyle dolaşırken birden ÅŸehrin dışına çıktığını fark eder. Geri dönmek yerine kırlara ve ormanlara doÄŸru yürür. NeÅŸesi ve keyfi yerine gelmeye baÅŸlar. Gece yarısına kadar dolaşır.Evine dönerken nehir kenarında bir kızın parmaklıklara dayanarak aÄŸladığını görür. Kadınlarla arası iyi olmamasına raÄŸmen kıza yaklaÅŸarak seslendi. Kız yazarın farkına varınca hemen oradan uzaklaÅŸmaya baÅŸladı. Yazar da kızın peÅŸinden gitmeye baÅŸladı ancak bir süre sonra bıraktı. Tam bu sırada kızın peÅŸine baÅŸka bir adam takıldı ve kızın kolundan yakaladı. Yazar hemen devreye girerek kızı adamın elinden kurtardı ve evine kadar kıza eÅŸlik etti. Bu sırada kız yazardan hoÅŸlanmaya baÅŸlar. Yazar da kızdan çok etkilenmiÅŸtir

ve onun niçin aÄŸladığını öÄŸrenmek ister. Kız da onu daha yakından tanıdığı takdir de belki sorununun ne olduÄŸunu söyleyebileceÄŸini diyerek adamın hikayesini dinlemek için ertesi gün buluÅŸmaya karar verir. Buna en çok yazar sevinir. İlk defa bir kadınla bu kadar yakın olarak konuÅŸmuÅŸtur ve ertesi gün için ondan randevu almıştır. Yazar tüm gün boyunca akÅŸamın gelmesini sabırsızlıkla bekler.Gece sözleÅŸtikleri gibi buluÅŸurlar. Kız buluÅŸtuklarında yazarın hikayesini dinlemeye baÅŸlamadan önce onun kendisine aşık olmamasını ister. Aksi takdirde onunla arkadaÅŸlığını bitirmek zorunda kalacağını söyler. Yazar bunu hemen kabul eder ve hikayesini anlatmaya baÅŸlar. Ona ne kadar yalnız olduÄŸunu, nasıl bir hayalci olduÄŸunu, yani her ÅŸeyi olduÄŸu gibi anlatır. Kız yazarın hikayesini dinleyip de içinde bulunduÄŸu durumu öÄŸrenince yazara kendisinin onu asla bırakmayacağını söyler. Aslında Nastenka?nın durumu da yazarınkinden pek de farklı deÄŸildir. O da en az onun kadar yalnız biridir. Nastenka ninesiyle birlikte kalmaktadır. Anne ve babasını küçük yaÅŸta kaybetmiÅŸtir. Yaptığı bir yaramazlıktan dolayı ninesi onu iki yıldır kendi eteÄŸine ilikleyerek bir yere gitmesini engellemiÅŸtir. Bu nedenle o da çok büyük bir yalnızlık içindedir. Ninesi kör olduÄŸu için devemlı olarak tüm gününü ona kitap okuyarak ya da örgü olarak geçirmektedir. Kızın ninesinin tavan aralı küçük, eski ve ahÅŸap bir evi vardır. Tavan arasını kiraya vermektedirler. Bir gün tavan arasını taÅŸralı biri kiralar. Nastenka adama aşık olur. Kiracı bir gün ayrılıp Moskova?ya gideceÄŸini söylediÄŸinde  Nastenka onu da götürmesi için kiracıya yalvarır. Kiracıysa fakir biri olduÄŸunu, onu o an için Moskova?ya götüremeyeceÄŸini ve evlenemeyeceÄŸini, tam bir yıl sonra geri döneceÄŸini, döndüÄŸünde o da isterse ondan baÅŸkasıyla evlenmeyeceÄŸini söyler ve ertesi gün ayrılır. Yazarın Nastenka?yla karşılaÅŸtığı gün bir yıl dolmuÅŸtur fakat kiracı  sözünde durmayarak gelmemiÅŸtir. Yazar kızı teselli etmek için ona bir mektup yazmasını ister. Kız yazdığı mektubu yazara vererek ondan mektubu ona iletmesini ister. Yazar mektubu kızın verdiÄŸi adrese teslim eder ama iki gün boyunca bir cevap gelmez. Bu arada yazar da kıza aşık olmuÅŸtur ama onu kaybetmek istemediÄŸi için bunu söyleyemez. İki gün boyunca kiracıdan bir mektubun gelmemesi kızı çok üzer. Yazar kızın bu üzüntüsü karşısında kendisini daha fazla tutamaz ve onu sevdiÄŸini  söyler. Kız ilk baÅŸta çok ÅŸaşırır. Ama kiracı gelmeyerek onun sevgisini hiçe saymıştır. Böyle bir adamın sevgisini hakketmediÄŸini düÅŸünür. Kendini seven ve deÄŸer veren biri varken neden baÅŸkasını beklediÄŸine bir anlam veremez ve o da yazarı sevdiÄŸini söyler. İkisi beraber Petersburg sokaklarında mutlulk içinde dolaÅŸmaya ve evlilik hayalleri kurmaya baÅŸlarlar. Petersburg sokaklarında el ele dolaşırlarken karanlıkta bir adam görürler. Adam bunlara yaklaÅŸtığında Nastenka birden durur. Adam yavaÅŸça onlara yaklaşır ve Nastenka?ya seslenir. Nastenka hemen ona koÅŸar ve el ele tutuÅŸarak karanlık içinde kaybolurlar. Ertesi gün Nastenka yazara bir mektup gönderir ve ondan özür dileyerek onu affetmesini ister. Mektupta bir hafta içinde evleneceklerini, eÅŸini onunla tanıştırmak istediÄŸini  ve ölene kadar onunla arkadaÅŸ kalmak istediÄŸini söyler. Yazar Nastenka?ya kızamaz. Ona yaÅŸatmış olduÄŸu dört gün için Nastenka?ya minnettardır.

