Reklam :
Bir an belli belirsiz bana baktı. Bakışlarımı onun bakışlarından cesaretsizce kaçırdım. Perondan yolcuların hepsi birer birer ayrılıyordu. O ise olduğu yerde kala kalmıştı. Kıpırdamıyordu. Şiddetli esen rüzgar ve yağan yağmurdan dolayı titriyor, elleriyle kendini ısıtmaya çalışıyordu. Bir an, gideceği yönü belirler gibi başını önce sağa, sonra sola çevirdi. Aniden karar verip bulunduğum yöne doğru gelmeye başladı. Heyecanlandım. Benimle konuşmaya geldiğinin farkındaydım. Bir anda yanımda belirdi. Tam karşımda duruyordu. Soğuktan bembeyaz olmuş yüzü renksizdi. Ürkek haliyle – Merhaba! San Francisco’lumusunuz?- Evet dedim.
Geri döndüğümde beklenmedik bir şekilde ağlıyordu. Ona cesaret vermem, içindeki bu buhrandan kurtarmam gerekiyordu.
Bir an bakışlarımız birbiriyle kesişti. Vücudum istem dışı kasılmaya yüreğimde ona karşı anlamını şuan bile anlayamayacağım bir duygu oluştu. Etkilenmiştim bu bayandan. Güzel olmasa da menekşe rengi gözleri insanı adeta mıknatıs gibi çekiyordu. Karnı aç ve yorgundu.
Perondan ayrılıp eve vardığımızda ikimizde yağmurdan sırılsıklam olmuştuk. Ona karşı aşırı derecede nazik davranmaya çalışıyordum. Bana karşı olan şüpheleri yavaş yavaş yerini rahatlığa bırakmıştı. Islak elbiselerimizi değiştirdikten sonra ona kalacağı odayı gösterdim. Sıcak bir çorba hazırlamaya mutfağa gittim. Geri döndüğümde üstünü değiştirmiş bir şekilde salondaki koltukta oturmuş televizyon seyrederken buldum onu. Adını dahi bilmediğim bir yabancı vardı evimde. İsmini merak etmiştim. Sorduğumda
Ben soru sorarsam cevap veriyordu. Verdiği cevaplarında hep bir tereddüt ve kesinlik vardı. Bir şeyleri gizlemek istediği ağzından dökülen cümlelerin kesik kesik oluşundan anlaşılıyordu. Sıcak çorbalarımızı içerken, elinde üzerinde numaralar yazılı olan bir anahtarlıkla oynadığını gördüm. Ve ona
-Niçin yağmurlu bir günde buraya geldiniz?













yağmur duası gibi sana yalvarıyorum aç kapıyı vicdansıııııız
yağmurlu birgündü sokaklar bomboş
gözlerim pencerede beklidim sabaha kadar
sözle sevgili söle bu aşkın sonu nereye kadar
yağmurlu birgündü sana raslamıştım
seni gördüğüm o gün aşkka ıslanmıştım
iyi hatırlıyorum kendimi o gece
sokak lanması gibi bir sönüp bir yanmıştım
yağmur duası gibi sana yalvarıyorum
bir damla yağ üstüme yanıp tutuşuyorum
yeter allah aşkına kör kütük aşık oldum
aç kapıyı vefasız yağmurdan adam oldum
aç kapıyı bitanem yağmurdan adam oldum
yağmurla gelen kadın herşey seninle başladı
seni seven kalbimin ritmi çok yavaşladı
ne bilirdim sevdayı nede aşık olmayı
aşktan firar ederken meşk beni yakaladı
yağmur duası gibi sana yalvarıyorum
bir damla yağ üstüme yanıp tutuşuyorum
yeter allah aşkına kör kütük aşık oldum
aç kapıyı vefasız yağmurdan adam oldum
aç kapıyı bitanem yağmurdan adam oldum
ben ömrümde hiç bu kadar ıslanmadım
ben ömrümde hiç bu kadar aşık olmadım
oysa ben ne savaşlar gördüm
ben ömrümde hiç bu kadar yaralanmadım
yağmur duası gibi sana yalvarıyorum
bir damla yağ üstüme yanıp tutuşuyorum
yeter allah aşkına kör kütük aşık oldum
aç kapıyı vefasız yağmurdan adam oldum
aç kapıyı bitanem yağmurdan adam oldum
__________________
Burun buruna geldim seni
bulmak için
her belayla
Kivranimisi seyreden melekler gibidir sükünet
Tam kendimi toplamisken önüme çikar hayalet Ve korku içime hucmerken korkup kaçar cesaret
Felaket sarsilisimi izler, cesede çevirir esaret
Bugüne dek işlediğim
günaha istirhamım tek
bir aftır.