YÜREĞİMDE ŞİMDİ IŞIKLAR SÖNDÜ

HİKAYE Yorum Yap

Yağmurlu bir günde evliliklerinin on beşinci yılını kutlamaya hazırlanan Jack ile Sandra çifti, evliliklerinin on beşinci yılını bu yıl yalnız başlarına değil, arkadaşları ve dostlarıyla kutlamak isterler.

Jack, karısı Sandra’yı çok sevdiğini göstermek için onun şerefine arkadaşlarıyla bir balo vermek ister. Oturdukları malikanede çalışan hizmetçilerine, karısının çok sevdiği yemeklerden hazırlatmak için mutfağa gider. Hizmetçilerine bu gece ön servis olarak, patatesli brokoli çorbasını, ana yemek olarak fırında etli patates, lazanya ve soslu yer elması haşlamasını, tatlı olarak ta elmalı turta hazırlamalarını, malikanenin mahzeninden, yıllanmış eski kırmızı şaraplardan çıkarmalarını ister.

Bu sırada Jack viskiyi çok sevdiği için elinde hep viski bardağıyla dolaşmaktadır. Hiçbir eksiklik, problem olmaması için çalışanlarını uyarırken, bu özel güne ait karısının resminden oluşan bir pasta yaptırmayı unuttuğu aklına gelir. Ve baş aşçısı Emanuel’e, bu konuyu elindeki viski bardağıyla dolaşırken hemen hazırlanmasını talimat eder.

Çalışanlar bu tür balolara alışkındırlar. Jack ve Sandra malikanelerinde bu tür balolardan sıkça vermektedirler. Bu baloları Sandra’dan çok, kocası Jack istemektedir. Sandra, kocasına yine böyle özel günde hazırlıklar yaptığı için, her zamanki gibi teşekkür ederek memnuniyetini bildirir.

Sandra, çocukluğundan itibaren dadısı Beatrice ile beraberdir. Ona çok güvenmektedir. Ve sevgileri karşılıklıdır. Dadısı Beatrice, Sandra’nın sevdiği her şeyi bilir ve ona hazırlatır. Kahvaltıda kızarmış ekmekle, tereyağ ve böğürtlen reçelini kahveyle birlikte sevdiğini bilir.

Onbeşinci evlilik yıldönümlerini kutlamak için Sandra sabırsızlanmaktadır. Uzaklarda bir ülkede, subay olarak görev yapmakta olan bir erkek kardeşi vardır. Kardeşinin de onbeşinci evlilik yıldönümlerinde bulunması için ısrar eder ve kardeşine telgraf çeker. Erkek kardeşinin gönderdiği cevapta işlerinin yoğun olduğunu, izin alıp gelemeyeceğini, bu durum için özür dilediğini ve eşiyle birlikte uzun yıllar mutluluklar dilediğini yazmaktadır.

Sandra, kardeşinin bu durumuna alışık olduğu halde üzülür. Birçok özel gününde kardeşi, görevinden dolayı yanında bulunamamıştır.

Zaman, Sandra ve eşi Jack’in partiyi hazırlamalarıyla geçer. Nihayet o gün gelir. Jack eşine bu özel gün için, göğüs dekolteli pırlantalarla süslenmiş sarı bir gece elbisesi almıştır. Sandra’ya onlar için özel olan bu gecede giymesi için verir. Sandra eşinin bu nezaketini sevinçle karşılar. Sandra giyinmeye odasına gider. Jack, siyah bir simokin giymiştir. Yakasında bir sarı gül vardır. Karı koca hazırlanırken, evin çalışanları baloda bir eksiklik var mı diye kontrol ederler.

Misafirler yavaş yavaş gelmektedirler. Gelen misafirleri malikanenin büyük salon kısmına davet eden çalışanlar, Jack ve Sandra’yı beklemektedirler. Sandra ve Jack hazırlanmış, misafirlerini karşılamak üzere merdivenlerden aşağıya inerken, çalışanları ve misafirler tarafından alkışa tutulurlar. Her ikisi de uzun süre konuşulacak kadar çok şık olmuşlardır. Sandra ve Jack misafirlerinin bu nazik davranışları karşısında, sevinçlerini onlarla bir kadeh şampanya patlatarak paylaşırlar.

