| |
Eki 24

Bir çığlık naralar atıyor sessizce içimde
Büyüyor yalnızlığım engel olamıyorum
İşitiyor kulaklarım çığlığın yankısını
Koparıp atasım geliyor kulaklarımı
Feryadım yükseliyor hasretle yüreğimde
Hüzünlü bir türkünün acı sesiyle
Eridikçe eriyor, olmayan karlar içimde
Biraz, biraz sevinecek olsam
Hemen sarılıveriyor sevinçlerim ümitsizliklerime
Döktüğüm her gözyaşı kar etmiyor sensizliğe
Yalnızlığa her yenilişimde
Biraz daha gayret
Ha gayret diyorum!
Gayret üstüne gayret gösteriyorum
Ama olmuyor, bırakmıyor
Gırtlağıma kadar sarılan bu yalnızlık
Mıhla çivilenmiş gibi
Yüreğimin köşebaşında
Hep ümitlerimi bekliyor
Demir attı yalnızlık ümitlerimin köşebaşına
Git diyorum ona
Sesimin baÅŸka bir tonunda
Gel! Artık mavi gözlüm
Mahkum etme beni bu yalnızlığa
Bekliyorum seni
Son kez el salladığın köşebaşında
Yazan : Melodi AKÇAY
Eyl 28

Herşeyin bitip geçmişe karıştığı zamandayım. O zamanki; ben dünyanın dışındayım.
Hiçbir zaman hayatın ve dostlarımın beni gerçekten tanıdığını sanmıyorum. Hiçbir şeyden haberleri yok. Neler oluyor diye bile sormuyorlar. Çevremdeki herkes bu adamın söyledikleri doğru olabilir mi acaba? diye hiç düşünmüyorlar.
Fakat ne yazık ki, gerçeği kabul etmek zorundayım. Ben zannetmiştim ki; çiçeklerle donatılan bir dünya ve bu dünyanın içinde salına salına mululuk akan yürekler var.
Bu hayata başlarken oysa hiç kuşkum yoktu. Korku nedir bilmezdim. Yalnızlık yanımdan geçmezdi.
Korku ile ilk defa küçücük yaşımda benim daima yanımda olacaklarına inandığım annem ile babamı kaybedişimle tanıştım. Korku o kadar iri cüsseli ve güçlü idi ki beni yutacak sandım. Beni ilk defa o azaman ziyarete gelmişti ve bir daha asla gitmedi. Davetsiz misafirdi hayatımda.
Sonra bir gün ona ikinci kez rastladım. Okul arkadaşlarım bir köşede beni dövüyorlardı. Köşeye sıkışmıştım.Hem yetim, hem öksüz olduğum halde, erdemliydim. Ama erdem, o an işe yaramıyordu. Ve ben korkudan altıma yaptım.
Sonra üçüncü kez, sonra dördüncü, sonra beşinci, sonra altı derken, korkuyla geçti seneler. Boyutları değişti korkularımın, tıpki benim değiştiğim gibi. Lakin iri cüsseli ve güçlü olan korku yüreğimde daha da güçlenmşti seneler içerisinde. Sınırları yoktu korkunun. Her an, her yerde binbir çeşit oyunla çıkıyordu karşıma. Ve ben, hayatım boyunca ondan hiç hoşlanmadım.
Cesaretlendim ara sıra. Fakat iş cesarette değil, erdemlikteymiş bunu yaşadıkça anladım. Öğrendiklerimi çevreme dağıtmaya çalıştım. Anlamak isteyen yoktu yanımda.
Sonra birgün yalnızlıkla tanıştım, ansızın giriverdi hayatıma. Yok yok öylde değil aslında, sebebi vardı onun da hayatımda. Neyse! Durumun değişmişti. Sanki, korkulu günler yolumun üzerinden yalnızlığa açılıyordu artık. Çevremde bir kaç insandan başka kimse yoktu.
Bir gün dostlarım niye yalnızsın dediler. O soruyu bir türlü aklımdan çıkaramadım.
O an nasıl bir cevap uydurabilirdim onlara, düşündüm. İki yol vardı o an hayatımda. Ya doğruyu söylemeli, ya da onlara istedikleri cevabı vermeliydim. Bir an tereddüten sonra vazgeçtim. İçimdeki gerçeği ben biliyordum. Onlar değil. Öyleyse susmayı öğrenmeliydim ve sustum.
Çoktan çözmüştüm dünyayı ve dolayısıyla insanları. Herkes kendinden söz etmek istiyordu. Sen söz edince de yüzüne çok bilmiş ya da arkandan pispis sırıtıp gülüyor, enayi diyorlardı. Onlar keder, yalnızlık, öfke ve korku kurulu bir dünyayı mutulukla değiştirmek istemiyorlardı. Yani anlayacağınız bir türlü bir olmuyorlardı. Herkes kendi başının derdindeydi. Geri kalan canlara ne olursa olsun felsefesini benimsiyorlardı.
Şimdi çok iyiyiz yalnızlıkla. en çok geceleri seviyorum yalnızlığı. Akşam yemekten sonra tatlı tatlı sohbet ediyoruz onunla. Uzun uzun konuşuyoruz, ara sıra gülüşüyoruz. Öyle bir an geldiğinde de dostlarımı anıyoruz buruk bir tebessümle onunla.
Yazan : Melodi AKÇAY
|
|
Son Yorumlar