
Uzun yıllar öncesinde büyük şehirlerden birinde dar, taşlı sokaklardan, çok eski bahçeli ahşap evlerden oluşan bir mahallenin sokağındaki bir evde bir aile yaşamaktaymış.
Anne, baba ve çocuklardan oluşan bu ailenin yanlarında babaanne ve hala’da onlarla birlikte yaşıyormuş. Bu hikaye esasında anne, babaanne ve o zamanlar yeni yeni konuşmaya başlayan evin küçük kızı arasında geçmektedir.
Bu ailenin arazileri olduğu için bahçe işleriyle uğraşırlar, sebze ve meyve yetiştirirlermiş. Sabahları çok erkenden kalkıp kırda, bahçede yiyecekleri yemeklerini hazırlayıp yola çıkarlarmış.
Evin babaannesi iki katlı olan bu ahşap evin üst katındaki merdivenlerden aşağıya inerken, onu merdivenlerden aşağıya arkasından biri itmiş ve yere düşmüş. Düştükten sonra yerden başını merdivenlerin üst basamağına doğru kaldıran ve bakan babaanne, siluet gibi bir adamın durduğunu görmüş. Evde bulunan ev halkına korkuyla seslenmiş.
“Beni birisi merdivenlerden aşağıya itti. Şu anda da yukarıda duruyor” demiş. Gelen ev halkı merdiven başında kimseyi görememiş.
Babaanneyi düştüğü yerden kaldırıp hemen doktora götürmüşler. Dostları ve komşuları olan doktor, babaanneyi muayene ettikten sonra, bazı ilaçlar yazıp “ Bekleyin, düzelirse düzelir. Yoksa ömür boyu sakat kalabilir” demiş.
Aradan geçen zaman içinde babaanne iyileşememiş. On beş yıl yatalak yaşamış. Evin alt katına inmesi gerektiği zamanlarda annesini, kızı merdivenlerden sırtında indirip, bindirmiş. Kızı, yani hala annesini on beş yıl boyunca sırtında taşıdığı için idrarını artık tutamamaya başlamış.
Bir zaman sonra evin altında bulunan ahırda hayvanların bağırmalarına inen ev halkından baba, elinde uzun bir sopayla bir adamın hayvanlara vurduğunu, dürteklediğini görmüş. Fakat, bu adam aniden gözden kaybolmuş. Baba şaşırmış. Ev halkıyla bu garip olayı paylaşmış.
Başka bir günde ahırın yanındaki banyoda evin annesi banyo yaparken bir şeyden irkilmiş, huzursuz olmuş. Banyo kapısında küçük bir delik varmış. Bu delikten baktığı zaman bir gözün onu gözetlediğini görmüş. Üstüne hemen bir şeyler alıp banyodan dışarı çıkmış ve siluet gibi, bir adamın gülerek bahçeye doğru kaçtığını görmüş. Bu olaylardan korkmaya başlayan ve teker teker hepsi yaşayan ev halkı iyice şaşırmış. Korkuları gün geçtikçe artmış. Lakin, yinede günlük hayatlarına devam ediyorlarmış.
Bir gün evin annesi alt katta günlük işlerini yaparken, zar zor konuşabilecek bebek yaştaki olan kızının ağladığını duymuş. Her anne gibi oda çocuğunun ağlamasına dayanamayarak, üst kattaki çocuğun bulunduğu odaya çıkmış. Ve, bebeğin beşiğinin şiddetli bir şekilde sağa sola sallandığını görmüş. O anda odada beşiği sallayacak kimse yokmuş.
Beşikteki kızına “ Ne oldu. Neden ağlıyorsun” diye sorunca Çocuk bebekçe konuşmasıyla “ Bak, bak, dede geldi. Arkanda duruyor. Baksana gülüyor. Bana da güldü. Beni salladı” demiş. Anne arkasına doğru dönüp bakınca kimseyi görememiş. Salıncağın iplerinin bağlı olduğu çivilerden birinin aniden yerinden çıkıp, beşiğin bebekle birlikte yere düştüğünü görmüş. Oysaki beşik, çivilerle çok sağlam olarak tavana bağlanmış.