Bazı misafirler hazırlanan kokteyllerden ve kanepelerden alırken, bazıları da hafif müzik eşliğinde Vals etmektedirler.

Jack ve Sandra açılış danslarını yaptıktan sonra misafirlerle ilgilenmeye başlarlar. Sandra çocukluk arkadaşı Juliet’i görür ve onun yanına gitmeye karar verdiği anda malikanenin ışıkları birden söner. Işığın sönmesi, ortamda bir sessizlik oluşturur. Sandra, Jack’i bulup çalışanların elektriklere bakmasını istemektedir. Fakat, bu karanlıkta Jack’i bulamaz. Yanına dadısı Beatrice gelir. Ona korkmamasını söyleyip

– Şimdi hemen şamdanlardaki mumları yaktırıyorum. Elektriklerle de kahya Emanuel ilgilenecek efendim der.

Sandra’nın içi rahatlamıştır. Fakat eşini aramakta ve merak etmektedir. Misafirlerden birkaçı buralarda sık sık elektriklerin kesildiğini ve birazdan geleceğini ifade ederler. Gelmezse de ne güzel, mumların eşliğinde romantik hoş bir ortamda evlilik yıldönümlerinizi kutlarız diye yorum yaparlar.

Sandra, şamdanlardaki yanan mumların verdiği ışıkla Jack’i ararken, Jack’i görür. Ve, o sırada malikanenin ışıkları yanar. Balo misafirler tarafından kaldığı yerden bütün güzelliğiyle devam eder. Sandra kocasına

– Neredeydin Jack? Işıklar söndü. Bütün misafirler karanlıkta kaldı.
- Jack eşine sana öyle gelmiştir hayatım. Biliyorsun karanlıktan korkarsın. Ve yine karanlık olduğunu sanmışsındır der.

Sandra - Hayır Jack, bütün misafirler gördü. Bak! Şamdanlardaki mumları yaktık. Beatrice’ye söyleyip yaktırdım. İstersen ona sorabilirsin derken, yanına bir bey yanaşır ve Sandra’yı Jack’ten nezaketle ayırarak dansa davet eder.

Bu arada malikanenin kapısı çalınır. Evin kahyası kapıyı açar. Gelen, Sandra’nın subay kıyafetleri üzerinde, elinde yolculuk çantasıyla erkek kardeşi James’tir. Yıllardan beridir yapamadığı sürprizi, ablasına şimdi yapacaktır. Evin kahyası Sandra’nın dadısına haber verir. Dadı Beatrice, Sandra’ya koşarak sevinçle

-KardeÅŸiniz Bay James geldi efendim der.

Sandra çok şaşırır. Doğrumu söylüyorsun Beatrice? Der.

Ve koşarak kapıdan içeri girmiş olan kardeşine sarılır.

- Hani gelmeyecektin James. Yine sürprizini yaptın bana.

Sandra James’in elinden tutarak, gözlerine dikkatlice bakarak içeri alır ve salona götürür. Salonda bulunan misafirlerine

- Bakın kardeşim James geldi. Her zamanki sürprizlerinden yine birini yaptı. Beni yine mutlu etti.

Salondaki bütün genç kızlar bu subay kıyafetli, yakışıklı genç delikanlıya hayran hayran bakmaktadırlar. Sandra bir ara kardeşinin yüzüne dikkatlice bakar. Kardeşinin yüz ifadesinde bir şey sezmiştir. Kardeşi, salonun tenha kısmında yıllardır bu eve girmesi yasaklanmış olan Dadı Beatrice’nin kızını, Jack’le birlikte sarılmış bir vaziyette gülüşürlerken ve öpüşürlerken görmüştür.