 

 

ANA FİKİR                  : Kitapta aÅŸkın insanlar için ne kadar önemli olduÄŸu, hayattan ve insanlardan tamamen kopmuÅŸ birini bile tekrardan canlandırdığı, aşık olunan kiÅŸiden kolay kolay vazgeçilemeyeceÄŸi, sevilen kiÅŸi sevene ne kadar acı çektirirse çektirsin ona karşı bir kin güdülemeyeceÄŸi öykünün ana fikrini oluÅŸturuyor.

 

KİTAPTAKİ ÅžAHISLARIN DEÄžERLENDİRİLMESİ 

 

 

YAZAR                :  Petersburg?da sekiz yıl geçirmesine raÄŸmen hiç arkadaşı olmayan biri. Ancak bu durumdan pek de ÅŸikayetçi sayılmaz. Oturmak için çoÄŸu zaman cehennemin bucağındaki yerleri seçer. Gündüz ışığından kaçmak için oralara sığınır ve sümüklü böcek gibi oradan ayrılmak bilmez. Hayalci, yalnız ve fakirdir. Kendini kimseye benzemeyen, gülünç bir adama benzetiyor. Kendine özgü bir tabiatı olduÄŸuna inanıyor.

 

NASTENKA        : On yedi yaşında, sevimli, esmer bir kız. Küçükken anne ve babasını kaybettiÄŸi için ninesiyle kalıyor.  Fazla eÄŸitimi yok. Ninesi onu eteÄŸine iÄŸneleyerek bir yere gitmesini engelliyor. Bütün gününü kitap okuyarak ya da örgü örerek geçiriyor. Bu yüzden de çok yalnız bir kız. Kiracılarına aşık.

 

NASTENKA?NIN NİNESİ  : Eskiden zengin biridir. Tavan aralı eski ve ahÅŸap bir evi vardır. Geçimini dul maaşı ve tavan arasının kirasıyla saÄŸlamaktadır. Kör ve yaÅŸlı bir kadındır.

 

KİRACI                :  TaÅŸralı, Petersburg?a yeni gelmiÅŸ, orta yaÅŸlı, yakışıklı, fakir, bir yıllığına iÅŸ için Moskova?ya gitmiÅŸ birisi.     

 

KİTAP HAKKINDAKİ ÅžAHSİ GÖRÜÅžLER 

 

            Kitapta yazar biraz sanatsal bir dil kullanmıştır. KiÅŸileri yalnıca davranış ve iliÅŸkilerini betimlemekle kalmayıp, bütün bunların altında yatan ruh durumlarını da çok iyi bir ÅŸekilde yansıtmıştır. Olaydaki ana kiÅŸi ne kadar söylediklerini bir yerlerden okuyormuÅŸ gibi görünse de diÄŸer kahraman olan Nastenka?da aynı ÅŸeyi görememekteyiz. Yazar öyküyü çok akıcı bir ÅŸekilde bizlere aktarmakta. Yine diÄŸer kitaplarıyla karşılaÅŸtırdığımızda olayın yine Petersburg ÅŸehrinde geçtiÄŸi dikkati çekmektedir. ArkadaÅŸlara bu öyküyü okumalarını tavsiye ederim.
 