Böyle esrarengiz olaylar yaşayan bu aile tedirgin olarak yaşamlarına devam ediyorlarken, evin annesi bir gün akşam yemeğini hazırlamak için bahçeden çalı çırpı toplamaya çalışırken, biraz ileride evin arka bahçesine açılan dar bir yere, sonradan yakmak üzere konulan çalı çırpı ve odunla dolduruyormuş. Bu dar yere çalıları koyarken çalılardan çıtır, çıtır sesler duymaya başlamış. Bahçede kendisinden başka kimse olmadığı için korkmuş. Korkuyla başını o yöne çevirince, altı leylek bacaklı gibi ince, üstü insan görünümünde, yaşlıca bir adamın ona doğru gülerek baktığını ve çalıların üzerinde atlayıp çok kullanmadıkları arka bahçeye gittiğini görmüş.
Bir zaman sonra yatalak olan babaanne vefat etmiş. Bu aile evlerinde olan esrarengiz olaylardan ötürü çocuklarını korumak için, bu evden taşınmaya karar vermişler. Ve, ev bulana kadar kırdaki kulübelerine taşınmışlar. Yaşamlarına birkaç sene burada devam ettikten sonra bu arada başka bir mahallede, bahçeli yeni bir ev almışlar. Hem kırdaki, hem de bu yeni evlerinde yaşamlarına devam ediyorlarmış. Evin annesinin doğan çocukları ve yaşayan çocukları teker teker aralıklarla vefat etmeye başlamışlar. Sadece bir oğlu kalmış. Birde aralarında çok yaş farkı olabilecek kadar sonradan bir kızı olmuş. Çocuklarını kırdaki evlerinde bakamayacaklarını düşündükleri için satın aldıkları bu yeni eve yerleşmişler. İki çocuklarıyla birlikte anne, baba ve hala yeni evlerinde yaşamaya, bu esrarengiz olaylar belirli bir ölçüde gün geçtikçe durulmaya başlamış. Yalnız, evin annesi bilinmeyen bir sebepten dolayı eskiden oturdukları esrarengiz olayların geçtiği evin önünden ve sokağından geçemez, aile bireylerini de o sokaktan geçirmez olmuş.
Bu aile, yıllar sonra bir gece hep birlikte dışarıdan gezmekten gelirken, yolda oğullarıyla karşılaşmışlar ve hep birlikte eve doğru yürümüşler. Anne, ev halkının bütün bireylerini kendinden önce içeri soktuktan sonra, en sonunda kendi girerek kapıyı besmeleyle kapamış. Daha içeri girdiği anda birisi, sanki kapıyı yerinden sökecekmiş gibi, şiddetli bir şekilde sarsmaya başlamış. Bu olay birkaç dakika sürmüş. Bütün ev halkında bir şaşkınlık, bir korku oluşmuş. Evin oğlu dış kapıyı açmış ve dışarıya çıkmış. Sağa sola bakmış. Hiç kimseyi görememiş. Göremeyince içeri girmişler ve bu duruma bir anlam verememişler.
Anne ise daha önce yaşadığı eski evlerindeki olayları bildiği için oğluna sormuş. “ Sen bugün eskiden oturduğumuz evin önünden ve mahalleden geçtin mi?” Oğul” Evet anne. Az önce o sokaktan geçtim.
- Anne : Ben sana o evin önünden geçme demedim mi. Annesinin bu sözü üzerine oğul “Tesadüfen yolum oraya düştü. Ama, ben oradan geçerken bir tuhaflık hissetmiştim. Sanki beni birisi takip ediyor gibi geldi. Tam köşeyi dönerken geriye dönüp baktığım zaman, sokak lambasının çok az yanmasından dolayı, tam göremedim ama, yaşlı bir adamın görüntüsünü görür gibi oldum” demiş.
Korkuyla çocuklarını ve eşini içeri tekrardan besmele çekerek sokarak, kapının üç dört demir sürgüsünü de çekip, arkasına kalaslar dayatıp evlerine girmişler. Evlerinde bu olay hakkında konuşurlarken biraz sonra evin oğlu
“Anne sizlerin düşündüğünüz gibi bir şey olamaz. Neredeyse beni de inandıracaktınız” Annesini üzmemek için tamam bir daha gecikmem diyerek odasına çekilmiş. Aslında oğulda bu olaya inanmış Ama gençliğinin verdiği cesaretle ailesini teselli etmeye çalışmış.
Günler geçtikçe bu yeni evlerinde, yine esrarengiz olaylar değişik biçimlerde devam edecektir. Bunu zamanla hissedecekler ve göreceklerdir.
(Yaşanmış gerçek olaylar zinciri)
Yazan : Melodi AKÇAY
Yorum Yapın
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.
Son Yorumlar