Sandra kardeşinin baktığı yöne doğru bakar ve sadece kocası Jack’i görür. Ve kardeşine

- Haydi gel James. Dans edelim. Yıllardan sonra ilk defa.

Sandra kardeşiyle dans ederken, kardeşinin gelmesinden duyduğu memnuniyeti, onunla paylaşır. Bu yıl dönümü Sandra için artık bir başkadır.

Yavaş yavaş gecenin sonu gelmektedir. Misafirler malikaneden ayrılır. Gecenin yorgunluğu tatlı bir yorgunluk olarak Jack, Sandra ve James arasında sohbetle biter. Herkes odalarına çekilir. Sandra, kocasına bu özel gece için çok teşekkür eder.

James, birkaç haftalığına tatile gelmiştir. Fakat, kimseye burada ne kadar kalacağına dair bir şey söylemez. Evlilik yıl dönümlerindeki elektriklerin yanıp sönmesinden sonra, Jack’te bir tedirginlik başlamıştır. Sandra’ya

– Kardeşin burada ne kadar kalacak? Ne zaman görevine gidecek? diye sormaya başlar. Sandra

- Bilmiyorum Jack. Hem önemlimi. Yıllardan sonra onu ilk defa görüyorum. Zaten çok kalamaz. Biliyorsun ki görevi var.

James, malikanenin içerisinde dolaştığı sürece, Jack’te bir huzursuzluk hakim olmuştur. Bu durumu sezen James ablasıyla ve Jack’le vedalaşıp,

- Bu sefer kısa kaldım. Gelecek sefere daha uzun kalacağımı sanıyorum diyerek vedalaşıp gider.

Jack, James’in gidişiyle rahatlamıştır. O gece ve daha sonraki gecelerde malikanenin ışıkları yanıp sönmeye başlar. Jack, çalışanlarına ışıkları kontrol etmenin zamanı geldiğini ve eşinin korkmasını daha fazla istemediğini söyler.

Eve çağrılan tamirci elektrikleri ve lambaları teker teker kontrol eder. Bir şey bulamaz. Dadı ve Jack evin kenar ve köşelerinde Sandra’nın duymasını istedikleri bir şekilde çağrılan tamirci için, bu amatör, bir şey bilmiyor yeni bir tamirci çağırırız. Olmazsa mumlarla otururuz der.

Ya da bazılarımıza ışıklar sönüyor gibide gelebiliyor olabilir der. Sandra’nın bu konuşmaları özellikle duymasını isterler.

Her gece ışıklar böyle yanıp söner. Sandra salonda kalmaktan korktuğu için artık sürekli odasından çıkmamaya, bu olaydan ötürü hastalanmaya başlamıştır. Işıkların yanıp söndüğü görmektedir. Sinirleri iyice bozulmuştur. Artık dadısı kimsenin ışıkların yanıp söndüğünü, görmediklerini söylemektedir.

Dadısı Beatrice, Jack’le konuşur. Artık bir doktor çağırmanın zamanı geldiğini söyler. Işıklar yanıp söndüğü sürece, Sandra’nın yanında eşi Jack hiç yoktur. Işıklar geldiği zaman Jack, hep Sandra’nın yanında olur. Işıklar artık sadece, Sandra’nın odasında bir yanıp sönmektedir.

Eve gelen doktor, Sandra’nın psikolojisinin bozulduğunu söyler ve birkaç sakinleştirici ilaç verir. Ve, tekrar geleceğini ifade ederek evden ayrılır. Sandra artık yataktan kalkamaz duruma gelmiştir. Bir gece odasındayken yine ışıklar, tekrar bir yanıp bir söner. Jack, yine ortada yoktur.

Görevine gittiği sanılan erkek kardeşi James, gizlendiği yerden Jack ile Dadı Beatrice’yi bir şeyler konuşurken görür. Jack usulca evden çıkar. James’te Jack’i takip eder. Malikane’nin arka tarafındaki bir eve girdiğini görür. Telaşla girdiği evin kapısını açık unutan Jack, James’in oraya girmesini sağlar. İstemeden de olsa. James sessizce içeri girdiğinde, Jack’i dadının kızıyla sarmaş dolaş görür.