FİODOR MİHAYLOVÄ°Ç DOSTOYEVSKİ

            Rus romancısı ( Moskova, 1821- Petersburg, 1881 ).

            1837 yılında Petersburg Askeri Mühendislik Okulu?na girdi. 1843?te öÄŸrenimini tamamladı; ama ertesi, yıl edebiyatla uÄŸraÅŸmak için ordudan ayrıldı.

            İlk romanı İnsancıklar?ın ilgi görmesi üstüne edebiyat çevrelerine girdiyse de, çok geçmeden döneminin önde gelen yazarlarıyla bozuÅŸtu. Özgürlük yanlısı gençlerle iliÅŸki kurup, dostlarıyla birlikte yönetime karşı komplo düzenlemek suçuyla tutuklandı ve ölüm cezasına çarpıldı. Cezanın yerine getirilmesine birkaç dakika kala, cezası dört yıl sürgüne çevrilerek, Sibirya?ya gönderildi. Orada sara hastalığına yakalandı ve ömrü boyunca bu hastalıktan kurtulamadı.

            Cezası bittkten sonra Semipalatinsk?teki bir alayda er olarak yeniden silah altına alındı. Önce astsubaylığa, daha sonra  da subaylığa yükseldi. Mariya Dimitrievna İrsayev?le evlendi. Karısı birkaç yıl sonra veremden öldü.

            1959?da Petersburg?a dönebilme iznini elde ederek, kardeÅŸiyle Vremia (Zaman) dergisini kuran Dostoyevski, kumar tutkusundan ötürü büsbütün yoksullaÅŸtı ve borçlarından kurtulmak için gece gündüz, kendini tüketircesine çalışmaya koyuldu. Dergisi yasaklanınca, Epokha (Dönem) adlı bir dergi çıkardı; ama bu kez de baÅŸarılı olamadı ve tutuklanmaktan kurtulmak için yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Ülkesine dönünce , Suç ve Ceza?yı yayımlayarak büyük bir baÅŸarı kazandı ve sekreteri Anna Snitkana?yla evlendi. İsviçre ve Almanya?da dört yıl geçirdikten sonra Rusya?ya dönerek, Bir Yazarın GünlüÄŸü adlı aylık bir dergi çıkarmaya baÅŸladı. Karamazov KardeÅŸler yayımlandıktan sonra , bir akciÄŸer kanaması sonucu öldü.

BİLİNÇALTININ FELSEFESİ

Dostoyevski, insanın iç dünyasına yönelmiÅŸ, o ana kadar karanlıklarda kalmış bilinçaltını aydınlatmaya çalışmıştır: Nietzche ?Bana ruh bilim konusunda bir ÅŸeyler öÄŸreten tek kiÅŸi Dostoyevski?dir.? demiÅŸtir. Gerçekten Dostoyevski, kiÅŸilerin yazgılarını dokurken, onların yalnızca davranışlarını, iliÅŸkilerini, tepkilerini betimlemekle kalmayıp, bütün bunların altında yatan ruh durumlarına yer vermiÅŸ bir sanatçıdır.

            Dostoyevski yapıtlarında kompozisyona ve biçime pek önem vermemiÅŸ, para gereksinimlerini karşılamak için hep çalakalem yazmış, romanlarında, önceden kurduÄŸu çatıya çok ender uymuÅŸtur; üslubu karmaşık, hatta yer yer baÅŸtan savmadır. Ama bir sözcükten, bir düÅŸünceler ve duygular bütünü çaÄŸrıştırmayı ve sanat ile tutkunun birbiriyle kaynaÅŸtığı sahnelerde kusursuzluÄŸa ulaÅŸmayı baÅŸarmış bir yazardır.

ESERLERİ

Öykü: Beyaz Geceler, Yer Altından Notlar vb.

            Anı-roman: Ölüler Evinden Anılar.

            Roman: İnsancıklar, Netoçka Nezvanova, Ezilenler, Kumarbaz, Suç ve Ceza, Budala, Ebedi Koca, Ecinniler, Delikanlı, Karamazov KardeÅŸler. 

Etiketler:

Son Sığınak (REŞAT NURİ GÜNTEKİN) 2

Yayın Tarihi: 18 Mart 2012 Pazar Saat: 13:15

Son Sığınak (REŞAT NURİ GÜNTEKİN) 2

KİTABIN ADI        :  SON SIÄžINAK

KİTABIN YAZARI :  REÅžAT NURİ GÜNTEKİN

YAYIN EVİ            :  İNKILAP YAYIN EVİ

YAYIN ADRESİ    :  ANKARA CADDESİ. NO:95 -                                                           

                                 34410  SİRKECİ  İSTANBUL

BASIM YILI          :  1995

 

1.KİTABIN KONUSU

REÅžAT NURİ GÜNTEKİN?in son esri olan bu kitapta,çocukluk günlerininunutulmaz anıları,yolculuklar,umutsuz aÅŸklar,yaÅŸanan acılar kaçırılmışmutluluklar ve bir tiyatro grubunun başından geçen ilginç olayları anlatıyor.

 

2.ROMANIN ÖZETİ

                 Süleyman bey, bir iÅŸ için gittiÄŸi Diyarbakır?dan İstanbul?a trenle gelirken yolda,  ücra bir kasabada yoÄŸun kar yağışı yüzünden mahsur kalır.Kompartımanda uyurken bir bayanın yanlışlıkla üstüne su dökmesi sonucunda uyanır ve küçüklüÄŸünde abisinin kendisini okula geç kalmaması yüzüne su serperek uyandırdığı günleri hatırlar.Aynı kompartımanda yolculuk ettiÄŸi,mesleÄŸi ÅŸarkıcılık olan Makbule adında bir bayanla tanışır.Trenin küçük bir kasabada yolların kapanmasıyla mahsur kalınca Süleyman bey biraz ısınmak ve birÅŸeyler yemek için, bir kahvehaneye gelir.Orada çayını yudumlarken ,kasabanın Halkevi BaÅŸkanı olduÄŸunu öÄŸrendiÄŸi birisi gelir ve herkesi genç bir subayın düÄŸününe davet eder.Halkevi evlenmeye gücü yetmeyen gençleri evlendiren bir yerdir.Süleyman bey, düÄŸünde baÅŸkana sürekli takılan,muzip, yaÅŸlı ,hoca lakaplı adı Eyüp olan  ÅŸahsı çok sempatik bulur.Hoca eskiden tiyatro ile uÄŸraÅŸmış,bu yüzden başına çok iÅŸler gelmiÅŸ biridir. Biraz sonra Makbule?yi bir paÅŸanın masasında görür,onun isteÄŸiyle masaya davet edilir ve İstanbuldan tanıdığı bir mirasyedi olan eski bir paÅŸa çocuÄŸu Servet bey ve paÅŸayla Makbulenin aracılğıyla tanışır.DüÄŸünün bitimine müteakip,tiyatroyu çok seven bu insanlar halkevinde, tiyatro seven birkaç kiÅŸiye,bir oyun sergilerler.Bu gösteri paÅŸanın çok hoÅŸuna gider.  Oyunun bitiminde birbirine ısınan bu dört kafadar Servet beyin maddi ve manevi destek sözü ile İstanbul?da Yeni Türk Tiyatrosunu kurmak üzere sözleÅŸip birbirlerinden ayrılırlar.Süleyman bey bu sözün tutulacağından pek emin deÄŸildir.

                 Süleyman bey 1. Dünya savaşında Mısır?da Kanal harekatına katılmış eski bir yedek subadır.Onun tiyatro sevdası İngilizler tarafından esir tutulduÄŸu Zekazik kampınadan gelmektedir.Orada boÅŸ zamanlarını geçirmek için arkadaÅŸlarıyla oyunlar oynamıştır.

              Kendiside zengin bir babanın küçük oÄŸludur fakat babasının o küçük yaÅŸta iken ölmesiyle kendisine düÅŸen miras ile ancak eÄŸitimini saÄŸlayabilmiÅŸtir.Åžimdilerde ise bir arkadaşının bulduÄŸu bir boyacı dükkanında katiplik yaparak ve bazende kampta öÄŸrendiÄŸi biraz İngilizce ve Fransızca ile iÅŸ için mektuplar yazarak geçimini saÄŸlamaktadır.