Ve, başarıyoruz galiba.. Yakında tımarhaneye gitmek üzere. Bizde bu şekilde Sandra’dan kurtulup beraberce yaşayabileceğiz sevgilim dediğini duyar.

James, daha önceden Jack’in bu olaylarına şahit olmuştur ve duymuştur. Sandra’nın babası, dadı Beatrice’nin kızını damadı Jack’e karşı ilgisinin olduğunu fark etmiş ve onu bu yüzden evden uzaklaştırmıştır. Bu konuyu bilmektedir. Ama, bir türlü ablasına bu durumu açıklayamamış ve ispatlayamamıştır.

Jack, sevgilisi ile birlikte olurken evde bulunan telefondan James, kız kardeşine telefon eder. Telefonu açan dadıya hiç bir şey ve kim olduğunu söylemeden Bayan Sandra ile görüşebilir miyim der.

Dadı, telefonu Sandra’ya vermek istemez. Ama, James’in ısrarı karşısında vermek zorunda kalır. Telefonu alan Sandra, dadısı odadan dışarı çıktıktan sonra, James ablasına olanları anlatır.

- Abla arkadaki mavi köşke kimseye bir şey söylemeden ve görünmeden hemen gel. Sana bir şey göstereceğim.

Sandra usulca malikane’den dışarı çıkar ve mavi köşke gider. Kardeşi James, kapıda onu beklemektedir. Ablasına

- Ses çıkarmadan benimle üst kata kadar gel. Sana bir şey göstereceğim.

James kardeşiyle birlikte yukarıdaki kata çıkar. Yarı aralık olan oda kapısında durup, konuşmaları ablasına dinletir. Jack sevgilisine

- Sandra’dan kurtuluyoruz. Sabret Sevgilim. Tımarhaneye gitme vakti geldi. Nasıl korkuyordu. Işıkları bir yanıp söndürürken. Aklını kaçırmak üzere. Sevgilim! Sen merak etme. Az kaldı. Aptal Sandra, onu sevdiğimi sanıyordu. Sadece rol yapıyordum diye konuşurlarken,

James kapıyı açar. Sandra’yla içeri girer ve onları uygunsuz bir vaziyette yakalar.

Sandra bu konuşmalar ve gördüğü manzara karşısında şaşırır. Çok sevdiği kocası Jack’in ihanetiyle tanışır. Sandra, Jack’e hiç bir şey söylemeden odadan dışarıya çıkarken kardeşine bakarak,
- Yüreğimde şimdi ışıklar söndü diye son sözünü söyledi.

James - Bunu ablama nasıl yaparsın. Seni çok seviyordu ve güveniyordu der.

Jack – ben ablanı hiç sevmedim. Gördüğün bu kadını seviyorum. Ablanı çıldırtıp akıl hastanesine kapatmak, sevdiğimle rahatça buluşmak istiyordum der.

James, ablasını çocukluklarının geçtiği evlerine götürür. Ve ablasına,

- Ben bu durumu biliyordum. Ama ispat edemiyordum. Bana inanmazsın ve üzülürsün diye sana söyleyemiyordum. Bu sefer Jack’in pişkinliğine artık dayanamadım. Hem de evlilik yıl dönümüzde. O gece onları sarmaş dolaş gördüm. Ve artık dayanamadım. Gidiyorum dedim, ama gitmedim. Malikane’de saklandım. Bu ihanetin bedelini ödemeleri ve seninde gerçekleri görmen gerekiyordu. Yalanları gün yüzüne çıkmalıydı. İşte ablacığım! Sana en son sürprizim bu oldu. Özür dilerim.

Yazan : Melodi AKÇAY

Yorum Yapın

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sitelerim: En Yeni Yemek Tarifleri En Yeni Dantel ornekleri Not Defterim