   Bir gün Süleyman bey kaldığı küçük pansiyonda akÅŸam vakti bir sürprizle karşılaşır.Makbule hanım,Servet bey ve Hoca İstanbul?a verdikleri sözü tutmak ve yeni tiyatroyu kurmak için gelirler.O verdikleri sözün tutulacağından pek emin olmadığından çok ÅŸaşırır,tam onlar hasret giderirken Süleyman beyin Zekazik kampından arkadaşı Azmi gelir.O da tiyatro seven biridir.Azmi uzun boylu iri yarı içine kapanık,pek konuÅŸmayı sevmeyen biridir.Onu da aralarına alarak ne yapacaklarını konuÅŸmak için bir akÅŸam yemeÄŸine giderler.O gece herkes hayatını küçük ayrıntılarına kadar anlatır.İlk önce Makbule baÅŸlar,bir kassam kâtibinin yani sarıklı bir imamın kızıdır.Makbule küçük burunlu etine dolgun sık sık kahkahalar atan, ÅŸen ÅŸakrak hayat dolu bir kadındır,üç defa evlenip boÅŸanmıştır.Eyüp Hoca ise eskiden bir deniz subayıymış,sık sık gemiden kaçıp tiyatroya gidermiÅŸ bir gün bu yüzden meslekten atılmış.Anadolu?nun ücra köÅŸelerinde memurluk yapmış.Servet bey ise eski bir sadrazamın kızıyla evlidir.Karısı iyi bir kadındır fakat o daktilom dediÄŸi sekreterine aşıktır.Akrabalarının kışkırtmasıyla, büyümüÅŸ olan çocukları  analarının tarafanı tutarak onu uÄŸraÅŸtırmaktadırlar.

                  Bu beÅŸ kiÅŸilik grup yeni Türk tiyatrosunu kurmak için Servet beyin babasından kalma konağında bir sınav heyeti kurarlar ve kadroya alınacak elemanları seçerler.Kadroya Hacı Lala adında konağın eski emktarı olan bu yaÅŸlı arap,eski tanınmış bir ailenin iyi eÄŸitim almış bir çoçucuÄŸu olan Pertev Turhan isminde yakışıklı uzun boylu bir genç alınır bu tiyatronun jönüdür.Daha sonra sırasıyla ,ilk bakışta hasta bakacısı izlenimi uyandıran Remziye adında, muallim mektebini bitirmiÅŸ bir süre öÄŸretmenlik yapmış bir genç kız,lakabı Lokman  ve adı Sadullah Nuri olan eski bir aktörle,isimleri Melek ve Masume olan iki genç kız daha girer.Melek ve Masume Halkevinde oyunlarda rol almışlar,bu yüzden biraz tecrübeleri vardır fakat onların kadroya alınmasındaki etken alınmama korkusuyla aÄŸlamalarıdır.Dışarıda onlarca genç kadroya girebilmek için heyecanla beklemektedirler.AkÅŸama doÄŸru Neriman,Dürdane adında iki kadınla eski bir ÅŸeyhin oÄŸlu olan Gazali ve tıp eÄŸitimini yarıda bırakarak tiyatroyla uÄŸraÅŸmaya baÅŸlayan doktor lakaplı biri ve Hakkı adında eskiden hokkabazlık yapmış biriylede kadro tamamlanır.AkÅŸam saatlerinde içeriye zorla girmiÅŸ kambur bir cüce sınava girmek ister fakat Servet beyin buna karşı çıkmasıyla sınava alınmaz. Daha sonra Samsun?a giderken gemide ona rastlarlar,Hakkıyla Kambur iyi arkadaÅŸ olurlar ve gemide beraber gösteri yaparak para kazanırlar.İleriki zamanlarda Servet beyin gruptan ayrılmasıyla o da gruba katılır ve Tiyatro grubunun maddi sıkntılara düÅŸtüÄŸü zamanlarda Hakkı?yla beraber iÅŸe çıkarak onlara büyük yararları dokunur. 

 

       Samsunda baÅŸlayacak bir Anadolu Turnesine çıkmak için hazırlıklara baÅŸlarlar ve hazırlıklar tamamlanınca yola çıkarlar. İlk baÅŸlarda herÅŸey yolundadır. Servet Bey?in iyi tanınmış olmasından dolayı gittikleri yerlerde ,devlet erkanı ve halk tarafından iyi karşılanırlar ve maddi sıkıntıları yoktur. İstanbul?dan gelen bir mektupla,aile sorunları yüzünden Servet Bey evine döner ve onlar yollarına yanlız baÅŸlarına devam etmek zorunda kalırlar. Yolda sırasıyla  gruptan, İstanbul?dan gelen bir telgrafla Pertev Turhan  ayrılır, arkasından Neriman bir Azeri tüccarla Karst?a iken tanışıp evlenir ve daha sonra küçük bir kasabada Hacı Lala hastalanır ve onun öleceÄŸini bile bile hastahaneye yatırıp o kasabayı terk ederler. Masume?ye gelince ona bir genç tiyatro oynarken aşık olur,ve daha sonra Masume?nin de fikri alınarak düÄŸünleri yapılır.  Son olarakta Remziye?yi İstanbul?daki eski sevgilisi yerini öÄŸrenir ve yanına gelir,beraber İstanbul?a dönmek için anlaşırlar.Son olarak kalan üyeler hep birlikte Masume?nin evinde bir akÅŸam yemeÄŸi yerler.

      Ortak yönleri içlerindeki tiyatro sevgisi olan bu insanların Son Sığınak olarak nitelendirdiÄŸi bu tiyatro artık dağılmaktadır. İçlerinde vaktiyle yangından kaçarcasına terkettikleri yerkerin hasreti,döküle saçıla dönüÅŸ yollrını tutarlar.

 

3.ANAFİKİR

             Romanda,tek ortak tönleri tiyatro sevgisi olanbir grup insanın en zor anlarda bile birbiriyle olan dayanışmasını ,insan iliÅŸkilerini sevgi ve ilgiyi anlatıyor.Burada son zamanlara dek birarada kalan insanların dostluÄŸu aynı bedende yaÅŸayan ruhlara benziyor.

             KiÅŸilerin birbirlerinin sorunlarıyla kendi sorunlarıymış gibi bu kadar ilgilenmesi ve hep birlikte sevinip hep birlikte aÄŸlaması bize bir kez daha insan olduÄŸumuz için  sevinmemizi saÄŸlıyor.

    

 4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ÅžAHISLARIN 

   DEÄžERLENDİRİLMESİ

                 Süleyman Bey:1.Dünya savaşı sıralarında Mısırda ki Kanal harekâtı?nakatılmış eski bir askerdir.SavaÅŸta İngiliz?lere esir düÅŸmüÅŸ ve on beÅŸ günlük esaret günlerinden sonra kurtulup İstanbul?a yerleÅŸmiÅŸtir.Sanatsever bir insandırve en önemlisi temkinli,tedbiri elden bırakmayanherzaman ilerisini düÅŸünen biridir.

                 Servet Bey: Bir mirasyedidir,ve ilerlemiÅŸ yaşına raÄŸmen o üzerindeki çocuksu sevinçlerden kurtulamamış ve hala dünyaya paÅŸa çocuÄŸu gözüyle bakmaktadır.

                 Makbule Hanım: NeÅŸe dolu,ÅŸen ÅŸakrak bir kadın.Sık sık kahkahalar atan ve aynı sıklıkta aÄŸlayabilen duygusal ve içi insan sevgisiyle dolu birkadın.

                  Hoca: Muzip,ÅŸakacı ve biraz da çapkın olan bu kiÅŸinin kötü bir huyu var bazen dalkavukluk yapıyor.

                  Azmi: GeçmiÅŸte yaÅŸadığı kötü günlerin etkisinden dolayı içine kapanık ve fazla konuÅŸmayı sevmeyen,yardımseverdir.

                   Neriman?ın EvliliÄŸi: Oyunları?nı izlemeye gelen Azeri bir tüccarın,onlarla tanışması ve daha sonra Makbule ile ciddi anlamda ilgileniyor gibi görünmesi,daha sonra Neriman ile bir gün habersiz kaçıp evlenmesi,Neriman?ın onlara yaptığı bir ihanettir.

 

5.KİTAP HAKKINDAKİ ÅžAHSİ GÖRÜÅžLER

                   Gerçek  hayattan alınmış bu roman,akıcı ve sade anltımıyla okuyucuda iyi bir izlenim bırakıyor.Kitap, yazar öldükten beÅŸ yıl sonra ortaya çıkmış. Galiba kitap müsvedde olarak kalmış. Bundan dolayı olaylar arasında bazen kopukluklar gözükse de bu genelin güzelliÄŸini bozmuyor.Gerçek bir hayatı anlattığı için okuyucunun alması gerken dersler var,bence herkesin okuması gereken faydalı bir kitap.

          

              6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ

                   REÅžAT NURİ GÜNTEKİN 1889?da İstanbul?da doÄŸdu,Edebiyat fakültesini bitirdi.Liselerde öÄŸretmenlik,müdürlük,Milli EÄŸitim MüffettiÅŸliÄŸi,Paris kültür AteÅŸeliÄŸi yaptı.UNESCO?da Türkiye?ti temsil etti.Romanları,hikayelerive tiyatro eserlerinin yanısıra çeÅŸitli çevirileride vardır.

Etiketler: